Doğu Asya'nın sislerle örtülü sazlıklarında...
İlk bakışta sıradan bir geyik gibi görünür.
Ama biraz yaklaşınca, alışılmış bütün bilgiler altüst olur.
Çünkü karşınızda boynuzları olmayan bir geyik vardır.
Dahası...
Üst çenesinden aşağı uzanan keskin dişleriyle adeta tarih öncesinden çıkıp gelmiş bir canlı gibi.
Bu canlının ismi su geyiğidir...
Halk arasında ise "vampir geyiği" adıyla bilinen tür...
Burada akla bir soru gelmektedir? Bu geyik niçin diğer geyikler gibi boynuza sahip değildir?
Neden boynuz yerine hançer taşımaktadır?
Bu sorunun cevabına geçmeden önce bu geyiği ilginç kılan dişlerinin özelliklerine bir göz atalım..
Erkek su geyiklerinin 8 ila 10 santimetre uzunluğa ulaşabilen köpek dişleri bulunur.
Fakat asıl dikkat çekici olan, bu dişlerin sabit olmamasıdır.
Yemek yerken geriye çekilirler.
Tehlike anında ise öne doğru uzanırlar.
Bir anda savunma silahına dönüşürler.
Yapılan biyomekanik araştırmalar, bu dişlerin mine yapısında darbe sırasında kırılmayı azaltan mikroskobik bir esneklik katmanına sahip olduğunu ortaya koydu.
Yüce Allah, bu canlıyı savaşması gerektiğinde güçlü, ihtiyaç kalmadığında ise rahat hareket edebilecek şekilde yaratmıştır.
Ancak su geyiğinin ilginç özellikleri yalnızca dişlerinde saklı değildir.
Onun yaşam alanı da dikkat çekicidir.
Bataklıklar...
Sazlıklar...
Çamurlu kıyılar...
Birçok canlı için zorlayıcı olan bu bölgeler, su geyiğinin evidir.
Çünkü toynakları sıradan değildir.
Yumuşak zemine bastığında genişler.
Ağırlığını dağıtır.
Batmasını önler.
Parmakları arasındaki perdeli yapı ise yüzme kabiliyetini artırır.
Böylece hem karada ilerler hem de suyun içinde ustalıkla hareket eder.
Bu en zorlu ve kaygan zeminlerde bile yere sağlam basma" ve yoluna devam etme imkanı. sağlar.
Yaşadığı çevreye tam uyumlu olarak yaratılmış bu yapı, biyologların yarı sucul memeliler üzerindeki çalışmalarında dikkat çekici örneklerden biri olarak gösterilmektedir.
Fakat onu hayatta tutan bir başka özellik daha vardır.
Neslini koruma yeteneği...
Çoğu geyik bir ya da iki yavru dünyaya getirirken, su geyiği tek doğumda dört ila yedi yavru sahibi olabilir.
Bu sayı oldukça dikkat çekicidir.
Çünkü yaşadığı bölgeler aynı zamanda birçok yırtıcının av sahasıdır.
Leoparlar...
Kurtlar...
Ve diğer avcılar...
Böylesine yoğun baskı altında türün devamı için farklı bir strateji gerekir.
Çin'deki Yancheng Doğa Koruma Alanı'nda yürütülen araştırmalar, yavruların ilk aylarda uyguladığı saklanma davranışının hayatta kalma oranını büyük ölçüde artırdığını göstermiştir.
Daha az koku yaymaları ve fark edilmeden beklemeleri, onları avcılardan korunmada %80 başarı sağlamaktadır.
Bir başka dikkat çekici özellik ise haberleşme biçimlerinde ortaya çıkıyor.
Su geyikleri özel koku bezleri kullanır.
Bölgelerini işaretler.
Birbirlerine bilgi aktarırlar.
Sazlıkların karmaşık dünyasında görünmeden iletişim kurarlar.
Bilim insanları bu kimyasal mesajlaşma sisteminin sosyal düzenin korunmasında kritik rol oynadığını belirtiyor.
Bütün bu detaylar bir araya geldiğinde ortaya çarpıcı bir gerçek çıkıyor.
Boynuzsuz bir geyik...
Ama dişleriyle savunulan bir hayat.
Bataklığa saplanmayan toynaklar.
Zorlu şartlara karşı geliştirilmiş üreme stratejileri.
Ve kusursuz bir iletişim sistemi...
Su geyiği bize Yüce Allah’ın yarattığı her canlıyı kendi ihtiyaçlarına uygun özelliklerle donattığını gösteriyor:
Her canlıyı yoktan var eden, denetleyen, her an gözleyen, ve her canlıya davranışlarını emreden, yerlerin, göklerin ve ikisi arasındakilerin Rabbi olan Allah'tır. Kuran'da bu gerçek şöyle haber verilmektedir:
Ben gerçekten, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a tevekkül ettim. O'nun, alnından yakalayıp-denetlemediği hiçbir canlı yoktur. Muhakkak benim Rabbim, dosdoğru bir yol üzerinedir dosdoğru yolda olanı korumaktadır. (Hud Suresi, 56)