HARUN YAHYA
logo
HARUN YAHYA

  • Tüm Eserler
  • Kitaplar
  • Makaleler
  • Videolar
  • Görseller
  • Sesler
  • Alıntılar
  • Diğer

Adnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
Harun YahyaAdnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
ESERLER
KitaplarMakalelerVideolarGörsellerSeslerAlıntılarDiğer
KONULAR
VatikanSosyalizmAydınlanma çağıFransız DevrimiDönmeSabetayistJakobenizmMasonik MedyaSiyasi SiyonizmJön Türkİttihat ve TerakkiAbdülhamitAnti-NaziDünya Siyonist ÖrgütüNuremberg KanunlarıMussolini1. Dünya savaşıAdolf EichmannGoyimRothschild HanedanıThink-TankCFRRockefellerSoğuk SavaşStalinEkim DevrimiSovyetler BirliğiBilderbergVietnamAIPACLobiFuarGüneydoğuYunanistanYeni Dünya DüzeniKızıldenizJeopolitikGaziVergiGümrük2023AntilopBoğaAvrasya İslam ŞuarasıNobel Barış ödülüHastaneSosyal Güvenlik KurumuAli BabacanTurgut ÖzalSuikastGaffar OkkanMuhsin YazıcıoğluRosette NebulaAstronomiGül
Harun Yahya © 2025
Harun Yahya © 2025
  1. Videolar
  2. Derinlerin gizemi

Derinlerin gizemi

Harun Yahya
2121
26 Ekim, 2017
HD Belgeseller
İman Hakikatleri ve Yaratılış Mucizesi

DERİNLERİN GİZEMİ

 

-Dünya 4'te 3 oranında su oranına sahiptir. Bu sahip olduğu su ve denizler uzaydan bakıldığında ona masmavi bir görüntü sunar. Bu görüntünün içerisinde, suların içerisinde yaşayan binlerce, milyonlarca farklı türde balık bulunmaktadır. İşte bu belgeselde bu sayıları belki milyonları bulan balık çeşitlerini tanıyacak Allah'ın yaratma sanatını göreceksiniz.

Akıntıyla sürüklenen bu beyaz parçacıklar aslında minik canlılardır. Planktonlar denizlerde yaşayan en kalabalık canlı topluluğudur. Bunlar birbirinden farklı, çok çeşitli omurgasızlardır. Bu garip şekilli canlılar deniz yaşamındaki en temel besin kaynağını oluştururlar. 100 ton ağırlığındaki balinalardan denizanalarına kadar pek çok deniz canlısı için zengin bir protein kaynağıdırlar. Okyanuslar ilk bakışta fark edilmeyen bu canlılarla doludur.

Okyanus tabanında dikenli yumuşakçalar çoğunlukladır. Denizkestaneleri, denizyıldızları, denizhıyarları ve diğerleri. Bu canlılar deniz tabanını tarayarak besin ararlar.

 

Denizkestanesi

 

Denizkestanesi ilginç görünümlü bir omurgasızdır. Yumuşak bedenini düşmanlardan koruyacak bir kabuğu bulunmaz ama caydırıcı bir silahı vardır. Dikenler. Denizkestanesinin dikenleri hareketli hatta bazı türlerde zehirlidir ve 30 santim uzunlukta olabilmektedirler. Bedeninden uzuyan bu tüp ayaklar denizkestanesinin vazgeçilmez uzuvlarıdır. Esnek ve aynı zamanda emici özellikteki bu ayakları kullanarak kayalara rahatlıkla tutunur ve deniz tabanında dolaşabilir. Tüpler, kestanenin gözleri gibidirler. Işık, ısı ve sudaki titreşimleri hassas bir şekilde algılarlar. Akıntıyla sürüklenmekte olan planktonları denizkestanesi bu emici tüplerle yakalar. Bu tüpler aynı zamanda solungaç görevi görürler. Oksijen ve karbondioksit alışverişi burada gerçekleşir. Atık maddeler de yine tüplerden atılır. Kestanenin ağzı vücudun hemen altındadır. Algleri üzerinde dolaştığı kayaların üzerinden dişleriyle kazıyarak yer.

