HARUN YAHYA
logo
HARUN YAHYA

  • Tüm Eserler
  • Kitaplar
  • Makaleler
  • Videolar
  • Görseller
  • Sesler
  • Alıntılar
  • Diğer

Adnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
Harun YahyaAdnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
Harun Yahya © 2025
  1. Videolar
  2. Bakış Açısı - 24. Bölüm / İnsansız Hava Araçları

Bakış Açısı - 24. Bölüm / İnsansız Hava Araçları

Harun Yahya
1941
22 Nisan, 2015
Bakış Açısı
Tarih, Politika ve Strateji

Bakış Açısı - 24. Bölüm / İnsansız Hava Araçları

 

KARTAL GÖKTAN: Bakış Açısı’nın yeni bir bölümünden herkese merhaba.

 

Bugün sizleri yine katliamların hiç bitmediği, çocukların, annelerin, ninelerin feryatlarının dinmediği çatışma bölgelerine götüreceğim. Bir tarafta El-Kaide veya IŞİD'in yaptığı katliamlar, diğer tarafta İsrail'in Gazze'de veya Amerika'nın Pakistan'da Yemen'de düzenlediği insansız hava aracı saldırıları. Bu ikisi arasında yöntem açısından hiçbir fark yok aslında. Geçtiğimiz aylarda Taliban’ın Pakistan'da bir okula düzenlediği terör saldırısında 148 çocuk hayatını kaybetmişti.

İnsansız hava uçaklarının saldırılarında ise bugüne kadar 178 çocuk hayatını kaybetti. Terör saldırısı ya da insansız hava aracı saldırısı fark etmiyor. Eğer çocuklar ölüyorsa her ikisi de cinayet.

Ben Kartal Gök'ten bakış açısı İnsansız Hava Araçları Dosyası başlıyor.

Bugünkü program özetimiz şöyle:

Künye'de, insansız hava araçlarının kullanım alanlarına değineceğiz. Ancak program boyunca asıl odaklanacağımız askeri amaçlarla kullanılan insansız hava araçları olacak. Bu araçla yapılan askeri saldırılara dair istatistikleri paylaşacağız yine bu bölümde.

Zaman tünelinde, insansız hava araçları nasıl ortaya çıkmış, hangi operasyonlarda kullanılmış, kısaca tarihine bakacağız. Bu saldırıların siviller üzerindeki ölümcül tahribatını gözler önüne sereceğiz. Bu konuyla ilgili uluslararası alanda yapılan çalışmalara yer vereceğiz.

Güncel durum raporunda, Türkiye'nin incirlik üstünü, Amerika'nın insansız hava araçlarını açacağına dair haberleri ve Türkiye'nin böyle bir cinayete asla ortak olmaması gerektiğini ele alacağız.

Perde arkasında, insansız hava araçları neden terörle bir çözüm getirmez, neden terörle mücadelede kullanılmamalı, bunları yanıtlayacağız.

Ve son olarak çözüm yollarında, Türkiye hava üssünü bu araçlara açmak yerine Orta Doğu'daki terörü bitirmek için ne yapabilir, bunları konuşacağız.

Evet, programımıza Künye ile başlıyoruz.

İnsansız hava araçları yani kısaca İHA'lar, gelişen teknolojinin son örneklerinden. İHA'ları pek çok insancıl amaçlı görevde kullanmak mümkün. Orman yangınları, arazi inceleme, doğal afetlerde hasar tespit ve arama kurtarma operasyonları başlıca kullanım alanlarından bazıları. Kameralar ve algılayıcılarla donatılmış araç, kilometrelerce uzaktan bir kamera aracılığıyla yönetilebiliyor. Bu araçların sunduğu imkanlar son derece cezbedici. O kadar ki, dağıtım firmaları klasik lojistik yöntemleri yerine İHA'ları kullanarak alıcıya teslim edecekleri bir sistem üzerinde çalışıyorlar.

Ne var ki İHA'lar insani ya da ticari amaçlardan çok askeri amaçlarla kullanılıyor.

