Sabahın erken saatlerinde veya gün içinde bir kanaryanın sesini duyduğunuzda, çoğu zaman sadece “güzel bir ötüş” işittiğinizi düşünürsünüz. Oysa kanaryadan çıkan bu düzenli sesler etkileyici olmasının yanında aynı zamanda iletişim kurma biçimidir. Ve çoğu zaman tek düze zannettiğimiz bu sesler şaşırtıcı şekilde çeşitlidir ve farklı mesajlar içerir. Bu durum diğer kuşlar için de söz konusudur ancak kanaryaları diğerlerinden ayıran ilginç özellikler mevcuttur. Yapılan araştırmalar, bu küçük kuşun içinde oldukça hassas bir ses sistemi olduğunu göstermektedir. İnsanlarda sesin çıktığı gırtlağa benzer bir yapı, kanaryalarda da bulunur. Bu yapı, havanın geçişini kontrol eden ince dokularla çevrilidir. Kuş nefes verdiğinde bu dokular titreşir ve ses oluşur. Bu titreşimler öyle hassas ayarlıdır ki ortaya kanaryanın istediği tonda, zengin ve ritimli sesler çıkarmasına imkân verir.
Peki bir kanarya böyle güzel şarkılar söylemeyi nasıl başarır?
Ötüşlerine hayran olduğumuz bu minik kuşların nasıl olup da bu güzel şarkıları söyleyebildiklerini, bu küçücük hayvanın bedeninden harika ritimlere sahip şarkıların nasıl çıktığını hiç düşündünüz mü? Bu konuda yakın geçmişte yapılan araştırmalar, limon büyüklüğündeki kanaryadaki karmaşık ses üretme sistemini ortaya çıkararak bilim adamlarını hayrete düşürmüştür. (Gardner, 2005).
Kanaryaların Şarkıları Şaşırtıyor

New York'taki Rockefeller Üniversitesi'nden Time Gardner ve çalışma arkadaşları bu konuda çeşitli araştırmalar yürütmektedir. (Gardner et al., 2001) Bu araştırmalar hayvanların şarkı söylemeleriyle beyinsel aktiviteleri arasındaki bağ ve kuşların bu şarkıları nasıl öğrendikleri çözülebilecek. Örneklendirmek gerekirse. insan vücudundaki Larynx sistemine (gırtlak) benzer olarak, kuşun vokal organı syrinx, akciğeri gırtlağa bağlayan bölümde bulunur. Syrinxi, aşağı doğru sarkan ve labia adı verilen kanat doku kıvrımları bir duvar gibi sarmaktadır. Kuş hava çıkardıkça, bu kıvrımlar açılır ve kapanır. Bunlar bir klarnetin ses çıkaran kamışları gibi hareket ederek geçen havayı titretirler. Böylece 1 ila 2 kilohertz frekanslarında notalar oluşur. Şarkıdaki tek heceler 10 ila 300 milisaniye kadar sürmektedir (Aubin, 2004).
Kanaryanın Şarkısındaki Ses Ayarı
Gardner ve ekip arkadaşlarının tespitine göre, kuşlar ses tonlarını iki faktörü ayarlayarak değiştiriyorlar. Bu iki faktör; akciğerden syrinxe giren hava basıncı ve labianın yani bu organın duvarlarını oluşturan dokunun sertliği, elastikiyeti olarak tanımlanıyor (Gardner, 2005).
Eşiğin altındaki basınçta hava labiadan, onu titretmeden geçiyor. Eşiğin üstündeki basınçtaysa, titremeler ses dalgaları yaratıyorlar. Bunların harmonik zenginlikleri de basınç yükseldikçe artıyor. Bu, kanaryalar için şarkının ses rengini kontrol etmenin basit bir yolu.

