"Allah'ın varlığının apaçık delillerini görebilmek 2" belgeselinden
İman hakikatleri
Dünyada sürekli olarak çevrenizde gördüğünüz canlı veya cansız sayısız varlığın sizi Allah'a yakınlaştırmak için yaratıldığını hiç düşündünüz mü?
Muhtemelen birçoğunuz evrendeki varlıkların birer iman hakikati olarak yaratıldıklarını duymuşsunuzdur. Ancak tarihte yaşamış salih müminlerin çok önem verdikleri bu iman hakikatlerine peki siz ne kadar önem veriyorsunuz?
Örneğin evinizin bahçesinde olan bir ağacın, bu ağacın üzerinde yuva yapan kuşların veya bu kuşların beslendikleri küçük canlıların her biri kusursuz birer yaratılışa sahiptir. Halbuki insanların çoğu bu örneğimizdeki gibi her an çevrelerini kuşatan sayısız yaratılış deliline karşı son derece duyarsız kalmaktadır. Bir tür alışkanlık onların hayatlarında karşılaştıkları birçok mucizeyi görmelerini engellemektedir. Bunun önemli bir sebebi insanlara alışkanlıklarını ortadan kaldıracak ve onların düşünmelerine vesile olacak yaratılış delillerinin anlatılmamasıdır.
İşte bu filmde sizleri Rabbimize yakınlaştıracak olan iman hakikatlerinin önemi anlatılacaktır. Umulur ki bu belgeselimiz sizlerin Allah'ın büyüklüğünü ve kudretini bir kez daha kavramanıza vesile olur.
İçinde yaşadığımız evreni detaylı bir şekilde incelersek, bizleri hayrete düşüren pek çok kompleks sistem ve sayısız hassas denge ile karşılaşırız. Dünyamızı aydınlatıp ısıtan ve bize en uygun mesafede bulunan güneş, bizleri dış tehlikelerden koruyan atmosfer, Güneş sistemini var olduğu günden beri bir arada tutan büyük fiziksel kuvvetler. Kupkuru bir toprağın yağmurla canlanması ve içinden farklı pek çok renkte binlerce bitkinin çıkması evrendeki eşsiz sistem ve hassas dengelere verebileceğimiz örneklerden sadece birkaçıdır.
Bunların haricinde kendi vücudumuzda, canlılarda, doğada ve denizlerin derinliklerinde tesadüfen oluşması imkansız daha pek çok sistem ve yapı vardır. Benzeri olmayan bu sanatın ve aklın sahibi, her şeyi örneksiz ve en güzel bir şekilde yaratan Yüce Allah'tır. Bu bilince sahip olan bir insan etrafında gördüğü her şeyde kendisine Allah'ı hatırlatan sayısız delille karşılaşır. İşte bizlere Allah'ı hatırlatan her delil aslında birer iman hakikatidir.
İslam alimlerinin “hakaik-i imaniye” şeklinde ifade ettikleri bu konu, insanları imana yönelten, Allah'ın varlığına ve birliğine delil oluşturan, O'nun üstün kudret, ilim ve sanatını gözler önüne seren her türlü yaratılış gerçeğini, bilgiyi ve delili kapsar. Bu bakımdan iman hakikatleri, insanları Allah'a içten yönelterek düşünmelerini sağlayan hikmetli delillerdir. Bu deliller üzerinde derin tefekkür eden her vicdanlı insan Allah'ın varlığını ve büyüklüğünü açıkça görerek iman edebilir. İman edenler ise imam hakikatleri sayesinde Allah'ı daha yakından tanıyarak ona duydukları imanı, sevgi ve korkularını daha da artırabilirler. Allah, Kuran'da yeryüzünde pek çok iman hakikati olduğunu ve bunlar üzerinde düşünülmesi gerektiğini şöyle bildirmektedir:
“Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılmasında, geceyle gündüzün art arda gelişinde, insanlara yararlı şeylerle denizde yüzen gemilerde, Allah'ın yağdırdığı ve kendisiyle yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiği suda, her canlıyı orada üretip yaymasında, rüzgârları estirmesinde, gökle yer arasında boyun eğdirilmiş bulutları evirip çevirmesinde, düşünen bir topluluk için gerçekten ayetler vardır.” (Bakara Suresi, 164)
Ancak iman hakikatlerini görebilmek, görmekten öte bunlara hikmet gözüyle bakıp ders çıkarmak bazı insanlar için söz konusu olmamaktadır. Bu kişiler için iman hakikatleri çok önemli olmayan hatta sıra dışı konulardır. Hayvanlar, bitkiler, yeryüzü ve evren hakkında neden, niçin gibi sorular sorarak düşünmek bu insanların alışık olmadığı bir düşünce tarzıdır. Bu mantığa sahip insanlara göre yeryüzünde olup biten ve var olan her şey alışıla gelmiş ve sıradandır.
Kuşlar uçar çünkü kanatları vardır. Suyunu gübresini verirsen her bitki büyür gibi alışkanlıkla yapılan açıklamalar bu insanların çevrelerinde bulunan yaratılış delillerini görmelerini ve bunlar üzerinde akıl ve vicdanlarıyla düşünmelerini engellemektedir. Bu gaflet hali de bazı insanları gördüklerinden etkilenmeyen, her şeyi yüzeysel değerlendiren ve manevi açıdan duyarsız insanlar haline getirmektedir. Yüce Rabbimiz bir Kuran ayetinde bazı insanların düştüğü bu gaflet halini şöyle bildirmektedir:
“Göklerde ve yerde nice ayetler vardır ki üzerinden geçerler de ona sırtlarını dönüp giderler.” (Yunus Suresi, 105)
Bu gafletten kurtulabilmenin en etkili yolu ise iman hakikatlerini akıl ve vicdanla değerlendirmek ve bunlar üzerinde düşünmektir. Ancak burada düşünmekten kastettiğimiz bazı insanların sandığı şekilde ne kadar muhteşem bir hayvan gibi sadece sözde kalan ezberlenmiş tepkilerden ibaret değildir. Yapılması gereken kapsamlı bir şekilde Allah'ın yarattıkları hakkında düşünmek, yaratılıştaki hikmet ve incelikleri tespit etmek ve böylelikle Allah'ın sonsuz ilmine, kudretine ve sanatına şahit olmaktır.