"Kuran Darwinizm'i yalanlıyor 3" belgeselinden
Kuran'da doğal seleksiyona işaret edildiği yanılgısı
Bilindiği gibi, evrim teorisinin en temel iddialarından biri, doğal seleksiyonun evrimleştirici bir etki ve gücünün olduğu yanılgısıdır. Darwin'in yaşadığı dönem olan 19. Yüzyılın ilkel bilim düzeyi altında uydurulmuş bu iddianın hiçbir geçerliliğinin olmadığı bugün modern bilim tarafından ortaya konmuştur. Yani doğal seleksiyonun türlerin gelişimini ve yeni türlerin oluşumunu sağlayan bir mekanizma olamayacağı ortaya çıkmıştır.
Ne var ki Darwin'e körü körüne bir sadakatle bağlı olan evrimciler bilime rağmen bu gerçeği görmezden gelir ve doğal seleksiyonun evrimleştirici gücü olduğu safsatasını sürekli olarak gündemde tutmaya çalışırlar. Amaç, hiçbir bilimsel dayanağı bulunmayan evrim teorisini, konu hakkında bilgisi olmayan geniş kitlelere terkin ve propaganda yöntemleriyle empoze etmektir.
Bu evrimci telkin ve propagandaların etkisinde kalan bazı cahil kimseler de doğal seleksiyonun evrimleştirici bir mekanizma olduğu yalanını bilimsel bir gerçek sanırlar. Hatta bunun Kuran'da delillerini aramaya kalkışacak kadar da ileri giderler. Bu kişilerin batıl iddialarına kendilerince delil olarak gösterdikleri ayetlerden biri şöyledir:
“Rabbin, dilediğini yaratır ve seçer. Seçim, onlara ait değildir. Allah, onların ortak koştuklarından münezzehtir, yücedir.” (Kasas Suresi, 68)
Bu ayette yaratan ve seçenin yalnızca yüce Allah olduğu, Allah'ın hidayet vereceği insanları, elçilerini, peygamberlerini yine Allah'ın kendisinin seçeceği haber verilmektedir.
Evrim teorisinin doğal seleksiyon iddiası ise canlıların adı üstünde doğa olayları sonucunda seçilerek evrimleştiğini ve böylece yeni türlerin ortaya çıktığı yanılgısını savunur.
Görüldüğü gibi ayetin anlamının evrimcilerin iddialarıyla hiçbir ilgisi yoktur. Ayetten evrime sözde delil gösterilebilecek, hatta işaret sayılabilecek en küçük bir anlam bile çıkmamaktadır. Dolayısıyla bu ayette evrimsel bir doğal seçilime işaret olduğunu iddia etmek son derece basiretsiz bir davranış olacaktır. İslam alimleri de bu ayeti ittifaka daha önce belirttiğimiz şekilde yorumlamaktadırlar. Örneğin İmam-ı Taberi ayeti şu şekilde tefsir etmektedir:
“Rabbin kullarından dilediğini yaratır ve onlardan dilediğini de iman ve hidayete erdirmek üzere seçer. Onlar için seçim hakkı yoktur. Onlar için diledikleri işi yapma seçeneği yoktur.” (İmam Tebeti, Taber, Tefsiri, 4. Cilt, sf,1701)
Büyük Müfessir Ömer Nasuhi Bilmen ise bu ayeti şu şekilde açıklamaktadır:
“Bu mübârek âyetlerde Allah Teâlâ Hazretleri’nin yaratma sıfatını, dirediğini uygun görüp seçeceğini, ilim ve kudretini, her şeyden münezzeh birliğini, övgü ve yüceltmeye layık olmasını, ilâhî hükmünü ve mânevî huzuruna bütün kullarının çağrılacaklarını beyan buyurmaktadır. Şöyle ki; hiçbir kimse, o hakim olan yaratıcının bir şeyi dileyip uygun görmesine mâni olamaz. O kulların istekleri, bizzat etkili değildir. Allah Teâlâ, onların dileyecekleri ve lüzumlu görecekleri şeyleri yaratmaya hâşâ mecbur değildir. Cenâb-ı Hak, peygamberlerini kendilerine gönderilen kimselerin seçip istemelerine göre göndermez, ancak kendi ilâhî isteğine göre gönderir. Kurtuluşun ne sûretle, ne vâsıtâ ile tecellî edeceğini, ancak O Kerîm olan yaratıcı bilir. Hiçbir şey, O Azîm olan yaratıcıya ortak olamaz ve O'nun sonsuz isteğine, buyruğuna aykırı bir şeyi, varlığa getiremez ve hiçbir kimsenin isteği, o varlığının başlangıcı olmayan ilahın pek yüce olan iradesine, arzusuna karşı koyamaz, aykırı olamaz.” (Ömer Nasuhi Bilmen Tefsiri, 5. Cilt, sf, 2622)
