Güzellik Dini İslam - 5. Bölüm - İslam Sevgi Dinidir
DAMLA PAMİR: Merhaba değerli izleyenlerimiz, Güzellik Dini İslam programımıza hoş geldiniz. Kutsal kitabımız Kuran'dan ve Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav)’in yaşamından ve hadislerinden örneklerle İslam dinindeki güzel ahlak modelini anlattığımız programımızda ben Damla Pamir,
EMRE ACAR: Ve ben Emre Acar, yeniden sizlerle beraberiz, inşaAllah.
Önceki bölümlerimizde İslam'ın Allah'ın sonsuz merhamet ve şefkatinin yeryüzünde tecelli ettiği huzur ve barış dolu bir hayatı insanlara sunmak için indirilmiş bir din olduğundan bahsetmiştik. Allah'ın tüm insanları yeryüzünde merhametin, şefkatin ve barışın yaşanabileceği model olarak İslam ahlakına çağırdığını hatırlatmıştık.
DAMLA PAMİR: Bugün de programımızda, İslam'ın sevgi dini olduğunu, İslam ahlakında sevginin önemini anlatacağız. Ayrıca müminlerin birbirlerine ve tüm yaratılanlara karşı duydukları sevgiden de bahsedeceğiz, inşaAllah.
Günümüzde en önemli sorunlardan biri sevgisizliktir. Sevgisizlik ve beraberinde gelen güvensizlik aslında tüm dünyada yaşanan savaşların, katliamların, bencilliğin, kısacası dünyada yaşanan çöküntünün önemli sebeplerinden birisidir.
EMRE ACAR: Oysa Allah evreni sevgi üzerine kurmuştur. Hayatın anlamı iman ve sevgidir. Allah sevmeyi ve sevilmeyi sever. Yeryüzünün bu kadar sanatlı olması renklerin çeşitliliği, doğanın estetiği, bitkilerin, çiçeklerin, hayvanların güzelliği tamamen Allah'ın kullarına olan sevgisindendir. Yeryüzündeki su da Allah'ın sevgisinden, Allah'ın ikramıdır.
DAMLA PAMİR: Bildiğiniz gibi İslam kelimesi “sin” ve “selam” kökünden türeyen bir kelimedir. Sin; barış, güven, huzur ve sevgi. Selam da; mutluluk, esenlik ve güvenlik demektir. Bu nedenle Müslüman sevgiyi, muhabbeti isteyen bir ruha sahip kişidir. Dünya üzerinde insanlar arasında gerçek bir dostluk ve ittifak sağlayabilecek tek güç ancak imandır. İman, Allah sevgisini beraberinde getireceği için bu, tüm insanlarla çok olumlu ve güzel bir etki yapar. Bir Müslümanın Allah için yaptığı her şey de yine sevgi temellidir. Çünkü sevgi olmadan din yaşanmaz. Sevgi farzdır.
EMRE ACAR: Müminler birbirlerini araya hiçbir çıkar ya da menfaat beklentisi katmadan, halis niyetle ve sadece Allah rızası için severler, Allah rızası için dost olurlar. Hesap gününden korkan müminler, dostluklarıyla dünyada başlayıp ahirette sonsuza kadar devam edecek sağlam bir ittifakın temelini atmış olurlar. Temeli Allah sevgisine ve Allah korkusuna dayalı olan bu bağın bozulması Allah'ın dilemesi dışında hiçbir şekilde mümkün olamaz. Müslümanın sevgisiyle Allah'a yönelmesi onun tecellilerini de sevmesini sağlar. Tüm insanları ve canlıları Allah'ın yarattığını bilir ve her şeyi Allah'ın tecellisi olarak görür ve Allah'a olan muhabbetini ve sevgisini tecellilerine de gösterir. İman edenlerin insan, çocuk, hayvan ve çiçek sevgilerinin çok güçlü olmasının nedeni budur. İman eden bir insan baktığı her şeyde Allah'ı görür. Allah rızası için sevdiğinden baktığı tüm güzelliklere sevgi duymaktan kendini alamaz. Bu sevgi Allah aşkından kaynaklanan doğal bir ruh halidir ve tutkulu imanla, akılla, derinlikle, fedakarlıkla ve çok yüksek ahlakla kazanılır.
