MÜBAREK ŞEHİR İSTANBUL - ERDEM ERTÜZÜN, FATİH CAMİ (28 AĞUSTOS 2011)
ERDEM ERTÜZÜN: Hayırlı akşamlar. A9 Televizyonu tarafından hazırlanıp-sunulan Mübarek Şehir İstanbul programımıza hoş geldiniz.
Bugünkü canlı yayınımızı Fatih Camii'nin önünden gerçekleştiriyoruz. Yapımı 1500'lü yıllara uzanan bu caminin kısa bir tarihini anlattıktan sonra, Peygamberimiz (sav)’in ahirzaman hakkında verdiği müjdeleri aktaracağız inşaAllah.
Fatih Camii ve Külliyesi İstanbul'un Fatih ilçesinde Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılmış olan cami ve külliyedir. Fatih Camii en büyük hasarı 1509 depreminde alır. Bu büyük depremde caminin kubbesi zarar görmüş, minaresi de yıkılmıştır. Cami ikinci büyük darbeyi ise 1556 yılında İstanbul'un evlerinin tamamını, surların da büyük bir bölümünü yerle bir eden depremde alır.
Bugünkü Fatih Camii ise 1766 depreminden sonra 3. Mustafa tarafından tamamıyla değişik bir biçimde yeniden yaptırılan camidir. Padişah, Haşim Ali Bey'i bina emini tayin eder. O da önce türbe ve külliye binalarını yaptırır. 1767'de ise yepyeni bir plan hazırlanır. Önce Sarım İbrahim Efendi, sonra da İzzet Mehmet Bey yönetiminde çalışmalar sürer. 4 Yıl sonra 1771'de yeniden ibadete açılır. Yani günümüzdeki Fatih Camii aslının nasıl olduğu konusunda herhangi bir bilgi yoktur. Ancak bugün de ayakta olan en eski dönemden kalıntılar vardır. Örneğin avluyu takip eden ve son cemaat yerine ayıran kuzey duvarı ilk camiden kalma kısımlardır.
Caminin başına gelenler sadece depremlerle de sınırlı değildir. 1782'deki Cibali yangınında halkın evlerinden kurtardıkları eşyaları caminin avlusuna koymasıyla bu kez de cami avlusundaki türbe, sanduka ve içindeki tüm eşyalarla birlikte yanmıştır. Cümle kapısının iki yanında ve üstünde bulunan Arapça kitabeye göre yapımında 1467 yılında başlanan Fatih Cami 1470 yılında tamamlanabilmiştir.
Mimarı, Sinaüddin Yusuf bin Abdullah'tır. Cami plan olarak anıtsal bir biçimde yapılmıştır. Merkezi kubbe iki fil ayağı ile iki sütun üzerine oturtulmuştur. Şadırvan avlusunda kıble duvarına paralel olan revak diğer üç yönden daha yüksektir. Kubbelerin dış kasnakları sekiz köşelidir ve kemerlere oturur. Kemerler genellikle kırmızı taş ve beyaz mermerlerle işlenmiş. Yalnız mihverdekilere yeşil taş kullanılmıştır. Alt ve üst pencerelerin etrafı geniş silmelerle çevrelenmiştir. Söveler mermerden ve gayet geniş kuvvetli silmelerle belirtilmiştir. Demir parmaklıklar kalın demirden ve topuzludur. Revak sütunlarının 8'i yeşil eğribos, 2'si pembe, 2'si esmer granitten, son cemaat yerindekilerin bazıları ise mısır granitindendir. Başlıklar tamamen mermerden ve hepsi istalaktitlidir. Kaideler de mermerdir. Avlunun bir kıblede 2'si yanda 3 kapısı vardır. Şadırvan 8 köşelidir. Mihrabın yaşmağı yine istalaktitlidir. Hücre köşeleri yeşil direkli, kum saatleriyle süslü ve üstü zarif bir taşla biter. Yaşmağın üzerinde tek satırlık bir ayet vardır. 12 Dilimli olan minare cami ile büyük bir ahenk ile birleşmiştir.
Şimdi de İstanbul'u süsleyen bu güzel Fatih Cami'nin önünde Peygamberimiz (sav)’in ahirzaman hakkında verdiği müjdeleri inceleyelim inşaAllah.
Peygamberimiz (sav) ahirzamana anlatırken karşılaşacağımız tüm olayları detaylı olarak tarif ettiği gibi Hz. Mehdi (as)’ın özelliklerine kapsamlı olarak açıklamıştır. Hz. Mehdi (as)’ın haber verilen bu özelliklerden biri de Allah'ın ‘Hadi’ sıfatının tecellisi olarak insanların hidayetine vesile olacak olmasıdır.
Peygamberlerin insanların hidayetlerine vesile olma vasıfları vardır. Allah'ın lütfetmesiyle mucizeler, harikalıklar gösterirler ve üzerlerindeki manevi hal ile imanlarının gücü açıkça hissedilir ve tüm bunlar insanların hidayetlerine vesile olmalarını sağlar.
Peygamberler gibi tarih boyunca gelmiş mücedditlerin, müçtehitlerin de insanların hidayetine vesile olma vasıfları vardır. Bu zatlardan biri de Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri'dir. Aynı manevi hal ve vasıf Hz. Mehdi (as) üzerinde de olacaktır inşaAllah.
