MÜBAREK ŞEHİR İSTANBUL - ERDEM ERTÜZÜN, CAFERAĞA MEDRESESİ (23 AĞUSTOS 2011)
ERDEM ERTÜZÜN: Hayırlı akşamlar. A9 Televizyonu tarafından hazırlanıp-sunulan Mübarek Şehir İstanbul programımıza hoş geldiniz.
Bugünkü yayınımızı İstanbul'un tarihli iç içe olan bir mekanından, Caferağa Medresesi'nden gerçekleştiriyoruz. İstanbul'da yaşayanların veya turist olarak gelen yabancıların uygulamalı olarak geleneksel Türk el sanatlarını tanıma fırsatı bulduğu bu mekanda hem tarihi konuşacağız hem de bizi bekleyen aydınlık gelecek inşaAllah.
Caferağa Medresesi, Kanuni Sultan Süleyman dönemin Babüssaade Ağaları Ağalarından Caferağa tarafından Mimar Sinan'a yaptırılmıştır. Ayasofya Camiinin arkasındaki soğuk kuyu sokağa bağlı, soğuk kuyu çıkmazında yer alan medreseyi yaptıran Caferağa, sanata ve bilime düşkünlüğüyle tanınan bir zat idi.
Günümüzde medrese, dershaneleri, büyük salonu ve huzur verici bahçesiyle geleneksel Türk el sanatlarının öğretildiği ve üretilip yerli ve yabancı turistin beğenisine sunulduğu turistik bir merkeze dönüştürülmüştür.
Osmanlı'da medreseler çoğunlukla camilerin yanında ve cami ile birlikte yapılmışlardır. Ancak Caferağa Medresesi 1559 yılında bağımsız medrese olarak yapılmış.
16 odadan oluşan medresenin odalarının ortasında küçük bir avlu bulunuyor. Bu odalardan eskiden eğitim yapılmaktaydı. Şimdi medrese hücrelerinde Osmanlı kültürünün güzel örnekleri uzmanlar tarafından gönüllülere öğretiliyor.
Basık kemerli bir kapıdan girilen medrese, dikdörtgen planlı bir avlu ve onu çevreleyen dershanelerden oluşuyor. Yapının dış cephesinde göze çarpan en önemli özellik bacalar. Zaman içinde değişikliklere uğrayan medresenin bacaları günümüze kadar gelmeyi başarmış. Kurşunla örtülü olan baca biçimleri dönemin diğer bacalarından farklı olmasıyla Osmanlı mimarlık tarihi açısından da büyük önem taşıyor.
Medrese avlusunda büyük mermer bir dolap bulunuyor. Suların, yiyeceklerin soğuk olarak saklanması için kullanılan mermer dolap çok ilgi çekicidir.
Medrese'ye girişin sağ tarafında asıl derslerin verildiği büyük bir mekan var. Bu dershanenin kapısı üzerinde ve kapının yanlarında kitabeler bulunuyor. Bu kitabelerde yer alan dikkat çekici bilgilerden biri de, medresede eğitim gören öğrenciler için yapılan bağışlarla ilgilidir.
Evet, her programımızda Peygamberimiz (sav)’in verdiği bilgilere dayanarak ahir zamanı Hz. Mehdi (as)'ı, deccaliyeti, İsa Mesih (as) 'ı, İttihad-ı İslam'ı, İslam ahlakının hakimiyetini konuşuyoruz. Bu büyük müjdelerin samimi olarak iman eden her müminde büyük bir heyecan ve şevk uyandırması gerekiyor. Ancak insanların bir kısmı bu heyecanı duymadıkları gibi Mehdiyet’i de kendilerince örtbas etmeye çalışıyorlar. Bazıları “Hz. Mehdi (as) gelmeyecek” diyor. Bazıları “yüzyıllar sonra gelecek” diyor. Bazıları “bir şahsi manevi olarak bir ruh biçiminde belli belirsiz gelecek” diyor.
