HARUN YAHYA
logo
HARUN YAHYA

  • Tüm Eserler
  • Kitaplar
  • Makaleler
  • Videolar
  • Görseller
  • Sesler
  • Alıntılar
  • Diğer

Adnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
Harun YahyaAdnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
ESERLER
KitaplarMakalelerVideolarGörsellerSeslerAlıntılarDiğer
KONULAR
VatikanSosyalizmAydınlanma çağıFransız DevrimiDönmeSabetayistJakobenizmMasonik MedyaSiyasi SiyonizmJön Türkİttihat ve TerakkiAbdülhamitAnti-NaziDünya Siyonist ÖrgütüNuremberg KanunlarıMussolini1. Dünya savaşıAdolf EichmannGoyimRothschild HanedanıThink-TankCFRRockefellerSoğuk SavaşStalinEkim DevrimiSovyetler BirliğiBilderbergVietnamAIPACLobiFuarGüneydoğuYunanistanYeni Dünya DüzeniKızıldenizJeopolitikGaziVergiGümrük2023AntilopBoğaAvrasya İslam ŞuarasıNobel Barış ödülüHastaneSosyal Güvenlik KurumuAli BabacanTurgut ÖzalSuikastGaffar OkkanMuhsin YazıcıoğluRosette NebulaAstronomiGül
Harun Yahya © 2025
Harun Yahya © 2025
  1. Videolar
  2. Sürekli korunan gizli denge

Sürekli korunan gizli denge

Harun Yahya
1471
15 Aralık, 2015
Belgesellerden Seçme Bölümler
İman Hakikatleri ve Yaratılış Mucizesi

"Her an her saniye" belgeselinden


Sürekli Korunan Gizli Denge

 

Güneş sisteminin yapısını incelediğimizde her detayda çok hassas bir denge ve ince bir ayarla karşılaşırız. Örneğin, gezegenleri dondurucu soğukluktaki dış uzaya savrulmaktan koruyan etken, güneşin çekim gücüyle gezegenlerin merkez kaç kuvveti arasındaki dengedir. Güneş, sahip olduğu büyük çekim gücü nedeniyle tüm gezegenleri kendine çeker. Onlar da dönmelerinin verdiği merkezkaç kuvveti sayesinde bu çekimden kurtulurlar. Ama eğer gezegenlerin dönüş hızları biraz daha yavaş olsaydı, o zaman bu gezegenler hızla güneşe doğru çekilirler ve sonunda güneş tarafından büyük bir patlamayla yutulurlardı.

Bunun tersi de mümkün olabilirdi. Eğer gezegenler daha hızlı dönseler, bu defada Güneş'in gücü onları tutmaya yetmeyecek ve gezegenler dış uzaya savrulacaklardı. Oysa çok hassas olan bu denge, her an her saniye kusursuz bir biçimde işlemektedir.

Ayrıca söz konusu dengenin her gezegen için ayrı ayrı kurulmuş olduğuna da dikkat etmek gerekir. Çünkü gezegenlerin güneşe olan uzaklıkları çok farklıdır. Dahası kütleleri çok farklıdır. Bu nedenle hepsinin ayrı dönüş hızları vardır. Ancak tüm bu ayrıntılar yaşanan kusursuz düzende herhangi bir aksaklığa yol açmaz. Güneş sisteminin yapısı hakkında önemli keşiflerde bulunan ve yaşamış en büyük bilim adamı sayılan Isaac Newton şöyle yazmıştır:

 

“Güneşten, gezegenlerden ve kuyruklu yıldızlardan oluşan bu çok hassas sistem, sadece akıl ve güç sahibi bir varlığın amacından ve hakimiyetinden kaynaklanabilir. O, bunların hepsini yönetmektedir ve bu egemenliği dolayısıyladır ki ona üstün kuvvet sahibi Rab denir.”

 

Dünyanın güneş sistemi içindeki yeri de yine kusursuz bir yaratılışın varlığını göstermektedir. Her bir gezegen, her bir sistem birbirini tamamlayıcı bir görev üstlenmiştir. Örneğin, son astronomik bulgular, sistemdeki diğer gezegenlerin varlığının, dünyanın güvenliği ve yörüngesi için büyük önem taşıdığını göstermiştir. Jüpiter'in konumu buna bir örnektir. Güneş sisteminin en büyük gezegeni olan Jüpiter, varlığıyla dünyanın dengesini sağlamaktadır. Astrofizik hesaplamalar, Jüpiter'in bulunduğu yörüngedeki varlığının, dünya gibi diğer gezegenlerin yörüngelerinin istikrarlı olmasını sağladığını ortaya koymuştur.

Jüpiter'in dünyayı koruyucu ikinci bir işlevini ise gezegen bilimci George Wetherill, Jüpiter Ne Kadar Özel adlı bir makalede şöyle açıklar:

 

“Jüpiter'in bulunduğu yerde, eğer bu büyüklükte bir gezegen var olmasaydı, Dünya gezegenler arası boşlukta gezinen meteorlara ve kuyruklu yıldızlara yaklaşık bin kat daha fazla hedef olurdu. Eğer Jüpiter olduğu yerde olmasaydı, şu anda biz de Güneş sisteminin kökenini araştırmak için var olamazdık.”