Denizkestanelerinin üremeleri çok ilginç bir andır. Yan yana geldiklerinde dişi yumurtalarını akıntıya bırakırken aynı anda erkek de siperlerini bırakır. Bu hücrelerin sayısı milyonlarcadır. Yumurta bulutları siper bulutlarıyla karışır. Karşılaşacakları zorluklar ve tehlikeler düşünüldüğünde bu kadar çok sayıda hücrenin bırakılmasının amacı da ortaya çıkar. Dişiden gelen genler erkekten gelen genlerle birleşir. Bu hücrelerdeki genlerin sayısı özellikle yarıya indirilmiştir. Böylece erkek ve dişiden gelen genler bir araya geldiğinde sağlıklı bir kestane hücresi oluşturulur. Dişi ve erkek hücreler birleştiğinde hücreler hemen bölünerek çoğalmaya ve özelleşmeye başlarlar. Bölünen ve özelleşen hücreler bir süre sonra larva haline gelir. Denizkestanesinin dikensi uzantıları, tüp ayakları, sindirim sistemi ve birbirinden farklı dokuları larva safhasında gelişmeye devam eder.

İşte larva safhasında bir deniztarağı. Bu da bir denizyıldızı larvası. Akıntılarla yeni yerlere seyahat ederken olgunlaşacak, denizaltındaki yaşamı devam ettirecekler.

Yumurta ve siperm hücrelerinin sayısını belirleyen kimdir? Zamanlamayı seçen, peki ya yumurta ve sipermin gen sayılarının yarım olmasına karar veren? Bu bilgilere deniz dibinde yaşayan bir hayvan, kendiliğinden sahip olamaz. Şüphesiz denizkestanesini şekillendiren ve yaşamının her aşamasını belirleyen sonsuz bilgi ve kudret sahibi Yüce Allah'tır.

 

Denizyıldızı

 

Denizaltı canlılarından bir diğer yumuşakça da denizyıldızıdır. Deniz tabanında kollarıyla hareket eder. Güvenli bir tutunma için kollarına özel emici kaplar yerleştirilmiştir. Böylece istediği yere tırmanabilir. Planktonları yakalayıp yiyebilmesi ise yine kollarındaki emici kaplar sayesinde mümkündür. Denizyıldızı kollarını hareket ettirmek için hidrolik basınç yöntemini kullanır. Tıpkı iş makinelerinde ağır yüklerin ve kolların hareketinde olduğu gibi. Denizyıldızı kollarının içinde uzunlamasına yer alan tüp biçimli ayaklara sahiptir. Bunlar sıvıyla dolu olan bir iç boru sistemine bağlıdır. Kaslar, boruları sıkıştırdığında oluşan hidrolik basınç sıvıyı ayaklara gönderir. Böylece hidrolik basınç tüp ayaklarda dalga hareketi oluşturur.

-Evet, burada denizyıldızı var. Bir tane daha var burada. İkisi de yan yana şu şekilde gösteriyorum. Yani şu an elimin üzerinde hareket ediyorlar çok yavaş bir şekilde. Beş tane koluyla, fiberoptik ayaklarıyla suyun içerisinde hareket edebiliyorlar.

Kolların içindeki sıvı basıncı sayesinde ayaklar bir ileri bir geri uzanır ve denizyıldızı istediği yere ilerler. Kusursuz bir plana sahip bu tasarım iman eden insanlar için bir yaratılış delilidir. Câsiye suresinde Yüce Allah canlılar üzerinde düşünmemiz gerektiğini şöyle bildirmiştir:

Şeytandan Allah'a sığınırım: 

“Sizin yaratılışınızda ve türetip yaydığı canlılarda kesin bilgiyle inanan bir kavim için ayetler vardır.” (Casiye Suresi, 4)

Atnalı Yengeci

 

-Oldukça heyecan verici bir türün yanındayım. Çünkü bu tür çok çok eskilere dayanıyor mazisi. Kambriyen dönemi canlılarından bir atnalı yengeci var burada. Şimdi ben onu alacağım elime. Evet, bu canlı böyle dışında da görüyorsunuz kocaman bir kabuğu var. Dışında kuyruğu var. Bu Kamryen'den günümüze gelen bir canlı ve eklem bacaklı. Ve 500 milyon yıldır hiç değişmeden günümüze gelmiş bir tür. Bakın burada bir tane daha var. Evet, biraz rahatsızlık veriyorum ama kusura bakmasın. Şöyle bir tür. Bu arkadaki çıkıntılarda birbirlerine tutunarak suyun içerisine hareket edebiliyorlar. Günümüzdeki fosillerine de baktığınızda aynı şekli göreceksiniz.

Köpek balığı yumurtası görüyorsunuz. Zebra köpek balığının yumurtası bu. Zebra köpek balığı yavrusunu bunun içerisine bırakıyor ve yavru büyüyüp bunun içerisinden çıkarak hayata merhaba diyor.

