Güzellik Dini İslam - 8. Bölüm - İslam'da terörü ve şiddete yer yoktur
DAMLA PAMİR: İyi günler değerli izleyenlerimiz. Ben Damla Pamir,
EMRE ACAR: Ve ben Emre Acar. Güzellik Dini İslam programımızda yeniden sizlerle beraberiz.
DAMLA PAMİR: İslam dünyasının her yıl büyük bir heyecanla beklediği mübarek Ramazan ayı ile şereflendik. Bütün Müslüman kardeşlerimize bereket, huzur ve barış getirmesini gönülden temenni ettiğimiz bu mübarek ayın hayırlara vesile olmasını diliyoruz. Allah oruçlarımızı, ibadetlerimizi ve dualarımızı kabul etsin. İslam'ın özünü, güzelliklerini ve Kuran ahlakını anlattığımız programımızda bu hafta İslam'da şiddetin ve terörün yeri olmadığı konusunu işleyeceğiz.
EMRE ACAR: Bildiğiniz gibi bir süredir Müslümanlıkla ilgisi olmayan bazı insanların ve radikal grupların gerçekleştirdiği şiddet ve terör olayları, çatışmalar ve savaşlar İslam'la bağdaştırılmaya çalışılmaktadır. Oysaki önceki bölümlerimizde de çok defa anlattığımız gibi İslam şefkat, merhamet, sevgi, barış ve huzur dinidir. Ve İslam terörü lanetler. Dolayısıyla İslam dinini farklı göstermeye çalışanların bu çirkin tavırlarından hemen vazgeçmeleri gerekmektedir. Çünkü İslam'da şiddet, zulüm ve nefret yoktur. Fitne, kavga ya da savaş çıkartmak İslam dinine kesinlikle uygun olmayan tavırlardır.
DAMLA PAMİR: Kuran'a göre savaş, yalnızca can, mal, ırz güvenliği tehlikeye düştüğünde ancak bir savunma amacıyla yapılabilir. Böyle bir durumda dahi Müslümanlar asla ileri gitmemekle, esir almaları durumunda esirlere nezaketli davranmakla sorumludurlar. Hatta kendileri açken bile esirlere öncelikle yemek vermekle, bir an önce barışı sağlamakla, mazlumları ve sivilleri korumakla yükümlüdürler. Alemlere rahmet olan Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)'in hayatı incelendiğinde Kuran'a uygun bu üstün ahlak açıkça görülmektedir. Peygamber Efendimiz (sav) ve sahabeler Mekke'de yaşadıkları 13 yıl boyunca Mekkeli müşriklerin akıl almaz işkencelerine, saldırılarına, iftiralarına maruz kalmışlar, evlerinden zorla çıkarılmışlar, ölümle tehdit edilmişlerdir. Yapılan bunca saldırı ve baskıya rağmen ise asla şiddete başvurmamışlardır. Çünkü Kuran ahlakında asıl olan savaşmak değil affetmektir.
EMRE ACAR: Müslümanlar Mekke'deki baskıların çok artmasının ardından Medine'ye hicret etmişlerdir. Medine döneminde de sadece kendilerini savunmak amacıyla mecburi savaşlara katılmışlardır. Müslümanların namusuna, onuruna, kişiliğine yönelik saldırıda bulunduğunda Peygamberimiz (sav) Müslüman genç kızlar, çocuklar anneler için en doğru olanı seçmiş ve Allah'ın izniyle savunma savaşları yapılmıştır.
Mesela Bedir savaşı Mekkeli müşriklerin ordularını toplayıp Müslümanları şehit etmek amacıyla saldırıda bulunmaları üzerine çıkmıştır. Hendek savaşı da Müslümanların kendilerini korumak için şehrin etrafına hendekler kazmaları tamamen savunma amaçlı bir savaştır. Yani geçmişteki savaşlar putperestlerin doğrudan azgınca saldırıda bulunmaları sonucunda mecburiyetten kaynaklanan savunma savaşlarıdır. Peygamberimiz (sav) 23 yıllık peygamberlik yaşamı süresince yalnızca iki ay savaşmıştır. Bu savaşlar da biraz önce belirttiğimiz gibi asla saldırı amaçlı olmamış, sadece savunmaya yönelik gerçekleşmiştir.
DAMLA PAMİR: Kuran ayetleri, Kuran'ın bütününe bakarak doğru şekilde değerlendirilmelidir. İslam'da, insanları din değiştirmeye zorlamak, şeytandan Allah'a sığınırım, Bakara Suresi 256. Ayet: “Dinde zorlama yoktur” ayetiyle yasaklanmıştır. Dinde zorlama olmadığına göre şiddet ve zorun olması zaten mümkün değildir. Dolayısıyla halkın bir kısmının bilgisizliğinden yararlanarak İslam'a, Kuran'a, dine, Peygamber (sav)’e cahilce saldırmaya kalkışmak, dinin kılıç ve kanla yayıldığı, zorla insanlara kabul ettirildiği iftirasında bulunmak çok yanlış ve önyargılı bir davranıştır.
