Zamanın İçindeki Saklı Mucize: Kehribar

441

Düşünün…
Milyonlarca yıl öncesine ait bir an…
Bir böcek, bir ağacın gövdesine konuyor… ve bir daha asla hareket edemiyor.
Çünkü o an, sıradan bir an değildir.
O an, zamanın durdurulduğu andır.


Yeryüzünde kimi zaman öyle sırlarla karşılaşırız ki, bu sırlar yalnızca geçmişi anlatmakla kalmaz… aynı zamanda varoluşun derin anlamına işaret eder. İşte Kehribar… Sessiz, parlak ve milyonlarca yılın içinden bize ulaşan böyle bir tanık…
Peki nedir kehribar?


Kehribar, aslında bir ağacın yarasını kapatmak için salgıladığı reçinenin zamanla sertleşip fosilleşmesiyle oluşur. Ağaçlar, böcek saldırıları, kırılan dallar ya da gövde yaralanmaları karşısında bu özel sıvıyı üretir. Adeta bir “doğal yara bandı” gibi… Reçine, bitkiyi mantarların, bakterilerin ve istilacı canlıların zararlarından korur. Ve zamanla… bu koruyucu sıvı, insan aklını hayrete düşüren bir yapıya dönüşür.


Reçinenin kimyasal yapısı da başlı başına bir mucizedir. Terpen adı verilen kompleks hidrokarbonlardan oluşan bu yapı, milyonlarca yıl boyunca değişime uğrar. Sonuçta ortaya çıkan kehribar; sert, dayanıklı ve neredeyse hiçbir kimyasal tepkimeye girmeyen bir madde hâline gelir. Ne kolay çözünür… ne de kolayca yok olur.


Bilim insanları, bir reçinenin kehribar sayılabilmesi için yaklaşık 40.000 yıl gibi bir süre geçmesi gerektiğini belirtir. Daha genç örnekler ise “kopal” olarak adlandırılır. Ancak asıl dikkat çekici olan, kehribarın yalnızca yaşı değil… içinde sakladıklarıdır.
Çünkü kehribar, adeta zamanın kapsülü gibidir.


İçine hapsolan bir böcek… bir örümcek ağı… hatta bir canlının davranışı bile milyonlarca yıl boyunca hiç bozulmadan korunabilir. Mikroskobik detaylara kadar… kusursuz bir şekilde…
Bugün Kuzey Kutbu’ndan tropikal bölgelere kadar dünyanın dört bir yanında kehribar yatakları bulunmaktadır. Bilinen en eski kehribar yaklaşık 320 milyon yıl öncesine aittir. Özellikle Baltık bölgesinde bulunan ve milyonlarca yıllık geçmişe sahip kehribarların içinde binlerce farklı canlı türü keşfedilmiştir.


Bu canlıların korunma biçimi ise son derece çarpıcıdır. Bazı örneklerde iç organlar bile bozulmadan günümüze ulaşmıştır. Adeta zaman durmuş… ve o an sonsuza kadar sabitlenmiştir.


Peki bu olağanüstü korunma bize neyi gösterir?
Kehribar içindeki canlılara baktığımızda dikkat çekici bir gerçekle karşılaşırız: Milyonlarca yıl önce yaşamış bu canlılar ile günümüzde yaşayan örnekleri arasında gözle görülür bir fark yoktur. Bir sivrisinek… hâlâ sivrisinektir. Bir karınca… yine karıncadır. Bir örümcek… aynı kusursuz yapısıyla varlığını sürdürmektedir.


Bu durum, canlıların tesadüflerle değil; baştan itibaren eksiksiz ve kompleks yapılarla var olduğunu gösterir Kehribarın içinden bize ulaşan bu sessiz tanıklar, doğanın tesadüflerle açıklanamayacak kadar kusursuz bir düzen içinde yaratıldığını gözler önüne serer.


Doğadaki bu kusursuz plan, Yüce Allah’ın yaratma sanatının ve üstün aklının delilidir.

 

O, gökleri ve yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde yaratan ve sonra arşa istiva edendir. Rahmandır. Bunu (bundan) haberi olana sor. Furkan Suresi, 59


Kaynakça
Grimaldi, D. A. (2019). Amber. Current Biology, 29(18), R930–R934. https://www.cell.com/current-biology/fulltext/S0960-9822(19)31097-8
PAYLAŞ
logo
logo
logo
logo
logo
logo
İNDİRMELER
mp3mp4