DAMLA PAMİR: Bu bilinçle hareket eden bir kişi gördüğü her güzellik karşısında Allah'ı tesbih eder. Allah rızası için muhabbet, sevgi duyar. Müminin sahip olduğu bu üstün ahlaka Kuran'da şöyle bir örnek verilmektedir, şeytandan Allah'a sığınırım: “Biz Davud'a Süleyman'ı armağan ettik. O ne güzel kuldu. Çünkü o daima Allah'a yönelip dönen biriydi. Hani ona akşama yakın bir ayağını tırnağa üstüne diken, öbür üç ayağıyla toprağa kazıyan yağız atlar sunulmuştu. O da demişti ki, ‘gerçekten ben mal veya at sevgisini Rabbimi zikretmekten dolayı tercih ettim.’ Sonunda bu atlar koştular ve toz perdesinin arkasına saklandılar. ‘Onları bana getirin’ dedi. Sonra onların bacaklarını ve boyunlarını okşamaya başladı.” (Sad Suresi, 30-33)
Ayetlerden de anlaşılacağı üzere müminlerin sevgilerinin kaynağında Allah aşkı ve Allah'ı zikretme amacı bulunur. Hz. Süleyman (as) örneğinde olduğu gibi Allah'ın tecellilerinden alınan derin zevki ancak Allah'ı aşkla seven müminler anlar.
EMRE ACAR: İma edenlerin kadınlara bakış açılarını da imanları şekillendirir. İnananların kadınlara duydukları saygı ve sevgi de bu nedenle çok derindir, inşaAllah. İman etmeyen kişilerde ve bağnazlarda kadını baskı altına alma, saygı ve sevgi duymama, değer vermeme çok yaygındır. Bu kişiler kadınları kendilerince sadece temizlik yapan, hizmet eden ikinci sınıf bir varlık olarak görürler. Hatta kadının kişiliğinin, ahlaki özellik ve yeteneklerinin fiziksel yapısıyla orantılı olarak daha sınırlı olduğu gibi bir yanılgıya kapılmışlardır -tüm kadınları tenzih ederim- Samimi Müslümanlar ise, Allah'ın Kuran'da bildirdiği gibi kadınların toplum içerisinde korunup-kollanmaları, hak ettikleri saygı ve sevgiyi görmeler için toplumsal yaşamda alınması gereken tedbirleri Kuran ayetleriyle tüm insanlara gösterirler. Kuran ayetlerini hayata geçirerek tüm davranışlarını kadınların lehine düzenler ve kadınların zarara uğramalarını, ezilip yıpratılmalarını önleme amaçlı taşırlar. Kadınların imanlarını, sağlıklarını, neşelerini ve ilimlerini arttırmalarına vesile olacak yollar bulurlar. Kadınları Allah'ın en güzel tecellilerinden biri olarak görür ve dünyanın en değerli varlıkları ve süsü olarak değerlendirirler, inşaAllah.
DAMLA PAMİR: Tabii ki bizler de her konuda olduğu gibi bu konuda da Peygamber Efendimiz (sav)’in üstün ahlakına örnek almalıyız. Allah, güzeller güzeli Peygamberimiz (sav)’in hayatının müminler için örnek olduğunu Kuran'da şöyle haber vermektedir, şeytandan Allah'a sığınırım: “Andolsun sizin için Allah'ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah'ı çokça zikredenler için Allah'ın Resulü'nde güzel bir örnek vardır.” (Ahzab Suresi, 21)
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav)’in kadınlara gösterdiği özen ve sevgi birçok hadiste ve rivayette görülmektedir. Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur, Muhammed bin Ümeyr, Bekker bin Kerdem ile başka birisinden naklen Ebu Abdullah'ın Cafer Sadık (as) şöyle dediğini rivayet eder: “Hz. Peygamber (sav) buyurdu ki: ‘Benim göz aydınlığım namazda, has kaynağımda kadınlarda karar kılındı.’”
Bir diğer rivayette ise Peygamberimiz (sav)’in kadınlara verdiği değer şöyle belirtilmiştir, Muhammed bin Yahya, El Aktar, Abdullah bin Muhammed, Ali bin Hakem, ve Ömer bin Yezid aracılığıyla rivayet etti. Ebu Abdullah Cafer Sadık (as) buyurdu ki: “Kadınlara karşı sevgisi çoğalmadığı sürece bir kimsenin imanının artacağını düşünmüyorum.”
EMRE ACAR: Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)’in tüm insanlığa örnek olan sevgisi, şefkati, merhameti ve müminler olan düşkünlüğü, çocukları olan tavrı da çok yoğun olarak görülür. Peygamberimiz (sav), hem kendi çocukları ve torunları hem de ashabının çocukları ile çok yakından ilgilenmiş. Doğumlarından isimlerinin konulmasına, sağlıklarından ilimlerinin artmasına, giyimlerinden oynadıkları oyunlara kadar onlar için tavsiyelerde bulunmuş. Hatta bizzat yol göstermiş ve ilgilenmiştir. Peygamberimiz (sav)yeni doğan bebeklere, çocuklarına, torunlarına ve ashabının çocuklarına hep dua etmiştir. Onları severken ya da onların oyunlarını izlerken onlar için Allah'tan hayırlı ve huzurlu bir ömür, iman, ilim ve hikmet istemiştir.