 

Nautilus

 

Nautilus, 500 milyon yıldır hiçbir değişikliğe uğramadığı fosilleriyle ispatlanmış, evrim teorisini tek başına çürütmeye yeten canlı bir yaratılış kanıtıdır. Adını Jules Verne'in ünlü romanındaki Denizaltı'ndan alan bu canlı, etkileyici tasarımıyla bilim adamlarının ilgisini çekmektedir.

Kabuklu salyangozlardan farklı olarak kabuğunun içinde özel odacıklar bulunur. Yeni doğmuş bir nautilusta dört, yetişkinde ise otuz kadar odacık vardır. Canlı en dıştaki odada yaşar. Diğer odacıkların görevi tıpkı bir deniz altında olduğu gibi canlının belli derinliklere inebilmesi için hava tutup bırakmaktır. Böylece Nautilus 500 metre ve 1200 metre derinlik arasında rahatlıkla yüzebilir. Nautilus bu odacıklara hava doldurarak yükselir, havayı boşaltarak da derine iner. Peki bu havayı nereden bulur? Bu soruyu araştıran bilim adamları mucizevi bir sistemle karşılaşmıştır. Nautilusun vücudunda biyokimyasal yolla özel bir gaz üretilmektedir. Bu gaz, odacıklardaki su ile yer değiştirmektedir.

İnsanoğlunun 20. yüzyılda denizaltında kullanmaya başladığı bu teknik, milyonlarca yıldır Nautilus tarafından kullanılmaktadır. Nautilus hareket etmek için başka bir ilginç teknik kullanır. Jet itiş tekniği. Kabuğunun içine aldığı suyu kollarının altındaki delikten dışarı üfler. Nautilusun kabuğu kamuflaj yapmasına olanak sağlar. Kamuflajda zıt gölgeleme olarak tanımlanan bu teknikte, yukarıdan bakan biri için kabuğun üst yüzeyini kaplayan koyu çizgiler nautilusu görünmez kılar. Aşağıdan bakan bir canlı için ise açık renkli alt tarafı su yüzeyiyle aynı renktedir.

Şüphesiz Nautilus'un ne kendi kendine gaz üretecek bir kimyasal tepkimeyi bilmesi ne de bu tepkimeyi gerçekleştirecek yapıyı kendi vücudunda kurması mümkündür. Kabuğunun kompleks yapısını da ne o ne de tesadüfler tasarlamıştır. Bu benzersiz üstünlükteki tasarım her şeyi örneksiz yaratan Allah'ın eseridir. Allah'ın Bedi, yani örnek edinmeksizin yaratan sıfatı bir Kuran ayetinde şöyle haber verilir:

“Gökleri ve yeri bir örnek edinmeksizin yaratandır.”

 (En’am suresi, 101)

Mürekkep Balığı

 

Mürekkep balığı çok kompleks bir göz yapısına sahiptir. Bu durumda avını kaçırması söz konusu değildir. Gözleriniz çevreyi ne kadar iyi görürse o kadar fazla saklanmak zorunda kalırsınız. On kolu vardır ve hepsi de kaslı emme ağızlarına sahiptir. Yavaş ya da hızlı yüzebilir. Başının altındaki çıkış deliğinden püskürttüğü suyla hareket eder. Mürekkep balığı suyu dirençle karşılaşmadan kolayca yararak gitmesine olanak veren hidrodinamik şekliyle en hızlı deniz canlıları arasındadır. Bazı türleri saatte 30 km hızla yüzebilmektedir. Bu kadar hızlı olabilmesinin sırrı vücudunu bir ağ gibi ören protein lifleridir. Bu liflerin esnekliği ve sağlamlığı sayesinde suyun hızlı bir şekilde dışarı atılabilmesi sağlanır.

Burada dikkati çeken çok önemli bir nokta vardır. Günümüzün itmeli jet motorlarının çalışma prensibi de mürekkep balığıyla aynıdır. İnsanlığın 20. yüzyılda taklit etmeye başladığı bir teknik, milyonlarca yıldan beri mürekkep balığı tarafından kullanılmaktadır.

