Yaşamın Devamlılığı İçin Mükemmel Mekanizmalar

Bitkiler, yeryüzünün oksijen, su ve besin dengesini sağlayan sessiz kahramanlardır. Atmosferin gaz dengesinden toprağın verimliliğine, hatta yeryüzünün ısı kontrolüne kadar her alanda kritik bir rol oynarlar. Allah, bu büyük sorumluluğu taşıyan bitkileri, varlıklarını sürdürebilmeleri için eşsiz çoğalma mekanizmalarıyla donatmıştır.

 

Peki, bu sistemler nasıl bu kadar kusursuz işler?

Eşeysiz Üreme: Genetik Bir Kopyanın Zaferi

Bazı bitkiler, eşeysiz üreme ile soylarını devam ettirir. Çilek, patates ya da Madagaskar çiçeği gibi bitkiler, köklerinden, gövdelerinden veya yapraklarından yeni bireyler üretir. Örneğin, bir begonya yaprağı dalı veya kökü olmadan, ıslak kuma yerleştirildiğinde yeni bir begonya bitkisi oluşturabilir. Bu süreç, bitkinin her hücresinde eksiksiz bir genetik bilgi barındırdığını gösterir. Bir yaprağın, kendini kopyalaması ve tüm bitkiyi yeniden oluşturabilecek bilgiye ve bilince sahip olması, tesadüflerle açıklanamayacak yüksek bir tasarım harikasıdır.

 

Her bir bitkinin nasıl çoğalacağı, nasıl nefes alacağı, besinini nasıl sağlayacağı, rengi, kokusu, tadı, içindeki şeker miktarı ve üreme şekli gibi sayısız bilgi, o bitkinin tüm hücrelerindeki DNA’da kusursuz bir şekilde kodlanmıştır. Örneğin, kökler yaprakların nasıl fotosentez yapacağını "bilir", yapraklar ise köklerin topraktan suyu nasıl çekeceği bilgisine sahiptir. Bu uyum, bitkinin her parçasında bulunan olağanüstü bir şifreleme ve düzenleme sisteminin eseridir. Hatta bitkiden ayrılan bir parça bile, bitkinin tamamını oluşturabilecek genetik bilgilere sahiptir.

 

Her bir parçada tüm genetik bilginin eksiksiz bir şekilde bulunması, bitkiler için hayati bir zorunluluktur. Bu sayede toprağa düşen her parçadan, aynı özelliklere sahip yeni bir bitki gelişebilir. Ancak burada önemli bir soru ortaya çıkar: Bitkinin her parçasının, yukarıda detayları ile anlattığımız bitkinin tamamını oluşturabilecek bilgiye sahip olması gerekmektedir?

 

Bu durum, tıpkı bir fabrikada farklı hatlarda, farklı parçaları monte eden robotların, bir gün başlarında hiç mühendis olmadan, üretimin tüm aşamalarını eksiksiz şekilde kurgulayıp uygulamaya başlamasına benzer. Ya da insanın tırnak, saç, deri vs gibi her bir parçasının sperm gibi insanın yeniden oluşuma sebep olacak tüm bilgileri sahip olması gibi düşünülebilir. Kulağa garip ve imkânsız gelse de bitkiler tam olarak böyle çalışır. Böylesine kompleks ve kusursuz bir düzen; tesadüflerle, ihtimal hesaplarıyla ya da kendi kendine oldu diyerek açıklanamaz. Bu sürecin faili ne bitkinin kendisi ne topraktaki mineraller ne de başka bir dış etkendir. Dahası, bitki, topraktaki mineraller, güneş ışığı ve bunların kusursuz ölçülerle birleşmesi, doğadaki mucizevi düzenin sadece küçük bir örneğidir. Bitkilerin de içinde yer aldığı bu mükemmel sistem, üstün akıl sahibi Yüce Rabbimizin varlığının açık delillerinden biridir.