İHA'ların askeri amaçlarla kullanılmanın pek çok nedeni var. Bir İHA, yerdeki bir üniteden yönlendirilebiliyor. Bu nedenle uçağı idare edenin hayatının operasyon sırasında tehlikeye girmesi söz konusu olmuyor. Üstelik uzun yorucu görevlerde, görev değişimi için aracı kumanda edenin yerinden kalkıp yerine başka birinin oturması yetiyor. Dahası, araç otomatik olarak programlama sayesinde kendi başına kalkıp görevini yerine getirebiliyor. Üsse de yine kendi başına otomatik olarak dönebiliyor.

İHA'ları önemli kılan diğer bir özelliği, bu araçlara oldukça gelişmiş silah sistemleri eklenebilmesi. Tabii ki her silahlı araç gibi İHA'larında karanlık bir yüzü var, sivil kayıplar.

Şu an ekrandaki grafikte Pakistan, Yemen ve Somali'deki İHA saldırılarına yol açtığı sivil kayıplara ait istatistikleri görebiliriz.

Gördüğümüz gibi net rakamları dahi ortaya koymak mümkün olmuyor. Bu derece büyük kapsamlı felaketlere yol açıyor.

Şimdi zaman tüneliyle devam edelim ve yılların tarihlerini göz atalım. Bu araçların kullanıldığı kırsal bölgelerde sivil halk üzerinde ne gibi bir tahribat meydana gelmiş, uluslararası kuruluşlarca bu saldırılar üzerinde ne gibi çalışmalar yapılmış hep birlikte görelim.

Bugün bildiğimiz İHA tanımına tam olarak uymasa da ilk radyo kontrollü insansız araçlara 1. Dünya Savaşı'nın son yıllarında rastlıyoruz. Amerika Birleşik Devletleri'nin geliştirdiği patlayıcı yüklü bu araçlar uzun mesafeleri uçarak düşman hedeflerine dalıyor ve büyük hasara yol açıyordu. 2. Dünya Savaşı dönemine geldiğimizde ise Alman teknolojisi devreye giriyor.

Hitler'in sivillere yönelik saldırılarda kullanılabilecek bir uçan bomba geliştirilmesi emriyle B-1'ler geliştirildi. Bu uçaklar İngiltere'nin bombalanmasında kullanıldı. On binlerce insanın ölmesine ve yaralanmasına sebep oldu. B-1 bu yönüyle ilk insansız bombardıman uçağı olarak biliniyor.

Gelelim 1960'lara. Jet teknolojisinin geliştiği, ses bariyerinin aşıldığı ve soğuk savaşın şiddetinin arttırdığı yıllara.

Amerika Birleşik Devletleri 1960'larda görünmez bir insansız hava aracı geliştirmek üzere ciddi çalışmalara başladı. İlk keşif araçları Japonya, Vietnam, Tayland'ta kullanıldı. İHA’ların kullanım taktiklerinin geliştirilmesindeyse 1970 ve 80'lerde İsrail'in öncülüğünü görüyoruz. Amerika Birleşik Devletleri'nden gizli bir anlaşmayla aldığı İHA’ları modifiye eden İsrail, Bunları 1973'te Mısır'a karşı kullandı. İHA'ların ciddi kullanımlarından bir diğeri ise yine İsrail tarafından 1982'de Lübnan'da yürütülen operasyonlar.

İsrail'in bu operasyonlarından sonra ABD'nin de bu sistemlere ilgisi arttı. İlk defa 1987'de Başkan Reagan yönetiminde bu sistemlere yüksek bir bütçe ayrıldı.

1991'Deki 1. Körfez Harekatı'nda İHA'lar, ABD birliklerine o güne kadar görülmemiş bir istihbarat desteği sağladı. 8 yıl sonra Kosova'da bu araçlar çok daha kritik görevler üstlendi. Bu harekatta kullanılan İHA'lardaki farklılık şuydu; Araçlara lazer işaretleyiciler takılmıştı. Bu uygulama aynı araçlara hafif füze sistemleri eklenmesinin önünü açtı. Böylece silahlı, insansız hava araçları üretilmesine yönelik çalışmalar yapıldı.