Ancak şunu belirtmek gerekir ki, kanarya şarkısı farklı notalardan oluşmuş ardı ardına gelen bir seri değildir. Her ses perdesi, hafifçe değişen farklı kuş seslerini çıkaran ayrı hecelere bölünmüştür. Yani değişen ritimdir. Fransa Bilimsel Araştırmalar Ulusal Merkezi'nde (CNRS) iletişim mekaniği uzmanlarından Thierry Aubin bu mucizevi konuda şöyle der:
"Hayvanlara göre notaların hiçbir önemi yoktur. İçeriğe önem veren bizlerin tersine, onları harekete geçiren ritimdir". Bu sebeple kanaryalar ötüşlerindeki bu ritim farklılıkları sayesinde iletişim kurmaktadırlar (Aubin, 2004)
Gardner ve çalışma arkadaşları, kanarya ötüşünü daha iyi anlamak için kanaryadaki syrinxin bir modelini geliştirmiştir. Bu modelde dokuların, basit bir zil gibi öne ve arkaya hareket edip geçen havanın basıncıyla titreşerek ses ürettikleri gözlemlenmiştir. Bu model kullanılarak, kanarya şarkısındaki 3 tipik notanın karakteristikleri modellenmiştir (Gardner, 2005). Sadece bu değişkenleri tekrar tekrar farklılaştıran araştırmacılar harmonik yapısı içinde birçok değişikliklere sahip ve gerçek bir kanarya şarkısına benzeyen yapay bir şarkı üretmişlerdir (Gardner et al., 2001).
Kanaryanın Sesi Kusursuz Bir Tasarım Delili
Bütün bu araştırmalardan öğrendiğimiz çok önemli bir şey var: Kanaryalar şarkılarını vücutlarında sahip oldukları muhteşem bir tasarım sayesinde söyleyebildikleri. Bu tasarımı öyle zekice kontrol ediyorlar ki sonuçta ortaya muhteşem melodiler çıkıyor. Üstelik onlar bu melodileri sadece hoşa giden bir müzik oluşturmak için değil, iletişim kurmak için kullanıyorlar. Burada karşımıza iki önemli soru çıkıyor:

Birincisi, 8-10 santimetreyi geçmeyen boyuyla minicik bir kanarya bu kadar kompleks bir ses üretme mekanizmasına nasıl sahip olmuştur?
Bu mekanizmadaki en ufak bir eksiklik kanaryanın şarkı söylemesini engelleyecektir. Örneğin sadece dokunun elastik olmaması halinde, gırtlakta gerekli titreşim sağlanamayacak ve ses oluşamayacaktır. Kanaryanın, havanın basıncını ayarlamayı bilmemesi de yine o güzel şarkısının ortaya çıkmasını engelleyecektir. Kanaryanın şarkı söyleyebilmesi için bu tasarım tüm parçalarıyla, eksiksiz bir şekilde var olmak zorundadır.
Peki minicik bir kuş bu muhteşem mekanizmayı tasarlamayı kendi kendine akıl edebilir mi? Elbette hayır.
İkincisi, insanlar kimi zaman sözlerle bile anlaşmakta zorlanırken, kanaryalar değişik ritimlere sahip şarkılarıyla mesajlar iletmeyi ve iletişim kurmayı nasıl başarırlar?
Onlara bu ritimlerin hangi anlamlara geldiğini kim öğretmiştir?
Kuşkusuz kanaryalar bu anlamları bir kursa devam ederek zamanla öğrenmemişlerdir. Onlar, doğdukları andan itibaren bu sesleri üretecek mekanizmaya ve onu nasıl kullanacaklarının bilgisine sahiptirler. Gerektiğinde çok kompleks notalar kullanarak zor şarkıları söyleyebilen insanlarsa, ne kadar uğraşsalar, minik bir kanaryanın bu güzel şarkılarını tümüyle taklit edememekte ve ritimlere detaylı mesajlar yükleyememektedir.
İşte kanaryaların bu muhteşem şarkıları, kuşkusuz her şeyi örneksiz yaratan Yüce Rabbimiz'in üstün yaratma sanatının bir tecellisidir. Kanaryanın, ne ötmesi için gerekli sistemi vücudunda oluşturmayı ne de bu ötüşe mesajlar yüklemeyi kendi başına beceremeyeceği çok açıktır.
Rabbimizin ilmi kendini tüm kâinatta apaçık delillerle göstermektedir. Rabbimiz'in üstün kudretini, sonsuz sanatını kavramaya başlayan insana düşen en önemli görev ise, gördüğü güzelliklerin gerçek sahibine yönelmek ve yalnızca Allah'ın hoşnut olacağı şekilde bir yaşam sürmektir. Allah Kuran'da şöyle buyurur:
"İşte Rabbiniz olan Allah budur. O'ndan başka İlah yoktur. her şeyin yaratıcısıdır, öyleyse O'na kulluk edin, O, her şeyin üstünde bir vekildir." (Enam Suresi, 102)