 

Ahtapot

 

Ahtapot, sekiz kollu bir avcıdır. Diğer hayvanlardan saklanmak için ise ilginç bir yöntem kullanır. Kamuflaj. Derisini oluşturan hücreler çevreye otomatik olarak uyum sağlar ve bir ayna gibi vazife görerek renk ve doku açısından ortamı taklit ederler. Ahtapotun gözleri çok iyi görür. Çevresindeki değişiklikleri çok iyi fark eder. Böylece derisinin rengini ve desenini çevreye göre değiştirir. Deri kromotofor denilen özel renk hücreleri ile kaplıdır. Sinir sistemi ile harekete geçirilen küçük kaslar kasılarak bu hücreleri ortaya çıkarırlar ve derisi koyulaşır. Kaslar gevşediğinde ise hücreler küçülür ve derinin rengi açık hale gelir. Farklı renk hücreleri farklı renk pigmentleri taşır ve sayısız renk birleşimi ve deseni oluşmasına imkan verir.

Ahtapotların en sık avladığı canlı yengeçtir. Kendilerini tehlikeli makas kollardan korumakta ustadırlar. Dişleri ise yengecin kabuklarını kırabilecek güçtedir. Hareketli kaslardan ibaret olan bu avcı üstün özellikleriyle kendini en iyi şekilde saklayabilen mükemmel bir canlıdır. Ahtapotun kendini diğer canlılardan saklama ihtiyacını hissetmesi ve daha sonra özel renk hücrelerini derisinin üzerine yerleştirmiş olması mümkün değildir. Ahtapot'un sahip olduğu bu üstün kamuflaj sistemi, şüphesiz her şeyin bilgisine sahip Yüce Allah'ın kusursuz yaratışına bir örnektir.

 

Mersin Balığı

 

-Şimdi bakın, burada bir mersin balığı var. Ben size mersin balığının hem fosilini hem de canlısını yan yana gösteriyorum. Bu mersin balığının fosil ve canlısı. Şöyle yakından da bakabilirsiniz. Bir tane daha geçiyor, onu da alttan göstereyim şöyle. Mersin balıkları az tuzlu sularda yaşayan, milyonlarca yıl öncesinden günümüze kadar gelmiş ve fosillerle de kanıtlandığı üzere hiç değişmeyen canlılardır. Zaten değişen hiçbir canlı yoktur. Elimde gördüğünüz fosil de Çin'den çıkartılmış, 150 milyon yaşında bir fosil. Az önce de gördüğünüz gibi yaşayan türler arasında hiçbir fark yok.

 

Aslan Balığı

 

Bu bir aslan balığı. Bu saldırgan görünümü hiç de blöf değil. Gerçekten çok tehlikeli bir canlı. Aslan balığının sırtındaki yüzgeçler zehirli dikenler taşır. Bu dikenler saldırı durumunda koruma sağlar. Avını yüzgeçlerini kullanarak istediği yere yönlendirir, köşeye sıkıştırınca da ağzına doğru çeker. Aslan balığının bu çekici görünümü bir yandan avının dikkatini çekerken diğer yandan yem olmasına sebep olmaktadır.

-Allah bizim vücudumuzu her an atmosfer basıncına uygun şekilde yaratmıştır. Belki farkında değilsiniz ama şu an her santimetre kareme vücudumda 1 kilogram atmosfer basıncı olmaktadır. Denizlerde ise durum daha farklı. Denizlerde her 10 metrede bir basınç bir kat daha artar. Yani oldukça kuvvetli bir basınç canlıların vücuduna sirayet eder. Bunu anlamak için gelin hep beraber daha derinlere doğru yol alalım.

Güneş ışığı okyanusun yalnızca ilk 100 metre derinliğine ulaşabilir. Güneş ışığını kullanarak fotosentez yapan canlılar bu derinliklerde bulunurlar. Mercan resifleri böyle zengin bir canlılığın mekanıdır.

150 metre derinliğe inildiğinde fotosentez imkansız hale gelir. Hiçbir bitkiye rastlanmaz. Ancak yüzeyde yaşayan canlıların artıklarıyla beslenen hayvanlara rastlarsınız. Örneğin süngerler. Bunlar bitki gibi görünmelerine rağmen organize bir hayvan kolonisidir.

Okyanusun 300 metre derinine indiğimizde devamlı bir eğimle karşılaşırız. Buna kıtasal eğim denir. Bu eğim sahilden 250 kilometre açığa kadar devam eder. Bu eğimi takip ettiğimizde 4 kilometre derinliğe ulaşırız. Bu derinlikte su sıcaklığı artı 4 derecenin altına düşer. Basınç ise yüzeydeki basıncın 400 katına ulaşır. Bu derinlikte yüzeyden ulaşan bir ışık yoktur. Zifiri karanlıktır. İlk bakışta canlılığın olmadığı bir çöl görüntüsüyle karşılaşırız. Ancak sabırla göz gezdirdiğimizde ilginç canlılar bir bir ortaya çıkmaya başlar. Canlılık bu yüksek basınçta bile sürmektedir. Bu ilginç balıkların yaşam sistemleri özellikle bu çok yüksek basınçta yaşamak üzere tasarlanmıştır.