2000'li yıllarla birlikte ABD'nin sahip olduğu Reaper modeli İHA’lara silah ve füze sistemlerinin monte edildiğini görüyoruz. Reaper İHA’larının anlamı biçer döver. Hellfire yani cehennem ateşi de bu insansız hava uçaklarından atılan bombalara verilen isim. Füze sistemine sahip silahlı İHA ilk defa 2002'de Yemen'de bir El-Kaide üyesine yönelik kullanıldı. Bu tarzdaki kullanımların ilki olan bu İHA'lar Bush yönetiminden bu yana Afganistan, Pakistan, Somali ve Yemen'in kırsal alanlarında sivillerin yaşadığı bölgelerde kullanılıyor. Bush'un iktidarda olduğu dönemde düzenlenen İHA saldırılarında ölenlerin sayısı Obama döneminde 6 misli arttı.

Bu silahlı İHA'lar İngiliz ordusu tarafından da 2007'den itibaren Afganistan'da kullanılmaya başlandı. İsrail ordusu tarafından ise 2008'den itibaren Gazze'de.

İHA kullanılan operasyonlarda çok sayıda sivilin ölümü söz konusu, operasyonları yoğun olarak yapıldığı kırsal bölgelerde yaşayan insanların adeta kabusu oldu İHA'lar. Halkta travmatik bozukluklara yol açtı. Uşakların sesini duyan çocuklar ağlamaya, çığlık atmaya başlıyor. Uşaklar tam da verilen isme uygun bir şekilde çocuk, kadın, yaşlı, masum, sivil demeden herkesi biçerek öldürüyor. Kimi zaman bir ev halkını, kimi zaman bir cenaze merasimindeki köylüleri, kimi zaman bir düğünde halay çeken gençleri. Gerekçe ise o düğünde, o cenaze merasiminde, o köyde radikal savaşçılar vardı.

Hiçbir gerekçe 3 yaşındaki bir kız çocuğunun, ilkokul çağında bir erkek çocuğunun, 80 yaşında bir ninenin havadan atılan bir bombayla paramparça edilmesini mazur gösteremez. Hele ki bu ölümler karşısında vicdandan yoksun son derece duyarsız bir tavır takınmayı.

2013 Şubatında Güney Carolina Senatörü Lindsey Graham İHA saldırılarıyla bugüne kadar 4700 kişinin öldürüldüğünü gururla açıklamıştı. Afganistan'da İHA saldırılarıyla hayatını kaybeden en son sivil ise Pakistan'da bir mülteci olan 75 yaşındaki Guru Nawaz. Khost eyaletinde yaşayan Guru'nun neden öldürüldüğüne dair valinin bölgedeki NATO güçlerinin istediği bilgiyse cevapsız bırakıldı.

İHA'ların yol açtığı büyük sivil kayıplarından biri de İsrail'in Filistin'de düzenlediği bir operasyon. İsrail'e ait İHA'lardan fırlatılan füzelerin vurduğu boş bir sokakta 48 Filistin'in sivil hayatını kaybetti. Ölenlerin arasında çocuklarla birlikte çok sayıda genç kız ve kadın da vardı.

Yemen'de İHA'ların yol açtığı sivil ölümlerin sık yaşandığı ülkelerden birisi. Yemen'de El-Kaide militanlarına yönelik olduğu iddia edilen İHA saldırısında, bir düğünden dönen Konvoydaki 12 sivil öldü.

İHA'larla gerçekleştirilen operasyonlarda çok sayıda masum sivilin ölmesi nedeniyle, konu İnsan Hakları İzleme Örgütü, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği'nin de gündemine taşındı. İnsan Hakları İzleme Örgütü Ekim 2013'te bir rapor yayınladı. Raporda 2009-2013 yılları arasında gerçekleşen 5 İHA saldırısı ışığında Yemen'deki İHA saldırıları ile El-Kaide arasında sıkışıp kalan sivillerin durumu ele alınıyor. Raporun içeriğinden şu anlaşılıyor; Terör saldırısı ya da İHA saldırısı fark etmiyor. Bahsi geçen İHA operasyonlarında ölen 81 kişiden 57'si sivil olduğu bilgisi durumun vahametini ortaya koymaya yeterli. Ölenlerin arasında 9 kadın ve 21 çocuk da var. Raporda bu saldırılarla ilgili yapılan tespitler şu şekilde:

“İnsan Hakları İzleme Örgütü, Yemen'deki saldırıların savaş hukukunu açıkça çiğnediğini belirtiyor. Hedef alınan kişilerin gerçekten militan olup olmadığına dair şüphelerin olması, sivillere karşı orantısız bir güç kullanılması, saldırılarla ilgili derin endişeler doğuruyor. ABD, uluslararası insancıl hukuku ve insan haklarını ihlal etmemeye, saldırıların sorumluluğunu üstlenmeye çağrılıyor. Eğer bu hususlara dikkat edilmezse, ABD'nin İHA saldırılarıyla Amerika karşıtlığını körükleyeceğini ve bunun da El-Kaide'nin yararına olacağı vurgulanıyor.”

İHA saldırıları Birleşmiş Milletler'in de gündeminde olan bir konu. Birleşmiş Milletler özel raportörleri Ben Emerson ve Christopher Heinz bu konuyla ilgili bir rapor hazırladılar. Ben Emerson'un raporunda şu bilgiler yer alıyor:

“2013 yılı verilerine göre ABD'nin Afganistan'daki operasyonları sonucu yaşanan sivil kayıpların %40'ı İHA kaynaklı. 2012 yılı verileriyle kıyasladığımızda ise sivil kayıpları 2013 yılında 3 katı bir artış gösteriyor. Bu da İHA'ların sivil kayıplarını azalttığı yönündeki iddiaların doğru olmadığını gösteren bir gerçek. Yemen'de de 2013 yılının sonlarına doğru artan İHA saldırılarıyla birlikte sivil kayıplarında büyük bir artış görülüyor. 2009-2013 yılları arasında ABD İHA'larla 86 ölümcül operasyon gerçekleştirdi. Bu saldırılarda resmi rakamlarla 70'e yakın sivil hayatını kaybetti.”

Christopher Heinz'in raporunda da İHA'ların hukuki boyutu ele alınmış. Raporda bu araçların kullanımına ilişkin kurallarda hukuki belirsizliğin olduğu, bu nedenle devletlerin can almada geniş bir harekat sahasına sahip olabildiği ve sivil kayıplar karşısında hesapta vermeyecek bir konum elde edebildikleri vurgulanıyor. Ben Emerson ve Christoph Heinz'in bu raporları Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'na bağlı bir komiteye de sunuldu. Bunu takiben, Birleşmiş Milletler bünyesinde İHA'ların kullanımına yönelik Aralık 2013 ve Mart 2014'te iki karar alındı. Kararların içerikleri şu şekilde:

“İHA'lar terörle mücadelede kullanılırken, Birleşmiş Milletler şartının, insan haklarının ve uluslararası insancıl hukukun ihlal edilmemesi yönünde devletlere zorunluluk getiriyor. Ayrıca devletler, İHA saldırılarıyla ilgili kayıtlarda şeffaf olmaya ve uluslararası hukukun ihlal edildiği durumlarda bağımsız bir inceleme gerçekleştirmeye çağrılıyor.”

Şubat 2014'te Avrupa Birliği bünyesinde de benzer bir karar alındı.

“İHA'ların savaş hali dışında uluslararası hukuka ve ülkelerin bütünlüğüne ve bağımsızlığına yönelik ihlallere yol açtığı belirtiliyor. Hukuk dışı saldırıların yasaklanması yönünde üye devletler göreve çağrılıyor. Ayrıca AB'nin İHA'ların kullanımında şeffaflığı ve hesap verme sorumluluğunu teşvik etmesi bekleniyor.”

Ancak elbette alınan bu kararlar hiçbir yaptırımı olmayan ve yaşanan sivil ölümleri de durdurmayan kararlar. Nitekim bu çağrıların yapıldığı tarihten bu yana İHA'lar dünyanın çeşitli bölgelerinde dehşet saçmaya devam etti. Ve şimdi ölüm makinaları İHA'lar koalisyon güçlerinin yapmayı planladıkları Musul operasyonu nedeniyle yeniden gündemde.

Sıradaki başlığımız güncel durum raporu.

İHA'ların yol açtığı can kayıplarının vahameti gündemdeyken, Türkiye'nin İncirlik Üssü'nü cehennem ateşi füzeleriyle yüklü İHA'ları açtığına dair haberler oldukça ürkütücü.