Bu izahların tamamı söz konusu kişilerin Hz. Mehdi (as)'ın gelişinden ümit kestiklerini gösteriyor. Burada çok önemli ve çok hikmetli bir husus var. O da Peygamberimiz (sav)’in insanların bu durumlarının da Hz. Mehdi (as)’ın geliş alametlerinden biri olduğunu söylemesidir. Yani bu insanlar Hz. Mehdi (as)’ın gelişini cahilce inkar ederken aslında Hz. Mehdi (as)’ın gelişinin bir alametini daha tahakkuk etmesine vesile oluyorlar. Kendilerince insanlara ümitsizlik vermeye çalışırken müminlerin bir kez daha Hz. Mehdi (as)’ın alenen ortaya çıkışının çok yakın olduğunu görmelerine vesile oluyorlar.
Peygamberimiz (sav), insanların ümitsiz olduğu ve “hiç Hz. Mehdi (as) falan yokmuş dediği bir sırada Allah Mehdi'yi gönderir” buyurarak bu gerçeğe dikkat çekiyor. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 55)
Peygamberimiz (sav) burada çok önemli bir sır veriyor. “Hiç Hz. Mehdi falan yokmuş dediği bir sırada Allah Mehdi'yi gönderir” buyuruyor. Yani artık Hz. Mehdi (as)’ın çıkışından tamamen ümit kesiliyor. Öyle ki böyle bir konu yokmuş deniyor. Şimdi de insanların bir kısmı ne diyorlar? “Mehdiyet yokmuş” diyorlar. “Mehdi’yi bu yüzyılda hiç beklemeyin, daha yüzyıllar boyunca gelmeyecek” diyorlar. Ve bazı cahil kimseler de bunlara inanıyor. “Gerçekten Mehdi falan da gelmeyecekmiş” diyorlar.
İşte tam böyle dedikleri bir dönemde, Allah'ın izniyle, Hz. Mehdi (as)'ın geliş dönemi. Dikkat ederseniz 1980'lerden önce Hz. Mehdi (as)'ın gelişi anlatılıyordu, müjdeleniyordu ve tam Mehdi (as)’ın geliş zamanında Hicri 1400'lerin başı yani 1980'den itibaren birden bu açıklamalar bıçak gibi kesildi. Gelmeyecek diyenlerin sesi daha çok çıkmaya başladı. Demek ki tam Hz. Mehdi (as)'ın çağındayız.
Resulullah (sav) bir diğer hadisi şerifte ise: “Mehdi Resulullah'ın bayrağı ile insanların başlarına bela üzerine bela yağdığı ve çıkışından ümit kesildiği bir sırada çıkar” (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 55) buyurarak bu önemli gerçeğe dikkat çekiyor. Bu hadiste de Peygamberimiz (sav) bir kez daha, “Hz. Mehdi (as)’ın bazı imanı zayıf insanların Mehdi (as)’ın zuhurundan ümit kesmeye başladıkları vakitte çıkacağını” bildiriyor. Müminleri bu konuda uyarmış oluyor.
Bundan 1400 sene sonra insanlar Hz. Mehdi (as) gelmeyecek deyip onun çıkışından ümit kestiklerinde anlayın ki bu mübarek zatın Hz. Mehdi (as)'ın çıkış zamanıdır diyor. Bu konuyla ilgili işari imanında bir ayet ise şu şekilde, şeytandan Allah'a sığınırım: “Hani münafık olanlar ve kalplerinde hastalık bulunanlar; ‘Allah ve Resulü bize boş bir avlanıştan başka bir şey vadetmedi’ diyorlardı.” Ahzab Suresi’nin 12. Ayeti.
Bu ayet işari imanında Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as)'ın gelişinden ümit kesen kimselerin durumuna da işaret etmektedir. Zira bu kimseler Peygamberimiz (sav)’in hadisleriyle haber verdiği Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as)’ın gelişini inkar ederek peygamberimiz (sav)’in de bu konudaki sözlerinin sözde asılsız olduğunu haşa peygamberimiz (sav)’in boş vaatlerde bulunduğunu öne sürmektedirler. Oysa ki insanların bu şekilde Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as) 'ın gelişinin gerçek olmadığına ve sözde boş bir vaad olduğuna inanmaları da Peygamberimiz (sav)’in gerçekleşeceğini vaat ettiği olaylardan biridir.
Evet, A9 Televizyonu tarafından hazırlayıp-sunduğumuz Mübarek Şehir İstanbul programımızın sonuna geldik. Herkese hayırlı akşamlar diliyoruz.