Adnan Oktar’ın 25 Ekim 2017 tarihli A9 TV canlı yayınından
Bazı kimseler neden Atatürk hakkında yalan söylüyorlar?
İZLEYİCİ SORUSU: Atatürk'ümüzün dinsiz olduğu söyleniyor. Oysa ki onun sayesinde şu an camilerimizde ezan okunuyor. Mesela deniliyor ki, Atatürk işte Kur'an bilmez. Oysa ki Kur'an da onun sayesinde okunuyor. Mesela Türkçe meali ne yayınladı kendisi? Bizleri daha iyi anlayabilmemiz için. Sonuçta biz Arapça bilmeyiz. Türkçe meali neden yayınlandı? Bizler okuyalım, anlayalım, dinimize daha bağlanalım diye. Benim bunu mantığım almıyor. Ben bir Atatürkçü kişi olarak bunu soruyorum ben sizlere.
ADNAN OKTAR: Güzel yüzlüm, senin gibi insanların sayısı Türkiye'de yaklaşık en az 82 milyon falandır. Gönlün çok rahat olsun. Bir avuç kıtibiyoz var. Manyak zaten, çoğu esrarkeş çıkıyor, homoseksüel falan, üçkağıtçı, sahtekar. Manyak takımı, yani oturup onları kale almana gerek yok, adam yerine de koymana gerek yok. Bir de korkak ve avanak tiplerdir onlar çok. Cılız bir kafaya sahip, titrek tiplerdir. Gelene ağam, gidene paşam derler. Sen hiç kafanı takma. Bak, en az yüz bin gençlere röportaj yapmışızdır. En az yüz bin. Bir tane biz Atatürk karşıtı biriyle karşılaşmadık. Yok öyle bir şey. Vardı kıyıda-köşede fakat hepsini eğittik, anlattık. O delice düşüncelerinden kurtuldular.
Atatürk din karşılığı değil, bilakis Mehdi mukaddemesidir, bir nevi Mehdi'dir Atatürk. Düşün, bir kere Kuran'ı okumayı bilmezsin. Arapçasından okuyor, Arabi harfleri biliyor, Bediüzzaman'ın dostuydu. Ve birçok din aleminin dostuydu. Birçok müftü efendinin dostuydu Atatürk. Osmanlıcası mükemmeldi. Kuran'ı da Arapçasından mükemmel okuyan bir insandı, hutbe de veren bir insan. Mesela o hutbe verdiğinde camide namaz kılıyor. Namaz kıldığına dair fotoğraf yok. Hutbeyi yapan adam, camide hutbe okuyan insan namaz kılmaz mı? Camiye zaten abdest alıp geliyor, namaz kılmaya geliyor. Dolayısıyla onlar laf. Onlara hiç itibar etmeye gerek yok.
Bir kere Elmalı Tefsirini yazdırdı. En büyük tefsir. En meşhur tefsirdir. Buhari-i Şerif. Buhari'yi tercüme ettirdi. En muteber hadis-i kitabı. Sürekli kalp hizasında Kuran taşıyordu Atatürk. Hemen hemen her gece Hafız Efendiler'i çağırtıp Kuran okutuyor. Kuran'dan acayip zevk alan bir insan Kuran'ın okunmasından. Ve onları açıklattırıyor Hoca efendilere. Şu ayet ne anlama geliyor, şu sure ne anlama geliyor. Bir kısmı da korkuyor tabii Hoca efendiler. Estağfurullah Paşam siz daha iyi bilirsiniz diyor. O da anlat diyor.
Atatürk bak içiyordu, açık mesela rakı içiyordu. Ama gizlemiyordu öyle, hani sezdirmeden falan değil. Çorumdan iri leblebi getirtiyormuş mesela böyle. Masaya koyuyor, bütün milletin, hatta Atatürk Orman Çiftliğinde paravan çekmişler içerken. Sakın demiş, benim milletin beni olduğu gibi görsün, benim saklım-gizlim yok. Niye gizliyorsunuz demiş. Açın demiş, bütün milletin gözü önünde içiyordu. Birçok Osmanlı döneminde, zaten Osmanlı'da içmeyen yoktu neredeyse. Osmanlı döneminde, Atatürk içiyordu diyor, peki öbürleri içmiyor muydu? Hemen hemen tamamı içiyordu, bana içmeyen birini söylesinler. Abdülhamid başta olmak üzere. Abdülhamid başta olmak üzere hepsi içiyordu hemen hemen. Onun için bıraksınlar bunu.
