"Devlet ve Millet İçin Din Ahlakının Önemi" belgeselinden
ÇÖZÜM İMAN ZAFİYETİNİ ORTADAN KALDIRMAK
Toplumun kendini her türlü tehlikeden koruyabilmesi ve manevi değerlerin muhafaza edilebilmesi için toplumun her bireyinin manevi açıdan güçlenmesi gerekmektedir.
Açıktır ki günümüzde yaşanan toplumsal sorunların ve bunların sonucunda ortaya çıkan güvensiz, gerilimli ortamın asıl kaynağı iman zafiyetidir. İman zafiyeti insanların çoğunun Allah'ın varlığını ve birliğini bildikleri halde din ahlakına yeteri derecede önem vermeden yaşamalıdır. Pek çok insan dini değerlerden haberdar olmasına rağmen vicdanıyla düşünmez. Din ahlakını yaşamanın hem kendi nefsi hem de toplumsal açıdan aciliyetini fark edemez. Bu insanlar genellikle kendileri ihtiyaç istediklerinde hemen Allah'ı hatırlayıp ona yönelmelerine rağmen her şeyin iyi olduğu zamanlarda haşa Allah'a akıllarına bile getirmeyebilirler. Hiç şüphesiz bu çok hatalı bir davranıştır. Allah bir Kuran ayetinde bu insanların ahlaklarını şöyle haber vermektedir:
''İnsanlardan kimi Allah'a bir ucundan ibadet eder, eğer kendisine bir hayır dokunursa bununla tatmin bulur ve eğer kendisine bir fitne isabet edecek olursa yüzü üstü dönüverir. O dünyayı kaybetmiştir, ahireti de. İşte bu apaçık bir kayıptır.” Hac Suresi, 11)
Oysa her bireyin ve toplumun asıl ihtiyacı olan imanlarının kuvvetlenmesi ve bu yolla maneviyatlarının takviye edilmesidir. Bunun için de öncelikle yapılması gereken insanları iman zafiyetine düşüren, inançlarını zedeleyen, zihinlerini karıştırıp onları din ahlakına karşı yersiz kuşku ve şüphelere düşüren her türlü olumsuz etmenin fikren ortadan kaldırılmasıdır.
Bu konuda samimi olarak Allah'a iman eden insanlara sorumluluk düştüğü gibi, özellikle halka kolaylıkla ulaşma imkanı olan kurumlara da önemli bir sorumluluk düşmektedir. Bu kişiler, Allah'ın güç ve kudretinin farkında olan bireyler olarak daima Allah'ın şanını yüceltmeli, Allah'ın sınırlarına dikkat etmeli, din ahlakı ve mukaddesatla ilgili konularda son derece titiz ve dikkatli davranmalı ve her zaman sözün en güzelini söylemeye çalışmalıdırlar.
İnsanlara din ahlakının anlatılmasında güzel sözün kullanılması son derece önemlidir. Güzel söz, insanları Allah'a çağıran, Kuran ahlakına uymaya davet eden, olaylardaki hayır yönünü vurgulayan ve insanları umutsuzluğa düşmekten sakındıran sözdür. Kuran'ın pek çok ayetinde iman edenlerin güzel söz söylemeleri tavsiye edilmiştir. Ayetlerde Rabbimiz güzel sözün manevi açıdan ne kadar etkili olduğunu şöyle vurgulamaktadır:
“Görmedin mi ki Allah nasıl bir örnek vermiştir? Güzel bir söz, güzel bir ağaç gibidir ki onun kökü sabit, dalı ise göktedir. Rabbinin izniyle her zaman yemişini verir. Umulur ki onlar öğüt alır, düşünürler.” (İbrahim Suresi, 24-25)
Kuran'da güzel sözün önemine açıkça değinilmiş olmasına rağmen, günümüzde bazı yazı ve televizyon programlarında olması gerekenden farklı bir üslup kullanılabilmektedir. İnsanları endişeye düşürmeyen, mukaddesata ve dini değerlere karşı son derece saygılı, ümitvar, şevklendirici, destek verici, tartışmadan kaçınan bir üslup kullanılması son derece önemlidir.
Örneğin dünyanın çeşitli bölgelerinde meydana gelen olaylar ya da Müslümanların maruz kaldıkları bir zulüm genel hatlarıyla anlatılmakta, olumsuz detaylar verilerek hiçbir çözüm yolu gösterilmemektedir. Hatta kimi zaman bu gibi olaylar bilgi yetersizliğinden dolayı yanlış şekillerde bile yorumlanabilmektedir.
Söz konusu olay görünürde rahatsızlık verici olabilir ve buna bağlı olarak haberin içeriği de olumsuz gibi görünebilir. Ancak kullanılan üslup insanları ümitsizliğe düşürücü ve sıkıntıya sokucu nitelikte olursa insanların güç alabilecekleri maneviyatları zedelenebilir ve insanlar kurtuluşu ve huzuru başka yollarda aramaya başlayabilirler. Aklıselim sahibi kimselerin bu üsluptan şiddetle kaçınmaları gerekir.
Yazılı basında bazen karşımıza çıkan bu üslup aynı zamanda bazı televizyon programlarında da görülmektedir. Bazı programlar hem üslup olarak hem de içerik olarak insanlara fayda getirmeyecek ve boşa vakit geçirtecek nitelikte hazırlanmaktadır. Rekabet adı altında insanı düşünmekten alıkoyan ve maneviyatlarını geliştirmeyen, boş ve yararsız şeylere özendiren programlar yayınlanabilmektedir.
Oysa insanların ihtiyacı olan Allah sevgisi, Allah korkusu, O'nun üstün ilmini ve kadrini gösteren iman hakikatleri, güzel ahlak gibi konuların anlaşılmasıdır. Aksi takdirde pek çok insan manevi açıdan olumsuz yönde etkilenmekte ve çevresinde olan biten kötü olaylar karşısında ya karamsarlığa düşmekte ya da tepkisiz ve duyarsız bir hale gelebilmektedir.
Toplumun manevi açıdan güçlendirilmesi, din ahlakının en doğru ve en güzel şekilde anlatılması, dinsizliğin getireceği sorunların tek ve en etkin çözüm yoludur. Bunun için Allah'a iman eden her insan, kendi imkanları dahilinde çalışmalı, yazılı ve görsel basında da insanların maneviyatlarını güçlendirecek eğitici programlar düzenlemelidir. İman hakikatleri anlatılmalı ve bu yolla Allah'ın yaratmasındaki eşsiz akıl ve ilim gösterilmelidir. İnsanlara her olayın Allah'ın kontrolünde gerçekleştiği ve her olayın hayırlı bir tarafının olduğu devamlı hatırlatılmalıdır. Sıkça kullanılan karamsar üslup terk edilmeli, insanların geleceğe olumlu bakmalarını sağlayacak bir üslup kullanılmalı, hep sözün en güzeli ve hayırlı olanı tercih edilmelidir. Allah Kuran'da inanan kullarına kendi rahmetinden ümit kesmemelerini şöyle bildirmektedir:
“Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü kafirler topluluğundan başkası Allah'ın rahmetinden umut kesmez.” (Yusuf Suresi, 87)