MÜBAREK ŞEHİR İSTANBUL - ERDEM ERTÜZÜN, ŞEHZADE CAMİ (24 AĞUSTOS 2011)
ERDEM ERTÜZÜN: Hayırlı akşamlar. A9 Televizyonu tarafından hazırlanıp sunulan Mübarek Şehir İstanbul programımıza hoş geldiniz.
Bugün Mimar Sinan'ın “çıraklık eserim” diye nitelendirdiği Şehzadebaşı Camii'nden yayınımızı gerçekleştiriyoruz. Bu programımızda önce Mimar Sinan'ın en güzel eserlerinden biri olan caminin tarihinden, mimarisinden bahsedeceğiz. Daha sonra da yaşadığımız dönemin en önemli konularından biri olan Mehdiyet’i, özellikle de bazı kimselerin gerçekleşmiş olan tüm alametleri görmezden gelerek bu konuyu örtbas etme çabalarını anlatacağız.
Önünde bulunduğumuz Şehzadebaşı Camii, genç yaşta ölen oğlu Şehzade Mehmet için Kanuni Sultan Süleyman tarafından Mimar Sinan’a yaptırılan külliye içerisinde bulunuyor. Mimar Sinan, Şehzade Camii ve Külliyesini 1544-1548 tarihleri arasında dört yılda tamamlamıştır. Cami, Mimar Sinan'ın mimari devasındaki ana devirler olan bu üç anıt eserin ilk basamağı olarak kabul edilir. Her ne kadar Mimar Sinan camiyi “çıraklık eserim” diye nitelendirse de Sinan'ın en etkileyici eserlerinden biridir.
Caminin en popüler özelliği, ilk çift eksenli simetrik cami olmasıdır. Yani artık merkezi planlı klasik Osmanlı camisi tipine ulaşılmıştır. Bu yapı topluluğu cami, imaret, tabhane, medreseler ve mekteplerden oluşmaktadır. Bunlardan imaret ile mektep avlu dışında olup cami, medrese, tabane ve türbeler bir avlu içerisindedir. Cami kare planlı olup üstü yarım küre şeklinde bir büyük kubbe ve bunun etrafında dört yarım kubbe ile örtülmüştür. Dört köşede yarım küre, dört de küçük kubbe vardır. Bütün kubbeler dört büyük fil ayağı üzerine oturur. Mimar Sinan’ın eserlerinde görülen sadelik ve tezyinat bu camide de görülür.
Camiye üç ayrı kapıdan girilir. Ortadaki cümle kapısının üzerinde bir kitabe bulunur. Cami avlusu 12 sütuna dayanan 16 kubbe ile çevrilidir. Buradaki kalem işleri dikkat çekiyor. Caminin sağ ve solunda ikişer şerefeli iki minaresi bulunur. Minareler çeşitli şekillerde işlenmiştir.
Şehzade Camii haziresi birçok türbeyi içinde barındırır. Şehzade Mehmed'in türbesi camiden daha önce bitirilmiştir. Sonraki yıllarda eklenen çeşitli türbelerle bu alan bir hazireye dönüştürülmüştür. Özellikle Şehzade Mehmet Türbesi süsleme ve bezemeleriyle Mimar Sinan'ın eserlerinin en güzel örneğidir. Ayrıca hazirede Şehzade Mahmut, Hatice Sultan, Fatma Sultan ve İbrahim Paşa'nın türbeleri yer almaktadır.
Evet, sevgili izleyenlerimiz gerçekten de Şehzade Camii İstanbul'un mutlaka görülmesi gereken en güzel mekanlarından birisi.
Şimdi de her programımızda olduğu gibi Peygamberimiz (sav)’in Hz. Mehdi (as)’ı “müjdeleyin” emrini yerine getireceğiz ve Mehdiyet’ten bahsedeceğiz.
Hz. Mehdi (as), tabiin döneminden beri 1400 yıldır Müslümanların büyük bir coşkuyla, sevgiyle ve heyecanla bekledikleri bir zattır. Hadislerde verilen bilgiler ve büyük İslam alimlerinin izahları Hz. Mehdi (as)'ın Hicri 1400'de göreve başlayacağını ortaya koymaktadır. Gerçekten de Hicri 1400'e girmemizle birlikte geçen son 30 yıl içinde binlerce yıldır olmayan olaylar ardı ardına gerçekleşmiştir. Peygamberimiz (sav)’in Hz. Mehdi (as)'ın çıkış alametleri olarak haber verdiği yüzlerce olay bu 30 yıl içinde olmuştur.
Örneğin 1979 yılında yaşanan Kabe baskını ve Kabe'de kan akıtılması, 1979'da Afganistan'ın işgali, 1979'da Fırat'ın suyunun tarihte ilk kez kesilmesi, 1980 yılındaki İran-Irak savaşı, 1986 yılının Ramazan ayında 15 gün arayla ay ve güneş tutulmalarının olması, 1986 yılında Halley kuyruklu yıldızının çıkışı, 2009 yılında Lulin Kuyruklu Yıldızının çıkışı ve gerçekleşen yüzlerce alametten sadece bir kaşıdır.
Tüm bunlara rağmen ‘Hz. Mehdi (as) bu yüzyılda gelmeyecek’ iddialarını hiçbir hadis kaynağına dayandırmayan kişilerin göz ardı ettikleri önemli bir gerçek vardır. Hadislere göre ümmetin ömrü Hicri 1500'lere kadardır ve tüm ahir zaman olayları Hicri 1400 ile Hicri 1500 arasındaki 100 senelik dönemde yaşanacaktır. Dolayısıyla böyle bir iddia tamamı arka arkaya gerçekleşen bu alametleri görmezden gelerek ve bunların bir defa daha arka arkaya gerçekleşmesi gerektiğini iddia etmek anlamına gelir.
Gerçekleşen söz konusu yüzlerce alamete rağmen aynı alametler bir kez daha olsun demek akla ve mantığa kesinlikle uygun olmaz. Oysa bu alametler zaten bir kez ve bir sıra şeklinde meydana gelmiştir. Ve bu durum Müslümanların Peygamberimiz (sav)’in haber verdiği ahir zaman içinde yaşadıklarının anlamaları için yeterlidir.
Son bin yılın en büyük İstem alimi Bediüzzaman Said Nursi külliyatında, Hz. Mehdi (as)’ın Hicri 1400'de zuhur edeceğini bildirmiştir:
“İstikbal-i dünyeviyede,(dünyanın geleceğinde), 1400 sene sonra gelecek bir hakikati asırlarında karip, (yakın) zannetmişlerdir.” (Sözler, s. 318)
Yine Peygamberimiz (sav)'den rivayet edilen ve İmam Rabbani, Celaleddin Suyuti, Ahmet bin Hanbel, Üstad Said Nursi Hazretleri gibi büyük İslam alimlerinin eserlerinde yer alan ve İslam ümmetinin ömrünün Hicri 1500'lere kadar olacağını ifade eden hadislerin de varlığı açıktır. Bu sahih kaynaklar doğrultusunda, Hz. Mehdi (as)'ın çıkış vaktinin Hicri 1400'den sonraki bir yüzyıl olmayacağı son derece açıktır.
Şehzadebaşı Camii'nden canlı olarak gerçekleştirdiğimiz A9 Televizyonu tarafından hazırlanıp-sunulan Mübarek Şehir İstanbul programımızın sonuna geldik. Herkese hayırlı akşamlar diliyoruz.