EMRE ACAR: Kuran'ın derinliğini görüp anlayabilen bir insan Kuran'da asıl olanın hep affetmek olduğunu da rahatlıkla görebilir. Kuran'da Allah savaş durumunda aşırı gitmeyi, savaş halindeki bir topluluk savaşı durdurduğu takdirde Müslümanların da durdurması gerektiğini şöyle haber vermektedir, şeytandan Allah'a sığınırım: “Sizinle savaşanlara karşı Allah yolunda savaşın. Ancak aşırı gitmeyin. Elbette Allah aşırı gidenleri sevmez.'' (Bakara Suresi, 190)
Aynı surenin devamında ise Allah şu şekilde buyurmaktadır, şeytandan Allah'a sığınırım: “Onlar savaşa son verirlerse siz de son verin. Şüphesiz Allah bağışlayandır, esirgeyendir.'' (Bakara Suresi, 192)
DAMLA PAMİR: Allah, savaşı değil barışı beğenir. Allah, sevgiyi, güzelliği beğenir. Kardeşliği, dostluğu beğenir. Allah, Kuran'da insanları düşmanlık etsinler diye değil, tanışmaları amacıyla ayrı ayrı haklar olarak yarattığını bildirmektedir. Kuran'a uygun olan tek yol şefkat ve merhamettir. Şiddet, akla ve vicdana en önemlisi Kuran'a uygun bir hareket değildir. Şiddet yanlısı kişilere Müslüman denmesi de yanlıştır. Dehşet, nefret ve şiddet sistemini savunan bir kişi Müslüman olamaz. Çünkü Müslüman bunu yapmaz. Müslüman yalnızca Kuran'a uyar. Allah'ın beğenmeyeceği bir ahlakı asla yaşamaz. İslam dini hem akla hem vicdana hitap eden, her şeyin en mükemmelinin yaşanmasını öğütleyen bir dindir.
EMRE ACAR: İslam'da haksız yeri bir cana kastetmek haramdır. Rabbimiz Kuran ayetlerinde bunu kesin hüküm olarak bildirmiştir. Şeytandan Allah'a sığınırım: “Kim bir nefsi, bir başka nefse ya da yeryüzündeki bir fesada karşılık olmaksızın haksız yere öldürürse sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de onu öldürülmesine engel olarak diriltirse bütün insanları diriltmiş gibi olur. Andolsun elçilerimiz onlara apaçık belgelerle gelmişlerdir. Sonra bunun ardından onlardan birçoğu yeryüzüne ölçüyü taşıranlardır." (Maide Suresi, 32)
Allah ayetinde tek bir kişiyi öldürmenin tüm insanları öldürmek kadar ağır bir suç olduğunu haber vermiştir. Bu durumda teröristlerin işledikleri cinayet, katliam ve intihar saldırılarının ne kadar büyük suç olduğu açıktır.
DAMLA PAMİR: Terörizmin bir diğer özelliği, kendisine belirlediği sözde kutsal hedef uğruna binlerce masum insanı göz kırpmadan feda edebilmesi ve bunu bir erdem gibi görmesidir. Bu çok büyük bir zulümdür. Terör metotlarını benimseyenlere göre insan hayatının hiçbir değeri yoktur. Ama İslam dinine göre tek bir insanın hayatı dahi çok önemlidir. Allah, zalimlerin ahirette alacakları karşılığı şöyle bildirmektedir, şeytandan Allah'a sığınırım: “Yol, ancak insanlara zulmeden ve yeryüzünde haksız yere tecavüz ve haksızlıkta bulunanların aleyhinedir. İşte bunlara acıklı bir azap vardır." (Şura Suresi, 42)
Tüm bunlar göstermektedir ki, masum insanlara karşı terör eylemi düzenlemek, İslam'a tamamen aykırı bir eylemdir. Ve hiçbir Müslüman böyle bir suç işleyemez. Allah'ın sınırlarını koruyan bir insanın, değil binlerce masum insanı katletmek, tek bir insana bile zarar verme ihtimali yoktur.
EMRE ACAR: Müslümanlar bu suçları işleyen insanları durdurmakla, yeryüzündeki bozgunculuğu ortadan kaldırmak ve tüm insanlara huzur ve güven getirmekle sorumludurlar. Müslümanlık terörle birlikte düşünülemez. Allah'ın izniyle terörün engelleyicisi ve çözümüdür.
