HARUN YAHYA
logo
HARUN YAHYA

  • Tüm Eserler
  • Kitaplar
  • Makaleler
  • Videolar
  • Görseller
  • Sesler
  • Alıntılar
  • Diğer

Adnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
Harun YahyaAdnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
ESERLER
KitaplarMakalelerVideolarGörsellerSeslerAlıntılarDiğer
KONULAR
VatikanSosyalizmAydınlanma çağıFransız DevrimiDönmeSabetayistJakobenizmMasonik MedyaSiyasi SiyonizmJön Türkİttihat ve TerakkiAbdülhamitAnti-NaziDünya Siyonist ÖrgütüNuremberg KanunlarıMussolini1. Dünya savaşıAdolf EichmannGoyimRothschild HanedanıThink-TankCFRRockefellerSoğuk SavaşStalinEkim DevrimiSovyetler BirliğiBilderbergVietnamAIPACLobiFuarGüneydoğuYunanistanYeni Dünya DüzeniKızıldenizJeopolitikGaziVergiGümrük2023AntilopBoğaAvrasya İslam ŞuarasıNobel Barış ödülüHastaneSosyal Güvenlik KurumuAli BabacanTurgut ÖzalSuikastGaffar OkkanMuhsin YazıcıoğluRosette NebulaAstronomiGül
Harun Yahya © 2025
Harun Yahya © 2025
  1. Videolar
  2. Din ahlakı yaşanmazsa neler olur?

Din ahlakı yaşanmazsa neler olur?

Harun Yahya
33379
27 Kasım, 2015
Belgesellerden Seçme Bölümler
Tarih, Politika ve Strateji

"Devlet ve Millet İçin Din Ahlakının Önemi" belgeselinden 


DİN AHLAKI YAŞANMAZSA NELER OLUR?

 

Din ahlakının gereği gibi yaşanmadığı bir toplumda ilk önce temeli inançsızlık ve inkâr üzerine kurulu ideolojiler ve görüşler rağbet görür. Birçok sapkın ve batıl fikir kolaylıkla yayılma imkânı bulur. Bu durumun artması sonucunda da toplumun bireyleri, kendi benliklerinden ve sahip oldukları ortak kimlik ve değerlerden farkında olmadan uzaklaşmaya başlarlar. Ateizm ve dinsizlikle beslenen materyalizm gibi batıl fikir akımları ve komünizm gibi acımasız, saldırgan ideolojiler toplumun büyük kısmını önemli ölçüde sarar. Kısacası din ahlakının yokluğundan ortaya çıkan manevi boşluğu, bölücü ve dejenere fikir sistemleri doldurur.

Dikkat edilirse bir toplumun bunalıma girdiği ya da dinsizliği benimsemiş ideolojilerin başa geçerek halkı ezdiği, sömürdüğü zamanlarda aynı anda dini değerlerin ve din ahlakının da bilinçli olarak yok edilmeye çalışıldığı görülecektir. Bu bilinçli bir politikadır. Çünkü sömürünün devam etmesi için toplumun dini ve manevi değerlerden olabildiğince uzaklaştırılması gerekmektedir.

Din ahlakının yaşanmadığı toplumlarda ortaya çıkan bir başka sorun da insanların iyiyle kötüyü birbirinden ayırt etme anlayışlarının kaybolmasıdır. Bu durumda her bireyin kendine özgü iyi ve kötü kavramı ortaya çıkar ve bu kavramlar da zamanla insanların kişisel menfaatlerine göre şekillenmeye başlar.

Elbette bu çok tehlikeli bir durumdur. Çünkü böyle bir halde kişi toplum tarafından kınanmayacağını, yaptığından dolayı cezalandırılmayacağını düşünmeye başlayacaktır. Bu nedenle de kendini kötülükten sakındırmak bir yana, kötülük yapmayı alışkanlık haline getirecektir. Bu çarpık zihniyetin yaygınlaşması sonucunda toplumu içten kemiren rüşvet, hırsızlık, fuhuş, çatışmalar, adam kayırma ve devlete itaatsizlik gibi pek çok kötülük makul bir hale gelir ve önüne geçilmesi çok zorlaşır.

Allah'tan korkan ve samimi olarak din ahlakını yaşamaya çalışan bir insan ise, doğru olanın her koşulda Allah'ın razı olacağı güzel ahlaka göre hareket etmek olduğunu bilir.

Her zaman adaletli olmayı, milletini ve devletini sevmeyi ve ülkenin refahı için bir şeyler yapmayı kendine temel ilke olarak benimser. Öte yandan rüşvetin, haksızlığın, ahlaksızlığın, hırsızlığın, kaba kuvvetin, her türlü adaletsizliğin her zaman karşısında olur. Gücü ve imkanları dahilinde fikirleriyle bunlara karşı çıkar.