Amerika Birleşik Devletleri IŞİD'e yönelik operasyonlarını Basra Körfezi'ndeki uçak gemilerinden kalkan savaş uçaklarıyla yürütüyor. Şimdi de İncirlik Üssü'nü devreye sokmak istiyor. Amerika Birleşik Devletleri İncirlik Üssü'nde yaklaşık 3,5 yıldır 4 adet Predator tipi İHA bulunduruyordu. Silah taşımayan Predator, üzerindeki kamerayla istihbarat topluyor. Üste konuşlandırılmak istenen Reaper'lar ise, kadın, çocuk, yaşlı diye ayırt etmeden hepsini biçerek öldüren İHA'lar.

Türkiye her zamanki gibi şefkatiyle, merhametiyle, Müslümanlara kol-kanat germesiyle bilinen bir ülke. Böyle bir cinayete asla ortak olmaz Türkiye. Müslüman Müslümanı öldürmez. Bu haram olur. Cinayete azmettirmek, aracılık yapmak hepsi cinayet. Doğru, IŞİD yanlış yapıyor, Kuran ayetlerine göre değil, güya Kuran'ın tefsir edildiği iddia edilen hurafelerle dolu kaynaklara göre hareket ediyor. Ve İslam'ı yanlış yorumluyor. Bunun sonucunda da Kuran'da Allah'ın yasakladığı eylemleri hiç gözünü kırpmadan yapıyor. Ancak unutulmaması gereken nokta IŞİD Müslüman gençlerden oluşan bir topluluk. Dolayısıyla Türkiye böyle büyük bir manevi sorumluluğun altına hiçbir şekilde giremez.

Önemli bir başka husus da, ister İHA'lar isterse başka silahlarla uygulanıyor olsun, askeri müdahaleler, cinayetleri, katliamları terörü durdurmada her zaman başarısız oldu. Şu ana kadar Amerika'nın girdiği hangi ülkede sorunlar bitti ki IŞİD'e yönelik bombalama operasyonları başarılı olsun? Her operasyon sadece yeni insan hakları ihlallerine yol açtı. Binlerce masum sivilin hayatına mal oldu.

Peki silahlı mücadele yöntemleri neden teröre bir çözüm getiremez? Bu yöntemler içinde de en tehlikeli olan silahlı İHA’lar neden kullanılmamalı? Hep birlikte perde arkasında görelim.

Silahlı İHA'ların artan kullanımı, uluslararası kamuoyunda da büyük bir endişe ve tartışma konusu. Özellikle de sivil kayıpların büyük bir oranda İHA saldırılarından kaynaklandığı istatistiklerle ortaya çıkınca. Eğer İHA saldırılarındaki artış devam ederse, dünya çocukların oyun oynarken, kadınların evde bebeklerine bakarken öldürüldüğü bir cehenneme dönüşecek. Terörle mücadele adı altında kim bilir daha kaç masum kişiyi hayatına kaybedecek.

Peki en az terör örgütleri kadar etrafa korku ve ölüm yayan İHA'lar teröre neden çözüm getiremez? İHA'lar terörle mücadelede neden yanlış bir yöntem? Türkiye incirlik hava üstünü İHA'lara neden açmamalı? Hep birlikte bunu irdeleyelim.

Öncelikle ne İHA'lar ne de diğer silahla mücadele yöntemleri teröre asla bir çözüm getiremez. Bu hep üzerinde durduğumuz bir konu. Terörle mücadele edebilmek için önce şu soruları yanıtlamak gerekiyor;

 Terörün çıkış noktası nedir? Bir insan neden terörist olur?

Bunlar içi boş kavramlar değil. Terörün bir fikri dayanağı var. Terörist de bu fikri dayanaktan beslenen kişi. Dolayısıyla siz bu fikirlere sadece bombayla karşılık verirseniz, yalnızca teröristleri ve belki de onlardan çok daha fazla sayıda masum sivili öldürmüş olursunuz. Ama fikir olduğu gibi kalır ve terör de devam eder. Hatta nefret ve şiddetle beslenen bu fikir, bombalanan her çocuk için, her kadın için, her yaşlı için daha büyük bir nefrete ve şiddete dönüşür. Fikir daha fazla çevrede etkili olmaya başlar. Öyleyse fikre ancak fikirle karşılık verebilirsiniz, bombayla değil. Sözde İslam adına teröre başvuranlara, gerçek İslam'ın sevgi ve barış dini olduğu fikri yerleştirilmedikçe teröre de bitmeyecek. İ

