Güzellik Dini İslam - 7. Bölüm - Kuran'ın Bilime verdiği önem
DAMLA PAMİR: Merhaba değerli izleyenlerimiz. Ben Damla Pamir,
EMRE ACAR: Ve ben Emre Acar. Güzellik Dini İslam programımızın yeni bölümünde sizlerle birlikteyiz. Kutsal kitabımız Kuran-ı Kerim'den ayetlerle ve sevgili Peygamberimiz (sav)'in hadislerinden ve bizzat kendi yaşantısından örneklerle İslam dininin güzelliklerini anlattığımız programımıza hoş geldiniz.
DAMLA PAMİR: Bugün sizlere İslam dininin bilime verdiği önemden bahsetmek istiyoruz. Bildiğiniz gibi Allah bundan 14 asır önce tüm insanlara yol gösterici olarak Kuran-ı Kerim'i indirdi. İnsanlar İslam'la birlikte saygıyı, sevgiyi, merhameti, adaleti ve medeniyeti öğrendiler. Kuran'daki hikmetlerle aydınlandılar. Allah, şeytandan Allah'a sığınırım, Peygamber Efendimiz (sav)’e vahyettiği: “Yaratan Rabbin adıyla oku. O, insanı bir alaktan yarattı. Oku. Rabbin en büyük kerem sahibidir ki o kalemle yazmayı öğretendir. İnsana bilmediğini öğretti.” (Alak Suresi, 1-5) ayetleriyle insanları okumaya ve düşünmeye davet etmiştir.
İslam'ın ilk emri gereği Müslümanlar da okudular, öğrendiler ve ilim sahibi oldular. Peygamber Efendimiz (sav) de şüphesiz “ilim öğrenmek erkek kadın her Müslümana farzdır” diyerek ilmin bir ibadet olduğuna dikkat çekmiştir.
EMRE ACAR: Kuran'da göklerin, yerin, dağların, yıldızların, bitkilerin, hayvanların, geceyle gündüzün meydana gelişinin, yaratılışımızın, yağmurun ve yaratılmış daha birçok varlığın üzerinde düşünmeye ve bu varlıkları incelemeye çağrılırız. Bunları incelediğimizde ise tüm varlıklarda Allah'ın yaratma sanatını görürüz. Böylece bizleri ve tüm evlerini yoktan yaratan Rabbimizin gücünü gereği gibi takdir edebiliriz. Bilim, evreni ve içindeki tüm varlıkları incelemenin ve Allah'ın yaratma sanatını keşfederek insanlığa açıklamanın yollarından biridir. Dolayısıyla din, bilimi Allah'ın yaratışındaki detaylara ulaşmada bir yol olarak benimser ve bu nedenle bilimi teşvik eder.
DAMLA PAMİR: İslam dini, akıl ve vicdan dinidir. İnsan, aklı ile Allah'ın bildirdiği gerçekleri görür ve vicdanını kullanarak gördüklerinden sonuç çıkarır. Akıl ve vicdan sahibi bir insan, kendisine hiçbir bilgi verilmese bile evrendeki herhangi bir varlığın özelliklerini incelediğinde bunu üstün bir akıl, ilim ve güç sahibinin yarattığını anlar. Dünyada yaşamın meydana gelebilmesi için gereken binlerce koşuldan sadece birkaçını görmesi bile dünyanın, insanların yaşayabilmeleri için özel olarak yaratılmış bir gezegen olduğunu kavraması için yeterlidir. Akıl ve vicdan sahibi bir insan dünyanın tesadüfen oluşmadığını da anlar, kısacası aklını ve vicdanını kullanarak düşünen her insan Allah'ın varlığının delillerini tüm açıklığıyla görebilir. Allah, Al-i İmran Suresi’nde Müslümanları göklerin ve yerin yaratılışı üzerine düşünen insanlar olarak şöyle tarif etmektedir, şeytandan Allah'a sığınırım: “Onlar ayaktayken, otururken, yan yatarken Allah'ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunu düşünürler. Ve derler k: ‘Rabbimiz sen bunu boşuna yaratmadın, sen pek yücesin, bizi ateşin azabından koru.’” (Al-i İmran Suresi, 191)
