"Allah için yaşamak" belgeselinden
ALLAH RIZASI İÇİN CİDDİ BİR ÇABA
Bazı insanların hayattaki tek amacı bu dünyada mutluluğu ve rahatlığı elde etmektir. Çoğu kendine zengin olmak gibi bir hedef belirler. Bu hedefine ulaşmak için elinden geleni yapar, tüm fiziki ve beyinsel gücünü zengin olmak için kullanır. Kimi de hayattaki amacını itibar sahibi ve ünlü bir insan olmak olarak hesaplar. Bunu elde etmek için de elinden gelen her şeyi yapar ama bunların hepsi ölümle birlikte yok olacak olan boş hedeflerden başka bir şey değildir. Hatta birçoğu henüz hayattayken de kaybedilebilir.
Allah'ın rızasına ve cennetine talip olan mümin de bu hedeflerine ulaşmak için ciddi bir çaba gösterir. Malını ve canını Allah'ın rızasını kazanabilmek için kullanır. Kuran'da müminin bu özelliği şöyle tarif edilir:
“Hiç şüphesiz Allah, müminlerden, karşılığında onlara mutlaka cenneti vermek üzere canlarını ve mallarını satın almıştır. Onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve öldürülürler. Bu, Tevrat'ta, İncil'de ve Kuran'da onun üzerine gerçek olan bir vaaddir. Allah'tan daha çok ahdine vefa gösterecek olan kimdir? Şu halde yaptığınız bu alışverişten dolayı sevinip müjdeleşiniz. İşte büyük kurtuluş ve mutluluk budur.” (Tevbe Suresi, 111)
Allah'a malını ve canını satmış olan bir insan Allah'ın rızası için karşılaşacağı hiçbir zorluktan etkilenmez. Allah rızası dışında hiçbir şeye yönelmez. Bedeninin ve sahip olduğu her şeyin sahibi Allah'tır ve o tüm bunları onun istediği şekilde kullanır. Dolayısıyla mümin olmanın ölçüsü Allah rızasına karşı içli bir istek duymak ve gerektiğinde bu yolda fedakarlık göstermekten kaçınmamaktır.