şte bu nedenle İHA'lar da aynı diğer silahlarda olduğu gibi terörle mücadelede yanlış bir yöntem. Üstüne üstlük İHA'lar sahip olduğu dezavantajlarla diğer silahlı araçlara kıyasla daha tehlikeli bir yöntem. Özellikle de hedef seçimi ve tehdit değerlendirmesinde yaşanan problemleri büyüttüğü ve sivil ölümleri arttırdığı istatistiklerle ortada.

Şimdi bunun sebeplerini inceleyelim isterseniz.

İHA'ların Amerika'daki üstlerden kontrol edilip yönlendiriliyor olması en başta gelen eleştirilerden birisi.

İHA ile operatör arasındaki coğrafi mesafe, operatörün tehditleri algılama yeteneğini ciddi ölçüde etkiliyor. İHA operatörü, tehditleri algılama ve hedefi doğru teşhis etme konusunda ortamsal duyarlılığının düşüklüğü nedeniyle oldukça fazla bir hata payına sahip. Aradaki binlerce kilometrelik mesafe, gerçek zaman ve tepki zamanı arasında farka da sebep oluyor. Bu nedenle operasyon sırasında anlık hareket etme ve karşılık verme noktasında gecikme yaşanıyor.

Bu neden tehlikeli? Mesela etrafta zarar görecek sivillerin olduğu fark edildi. Bu durumda hem bu istihbarat üsse gecikmeyle gelmiş oluyor, hem operatörün bombalamayı durdurma emri de yine binlerce kilometre ötedeki İHA'ya gecikmeyle iletilmiş oluyor. Ayrıca İHA'lar ile yer kontrol ünitesi arasındaki iletişim ve veri akışı dış müdahalelere de açık. Bağın kopması durumunda anlık bir gecikmenin dahi karşılığı masum insanların ölümü oluyor. Aradaki bu coğrafi mesafeler İHA operatörlerinin psikolojisini de olumsuz yönde etkiliyor. Saldırı emrini ve dolayısıyla yüzlerce kişinin ölüm kararını çok kolay verebilecek bir ruh hali içine girebiliyorlar. Sanki bilgisayarda sanal bir savaş oyunu oynarmışçasına bir duyarsızlık içinde. Nevada'daki bir hava üstünde görev yapan İHA pilotu Amerikalı yüzbaşı Chad bir söyleşide şunları söylemişti:

 “Bombayı attıktan bir saat sonra Las Vegas'tayız.”

 Bu söz İHA operatörlerinin vicdanlarını da binlerce kilometre ötede bıraktıklarını gösteriyor aslında.

İHA'larla ilgili bir başka sorun batılı toplumların ve askerlerin Müslümanlara umutsuz bakışı. Düşünün ki o İHA'ları bir Müslüman canının batılı bir insan canı kadar değerli olmadığını düşünen askerler uzaktan kontrol ediyor. Hele bir de buna bilgisayar oyunu psikolojisi eklenince verilen bombalama kararlarının ne kadar doğru olabileceğini düşünün.

Yaşanan örneklerden de askerlerin Müslümanlara yönelik bu yanlış bakış açısını görüyoruz. Örneğin Afganistan veya Gazze'de gökyüzünde 24 saat devreye gezen İHA'lar şüpheli bir durum görüldüğünde füzesini uzaktan kumandayla o bölgeye kolayca bırakıyor. Yaşanan sivil kayıplar gösteriyor ki bu sistemlerin bombalama kararı için şüpheli durum tanımlaması yeterli. Bu şüpheli durum kararının belirsiz ve keyfi oluşu Müslümanların hayatı için çok büyük bir tehlike. Mevcut 13 yıllık uygulama İHA’ların kullanımında hem Amerika hem de İsrail'in masum sivillerin hayatı konusunda gerekli hassasiyeti göstermediğini işaret ediyor.

