MÜBAREK ŞEHİR İSTANBUL - ERDEM ERTÜZÜN, YEREBATAN SARNICI (25 AĞUSTOS 2011)
ERDEM ERTÜZÜN: Hayırlı akşamlar. A9 Televizyonu tarafından hazırlanıp-sunulan Mübarek Şehir İstanbul programımıza hoş geldiniz.
Bugünkü yayınımızı Yerebatan Sarnıcı'ndan yapıyoruz. Programımızın ilk bölümünde Yerebatan Sarnıcı hakkında bilgi edineceğiz. Daha sonra ise hadislerde verilen bilgiler doğrultusunda Hz. Mehdi (as)’ın maruz kalacağı çile ve zorluktan bahsedeceğiz.
Yerebatan sarnıcı M.S. 542 Yılında Bizans İmparatoru I. Justinianus tarafından büyük sarayın su ihtiyacını karşılamak üzere yaptırılmış. Mekan, suyun içinden yükselen mermer sütunların arasındaki ihtişamından dolayı halk tarafından Yerebatan Sarayı olarak da anılır. Yabancı kaynaklarda geçen Basilica isminin ise Sarnıcın yakınında bulunan İlyus Basilicası'ndan (Basilica Julia) geldiği rivayet edilir.
Yerebatan Sarnıcı, 9800 metrekarelik bir alanı kapsayan dev bir yapıdır. Burada her biri 9 metre yüksekliğinde 336 sütun bulunur. Belirli aralıklarla dikilen bu sütunlar her sırada 28 tane olmak üzere 12 sıra meydana getirirler.
Sarnıcın Kuzeybatı köşesindeki iki sütunun altında kaide olarak kullanılan iki Medusa Başı Roma çağı heykeltıraşlık sanatının önemli örneklerinden biridir. Sarnıç, kurulduğundan günümüze kadar çeşitli onarımlardan geçmiştir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde iki defa restore edilen sarnıcın ilk onarımı 3. Ahmet zamanında 1723 yılında mimar Kayseri'li Mehmet Ağa tarafından yaptırılmıştır. İkinci onarım ise Sultan 2. Abdülhamit zamanında 1876 ve 1909 yıllarında olmuştur.
Cumhuriyet döneminde de Sarnıç, 1980'de İstanbul Belediyesi tarafından temizlenerek ve bir gezi platformu yapılmak suretiyle ziyarete açılmıştır.
1994 Mayıs'ında yeniden büyük bir temizlik ve bakımdan geçmiştir. Hali hazırda Yerebatan Sarnıcı müze olmanın yanında ulusal ve uluslararası birçok etkinliğe ev sahipliği yapmaktadır.
Bildiğiniz gibi bazı kişiler Hz. Mehdi (as)’ın karşılaşacağı zorlukları, çileleri, imtihanları görmezlikten geliyorlar ve Hz. Mehdi (as) dan sanki olağanüstü bir insanmış gibi bahsediyorlar. Oysa Peygamberimiz (sav) hadislerinde Hz. Mehdi (as)’ın peygamberlerle çeşitli benzerliklere sahip olacağını ve onlar gibi çeşitli zorluklarla mücadele edeceğini bildiriyor.
Örneğin: “Hz. Mehdi (as) bizden, Ehl-i Beyt’tendir. Biz öyle bir ev halkıyız ki Allah bizim için ahireti dünyaya tercih etmiştir. Benim Ehl-i Beytim muhakkak benden sonra bela, kaçırılma ve sürgüne uğrayacaktır.” Hadis-i şerifi, Hz. Mehdi (as)’ın bir zorlu bir ortamda ilmi mücadele vereceğini ifade ediyor. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 14)
Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)’in birazdan okuyacağım hadisi de böyle bir durumu. Yani Hz. Mehdi (as)’ın biat sırasında kendisinin birçok kahır ve haksızlığa uğradığını insanlara açıklayacağını haber vermektedir. Şöyle buyuruyor Resulullah (sav): “Hz. Mehdi (as) Resulullah'ın bayrağı ile insanların başlarına bela üzerine bela yağdığı ve çıkışından ümit kesildiği bir sırada çıkar. İki rekat namaz kılar, namazdan dönünce şöyle der; Ey insanlar, ümmet-i Muhammed ve bilhassa onun Ehl-i Beyt’i çok belalar gördü ve bizler kahır ve haksızlığa maruz kaldık.”