EMRE ACAR: Bilimsel çalışma yapmak bir Müslüman için çok önemli bir ibadettir. Ayetlere baktığımızda temel bilim dallarının hepsine Kuran'da işaret edildiğini görürüz. Mesela Kuran'da astronomi bilimi şöyle teşvik edilir, kovulmuş şeytandan Allah'ım sana sığınırım: ''O, biri diğeriyle tam bir uyum içinde yedi gök yaratmış olandır. Rahman'ın yaratmasında hiçbir çelişki ve uygunsuzluk göremezsin. İşte gözünü çevirip gezdir. Herhangi bir çatlaklık görüyor musun?'' (Mülk Suresi, 3)
Bir diğer Kuran ayetinde de astronomi biliminin yanı sıra yeryüzünün ve yer şekillerinin incelenmesi, yani jeoloji bilimi de teşvik edilir, kovulmuş şeytandan Allah'ım sana sığınırım: “Üzerlerindeki göğe bakmıyorlar mı? Biz onu nasıl bina ettik? Ve onu nasıl süsledik? Onun hiçbir çatlığı yok. Yeri nasıl döşeyip yaydık? Onda sarsılmaz dağlar bıraktık ve onda göz alıcı ve iç açıcı her çiftten bitirdik. Bunlar içten Allah'a yönelen her kul için hikmetle bakan bir iç göz ve bir zikirdir." (Kaf Suresi, 6-8)
DAMLA PAMİR: Kuran'da botanik yani bitki bilimine de dikkat çekilmiştir. Şeytandan Allah'a sığınırım: “O gökten su indirendir. Bununla her şeyin bitkisini bitirdik. Onlardan bir yeşillik çıkardık. Ondan birbiri üstüne bindirilmiş taneler üretiyoruz. Ve her hurma ağacının tomurcuğundan da yere sarkmış salkımlar, birbirine benzeyen ve benzemeyen üzümlerden, zeytinden ve nardan bahçeler kılıyoruz. Meyvesine, ürün verdiğinde ve olgunluğa eriştiğinde bir bakıverin. Şüphesiz inanacak bir topluluk için bunda gerçekten ayetler vardır.” (Enam Suresi, 99)
Rabbimiz ayrıca Kuran'da, şeytandan Allah'a sığınırım: “Sizin için hayvanlarda da elbette ibretler vardır.” (Nahl Suresi, 66) ayette buyurarak hayvanların da incelenmesi gerektiğini haber vermiştir.
EMRE ACAR: Arkeoloji ve antropoloji bilimlerini işaret eden bir Kuran ayeti ise şöyledir, kovulmuş şeytandan Allah'ım sana sığınırım: “Yeryüzüne gezip dolaşmıyorlar mı? Böylece kendilerinden öncekilerin nasıl bir sona uğradıklarını görsünler.” (Rum Suresi, 9)
Gördüğünüz gibi Allah Kuran'da Müslümanlara bilimin her türlüsünü tavsiye etmektedir. Tüm evreni Allah yaratmıştır. Ve bilim bu yaratılmış varlıkları incelemenin yöntemlerindendir. Dolayısıyla dinin ve bilimin çatışması düşünülemez. Aksine İslam dini bilimi teşvik eder. İslam tarihindeki büyük bilimsel ilerlemede bu teşvikin önemini açıkça göstermektedir.
