Karıncalar kendi ağırlıklarının 50 katına kadar yük taşıyabilirler. Bu olağanüstü güç, tesadüfen oluşmuş basit bir yapının sonucu değildir. Aksine, her milimetresi hesaplanmış kusursuz bir tasarımın ürünüdür. Karıncanın dış iskeleti, yalnızca koruyucu bir zırh olarak görev yapmaz; aynı zamanda kasların en verimli açıyla tutunabileceği mükemmel bir platform işlevi görür. Tübitak'ın bilimsel verileri de bunu doğrulamaktadır: Bu vücut geometrisi, kuvvetin en hassas noktalarda bile dengelenmesini sağlar. Bu düzen tesadüf eseri olamaz.
Ohio State Üniversitesi'nin araştırmaları, karıncaların boyun eklemlerindeki olağanüstü tasarımı gözler önüne sermektedir. Mikroskobik çıkıntılar ve kilitlenme mekanizmaları, ağır yükler altında bile başın gövdeden ayrılmasını önler. Harvard Üniversitesi'nin çalışmaları ise bu fiziksel gücün, toplu çalışma algoritmasıyla birleştiğinde muhteşem bir lojistik dehaya dönüştüğünü ispat etmektedir. Bugün bilim insanları, karıncaların tasarımından ilham alarak robotik sistemler geliştirmeye çalışmaktadır. Ancak tüm çabalarına rağmen, karıncadaki bu mükemmelliğin seviyesine ulaşamamaktadırlar. Karıncanın o minicik bedenine sığdırılan bu devasa mühendislik programı, evrendeki düzenin asla tesadüf olmayacağını en keskin kanıtlarından biridir ve elbette her şeyin tek bir Yaratıcı tarafından en ideal düzende var edildiğini apaçık göstermektedir.