Din ahlakından uzak yaşayan insanlar ise, ya Allahı inkar ederler (Allahı tenzih ederiz.), ya da Allahın
Bu da, kişinin her an vicdanının sesini dinlemesi ve Kuran ahlakına uyması ile mümkündür.
Samimi olarak iman eden bir insan için başka bir yol yoktur.
İslam alimlerinin “hakaik-i imaniye” şeklinde ifade ettikleri bu konu, insanları imana
Bu deliller üzerinde derin tefekkür eden her vicdanlı insan Allah'ın varlığını ve büyüklüğünü açıkça
İman edenler ise imam hakikatleri sayesinde Allah'ı daha yakından tanıyarak ona duydukları imanı, sevgi
İman edenler Allah için oruç tutarken bu ibadetleriyle Allah’ı yüceltirler ve
Peygamberimiz (sav) için, “Allah’a iman eder, müminlere inanıp-g
üvenir ve sizden iman edenler için bir rahmettir” (Tevbe Suresi, 61)
Mehdi (as) ın geleceği, vasıflarının ne olacağı, faaliyetleri ve vesilesiyle gerçekleşecek Allaha iman
MUSA BİN İMRAN, TEVRATIN BİRİNCİ BÖLÜMÜNDE ALİ MUHAMMEDİN KAİMİNE (ALEYHİMUSSELAM) (HZ.
(Hz. Mehdi (a.s.)) İki rekat namaz kılar. Namazdan dönünce şöyle der: Ey insanlar!
Allah korkusu taşıyan insanlar vicdanen cesaret göstermeleri gereken bir olayda, o olayı görmezlikten
Bu kişi vicdanının sesini dinleyip en sıkıntılı anında bile hakkı savunma cesaretini gösterir.
insan kurtuluşa erer; Allahın rahmetine, rızasına, nimetine ve cennetine kavuşur.
Kim bundan sonra inkar ederse, işte onlar fasıktır.
Gizli şirkte, insan Allaha iman ettiğini, tek ilah ve yaratıcı olarak Allahı kabul ettiğini ve sadece
Şifa bulan bir insan, doktora Allahın şifasına aracı kıldığı bir insan olarak bakar ve elbette ki sevgi
Duygusal dediğin, yani merhametli, vicdanlı onu demek istiyorsun. Yani vicdanına göre hareket eden.
Tabii ki vicdanına göre hareket eden. Çünkü vicdan vahiydir. Aksi olmaz.
Vicdanına göre hareket eden de çok şey kaybedecek gibi görünür ama çok şey kazanır.
Ama asıl tanımamız Hz. İsa ile beraber namaz kılmasıyla olacak. Hz.
imanlı yakın talebeleri nur-u iman ile, iman ışığı ile onu tanır.
İnsanlar kendini kaybedecekler, biat anında.
Yani pis olduğunu anlarız onun, kötü olduğunu anlarız. Bunu anlamayan hiç kimse yoktur.
Kalpte bir vicdana hitap edilen bir bilgi de, vicdanımız rahatlar, hoşnutluk içindedir vicdan, bir ferahlık
An an verilir vicdan insana. Her an yaratılır. Akıl da öyle, her an yaratılır.
Karşı tarafı her zaman kendinden üstün tutan salih müminler, imanın ve vicdanın gereğini
İman eden kulların bu üstün ahlakına en güzel örneklerden biri, muhacirler yani hicret edenler ve ensar
İman eden bir insan, diğer müminlerin tüm ihtiyaçlarını kendinden çok düşünür.
gibi bir yaşam sürmeyi hayal ederler.
İşte o anda pek çok insan belki çok önemli bir gerçeğin farkına varmaz.
İşte insan bunların hiçbirini bilemez. Ama Allah hepsini ve herşeyi bilir.
Ancak bazı insanlar doğru olanı uygulayarak aklen ve ruhen rahat bir hayat sürmek yerine, vicdanlarını
Bu insanlar şeytanın adımlarını izlerken doğru yolda olduklarını iddia eder, din ahlakına uygun olmayan
(Ankebut Suresi, 45) Birçok insan bu gerçeği bilir ancak ibadetlerin getirdiği vicdani sorumluluklardan
inanarak gayba iman etmesi çok değerli, yüksek akıl ve vicdan gerektiren bir ahlaktır.
Bazı insanlar da benim sınırım yoktur, sınırlanmak istemem gibi bir mantık geliştirmişlerdir, böyle bir
sürece, imanın kendilerine vereceği huzuru ve mutluluğu, asla yaşayamayacak ve bilemeyeceklerdir.
Kıyam edecek (Kâim) olan Hz. Mehdi (a.s.) Alinin soyundandır.
İsa (a.s.) ve Hz.
(İnsan Suresi, 12-20) SONUÇ: Hz. Mehdi (a.s.)
Çünkü insan, hayatını, nefsinin negatif telkinleri ve buna karşı da, vicdanından gelen pozitif
İnsan kendini geliştirme yolunda, sadece kendi aklını, vicdanını ve iradesini kullanacakken
Samimi olarak iman eden insanlar ise eleştiriyi, kavga etmek, tartışmak,
Müslüman her an Allah'tan korkup sakınır ve Allah'ın onun her sözünü işittiğini bilir.
Çünkü aksi bir konuşmanın aralarındaki birliği ve tesanüdü zedeleyeceğini bilir.
İşte bu evlerde, iman edenler karşılıklı sohbet etmekte ve Allah'ı anmaktadırlar.
insanlara anlatmak ve onları iman etmeye davet etmek olduğunu bildirir.
Ve insanın öncelikle bilmesi gereken şey, iman etmeye sadece ve sadece kendisinin ihtiyacı olduğudur.
Ama herkes imana ve Allahın rızasını kazanmaya muhtaçtır.
Bu yüce hedef doğrultusunda müminler, hayatlarının her anını hayırlı işlerle değerlendirmeye gayret ederler
bulunmak derin bir şuurun ve samimi bir imanın tezahürüdür.
Bunlar, Allaha ve ahiret gününe iman eder, maruf olanı emreder, münker olandan sakındırır ve hayırlarda
Şu anda da mesela birçok cahil Hz. Mehdi (a.s.) a ve Hz. İsa (a.s.) a karşı tavır almış durumdalar.
Demek ki Hz. Mehdi (a.s.) da da insanlar bir kuşkuya kapılacaklar, gerçekten Hz.
Hz. Mehdi (a.s.) ve Hz. İsa (a.s.) a Cenab-ı Allah lütufta bulunacak, inşaAllah.
Nasıl iman edersek Allah'ın kabul etmiş olduğu imana sahip oluruz?”
Bu Hz. Musa (as) döneminde, bütün peygamberler döneminde böyle olmuştur. İman ettik diye Hz.
İman edenler iman edenlerle birlikte kendi önlerinde imamlarıyla birlikte ahirette cennete sunulacaklar