DAMLA PAMİR: Materyalistler ise bilim karşısındaki ilgilerini gizleyebilmek için hemen her zaman dinin bilimle çatıştığını iddia ederler. Hatta materyalist yayınlarda dinin tarih boyunca bilime karşı olduğu, bilimin ancak din terk edildiğinde gelişebileceği gibi gerçek dışı senaryolar aktarılır. Oysa İslam ve bilim tarihine bir göz atmak bile bu iddiaların yanlışlığını görmek için yeterlidir. Kuran'ın uğruyla ve sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)’in tebliğiyle birlikte İslam küçük bir şehir olan Medine'den çıkarak birkaç on yıl içinde Afrika'dan Orta Asya'ya kadar yayılmıştır. Ve Müslümanlar İslam'la onurlandıktan sonra bir dünya imparatorluğunun yönetir hale gelmişlerdir. Bu imparatorluğun en önemli yönlerinden biri de o döneme kadar tarihte eşi görülmemiş bir bilimsel yükselişe sahne olmasıydı. İslam tarihine baktığımızda Kuran'la birlikte Orta Doğu coğrafyasına bilimin de girdiğini görürüz. Avrupa'nın bilimsellikten uzak karanlık çağları yaşadığı bir devirde, İslam dünyası tarihin o döneme kadar gördüğü en büyük bilim mirasını Allah'ın izniyle oluşturmuştur.
EMRE ACAR: İslam'dan önce Araplar türlü batıl inanışa ve hurafeye inanan, evren ve doğa hakkında hiçbir gözlem yapmayan bir toplumdu. Ancak İslam diniyle birlikte bu toplum medeni gelişmiş, bilgiye önem verir hale gelmiş ve Kuran'ın emirlerine uyarak evreni ve doğayı gözlemlemeye başlamıştır. Sadece Araplar değil, İranlılar, Türkler, Kuzey Afrikalılar gibi pek çok toplum İslamiyet'i kabullerinin ardından aydınlanmıştır. Allah'ın Kuran'da insanlara öğrettiği akılcılık ve gözlemcilik özellikle 9. ve 10. yüzyıllarda büyük bir medeniyetin doğmasına yol açmıştır. Bu dönemde yetişen çok sayıda Müslüman bilim adamı, astronomi, matematik, geometri, tıp gibi bilim dallarında çok önemli keşifler gerçekleştirmiştir. Elbette ki bu bilimsel yükselişin sırrı Kuran'ın Müslüman bilim adamlarına öğrettiği bilim ve akıl disiplinidir. Sonsuz bilgi sahibi olan Allah'ın insanlara nasip ettiği akıl ve bilinç, İslam medeniyetinde, dünya tarihinde daha önce örneği görülmemiş büyük bir bilimsel yükseliş başlatmıştır.
DAMLA PAMİR: Bilimsel çalışmaların Avrupa'ya aktarılmasına önemli bir yeri olan ve Müslüman bilim adamlarına çoğunun yetiştiği Endülüs, özellikle tıp alanında çok büyük yeniliklerin ve atılımların beşiği olmuştur. Müslüman hekimler modern tıbbın temelini oluşturacak önemli keşiflerde bulunmuşlardır. Örneğin bugün kullandığımız onluk sayı sistemini ve rakamları geliştirenler Müslüman matematikçilerdir. Müslüman bilim adamları astronomik gözlemlere de büyük önem vermişlerdir. Çağdaş astronomi onların yöntemlerine dayanarak doğmuştur. Cebir ve trigonometri de Müslüman matematikçilerin buluşudur. İslam dünyasının dört bir yanındaki görkemli mimari eserler bu bilimsel altyapı sayesinde meydana getirilmiştir.
EMRE ACAR: Dünyanın ilk modern hastaneleri İslam dünyasında kurulmuştur. Müslüman hastanelerinde farklı tipteki hastalıklar için ayrılmış özel bölümler oluşturulmuş ve bilimsel tedavi yöntemleri geliştirilmiştir. Müslüman doktorların insan anatomisi üzerindeki çalışmaları da tam 600 yıl boyunca Avrupa'nın tıp fakültelerinde temel kaynak olarak kullanılmıştır. Materyalist ve ateist çevreler ne kadar çaba gösterirlerse göstersinler açık olan bir gerçek vardır. Bilime konu olan tüm varlıkları ve sistemleri yaratan Allah'tır. Dolayısıyla din ve bilimin samimi ve akılcı olarak uygulandıkları sürece daima uyum içerisinde oldukları çok açık bir gerçektir. Bu açık uyumun bir göstergesi de geçmişte ve günümüzde yaşayan, buluşlarıyla insanla önemli hizmetler vermiş Müslüman bilim adamlarıdır. Dilerseniz Kuran'ın ışığında bilime yönelerek günümüze kadar yansımış başarılar elde eden Müslüman bilim adamlarından birkaçını tanıyalım.