DAMLA PAMİR: Peygamber Efendimiz (sav), zaman zaman çocuklarla oyun oynayarak ilgilenmiş ve çocuğu olan onunla çocuklaşsın diyerek anne babalara çocuklarıyla ilgilenmelerini tavsiye etmiştir. Birçok sahabe Peygamberimiz (sav)’in çocukları nasıl sevdiğini, onlarla nasıl ilgilendiğini ve oyunlar oynadığını aktarmıştır. Mesela Hz. Enes (ra) Peygamberimiz (sav)’in çocuklarla şakalaştığını şöyle bildirmiştir, Hz. Enes (ra): “Resulullah (as)çocuklarla şakalaşmada insanların en önde olanıydı.”
EMRE ACAR: Bir diğer sahabe olan Hz. Bera (ra) ise Peygamberimiz (sav)’in çocuk sevgisini bizzat kendi ifadesiyle aktarmıştır. Peygamberimiz (sav) kızı Hz. Fatıma (ra)’a şöyle derdi: “Haydi, şu oğullarımı çağır bana. Ondan sonra o ikisini göğsüne basar koklardı.”
Kız çocuklarının doğar doğmaz öldürüldükleri bir dönemde Peygamber olarak görevlendirilen Hz. Muhammed (sav)’in kız çocuklarını da erkek çocuklarından ayırmamak gerektiğini, kız çocuklarını öldürmenin günah olduğunu bildirmiş ve hepsine eşit sevgi ve ilgi göstererek topluma da güzel bir örnek olmuştur. Peygamberimiz (sav)’in kız çocuklarındaki güzel özellikleri ve önemini vurguladığı bir sözü şöyledir, Allah Resûlü (sav)buyurmuştur: “Çocuklarınıza eşit davranın. Farklı davranacak olsanız dahi kızlarınızı üstün tutun.”
DAMLA PAMİR: Peygamber Efendimiz (sav)’in, sevgisinin asıl kaynağı Allah'a duyduğu derin sevgidir. Güzeller güzeli Peygamberimiz (sav), yüce Allah'ın üstün yaratmasının eseri olan çocuklara sevgi ve şefkat gösterilmesinde kendi asabına ve tüm müminlere “küçüklerimize şefkat etmeyen bizden değildir” sözleriyle öğütlemiştir, maşaAllah.
Elbette din ahlakını yaşamayan insanların gerçek anlamda sevgiyi hissetmeleri, sevmeleri ve sevilmeleri imkansızdır. Gerçek sevginin karşılıklı olarak yaşanması için bir insanın her şeyden önce Allah'ı derin bir sevgiyle sevmesi ve Allah'ın sevgisini kazanabileceği bir ahlak göstermesi gerekir. Allah sevdiği kullarının kalbine bir sevgi verir ve diğer insanların kalbinde de onlara karşı bir sevgi kılar.
EMRE ACAR: Müslümanlar tüm insanları severler. Kuran'da ehli kitap olarak isimlendirilen Yahudilere ve Hristiyanlara karşı bakış açıları da son derece adil, merhametli ve sevgi doludur. Çünkü Allah Kuran'da şöyle bildirmektedir, kovulmuş şeytanından Allah'ım sana sığınırım: “Allah sizinle din konusunda savaşmayan, sizi yurtlarınızdan sürüp-çıkarmayanlara iyilik yapmanızdan ve onlara adaletli davranmanızdan sizi sakındırmaz. Çünkü Allah adalet yapanları sever.” (Mümtehine Suresi, 8)
DAMLA PAMİR: Kuran ahlakını yaşayan müminler, yaratılmış olan diğer tüm varlıkları Allah'a olan derin sevgileri ve bağlılıklarıyla doğru olanları olarak severler. İnsanlara olan sevgilerindeki ölçü, onların Allah'ın emrettiği ahlakı üzerlerinde ne derece taşıdıklarıdır. Allah'ın emir ve yasaklarına en fazla titizlik gösteren, O'nun emrettiği ahlakı en güzel şekilde yaşayan kimselere karşı derin, karşılıksız ve bitmeyen bir sevgi beslerler. İman edenlerle yaşadıkları dostluğun ahirette sonsuza dek süreceğini bilmeleri de bu sevgilerine güçlü ve daimi kılar. Rabbimiz müminler arasında kurduğu sevgi bağını bir ayette şöyle bildirmektedir, şeytandan Allah'a sığınırım: “İman edenler ve salih amerlerde bulunanlar ise, Rahman olan Allah onlar için bir sevgi kılacaktır.” (Meryem Suresi, 96)
