MÜBAREK ŞEHİR İSTANBUL - ERDEM ERTÜZÜN, BEYAZIT MEYDANI (26 AĞUSTOS 2011)

ERDEM ERTÜZÜN: Hayırlı akşamlar. A9 Televizyonu tarafından hazırlanıp-sunulan Mübarek Şehir İstanbul programımıza hoş geldiniz.

Bugün İstanbul'un hem tarihi hem siyasi olarak önemli meydanlarından birindeyiz. Yayınımıza Beyazıt Meydanı'ndan gerçekleştiriyoruz. Tarihimizin birçok önemli olayına şahitlik eden bu meydanda hem tarihten konuşacağız hem de gelecekten bahsedeceğiz.

Birçok insanın örtbas etmek için çaba harcadığı, bazılarının hiç ağzına dahi almadığı, Peygamberimiz (sav)’in ise “anlatın diye buyurduğu Mehdiyet’i konuşacağız.

Bizans döneminde kentin en büyük meydanı, Türk döneminde ise bir saray meydanı olan bugünkü Beyazıt meydanı önemli tarih alanlarından biridir. Çevresinde Beyazıt Camii'ni ve mahallesini de içine alan Beyazıt semti vardır. Milattan sonra 4. Yüzyılda şehrin en büyük meydanı olarak inşa edilir. Tam ortasındaki dev boyutlu zafer takının üzerinde yer alan bronz boğa başlarından dolayı buraya Form Tauri yani boğa meydanı adı verilmiştir.

Osmanlı'nın İstanbul'u fethinden sonra ilk saray buraya yaptırılır. Topkapı Sarayı'nın inşasından sonra bu saray eski valide sultanların, emekli carilerin gönderildiği bir yer olmuştur. Meydana adını veren Beyazıt Cami ise 15. Yüzyılda yapılmıştır. 19. Yüzyıla gelindiğinde Fatih'in yaptırdığı saray eskimesi nedeniyle yıkılarak, Balyan ailesine Seraskerlik binası yani bugünkü İstanbul Üniversitesi binası yaptırılır. Arkamızda gördüğünüz İstanbul Üniversitesi'nin ana kapısı olarak kullanılan kapı da aslında Harbiye Nezareti kapısıdır. Kapının üzerindeki kitabede Fetih ve Zafer ayetleriyle Daire-i Umur-ı Askeri ibaresi yazılır.

Hemen üstünde de Sultan Abdülaziz'in tuğrası yer alır. 1884 Yılında halkın ahır olarak kullandığı imaret onarılıp Beyazıt Umumi Kütüphanesi olarak hizmete girer. Bu gelişme şehrin kültürel dönüşümünde de etkili olmuştur.

Asıl akademik gelişme Darül Funun-i Osmani'nin 1909 yılında Zeynep Hanım Konağı'na taşınmasıyla olur. Askeri siyasi gündemin merkezi olan meydan yerini yavaş yavaş akademik çevrelere bırakır. Öyle ki bir zamanlar Vezneciler, Soğan Ağa, Çarşı Kapı Semtleri, Paşa Konakları Muhitleri iken, Akademisyen muhitleri haline gelir. Bugün ise Beyazıt Meydanı hem tarihiyle hem de İstanbul Üniversitesi'nin bulunduğu meydan olması sebebiyle hala çok aktif ve hareketli bir meydandır.

Bugün Mehdiyet konusunda üzerinde durmak istediğimiz önemli bir konu var. Peygamberimiz (sav)’in Hz. Mehdi (as) devri ile ilgili verdiği önemli bilgilerden biri de Hz. Mehdi (as) çıktığında bazı cahil sözlü din adamlarının Hz. Mehdi (as)’a karşı çıkacaklarıdır.

Ahirzamanda cahil alimlerin çoğalacağı Buhari, Müslim, Ebu Davud gibi tüm sahih hadis kaynaklarında yer alan bir bilgidir. Örneğin Buhari'de yer alan bir hadiste: “Ahirzamanda türemenler çıkacak. Beyinleri çalışmayacak, konuşurken çok güzel konuşacaklar, Kuran okuyacaklar fakat imanları gırtlaklarından aşağı geçmeyecek” buyrulmaktadır. (Buhari, Sahih 3611, 5057, 6930, Müslim, 1066, Ebu Davud 4767, Ahmed bin Hanbel, Müsned 1, 81, 113, 131)

Peygamberimiz (sav) “beyinleri çalışmayacak” diyor. Yani akıl zayıflığı içinde olacaklar. “Konuşurken güzel konuşacaklar” diyor. Uzun uzun anlatıyorlar, saatlerce konuşuyorlar fakat konuştuklarını hayatlarına ve ahlaklarına yansıtmıyorlar. Anlattıklarıyla yaşadıkları uyum içinde olmuyor. Mesela Kuran ayetleriyle müminlerin fedakarlıklarından bahsediyorlar ama kendi rahatlarına çok düşkün oluyorlar. Allah yolunda hizmet etmenin önemini anlatıyorlar ama aileleriyle, işleriyle meşgul oldukları için ilmen mücadeleden kaçınıyorlar. Peygamberimiz (sav) “imanları gırtlaklarından aşağı geçmeyecek” diyerek bunu kastediyor.