 

Dünya, canlıların özellikle de insan gibi son derece kompleks canlı varlıkların yaşayabilecekleri bir ısı değerine ve soluyabilecekleri bir atmosfere sahiptir. Evrendeki dev ısı yelpazesi içinde canlı yaşamına izin veren ısı aralığı çok dar bir aralıktır. İşte dünyamız tam bu ısı aralığı içinde yer alır. Bu ideal ısı değerinin sağlanmasında pek çok etken rol alır. Bunlardan birisi, Dünya ile Güneş arasındaki mesafedir.

Elbette ki, Dünya Güneş'e Venüs kadar yakın ya da Jüpiter kadar uzak olsaydı, yaşama imkan verecek bir ısı değerine sahip olamazdı. Bu ısı aralığının korunması, Güneş'in yaydığı ısı enerjisiyle de yakından ilişkilidir. Hesaplara göre, dünyaya ulaşan güneş enerjisindeki %10'luk bir azalma, yeryüzünün metrelerce kalınlıkta bir buzul tabakasıyla örtülmesiyle sonuçlanacaktır. Enerjinin biraz artması halinde ise tüm canlılar kavrularak öleceklerdir. Oysa bunlardan hiçbiri gerçekleşmez. Dünyanın ısısı canlıların yaşamasına el verecek şekilde sabit kalır.

Dünyanın kendi etrafındaki yüksek dönüş hızı da bu ısının dengeli dağılımına yardımcı olur. Dünya sadece 24 saatlik bir süre içinde kendi etrafını dolaşır ve bu sayede geceler ve gündüzler kısa sürer. Kısa sürdükleri için de gece ile gündüz arasındaki ısı farkı çok azdır. Bu dengenin önemi, bir günü bir yılından daha uzun süren ve bu yüzden gece-gündüz arasındaki ısı farkı 1000 santigrat dereceyi bulan merkürle karşılaştırıldığında görülebilir.

Şu anda ekranda tüm dünya sinemalarında ilgiyle izlenen ve büyük yankı uyandıran bir filmin sahnelerini izliyorsunuz. Yarından Sonra ya da orijinal ismiyle The Day After Tomorrow. Bu filmde doğadaki muhteşem dengenin bozuluşunu ve bunun insan yaşamı üzerindeki etkilerini çarpıcı görüntüler eşliğinde izlemek mümkün. Yarından sonra sıkça konuşulan ve üzerinde senaryolar üretilen küresel felaketi gerçek verilerden hareket ederek beyaz perdeye taşıyan bir film.

Küresel ısınma üzerine araştırma yapan bir iklim bilimcinin öngörülerinin bir anda gerçeğe dönüşmesini konu alan film, bir sinema hikayesinden daha çok evrendeki hassas dengelerdeki ufak bir bozulmada yaşanabilecek felaketi gözler önüne seriyor. Filmde küresel ısınma nedeniyle eriyen buzullar sıcak su akıntılarını değiştirip havanın inanılmaz derecede soğumasına sebep oluyor. 24 saat boyunca hiç durmadan kar yağıyor, insanlar sokaklarda donuyor, gökten buz kütleleri düşüyor, kasırgalar her yanı yıkıyor. Dünya yaşanması mümkün olmayan bir gezegene dönüşüyor. İşte bu görüntüler, yeryüzünde son derece hassas değerlerle korunan dengenin bozulması halinde, insanlığın ve tüm canlılığın tıpkı filmde anlatıldığı gibi bir felakete sürükleneceğini oldukça güzel tasvir etmektedir.

Küresel ısınma üzerine çarpıcı bir film daha. Amerika Birleşik Devletleri Eski Başkan Yardımcılarından Al Gore'un küresel ısınma üzerine çalışmalarını konu alan Uygunsuz Gerçek. Al Gore'a göre küresel ısınmanın yıllardır siyasi bir sorun olarak görülmesi tamamen yanlış bir anlaşılma. Çünkü dünyanın ekolojik dengesinin bozulmasıyla adeta bir saatli bombanın üzerinde oturuyor olduğumuz çarpıcı bir gerçek.

2009 yılında gösterime giren ve Maya takviminin sona ermesiyle kıyametin kopacağına inanıldığı 2012 yılını anlatan 2012 filmi de genel konusunun yanında dünyanın sistematik dengesinin bozulmasının ardından ne gibi felaketlerin tetiklenebileceğini sarsıcı görüntülerle anlatmaktadır.

Allah, üzerinde yaşadığımız dünyayı ve bütün evreni tam anlamıyla canlı yaşamına imkan verecek şekilde yaratmıştır. Bu, Allah'ın kulları üzerindeki lütuf ve rahmetinin bir eseridir.

Şeytandan Allah'a sığınırım:

“Görmedin mi? Allah, yerdekileri ve denizde O'nun emriyle akıp giden gemileri sizin yararınıza verdi. Ve izni olmadıkça göğü yerin üstüne düşmekten alıkoyar. Şüphesiz Allah, insanlara karşı şefkatlidir, çok merhametlidir." (Hac Suresi, 65)

 Buraya kadar değindiklerimiz, dünyadaki yaşam için gerekli olan dengelerin sadece bir kısmıdır. İncelemeyi sürdürdüğümüzde ise neredeyse bitmeyecekmiş gibi duran çok daha büyük bir liste karşımıza çıkar.

PAYLAŞ
logo
logo
logo
logo
logo
İNDİRMELER
mp3
mp4
mp4
mp4
youtube
Denge
Evren
Gezegen
Güneş Sistemi
Uzaylı
Yerçekimi Kuvveti