"Kavimlerin helakı 1" belgeselinden
LUT KAVMİ
“Lut Kavmi de uyarıları yalanladı. Biz de onların üzerine taş yağdıran bir kasırga gönderdik.” (Kamer Suresi, 33-34)
Anadolu toprakları, Mezopotamya düzlükleri, Arabistan yarımadası ve Afrika kıtasının kuzeydoğu bölgesi, çok eski tarihlerden itibaren değişik medeniyetlerin doğduğu topraklar oldu. Allah, bu toplumlara tarih boyunca elçilerini gönderdi, onları kendi yoluna davet etti.
Kendilerine gelen peygamberleri yalanlayan, onları şehit etmeye çalışan veya sürgün eden inkârcı kavimler hep yıkıma uğradılar. Bu kavimlerden biri, bugünkü İsrail devleti sınırları içinde yaşamıştı. Ölü denizin kıyısında olduklarını bildiğimiz bu kavim, Lut Kavmidir.
Kuran'da bildirildiği üzere, Hz. Lut (as)’ın elçi olarak gönderildiği kavimde büyük bir sapıklık olan eşcinsellik yaygındı.
“Hani onlara kardeşi Lût: ‘Sakınmaz mısınız?’ demişti. ‘Gerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Allah'tan korkup sakının ve bana itaat edin. Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Ücretim yalnızca âlemlerin Rabbine aittir. Siz insanlardan erkeklere mi gidiyorsunuz? Rabbinizin sizler için yaratmış bulunduğu eşleri bırakıyorsunuz. Hayır, siz sınırı çiğneyen bir kavimsiniz.’” (Şu’ara Suresi, 161-166)
Hz. Lut (as), onlara bu sapıklıktan vazgeçmelerini söylediğinde ve Allah'ın emirlerini tebliğ ettiğinde onu yalanladılar. Peygamberliğini inkâr ettiler ve sapıklıklarına devam ettiler. Ve bu davranışlarının karşılığı olarak korkunç bir felaketle helak edildiler. Şimdi Kuran-ı Kerim'de bahsedilen bu kavimle ilgili bugün gün ışığına çıkarılan arkeolojik kanıtları birlikte inceleyelim.
Musevi ve Hristiyanların kutsal kitabı olan Kitab-ı Mukaddes'e baktığımızda bu kıssanın Kuran-ı Kerim'dekine benzer bir biçimde anlatıldığını görürüz. Kitab-ı Mukaddes'e göre bu sapkın kavmin yaşadığı şehir Sodom'dur. Arkeolojik kazılardan elde edilen bulgulara göre kent, İsrail-Ürdün sınırı boyunca uzanan Tuz Gölü'nün yakınlarında kurulmuştu. Bölgede incelemeler yapan arkeologlar burada büyük bir felaketin yaşandığına dair kanıtlar elde ettiler. Özellikle toprak altından çıkarılan insan iskeletlerindeki şiddetli tahribat, güçlü bir depremin işaretini taşıyordu.
Kuran'da bildirildiği üzere bu felaketin yaşanmasından bir gece önce melekler Hz. Lut (as)'a gelerek onu uyarmışlardı.
“Elçiler dediler ki, Ey Lût! Biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana kesin olarak ulaşamazlar. Gecenin bir parçasında ailenle birlikte yürü. Sakın hiçbiriniz dönüp arkasına bakmasın. Fakat senin karın başka. Çünkü onlara isabet edecek olan ona da isabet edecektir. Onlara vaad olunan azap sabah vaktidir. Sabah da yakın değil mi? Böylece emrimiz geldiği zaman üstünü altına çevirdik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş, istif edilmiş taşlar yağdırdık. Rabbinin katında belli bir biçime sokulmuş, damgalanmış olarak. Bunlar zalimlerden uzak değildir.” (Hud Suresi, 81-83)
Üstünü altına çevirmek ifadesi, bölgenin şiddetli bir deprem sonucu yerle bir olduğuna işaret etmektedir.
İngiliz jeolog Graham Harris, bu konuda güçlü deliller keşfeden bilim insanlarından biridir. Dr. Harris'e göre Sodom, ölü deniz kıyılarında kurulmuştu ve bölgede bulunan asfalt maddesinin ticaretini yapıyordu. Bu madde, eski çağlarda teknelerin su yalıtkanlığını sağlamak ve bina inşasına yarayan taşları bir arada tutmak amacıyla kullanılıyordu. Ancak Ölü Deniz'in hemen yanı başındaki bu yerleşim alanı, son derece kararsız bir toprak yapısına sahipti. Bölge, dünyanın zıt yönde hareket eden iki tektonik plakasının birleştiği yerdi. Yani tam bir deprem bölgesiydi.
Kazılarda ortaya çıkarılan lav ve bazalt katmanları, burada volkanik bir patlamanın ve depremin olduğunu gösteren en büyük kanıtlardır. Kuran'da, “üzerine balçıktan pişirilmiş, istif edilmiş taşlar yağdırdık” ifadesiyle tarif edilen olay, büyük olasılıkla bu volkanik patlamadır. Aynı ayette, “emrimiz geldiği zaman üstünü altına çevirdik” şeklinde ifade edilen olayın da depremin getirdiği yarılma ve çöküntüler olması muhtemeldir.
Ölü deniz kıyılarının altı, parlayıcı metangazı birikintileriyle doludur. Muhtemelen deprem bunları harekete geçirmiş ve ateşlemiştir. Yer adeta bir bataklığa dönüşmüş ve büyük bir heyelan şehri suyun içine doğru sürüklemiştir.
Cambridge Üniversitesi'nde yürütülen bir dizi bilimsel deney bu teoriyi kanıtlamıştır. Bilim adamları bu deneyde Lut Kavminin yerleştiği bölgenin bir benzerini laboratuvarlarında oluşturmuşlar ve burada suni bir deprem meydana getirmişlerdir. Sonuçta tahmin edildiği gibi zemin sıvı hale gelmiş ve minyatür evler kayarak toprağa gömülmüştür. Bu arkeolojik ve deneysel bulgular, önemli bir gerçeği göstermektedir. Kuran-ı Kerim'de bahsedilen Lut Kavmi, tarihte gerçekten var olmuştur ve sapıklıkları ve Allah'ın gönderdiği uyarıları dinlememeleri nedeniyle Allah onları büyük bir felaketle cezalandırmıştır. Felaketin tüm delilleri bugün artık gün ışığına çıkmış durumdadır ve bu deliller Kuran'daki kıssayla tam bir paralellik göstermektedir. Böylece Kuran'ın Allah sözü olduğu gerçeği de bir kez daha gözler önüne serilmektedir.
“Derken tam yerinin ağarma vaktine girdiklerinde onları ok korkunç ve dayanılmaz çığlık yakalayıverdi. Anında yurtlarının üstünü altına çevirdik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş taş yağdırdık. Elbette bunda derin bir kavrayışa sahip olanlar için gerçekten ayetler vardır.” (Hicr suresi, 73-75)