Elmalılı Hamdi Yazır ise aynı ayeti şu şekilde tefsir eder:
“Rabbin neyi dilerse yaratır ve seçer. Yani dilediğini yaratır ve yarattıklarından dilediğini de seçer, beğenir. Peygamberlik, şefaat gibi yüksek işlere getirir. Onların seçme hakkı yoktur. Bundan dolayı onların Allah'tan başka ortaklar ve şefaatçiler seçmeye ve tayine hakları yoktur. Sermedi, aralıksız, devamlı demektir.” (Elmalılı Hamdi Yazır Tefsiri)
Evrim fikrini benimseyen kimi Müslümanların doğal seleksiyon konusuna Kuran'dan kendilerince dayanak gösterdikleri ikinci ayet, Fatır Suresi’nin birinci ayetidir. Ayette şu şekilde buyrulmaktadır:
''Hamd, gökleri ve yeri yaratan, ikişer, üçer ve dörder kanatlı melekleri elçiler kılan Allah'ındır. O, yaratmada dilediğini artırır. Şüphesiz Allah, her şeye güç yetirendir.'' (Fatır Suresi, 35)
Evrimciler ayette geçen dilediğini artırır ifadesini sözde evrimsel gelişime bir delil olarak göstermektedirler. Oysa böyle bir yorumun bütünüyle hayali ve dayanaksız olduğu açıktır. Ayette öncelikle meleklerin özel yaratılışlara haber verilmekte ve Rabbimizin yaratmada dilediğini artırdığı bildirilmektedir. “Yaratmada dilediğini artırır” ifadesiyle hem aynı ayette konu edilen meleklerin kanat sayıları kastedilmekte hem de genel olarak Allah'ın yaratmış olduğu tüm varlıklara işaret buyurulmaktadır.
Nitekim İmam Taberi tefsirinde bu ifadeyi: “Dilediği meleğin kanat sayısını dilediği miktarda fazlalaştırır. Bu fazlalaştırmayı bütün mahlukatında da yapabilir. Yaratma ve emir ona aittir” şeklinde yorumlamaktadır.
Ömer Nasuhi Bilmen de bu ayeti İman Taberi ile aynı şekilde açıklamakta ve: “..Ve öyle bir kerim yaratıcıdır ki melekleri daha nice kanatlara, kuvvetlere sahip kılar” demektedir.
Görüldüğü gibi ayetteki yaratmada dilediğini artırır ifadesinden yaratılışın evrim süreciyle olduğu gibi bir anlam kesinlikle çıkmamaktadır. Allah'ın yaratmada artırması ve kimini kimine üstün kılmasına dair Kuran'da pek çok örnek vardır ve bunların hiçbirinin evrimsel bir anlamı yoktur. Allah, çeşitli ayetlerinde yarattıklarından kimini kimine üstün kıldığını haber vermektedir. Bu üstünlük, insanlar için söz konusu olduğunda güç, güzellik, zenginlik, akıl, ilim, makam, mevki, itibar gibi çok çeşitli şekillerde olabilir. Allah, dilediğine verdiği nimetleri artırabilir, onun malını, mülkünü, parasını, çocuklarının sayısını artırabilir, dilediği kimseyi diğerlerine göre daha güzel ve güçlü yaratabilir. Allah'ın yaratılışta üstün kılmasına bir başka örnek de ürünlerdir. Allah, Ra’d Suresi’nin 4. Ayetinde yarattığı ürünlerden bazısını bazısına üstün kıldığını buyurmaktadır. Aynı topraktan çıkmasına, aynı suyla sulanmasına rağmen Allah dilediği ürünlerin lezzetini ya da verimini diğerlerine göre çok daha fazla arttırabilir. Allah'ın yaratmada artırmasına bunlar gibi sayısız örnek verilebilir. En doğrusunu Allah bilir. Ancak bu kadar açık, net ve anlaşılır bir ifadeyi, ilkelden gelişmişe doğru sözlü bir evrim sürecine yorumlamanın akıl ve mantıkla bağdaşan hiçbir yönü yoktur.