Amerika'da 11 Eylül 2001 tarihinde gerçekleşen terör olaylarından sonra birçok ülke İslami terör kavramını kullanmaya başlamıştır. Oysa İslami terör diye bir şey olamaz. Zaten terörün İslam'da yeri de olamaz. İslam adını ortaya çıkarak terör uygulayanlar veya bunu destekleyenler ki bunların sayıları çok azdır, İslam'ın özünü hiçbir şekilde anlamayanlardır. Bir barış, huzur ve adalet dini olan İslam'ı tamamen yanlış tanıtarak, kendi sosyal ve kültürel yapılarından kaynaklanan barbarlığı yaşamaya çalışmaktadırlar. Gerçekten de terörün kaynağı öncelikle cehalet ve bağnazlıktır. Bunun çözümü de eğitimdir. Teröre sempati duyan çevrelere, bunun İslam'a tamamen aykırı olduğu, aksine bu şekilde İslam dinine, Müslümanlara ve tüm insanlara zarar vermiş olacakları anlatılmalı. Bu insanlık dışı barbarlıktan arındırılmaları için eğitilmelidirler.
DAMLA PAMİR: Terörizm hangi görüş savunularak yapılırsa yapılsın toplumlara her zaman zulüm, acı ve gözyaşı getirmiştir. İçinde bulunduğumuz yüzyılda da terör dünyanın pek çok ülkesini ve ülkemizi tehdit etmeyi sürdürmektedir. Terörizm pek çok ülkede sokaklara yayılmakta, şiddetten ve kan dökmekten hoşlanan barbar kitleler meydana getirmektedir. Bu nedenle tüm dünya için terörizme karşı fikri bir mücadele gerekmektedir. Dünyanın pek çok yerinde terör eylemlerine karşı alınan tedbirlerin etkili olmadığını, güçlü devletlerin dahi terörü etkisiz hale getiremediklerini görüyoruz. Bunun sebebi kullanılan yöntemin yanlış olmasıdır. Din ahlakından tamamen uzak yetiştirilmiş, kendisini ve diğer insanları biraz gelişmiş bir hayvan türü gibi gören, aşırı sorumsuz, başıboş ve saldırgan insanları dizginlemek, onlara hakim olmak, onları zapt etmek adeta imkansızdır. Bugün birçok ülkede hala devam eden bu saldırganlığı ve zulmü engellemenin tek yolu, insanlara İslam dininin getirdiği güzel ahlakın öğretilmesidir.
EMRE ACAR: Terörizmin ortadan kaldırılması için insanlara sevgi, şefkat, merhamet, tevazu, hoşgörü, adalet gibi temel ahlaki kavramların aşılanması gereklidir. Bu kavramların kaynağı da Kuran ahlakıdır. Terörizm insanlara savaşı, şiddeti, kan dökmeyi, ırkçılığı telkin ederken Allah'ın bizler için belirlediği Kuran ahlakı da barış ve huzur dolu bir dünyanın temellerini tesis etmektedir. İslam dini ve Kuran ahlakı, terörizmin ve teröristlerin destekleyicisi değil, yeryüzünü terörizmin belasından kurtaracak yegane çaredir.
DAMLA PAMİR: Allah, müminleri güzel ahlaklı olmalarını öğütlemiştir. Kuran'da bu ahlakın nasıl olacağı da tarif edilmektedir. Örneğin Müslüman, kendisine kötülük yapıldığında dahi iyilikle karşılık vermekle yükümlüdür. Bu konudaki ayetlerden birinde Allah şöyle buyurmaktadır, şeytandan Allah'a sığınırım: “İyilikle kötülük eşit olmaz. Sen en güzel olan bir tarzda kötülüğe uzaklaştır. O zaman görürsün ki seninle onun arasında düşmanlık bulunan kimse sanki sıcak bir dostun olmuştur." (Fussilet Sûresi, 34)
Ayette belirtildiği gibi hareket eden bir Müslümanın terörizmin mantık ve yöntemlerine sempati duyması, bu kanlı ideolojiye en ufak bir eğilim göstermesi elbette ki mümkün değildir.
EMRE ACAR: Teröristler, ahlaki ve insani değerlerini kaybetmiş, zalim ve acımasız kişilerdir. Bundan dolayı da kolayca kışkırtılıp, öfkeye kapılıp, şiddete yönelebilmektedirler. Terörist gruplar en basit bir olayda dahi gözü dönmüş bir şekilde öfkeye kapılır. Bunun ardından hemen kavga ve çatışma başlatırlar. Elbette bu şiddet Kuran'ın emirlerine tamamen aykırıdır. Kuran'da Müslümanlar öfkelendikleri zaman öfkelerini yenen adaletli, akılcı, itidalli ve ılımlı insanlar olarak tarif edilmektedirler. Müminler karşılaştıkları hiçbir olay karşısında hiddetlenmez ve saldırganlaşmazlar. Al-i İmran Suresi’nin 134. ayetinde şöyle bildirilmektedir, şeytandan Allah'a sığınırım: “Onlar bollukta da, darlıkta da infak edenler, öfkelerini yenenler ve insanlardaki haklarından bağışlanma ile vazgeçenlerdir. Allah iyilik yapanları sever.''