DAMLA PAMİR: Kimya biliminin kurucusu sayılan Cabir bin Hayyan. Zamanının en büyük bilim adamlarından biri olan El Harezmi. Büyük astronomi ve matematik alimi Fergani. Matematik, astronomi ve coğrafya alimi Battani. Cerrahinin başlı başına bir bilim dalı haline gelmesine vesile olan tıp doktoru Endülüslü Zehravi, Orta Çağ'da yetişen en büyük İslam fizikçisi İbni Heysem. Dünya'nın en büyük bilim adamlarından biri olarak kabul edilen Biruni ve yine Dünya'daki bütün ilim çevreleri tarafından Dünya'nın gelmiş geçmiş en değerli bilim adamı olarak kabul edilen İbni Sina. Tüm Müslüman bilim adamlarının ortak yönü Yüce Rabbimizin sonsuz ilminin delillerini inceleyip onun kudretini daha iyi kavrayabilmeye verdikleri önemdir. Size birkaçını saydığımız bu Müslüman bilim adamları sadece bilimsel çalışma yapmakla kalmamış, evrendeki detayları gördükçe Allah korkularını arttırmak ve insanlara Allah'ın mutlak varlığını tanıtmak için çalışmalarını büyük bir şekle devam ettirmişlerdir. İlmin bu Müslüman öncüleri, Yüce Rabbimizin yarattığı muhteşem mekanizmaları gözler önüne sererken, aynı zamanda tabiatı ilahlaştıran -Allah'ı tenzih ederiz- batıl inanışları da ilmi olarak yok etmeyi amaçlamışlardır. Kuran ayetlerinde yer alan bilgileri incelemiş, bunların sırlarını keşfetmek amacıyla bilimi doğru bir şekilde kullanmışlardır.
EMRE ACAR: Batı medeniyetine baktığımızda ise çağdaş bilimin doğuşunun yine Allah inancı üzerine kurul olduğunu görürüz. Batı toplumu Müslüman bilim adamlarının çalışmalarını ve eserlerini kendilerine kaynak almıştır. Bilimsel devrimci olarak bilinen 17. yüzyıl Allah'ın yarattığı evreni ve doğayı keşfetme niyetiyle araştırma yapan bilim adamlarıyla doludur. Bu dönemde İngiltere, Fransa gibi ülkelerde kurulan tüm bilim enstitüleri Allah'ın kanunlarını keşfederek onu tanımak hedefini benimsemiştir. Aynı eğilim 18. yüzyılda da devam etmiştir. Newton, Kepler, Copernic, Galilei, Pascal gibi isimler bilim dünyasına önemli katkıları bulunan ve aynı zamanda Allah'a olan imanları ile tanınan bilim adamlarından sadece birkaçıdır. Bilim dünyasının bu rotadan sapması ise materyalist felsefenin bir takım sosyal ve siyasi şartlar sonucunda19. yüzyıl batı kültürüne hakim olmasının bir sonucudur. Bu süreç her şeyin kör tesadüfler sonucu oluştuğunu, canların tek bir atadan farklılaşarak geliştiğini iddia eden Allah'ı ve yaratılışı inkar eden Darwin'in evrim teorisiyle daha da hızlanmıştır. Bu teori, bilim ile dini daha önceki durumun tam tersini birbirine ters iki bilgi kaynağı gibi göstermeye başlamıştır.