Din ahlakı, insanlar arasındaki yardımlaşma, dürüstlük, anlayış, adalet ve fedakârlık gibi erdemli davranışların temel kaynağıdır. Din ahlakının gereği gibi yaşanmadığı bir toplumda bu değerlerden hakkıyla söz edebilmek mümkün olmaz. Din ahlakı yoksa, adalet, dürüstlük, huzur ve güven de yoktur. Hiçbir insan hiçbir şekilde tatmin olmaz. Ortaya çıkan çarpıklıklarla ve yanlışlarla bir gün kendisi de karşılaşır ve dinsizliğin sonucuna kendi gözleriyle şahit olur. Allah bu gerçeği Kuran'da şöyle haber vermektedir:

“İnsanların kendi ellerinin kazandığı dolayısıyla karada ve denizde fesat ortaya çıktı. Umulur ki dönerler diye Allah onlara yaptıklarının bir kısmını kendilerine tattırmaktadır.” (Rum Suresi, 41)

İnsanı insan yapan ahlaki değerler geçerliliğini yitirdiğinde ve bunlara verilen değer kaybolduğunda toplumun her kesimi ve her bireyi kaçınılmaz bir şekilde bundan nasibini alır. Eğer birey sadece kendi kazancını ve rahatını düşünen, diğerlerini önemsemeyen olduğunda mutlaka bundan kendisinin de canı yanar. Ailevi değerler de zamanla ortadan kalkar. Ortaya çıkan sorumsuzluk ve başıboşluk hızla ailevi bağların yıpranmasına ve ailelerin kolaylıkla parçalanmasına neden olur. Oysa Nisa Suresi’nin ilk ayetinde Allah tüm insanlara akrabalık bağlarını koparmamalarını emretmiştir.

“Ey insanlar! Sizi tek bir nefisten yaratan, ondan eşini yaratan ve her ikisinden birçok erkek ve kadın türetip yayan Rabbinizden korkup sakının. Ve yine kendisiyle birbirinizle dilekleştiğiniz Allah'tan ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. Şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözeticidir.” (Nisa Suresi, 1)

 Din ahlakına gereken önemin ve değerin verilmemesinin bir başka tehlikeli sonucu da insanların ortaya çıkan güvensiz ortam nedeniyle yavaş yavaş psikolojik sorunlarla karşılaşmalarıdır. Suç oranlarındaki artış, içki ve uyuşturucunun yaygınlaşması, fuhuş patlaması ve bunlara ek olarak huzursuzluk ve çatışma ortamı toplumun psikolojik olarak yıprandığını gösteren en açık alametlerdir. Bu durumun doğal sonucu olarak birbirine güvenmeyen, saygı duymayan, sadece kendi geleceğini ve menfaatlerini düşünen ve kendinden başka insanları adeta yenilmesi gereken birer rakip olarak gören bireyler ortaya çıkar. Bu da suç örgütlerinin, mafyalaşmanın, katliamların yaygınlaşmasına sebep olur.

Öte yandan sosyal adaletsizlik ve ekonomik sıkıntı tarafından da beslenen bu gerinim ortamı, kısa bir süre içinde toplumsal bir isyanı ve cinnete dönüşür.

Tüm bu olumsuzluklar devletin oturmuş düzenini, istikrarını ve milletin yerleşik dokusunu hızla tahrip eder. Çünkü devlete ve millete bağlılık, vatan sevgisi gibi üstün vasıflar, gerçekte dini inançların kuvvetlenmesiyle gelişen özelliklerdir. Din ahlakından uzak ve dolayısıyla vicdani duyguları gelişmemiş bir insanın milletini, devletini sevmesi, devletine hizmet şuuruyla çalışabilmesi ve kendi vatandaşlarının hayrı için çaba gösterebilmesi mümkün değildir.

Bu şuurdaki bireylerin yetişmediği, yetişmiş olan bireylerin de bu vasıflarını kaybettiği bir toplum, şüphesiz ki varlığını sürdüremeyecektir. Çünkü toplumun temeli bireydir ve bireylerin şuursuzlaştığı bir toplum, yığın haline dönüşecektir.

Dini ve manevi değerlerin diplomasi alanında ve uluslararası ilişkilerde hiçe sayılması, toplumlar arası barış içinde ciddi bir tehdit oluşturur. Din ahlakının ortak değerlerini kabul etmeyen veya bu değerlere göre hareket etmeyen uluslar birbirleriyle uyumlu bir şekilde yaşayamazlar. Anlayış ve uzlaşma zemini kurulamayacağı için birbirleriyle çatışmaları ve bunun sonucunda yeryüzünde karmaşanın ve bozgunculuğun ortaya çıkması içten bile değildir. Allah ise yeryüzünde bozgunculuk çıkaranların kendi katındaki durumunu şöyle bildirmektedir:

“Demek iş başına gelip yönetimi ele alırsanız hemen yeryüzünde fesat, bozgunculuk çıkaracak ve akrabalık bağlarınızı koparıp parçalayacaksınız, öyle mi? İşte bunlar, Allah onları lanetlemiştir. Böylece kulaklarını sağırlaştırmış ve basiret gözlerini de kör etmiştir.” (Muhammed Suresi, 22-23)

Günümüzde birçok toplumda din ahlakından uzaklaşmanın ve yozlaşmanın yol açtığı sıkıntılar görülmektedir. Sorunların çözümünde bazı olumlu girişimler söz konusu olsa da sorunun temeli tam olarak teşhis edilemediği için bunlardan istenilen sonuçlar alınamamaktadır. Öncelikle yapılması gereken her bireyin manen bilinçlenmesini sağlamak ve vicdanıyla düşünmesine vesile olmaktır. Bunun da en etkili yolu insanların özlediği güven, refah ve huzur ortamının sadece din ahlakı ile gerçekleşebileceğinin anlatılmasıdır. Söz konusu toplumlardaki iman zafiyetinin ve eksikliğinin ortadan kaldırılması için çaba göstermektir. Allah bir ayette şöyle buyurmaktadır:

“Peki onlar Allah'ın dininden başka bir din mi arıyorlar? Oysa göklerde ve yerde her ne varsa, istese de istemese de ona teslim olmuştur ve ona döndürülmektedir.” (Al-i İmran Suresi, 83)

PAYLAŞ
logo
logo
logo
logo
logo
İNDİRMELER
mp3
mp4
mp4
mp4
youtube
Maneviyat
Milli birlik
İslamiyet