DAMLA PAMİR: Kuran, barışı uzlaşmayı savunur ve tavsiye eder. Dikkat ederseniz bu özellikler terörizmle tamamıyla zıttır. Terörizm saldırgan olmayı, işgal etmeyi, savaşmayı, kaba kuvvetle hareket etmeyi, zulmetmeyi yol olarak benimsemiştir. Tüm bunlar Kuran'a göre zalimliktir. Allah iyilikte bulunmayı ve insanların arasını düzeltmeyi emretmiş. Terör, şiddet anlamlarını da kapsayan her türlü bozgunculuk hareketini yasaklamıştır. Bu tür bir eylem içinde olanların lanetlendiği Kuran'da şöyle bildirilmektedir, şeytandan Allah'a sığınırım: “Allah'a verdikleri sözü onu kesin olarak onayladıktan sonra bozanlar, Allah'ın ulaştırılmasına emrettiği şeyi kesip koparanlar ve yeryüzünde bozgunculuk çıkaranlar, işte onlar, lanet onlar içindir ve yurdun kötü olanı da onlar içindir.” (Ra’d Suresi, 25)
EMRE ACAR: Şu bir gerçektir ki son birkaç asırdır İslam dünyasının dört bir yanındaki Müslümanlar zulme uğratılmakta ve Müslüman kardeşlerimiz büyük sıkıntılar yaşamaktadırlar. Ama bu Müslümanların Kuran'a göre yorumlaması ve bir tepki vermesi gereken bir durumdur. Kuran'da hiçbir zaman zulme karşı zulüm uygulanmasına izin verilmez. Allah ayetlerinde Müslümanlara kötülüğe karşı iyilikle cevap vermelerini ve adil olmalarını emreder. Müslümanların kendilerine karşı uygulanan zulme karşı tepki duymaları, bunu uygulayanlara buğz etmeleri elbette meşru bir haktır. Ama bu hiçbir zaman gözü kapalı bir nefrete, adaletsiz bir husumete neden olmamalıdır. Allah bu konuda Müslümanları Maide Suresi’nin 2. Ayetinde şöyle bildirir, şeytandan Allah’a sığınırım: “Bir topluluğa olan kininiz sakın sizi haddi aşmaya sürüklemesin. İyilik ve takva konusunda yardımlaşın. Günah ve haddi aşmada yardımlaşmayın. Allah’tan korkup-sakının” diyerek uyarmıştır.
DAMLA PAMİR: Müslümanlar, tarihte hiçbir zaman bozguncu olmamış, aksine gittikleri her yerde, her milletten ve inançtan insana güvenlik ve huzur götürmüşlerdir. Dünyadaki mazlum milletlerin temsilciliği iddiasıyla ortaya çıkarak diğer milletlerin suçsuz insanlara karşı şiddet ve terör uygulamanın İslam'la hiçbir ilgisi olamaz. Ra’d Suresi’nde, yeryüzünde bozgunculuk çıkaranlar hakkında “lanet onlar içindir” diye buyrulmaktadır. Kuran ahlakının temelini adalet, barış ve merhamet oluşturur ve Allah, Kuran'da iman edenlere yeryüzünü bozgunculuktan arındırmaya vesile olmaları gerektiğini bildirir. Kuran'ın hükümleri ve bunların tarihte Müslümanlar tarafının uygulanışı bu konuda hiçbir tartışmaya yer vermeyecek kadar açıktır.
EMRE ACAR: Gerçek şu ki tüm dünyada yaşanan iç karışıklıklardan her gün bir yenisini duyduğumuz şiddet ve terör eylemlerinden insanlık olarak kurtulmamız gerekmektedir. Bugün dünyanın her yerinde vicdan sahibi insanların lanetlediği terör belası da Allah'ın izniyle İslam birliğinin kurulmasıyla, Kuran'da öğütlenen barışın, uzlaşmanın, sevgi ve şefkatin tüm dünyada yerleşmesiyle ortadan kalkacaktır.
DAMLA PAMİR: Sevgili izleyenlerimiz programımızın sonuna geldik. Haftaya hurafelerden ve yanlış düşüncelerden arındırılmış İslam'ı ve Kuran ahlakının güzelliklerini sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz, inşaAllah. Allah tüm Müslüman alemine kargaşadan ve şiddetten uzak huzur, mutluluk, sevgi ve güzellik dolu bir hafta nasip etsin, inşaAllah.
EMRE ACAR: Allah'a emanet olun. Haftaya inşaAllah görüşünceye dek hoşça kalın.
A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500