Hz. Mehdi ismi, hidayete ulaştıran anlamındadır. Allah'ın Hadi yani hidayet veren, doğru yola ulaştıran ismi Hz. Mehdi (as) 'da yoğun olarak tecelli edecektir. Hz. Mehdi (as) 'ın üzerinde Allah'ın Hadi-hidayet veren isminin bereketi olacağı, içinde bulunduğumuz ahirzamanda tüm insanların hidayetine vesile olacağı, bir hadiste; “Hz. Mehdi (as) hidayet meşalesiyle alemde dolaşır. Yani tüm insanların hidayetine vesile olur ve salihler gibi yaşar” (El-Mehdiyy-il Mev'ud, c. 1, s. 281-282 ve 266 ve 300) ifadesiyle haber verilmiştir. Bir diğer hadiste ise şöyle buyurulur:
“Allah perestlik nefs perestliğe çevrildikten sonra Hz. Mehdi gelecek ve nefs perestliği Allah perestliğe çevirecek. Kuran, görüş ve düşünceleri uydurulduktan sonra Hz. Mehdi gelip görüş ve düşünceleri Kuran 'a uyduracak” buyuruyor. (Nehc-ül Belağa, Feyz'ül İslam baskısı, s. 424, 425)
Ahirzamandaki alimlerin ve hocaların büyük bölümü ise sadece insanların mevcut durumlarını muhafaza etmeye yönelik bir tutum içinde olacaklardır. Çoğunlukla da bazıları sadece kendi fikrini ve düşüncesini beğenen, Müslümanları sadece eleştiren ama doğruyu göstermekten, doğruya iletmekten uzak bir üslup içinde olacaklardır. Ama Hz. Mehdi (as) insanların mevcut durumlarını muhafaza etmeyecek, onların imanlarına, hidayetlerine vesile olacaktır. Allah'ın Hadi ismi onda en yoğun şekilde tecelli edecek Darwinistlerin, ateistlerin, materyalistlerin, dinsizlerin, imansızların dahi hakkel yakin iman etmesine vesile olacaktır.
Bediüzzaman da, Hz. Mehdi (as)'ın bu üstün yönünü, Hz. Mehdi (as)'ın sahip olacağı vasıfları tek tek sayarak tarif etmiştir. Hz. Mehdi (as) için “hem hakim, hem Mehdi, hem mürşit, hem müceddit, hem kutb-u azam” diyerek Hz. Mehdi (as)'ın ilmi ve manevi gücüne dikkat çekmiştir.
Hz. Mehdi (as)'ın bu özelliklerin her birini en mükemmel şekilde üzerinde taşıyacağını söylemiştir. Hz. Mehdi (as) hakimlik görevini ayrı, Mehdilik görevini ayrı, insanların hidayetine vesile olmasını ayrı, mürşitlik görevini ayrı, müçtehitlik görevini ayrı ayrı tek tek yerine getirecektir. Bediüzzaman bu konuyu şöyle anlatıyor:
“Ahirzamanın en büyük fesadı zamanında elbette en büyük bir müçtehit (ihtiyaç oluştuğunda ayetlerden hüküm çıkaran büyük islam alimi) hem en büyük bir müceddit (her yüzyıl başında dini hakikatleri devrin ihtiyacına göre ders vermek üzere gönderilen büyük İslam alimi, yenileyen, yenileyici) hem hakim, hem Mehdi, hem mürşit, (doğru yolu gösteren kişi), hem kutbu azam, (Müslümanların kendisine bağlandıkları büyük evliyalardan, zamanın en büyük mürşidi) olarak bir zat nuraniyi, nurlu bir zatı gönderecek. Ve o zat da ehl-i beyt-i nebeviden, (Peygamberimiz (sav)’in soyundan) olacaktır. Cenab-ı Hak bir dakika zarfında Beyne-s Sema vel Arz alemine (yer ile gök arasındaki alemi) bulutlarla doldurup boşalttığı gibi bir saniyede denizin fırtınalarını teskin eder, (dindirir) ve bahar içinde bir saatte yaz mevsiminin numunesine (örneğine) ve yazda bir saatte kış fırtınasını icat eden Kadir-i Zülcelal (her şeye muktedir olan) Yüce Allah Hz. Mehdi (as) ile de Alem-i İslam'ın, (İslam aleminin) zulümatını, (zulüm devrini, karanlığını) dağıtabilir ve vaat etmiştir, vaadini elbette yapacaktır” buyuruyor Said Nursi Hazretleri.
Bediüzzaman, yukarıdaki sözünde “Alem-i İslam'ın zulümatının Hz. Mehdi (as) ile mutlaka dağılacağını” müjdelemektedir. Bu sözleriyle Hz. Mehdi (as)'ın deccaliyetle olan mücadelesine ve bu mücadelede mutlaka galip olacağına dikkat çekmektedir. Deccaliyetle mücadele Hz. Mehdi (as)'ın en önemli vasıflarından biri olacaktır. Allah'ın bizleri böyle mübarek bir insanla aynı dönemde yaratması, İslam'ın bu güzel günlerini inşaAllah bizlere gösterecek olması Cenab-ı Allah'ın çok büyük bir lütfudur.
Evet, A9 Televizyonu tarafından hazırlanıp-sunulan Mübarek Şehir İstanbul programımızın sonuna geldik. Herkese hayırlı akşamlar diliyoruz.