Atatürk çok kibar bir kere, çok kaliteli bir delikanlı. Çok zeki ve klas. Süper klas böyle. Kıyafetler janti. Hareketler üslup, nezaket, adap, edep. Ben söyleyeyim, son 300 yılda böyle delikanlı gelmedi Osmanlı'ya. Bu kadar yakışıklı, bu kadar kibar, bu kadar adabı-edebi bilen, bu kadar nezaketli bir delikanlı geldiyse bana haber versinler, yoktur. Atatürk kaba dayıydı, o da pek üstünde durulmuyor. Çok sıkı kaba dayıydı. Bayağı cesurdu Atatürk. Kaç defa tehdit ettiler, kaç defa vurmaya kalktılar, zehirlemeye kalktılar, hiç umurunda bile değildi. İdam fermanıyla aranıyordu idam, hiç umursamıyordu. Müthiş cesurdu Atatürk.
Onun için milletin içinden çıkar öyle cins tipler. Hiç kale almaya gerek yok. Say say bitmez. İlahiyat Fakültelerini Atatürk kurdurdu. İlahiyat Fakültelerini, İmam Hatip Liselerini Atatürk kurdurdu. Bunlar ne konuşuyor? Diyanet İşleri Başkanlığı'nı kurdurdu. 70 Bin cami var. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın en büyük müessese. Cumhuriyeti'nin en büyük müessesidir, Diyanet İşleri Başkanlığı, Atatürk kurdurdu. Onun için bunlara cevap vermeye bile gerek yok.
Ha ağzı yırtılması gereken varsa ağızlarını yırtarız ayrı mesele. Bize söylesinler. Kanunla, hukukla ağzını ta kulağının dibine kadar yırtarız. Atatürk'e karşı ağzını bozan olursa. Kanunla, hukukla ağzını kulağının dibine kadar yırtarız. Sıkıysa yapsınlar bir görelim. Öyle bir şey olmaz.
SUNUCU: Atatürk'ün cep Kuran’ının resmini görebiliriz.
ADNAN OKTAR: İki tane Atatürk'te, bir de siyah kaplı olan var.
SUNUCU: Dua ederken imamlarla?
ADNAN OKTAR: Bütün Hoca Efendileri tanıyordu. Bütün müceddid hocaları tanıyordu. Gayet de kibardı, içli kibar bir insandır Atatürk.
O İran Şeyhini-Şahını bir karşılaması var. Videoyu göster.
SUNUCU: Atatürk'ün şıklığını da görebiliriz.
ADNAN OKTAR: Kardeşim böyle kıyafet şu anda bile yok. Yaklaştır bakayım. Böyle şık delikanlı bana bir göstersinler. Şu kıyafetin uyumuna bak. Hep İngiliz kumaşı. Jilet gibi tabii duruşlar falan, hareketler. Baksana klaslığa. Şimdi böyle bir delikanlıya rastlamak mümkün mü? O devirde üstelik bak, en güzelinden giyiniyor.
SUNUCU: Videoyu da görebiliriz. İran Şahı.
VTR- Zatı Şahanelerini Türkiye'de kabul ettiğinizden dolayı çok mesut ve bahtiyarız efendim. Çok teşekkür ederiz efendim. Çoktan beridir teşrifi şahanelerinizi intizar ediyorduk efendim. Büyük hasretle ve derin samimiyetle, çok mesuduz ki, o mülakat güne maluk olmuş bulunuyoruz. Çok teşekkür ederim. Arkadaşlığımız çok eski zamandan, çok eski senelerden beri başlamış bulunuyor. Bunu şahsen birbirimizi tanımak suretiyle şüphesiz çok kuvvetlendireceğiz efendim. Hiç şüphe yok efendim. Biz de tüm memleketçe aynı fikir ve kanaatteyiz efendim. Arzu buyurursanız yukarıları görelim efendim.
ADNAN OKTAR: Şu kibarlığa bak. Tam salon delikanlısı. Var mı böyle delikanlı? MaşaAllah.