Görüldüğü gibi Hz. Mehdi (as) da peygamberler gibi iftiraya uğrayacak, çeşitli güçlükler, iftiralar ve belalarla imtihan edilecek, inkar edenlerin kurdukları tuzaklara karşı göğüs gerecektir. Hz. Mehdi (as)’ın peygamberlere benzeyen bu yönü hadiste şöyle anlatılıyor:
“Bizim kaimimiz Hz. Mehdi (as) ile Allah'ın Resulleri arasında birtakım benzerlikler vardır. Nuh (as), İbrahim (as), Musa (as), İsa (as), Eyüp (as) ve Muhammed (sav) Peygamberlerin her biri ile bir benzerliği vardır. Nuh (as) ile uzun ömürlü olmasında.
İbrahim (as) ile doğumunun gizli olması ve halktan uzak durmasında.
Musa (as) ile korku hali, Hz. Mehdi (as)’a yönelik tehlikelerin yoğunluğuyla, öldürülme, tuzak kurma, tutuklanma, gözaltına alınma, sürgün gibi her türlü tehlikeyle iç içe olmasıyla ve gaybette yaşamasında, sürekli gizlenerek yaşamasında.
İsa (as) ile halkın onun hakkındaki ihtilafa düşmesi bir kısım insanların Hz. Mehdi (as) gelecek, bir kısmının da gelmeyecek demesinde.
Eyyub (as) ile beladan sonra kurtuluşun yetişmesinde Hz. Mehdi (as)'a da birçok zorluk, hastalık ve dert gelmesi ancak aynı Hz. Eyyub (as) gibi Allah'ın rahmetiyle hepsinden kurtulmasıyla.
Muhammed (sav) ile de kılıçla kıyam etmesinde. Peygamberimiz (sav)’in kutsal emanetleri olan mübarek sancağı, kılıcı ve hırkasının Hz. Mehdi (as)’ın yanında olmasıyla benzerliği vardır.
Peygamberlerin tümü çeşitli zorluklar, iftiralar ve hastalıklar ile imtihan olmuşlardır. Peygamberlerin tümü inkar edenlerin baskı ve tuzaklarına maruz kalmış, inkarcılar tarafından öldürülmek istenmiş, kendilerini büyücü hatta deli denmiştir.
Hz. Yusuf (as) hiçbir suçu olmamasına rağmen yıllarca hapis yatmış,
Hz. Musa (as) 'a büyücü ve deli denmiş,
Hz. İbrahim (as) kavmin önde gelenleri tarafından ateşe atılmıştır.
Hz. Mehdi (as) da Peygamberimiz (sav)’in rivayetinde belirtildiği gibi peygamberlerin ve tüm salih Müslümanların yaşadığı zorluklara maruz kalacak, inkarcıların tuzak, fitne ve iftiralarıyla mücadele edecek zorluk ve çile dolu bir yaşantı sürecektir.
Ancak yine hadislerde haber verildiği üzere bu baskı ve zorlukların hiçbiri Hz. Mehdi (as)'ı ve şanlı ilmi mücadelesini asla durdurmayacaktır. Tam tersine Mehdi (as)’ın fikri çalışmalarının daha da güçlenmesine vesile olacak ve bu büyük ilmi mücadelenin neticesinde inşaAllah İslam ahlakı tüm dünyaya hakim olacaktır.
Evet, A9 Televizyonu tarafından hazırlayıp-sunduğumuz Mübarek Şehir İstanbul programımızın sonuna geldik. Tüm izleyenlerimize hayırlı akşamlar diliyoruz.