Birazdan izleyeceğiniz balıkları ilk defa göreceksiniz. Su üstüne daha önce hiç çıkmamış efsane balıklar.

 

Derin denizlerin dev deniz anası, Stygiomedusa gigantea

 

Kendisi hakkında çok az bilgiye sahip olduğumuz bu dev denizanası, okyanusların bilinen en büyük yırtıcı omurgasızlarındandır. Bu muhteşem görünüşlü canlı yaklaşık 100 yıl kadar önce ilk defa yakalandı ve o günden bu yana sadece 100 adet gözlemlendi. Coğrafik olarak Antarktika dışındaki her okyanus tabanında görüldü. Stygiomedusa gigantea isimli bu dev denizanasının ilginç bir özelliği, dokungaçlarının olmaması, dokungaç yerine ağzının uzantısı olan 4 tane çok büyük kolu bulunuyor. Bu kollarını plankton ve küçük balıkları sarıp yakalamakta kullandığı tahmin ediliyor. Sindirimin ise bu uzun kollarının içindeki kanallarda gerçekleştirildiği düşünülüyor. Bu muhteşem denizanasının gövdesi bir metreye, kolları ise on metrenin üzerine kadar çıkabiliyor. Bu karanlık sularda yiyecek bulmak ve başkaları tarafından avlanmamak için çevreyi çok iyi görebilmek gerekir. Bazı canlılarda bu hayati sorun görünmezlik taktiğiyle çözülmüştür. Stygiomedusaların kırmızımsı renkleri kamuflaj yapmasına yardımcı olur. Çünkü kırmızı ışık derin denizlere kadar inemez ve kırmızı renk yansıtılmadığı için derinliklerde kaybolur.

Derin Denizlerdeki Ürkütücü Gözler

 

Baykuş Balığı, Vampir Mürekkep Balığı,  Rattail Balığı, Uzun-Burunlu Çemçe Balığı, Kristal Çift Ayalkı, Büyük Benek Karidesi, Macropinna Microstoma-Fıçıgöz, Kaygan Başlı Balık, Derinsu Fener Balığı, Dover Dilbalığı, Kılıçkuyruk Mürekkep Balığı, Parlak Gevşek Çene, Sekiz Kollu Mürekkep Balığı, Ray Troll Balığı.

 

Tripod Balığı

 

Tripod balığı okyanus dibinde dolaşmak yerine olduğu yerde beklemeyi tercih eder. Göğsünün iki yanındaki yüzgeçleri uzun uçlara sahiptir. Arka kuyruğu ise aşağı doğru uzanmış hâldedir. Böylece tıpkı üçayağı üzerinde duruyormuşçasına özel bir görünüme sahiptir. Deniz tabanında bu şekilde saatlerce yakınından geçecek bir yiyeceği bekler. Tripod balığının küçücük gözleri neredeyse tamamen kördür. Başının arkasında iki uzun anteni bulunur. Böylece sudaki en ufak hareketi bile hassas bir şekilde algılar. Tripod balığının tasarımı bir akıl ürünüdür. Yüce Allah bu canlıyı yaşadığı ortamdaki ihtiyaçlarına uygun olarak şekillendirmiştir. Bu hassas antenler, Yüce Allah'ın yaratma sanatının sonsuz örneklerinden biridir. Allah bize zatını bu ve benzeri yaratılış örnekleri ile tanıtmaktadır. Bir Kuran ayetinde Allah'ın yeryüzünün her köşesindeki varlığa hakim olduğu şöyle haber verilir:

“Karada ve denizde olanların tümünü O bilir. O bilmeksizin bir yaprak dahi düşmez. Yerin karanlıklarındaki bir tane, yaş ve kuru dışta olmamak üzere hepsi ve her şey apaçık bir kitaptadır.” 

(En’am Suresi, 59)

Dumbo Ahtapotu

 

 İşte okyanusun derinliklerinin bir sürprizi daha. Uçan ahtapot Dumbo. Kafasının iki yanındaki yüzgeçleri filkulaklarını andırdığı için Dumbo adı verilmiş.