EMRE ACAR: Müslümanların birbirini sevmesi farzdır. Günümüzde Müslüman ülkeler, mezhepler ve cemaatler arasındaki ayrılıkların sebebi Kuran'da Allah'ın öğütlediği şefkatin, sevginin, affediciliğin, korumacı ruhun Müslümanların arasında gerektiği gibi yaşanmıyor olmasıdır. Aynı dine mensup, aynı Allah'a inanan, aynı peygamberi seven insanların detaylardaki farklılıklardan dolayı birbirlerinden kopmuş olması deccalın bir fitnesidir, şeytani bir tuzaktır. Şeytan, dinin özünde var olan sevgiyi, merhameti Müslümanların birbirine göstermesine engel olmak için Hz. Adem (as)’dan bu yana çaba göstermektedir. Bu fitneyi dağıtmanın yolu da Müslümanların birbirini sevmesi, birleşmesi, ittifak ederek Kuran'daki yardımlaşma, fedakarlık ruhunu uygulamaya geçirmesidir. Rabbimiz Al-i İmran Suresi’nin 103. ayetinde şöyle buyurmuştur, şeytandan Allah'ım sana sığınırım: “Allah'ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın.'' diye Müslümanlara emir vermiştir. Sımsıkı birbirimize sarılıp, yardımlaşıp, destek vererek fitneyi fikirden dağıtmak üzerimize farzdır.
DAMLA PAMİR: Dünyanın dört bir köşesinde Müslümanlar şehit ediliyor, zulüm görüyor ya da açlık ve sefalet içinde yaşıyorlar. Kadınlar, küçük bebekler, çocuklar, yaşlılar sırf Müslümanların birbirlerini yeterince sevmemesi, birleşmemesi, İslam ahlakının sevgi dolu, şefkatli, güçlü ruhunun tesis edilmemesi sebebiyle perişan bir halde kurtuluşu bekliyorlar. İslam alemi acı içerisindeyken Müslümanların kurtarılması, bu şerrin ortadan kaldırılması her Müslümanın öncelikli görevidir. Rabbimiz Nisa Suresi’nin 75. Ayetinde, şeytandan Allah'a sığınırım: “Size ne oluyor ki Allah yolunda ve Rabbimiz bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar, bize katından bir veli, koruyucu sahip gönder, bize katından bir yardım eden yolla diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına gayret etmiyorsunuz?” diye yalvaran insanların durumlarını bildirerek Müslümanları vicdanlarını kullanmaya çağırmaktadır. Bu fitnenin ortadan kalkması için İslam alemi aynı Allah'a, aynı peygambere, aynı dine mensup olduğunu hatırlamalı, birbirine sevgiyle bağlanmalı ve kardeşler olarak zorda kalanları bulundukları durumdan çekip kurtarmak için birleşmelidir.
EMRE ACAR: Rabbimiz Saf Suresi’nin 4. Ayetinde: “Şüphesiz Allah kendi yolunda sanki birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak mücadele edenleri sever” diyerek istediği, sevdiği olması gereken modeli farz olanı bizlere açıkça bildirmiştir. Müslümanlar veli ahlaklı insanlardır, inşaAllah. Allah'ın dostları, Allah'ın yardımcıları, yeryüzünde sevgiyi yayacak üstün ahlak sahibi kişilerdir. Birbirimizin velisi, dostu ve yardımcısı olduğumuzu unutmamalıyız. Birbirimizi sevmeliyiz, şefkat duymalıyız, mezhep ayrımı, cemaat ayrımı gözetmeksizin birlik olmamız, şeytanın nifakını, deccalın fitnesini bozacaktır, inşaAllah.
Değerli izleyenlerimiz, programımızı sevgili Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav)’in bir hadisiyle kapatmak istiyoruz. Haftaya İslam dilinin güzelliklerini anlatmaya devam edeceğiz, inşaAllah.
DAMLA PAMİR: Allah tüm Müslüman alemine, ülkemize ve elbette tüm dünyaya sevgi ve barış dolu, güzel ve mutlu bir haftanızı beklesin inşaAllah. Hoşça kalın.
“Birbirinize sırt çevirmeyiniz, birbirinize kin tutmayınız, birbirinizi kıskanmayınız, birbirinizle dostluğunuzu kesmeyiniz. Ey Allah'ın kulları, kardeş olunuz.” (Müslim İhya'u Ulum'id-Din Huccetü'l-İslam, İmam Gazali, cilt. 2, s. 407)
A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500