DAMLA PAMİR: Darwin'den bir buçuk asır önce dinin bir parçası olan ve amacı dine hizmet etmek olan bilim, Darwin'in zamanında dinden neredeyse tamamen uzaklaştırıldı ve bilim, dine karşı mutlak bir rakip ve alternatif bir anlam olarak tanımlandı. Günümüzde halen din ile bilimin çatıştığını iddia eden materyalist görüşler bulunmaktadır. Oysa bu iddialar bizzat bilimin kendi bulguları tarafından yalanlanmaktadır. Bilimi materyalist felsefe ile karıştırmak isteyen 19. yüzyılın köhne teorilerinin artık geçerliği kalmamıştır. Bilimselliğin dinden uzak kalmakla oluşacağını zannedenler büyük bir yanılgı içerisindedirler.
EMRE ACAR: Din bizlere evrenin yoktan yaratıldığını öğretmekte, bilim ise bu gerçeğin kanıtlarını bulmaktadır. Din bize canları Allah'ın yarattığını öğretmekte, bilim ise canlılıkta ortaya çıkardığı tasarımla bu gerçeğin delillerini ortaya koymaktadır. Bilim, Allah'ın kudretini takdir etmenin bir yoludur. Tarih boyunca insanlığa büyük hizmetler veren bilim adamlarının önemli bir bölümünün Allah'a inanan dindar kimseler olmasının nedeni de budur.
DAMLA PAMİR: İnsanlara Allah'ın varlığını anlatmak, yaratılış gerçeğini tanıtmak da iman eden bir kişi için çok önemli bir ibadettir. Bilimle uğraşan, akıl ve vicdan sahibi bilim adamları Allah'ın varlığının delillerine çok yakından şahit oldukları için aynı zamanda güçlü bir imanla da sahip olurlar. Çünkü bu insanlar yaptıkları her incelemede, her yeni buluşta Allah'ın yarattığı mükemmel bir sistem, kusursuz bir detayla karşılaşırlar. Allah, Fatır Suresi 28. Ayette: “Kulları içinde ise Allah’tan ancak alim olanlar içleri titreyerek korkar. Şüphesiz Allah üstün ve güçlü olandır, bağışlayandır” diye buyurmaktadır.
EMRE ACAR: Her insan yakında daha da açık bir şekilde anlayacaktır ki tüm evreni ve canlıları Allah yaratmıştır. Bilim, bu yaratılışın delillerini ortaya koymaktadır ve bu gerçeği 14 asır önceden haber vermiş olan Kuran-ı Kerim bilime yol göstermektedir. İslam, insanlara evrenin ve canlılığın varoluşuyla ilgili en doğru bilgiyi veren ana kaynaktır. Kuran, Allah'ın sözüdür ve içinde hiçbir çelişki bulunmamaktadır. Kuran, Allah'ın kullarına yol gösterici olarak indirdiği bir kitaptır. Bu yüzden bilim Kuran'ın gösterdiği yolda onun yönlendirmesiyle hareket ederse Allah'ın emrettiği yola uyduğu için son derece hızlı ilerleyebilir. Kuran'ın gösterdiği yolun aksi izlendiğinde ise bilim adamlarının hem zamanı hem de maddi imkanları israf olmakta, bilimin ilerleme hızı kesilmektedir. Her konuda olduğu gibi bilimsel alanda da uyulması gereken doğru yol Allah'ın Kuran'da buyurduğu yoldur. Allah'ın İsra Suresi’nin 9. ayetinde bildirdiği gibi, şeytan olan Allah'ım sana sığınırım: “Şüphesiz bu Kuran en doğru yol iletir.”
DAMLA PAMİR: Değerli izleyenlerimiz programımızın sonuna geldik. Programımızı Peygamber Efendimiz (sav)’in bir hadisi ile kapatmak istiyoruz. Şöyle buyuruyor Peygamber Efendimiz (sav): “İlim ve hikmet müminin yiğitidir. Her nerede bulursa alır.” (İbn Mâce ("Zühd", 15) ve Tirmizî ("İlim", 19)
Haftaya farklı bir konuyla yeniden sizlerle olacağız, inşaAllah.
Allah'a emanet olun. Hoşça kalın.
EMRE ACAR: Hayırlı Ramazanlar. Haftaya farklı konuyla yeniden sizlerle birlikte olacağız, inşaAllah. Allah’a emanet olun, hoşça kalın.
A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500