Sanki derinliklerde uçan bir fil gibi süzülüyor. Boyutları ise bir basket topu kadar. Kollarının arkasındaki ağ yapı sayesinde fazla bir güç sarf etmeden suda uçarcasına hareket ediyor.

 

Oltacı Balığı

 

Bu derin ve karanlık sularda avlanmak için balıklar özel sistemlerle de donatılmıştır. 4000 metre derinlikte yaşayan bu balığa oltacı balığı adı verilmiştir. Çünkü balıkçıların balıkları cezbetmek için çarpıcı renkli oltalar kullanmaları gibi bu balıkta avını çekecek bir yöntem kullanır. Başının hemen üstünde uzanan ışıklı bir oltası vardır. Örneğin bir mürekkep balığı için bu parıltı çok ilgi çekicidir. Bunu bir minik balık zanneder.

Oltacı balığının sergilediği avlanma yöntemi üstün bir akıl ürünüdür. Balığın hücrelerinde istediği gibi ışık üretebilmesi, sonra da bunu dilediği şekilde kullanması mümkün değildir. Bu sistem, onu yaratan Yüce Allah'ın eseridir.

 

Şeffaf Başlı Macropinna Microstoma

 

Macropinnna balığı büyük yüzgeçleri, küçük bir ağzı ve dikkat çekici gözleri olan koyu renkli küçük bir balık. Bu videoda gördüğünüz iki yeşil küre, boru şeklindeki gözlerinin mercekleri. Gözlerinin arkasında ise geniş kabuklar var. Gözleri şeffaf bir kalkan içinde bulundu. Genellikle macropinna balığı suyun içinde hareketsiz bekler. Sabit durabilmek yüzgeçlerin sayesinde olur. Ancak bu bekleyiş sırasında yemek bulmak için üstündeki suları sürekli tarar. Bir av gördüğünde ağzını görüntü açısına almak için gözlerini döndürebilir. Ayrıca onu avlayabilecek hayvanlardan da kaçabilmek için de yine aynı şekilde gözlerini döndürebilir. Bu müthiş tasarımdaki canlıyı, avlanma ve savunma sistemlerini yaratan, üstün ve güçlü olan Yüce Allah'tır.

 

Derin Sularda Yaşayan Fener Balığı

 

Derin sularda yaşayan küçük fener balıkları genel olarak kırmızı ve pembe tonlarında, bazıları ise mavi renkli olurlar. Bilim adamlarına göre daha iri ve yaşlı görünümlü olan balıklar kırmızı tonlardayken, olgunlaşmamış balıklar mavi renklidir. Canlı olarak nadir gözlemlenebilen bu balık, okyanus yüzeyinin yaklaşık 7500 ila 18 bin metre altında yaşar. Bu küçük canlılar, tehlikeyle karşılaştığında dakikada iki metreden daha yüksek bir mesafe kat edebilir.

Derin sularda yaşayan fener balığı, sığ sularda yaşayan cinslerinde sık görülen, yürümeye benzer bir harekete de sahiptir. Bilim adamları bu yürüme hareketinin yüzmekten daha az enerji harcadığı için ve etrafındaki deniz suyunu daha az hareketlendirerek yakında bulunması muhtemel bir avcıyı rahatsız etmediği için önemli olduğunu belirtiyorlar.

Fenerbalıklarının ortak yeteneği avlanmak için balık tutabiliyor olmasıdır. Fenerbalığı illicium adı verilen sırt yüzgeç izinin ucundan tam ağzının üzerine doğru esca denilen bir yem sarkıtıdır. Bu muhteşem avlanma sanatı yüce Allah'ın yaratmasıdır.

-Okyanusların derinleri adeta bir gösteri yeri gibidir. Binlerce farklı tasarımda canlıyı artık günümüzde gözlemleyebiliyoruz. Binlerce yıldır saklı kalmış bu canlıların bugün artık yüz üstüne çıkması, insanların ulaştığı teknolojiyle artık gözlemlenebilir olmasının çok büyük bir anlamı vardır. Bu, Rabbimizin ne kadar sonsuz, yüce bir kudrete ve ilme sahip olduğunun göstergesidir.

“Yerin bitirdiklerinden, kendi nefislerinden ve daha bilmedikleri nice şeylerden bütün çiftleri yaratan Allah çok yücedir.” 

(Yasin Suresi, 36)
 

PAYLAŞ
logo
logo
logo
logo
logo
İNDİRMELER
mp3
mp4
mp4
mp4
zip
zip
Canlılar
Derin düşünme
Hayvanlar Alemi
Mavi Gezegen
Okyanus
youtube