Peygamberimiz (sav), “Ahirzamanda Kuran 'ı çok iyi bilen, saçları tıraş edilmiş, başları sarıklı bazı kişilerin ortaya çıkacağını” (Râmûz-ul Ehâdîs, Hadîs No: 6294) da haber vermiştir. Ancak bu kişiler yaptıkları izahlar ve açıklamalarıyla dini savunuyor görürseler de dine ekledikleri bidatler ve çarpık din anlayışlarıyla adeta yayın oktan çıkması gibi İslam dininden uzak olacaklardır.

Bu anlar işleriyle Kuran'a ve samimi Müslümanlara özellikle de Hz. Mehdi (as)'a karşı mücadele eden bir tavır içerisinde olacaklardır. Konuyla ilgili bir hadis şu şekilde: “Doğudan başları tıraşlı kavimler çıkacak, dilleriyle Kuran okuyacaklar fakat boğazlarından aşağı geçmeyecek. Onlar dinden yaydan okun çıktığı gibi çıkacaklardır.” (Buharî, Fezailu'l Kur'an, 36; Menakıb, 25, İstitabe 6; Muslim, Zekat, 154; Ebu Davud, Sunnet, 31 (4767); Nesai, Tahrim, 26)

Evet bu kişilerin Hz. Mehdi (as)'a karşı deccaliyetin safında yer alacakları, Hz. Mehdi (as)'a karşı mücadele edecekleri de “ümmetimden başları sarıklı 70.000 kişi deccala tabi olacaktır” ifadesiyle haber veriliyor. (Ebu Bekir Abdürrazzak b. Hemmam, Abdürrazzak es San’ani , El Musannef, XI, sf. 393)

İşte bu nedenledir ki, İmam Rabbani Hazretleri de Müslümanlara cahil, sözde alimlerin peşinden gitmemeleri konusunda özel olarak uyarıda bulunuyor.

“Dünyalık peşinde olan din adamlarının sözlerini dinlemek, kitaplarını okumak zehir yemek gibi zararlıdır. Kötü din adamlarının zararları bulaşıcıdır. Cemiyetleri bozar, milletleri parçalar” buyuruyor.

İmam Rabbani Hazretleri: “Onların sözlerini dinlemek zehir yemek gibi zararlıdır” diyor. Yani bu kimseler ahir zamanda “Hz. Mehdi (as) gelmeyecek” diyerek adeta insanları fikren zehirliyorlar. İmam Rabbani Hazretleri bir başka sözünde, ahirzamanda bazı sözde din adamlarının Hz. Mehdi (as)'a düşmanca tavır göstereceklerini detaylı olarak açıklıyor. İmam Rabbani bu konuda şöyle diyor:

“Geleceği vaad edilen Mehdi dinin tervicini, (değerini arttırmayı), sünnetin ihyasını (yeniden canlandırmasını) murad ettiği,(istediği) zaman bidat ehliyle, ameli adet edinen, hasene zannıyla dini karıştıran, dinin aslında, özünde olmayan şeyleri dinin emri olduğunu zanneden bazı insanlar hayretle şöyle diyecektir; bu kimse yani Mehdi dinimizi kaldırmak ve şeriatımızı izale (mahvetmek) istiyor.” (Mektubat-i Rabbani, 1/535)

İmam Rabbani bu sözünden anlaşıldığı üzere bu kimseler bidat ehliyle, ameli adet edinen (dinin özünde olmayan), dine sonradan dahil edilmiş batıl birtakım inanışlara göre davranan, hasene zannı ile dini karıştıran (dinin özünde olmayan şeyleri dinin emri olduğunu zanneden) kimselerdir. Ve bu kimselerin en çok gündeme getirdikleri iddia ise Hz. Mehdi (as)'ın dinlerini ortadan kaldırmak istediği olacaktır.

Yani Hz. Mehdi (as) onların batıl dinlerine bidatlerine göre değil Kuran 'a göre Peygamberimiz (sav)’in sünnetine göre hareket edecektir.

Muhiddin Arabi Hazretleri de, Hz. Mehdi (as) döneminde dinin özüne döneceğini yani Peygamberimiz (sav) dönemindeki gibi saf halinde yaşanacağını söylemiş, Hz. Mehdi (as)’a en çok muhalefet eden kimselerin ise bazı cahil sözde din adamları olacağını şöyle haber vermiştir: “Onun (Hz. Mehdi (as)'ın) döneminde din tamamen reyden arınmış olarak eski hüviyetini kazanacaktır. Vereceği birçok hükümlerde ulemanın mezheplerine muhalefet edecektir. Bundan dolayı ondan uzak duracaklardır. Zira zanlarına göre gerçekten Allah imamlarından sonra bir müçtehid bırakmadığını kabulleneceklerdir.

A9 Televizyonu tarafından hazırlayıp-sunduğumuz Mübarek Şehir İstanbul programımızın sonuna geldik. Herkese hayırlı akşamlar diliyoruz.