Ölü toprak kendileri için bir ayettir; Biz onu dirilttik, ondan taneler çıkarttık, böylelikle ondan yemektedirler. Biz, orada hurmalıklardan ve üzüm-bağlarından bahçeler kıldık ve içlerinde pınarlar fışkırttık: Onun ürünlerinden ve kendi ellerinin yaptıklarından yemeleri için. Yine de şükretmiyorlar mı? Yerin bitirdiklerinden, kendi nefislerinden ve daha bilmedikleri nice şeylerden bütün çiftleri yaratan (Allah çok) Yücedir. (Yasin Suresi, 33-36)

Mükemmel Ambalajlanmış Genler: Polenler

Polenler, çiçeklerin üreme organlarında üretilir ve oradan çiçeğin dış kısmına doğru ilerler. Bu noktaya ulaştıktan sonra, olgunlaşma süreci başlar ve polenin hayatındaki ilk aşama tamamlanmış olur.

Polen, adeta bir kutuya benzetilebilir. İçinde bitkinin üreme hücreleri bulunur ve bu hücrelerin korunması, son derece önemli bir görevdir. Bu yüzden polenin yapısı son derece sağlamdır ve etrafı koruyucu bir kabukla sarılmıştır. Kabuk, organik dünyadaki en dayanıklı maddelerden biriyle kaplanmıştır: 

 

EKZİN

Ekzin denilen bu tabakanın kimyasal yapısı henüz tam olarak çözülmemiştir, ancak asitlere ve enzimlerin yol açtığı bozulmalara karşı son derece dirençlidir. Yüksek sıcaklık ve basınç da onu etkilemez. Tam anlamıyla adete bir zırhla kaplı gibi varlıklarını sürdürebilmek için son derece detaylı tedbirlerle korunmuşlar sanki özel kasalara yerleştirilmişlerdir. Bu sayede, polenler hangi yöntemle taşınırsa taşınsın, kilometrelerce uzaklıkta bile canlılıklarını koruyabilirler.

Polenlerin sadece kendi soylarını devam ettirmek için üreterek doğaya bıraktıkları polenlerin sayısı çiçeğe göre milyonları bulabilmektedir ki bu polenlerin %95’inin hedefine ulaşamadığı bilinmektedir.

 

Örneğin;

-       Rüzgârla tozlaşan mısır bitkisi gibi rüzgârla tozlaşan türler, bir bitki başına 20-50 milyon polen tanesi üretebilir. Bunun nedeni, polenlerin rüzgârla dağılması sırasında çoğunun hedefe ulaşamamasıdır.
-        Böcekle tozlaşan, orkideler veya güller genellikle daha az polen üretir, yaklaşık Bin ila ON BİN polen civarı kadardır çünkü bu bitkiler polenlerini arılar gibi daha hedef odaklı bir şekilde böceklere teslim ederler.

Polenlerin naif yapıları ve mikron seviyesindeki görüntülerine rağmen bu kadar dayanıklı bir maddeyle kaplanmış olmaları büyük bir mucizedir. Ayrıca, sayıca polenlerin çok olmaları, bitkinin çoğalmasını garanti altına alır ki bunu bir bitkinin düşünüp planlaması imkansızdır.

Allah, yarattığı her şeyde olduğu gibi, polende de benzersiz sanatını gösterir ve bizlerden bunlar üzerinde düşünmemizi ister.

Buna Kuran'daki pek çok ayette dikkat çekilmiştir:

Yeryüzünde birbirine yakın komşu kıtalar vardır; üzüm bağları, ekinler, çatallı ve çatalsız hurmalıklar da vardır ki, bunlar aynı su ile sulanır; ama ürünlerinde (ki verimde ve lezzette) bazısını bazısına üstün kılıyoruz. Şüphesiz, bunlarda aklını kullanan bir topluluk için gerçekten ayetler vardır. (Rad Suresi, 4)