Bu silah sistemleriyle ilgili bir diğer eleştiri, seçilen hedeflerin askerlerin kendilerinin bile ulaşamadıkları uzak ve bazen gizli bölgeler olması.

Afganistan ve Pakistan'daki gibi dağlık ve uzak kırsal alanlarda, hedeflerin doğruluğunu teyit edecek birimler olmaması durumunda, İHA'larla masum sivillere zarar verilmesi kaçınılmaz oluyor. Uluslararası yasaları çiğneyerek İHA'larca gerçekleştirilen bombalamaların çoğu zaman delilleri bile bulunamıyor.

Ve şimdi de Türkiye. Tüm bu ihlallere ortak olmaya çağrılıyor. İncirlik Üssünün İHA'lara açılmasıyla Suriye ve Irak'ta öldürülen masum sivillerin sayısının daha da artacağı çok açık. Oysa Türkiye'nin Üslerini açarak bu ihlallere ortak olmak yerine yapabileceği çok şey var.

Sıradaki başlığımız çözüm yollarında hep birlikte bunu görelim.

Öncelikle terörü besleyen ana damarın şiddet olduğu unutulmamalı. Teröre şiddetle karşılık verirken sivil halk zarar görüyorsa işte bu terör grupları için arayıp da bulamadıkları imkan. Bir baba düşünün. Gözünün önünde oyuncak bebeğiyle oynayan çocuğu cehennem ateşi bombalarıyla paramparça oluyor. Etrafta da bu dehşet manzaraya şahit olan köylüler. İşte bu insanlar bir anda terör grupları tarafından kolaylıkla ikna edilip düşman haline getirilebilir. Bu durumda suçlu kim? Sorunları diplomasi, diyalog, eğitim, karşılıklı anlayış yoluyla çözme yolunu tercih etmeyip silahlara sarılanlar dahil olmak üzere barışa fırsat vermeyen herkes suçlu. Teknolojik imkanların duruk noktaya ulaştığı günümüzde İHA teknolojisi daha da geliştirilsin ama, avla, biç, öldür mantığıyla tabii ki değil. Ancak ve ancak lojistik ve istihbarat amacıyla. Önleyici istihbarat, yok edici bombalama yöntemlerinin önüne geçtiği takdirde teröristlerin hayat damarı tıkanır. Bunun yanında İHA'lar, insani yardımları Yermük gibi abluka altındaki kamplarda ölüm kalım savaşı veren mültecilere ulaştırmak için kullanılabilir.

Bu noktada Türkiye'ye de pek çok önemli görevler düşüyor. Türkiye, NATO ve Birleşmiş Milletler kapsamında bugüne kadarki misyonların hiçbirinde silah kullanmadı. Türk askeri her zaman yardım amaçlı bulunduğu yabancı topraklarda bir dost olarak sevildi. Bundan sonra da adeta bir cehenneme dönen Orta Doğu'da Türkiye'nin yapması gereken şu: Masumların korunması için elinden gelen imkanları en iyi şekilde kullanmak.

Türkiye 2 milyon neredeyse en fazla Suriyeli mülteciyi misafir eden ülke konumunda ve dünyaya barış ve insanlık dersi verdi bu konudaki tavrıyla. Türkiye'den beklenen ikinci ders silahların öncelik olduğu insafsız politikaların başarısız olduğunu göstermedi. Sevgi, anlayış, diyalog ve diplomasinin yer aldığı insani politikaların kazandığını ispat etmeli.

Türkiye'nin hem Sünnilerle hem de Şiilerle iyi ilişkileri var. Bu ilişkilerini Orta Doğu'daki çatışmalara dahil olmak yerine ara bulucu olmak için kullanabilir. Tüm İslam aleminde IŞİD ve benzeri örgütlerin uyguladıkları İslam dışı, Kuran dışı katliamları, uygulamaları eğitim ile yenmek için öncü olabilir Türkiye.

Şiddetin İslam'da bir hak arama yöntemi olmadığı, Müslümanların baskı ve zor kullanmasının Kuran'a göre uygun olmadığını da anlatabilir Türkiye. Bunların yerine güzel söz ile davetin tercih edilmesi gerektiği İslam ahlakında inanç özgürlüğünün olduğunu öğretebilir. Türkiye'nin Orta Doğu'da yayılan şiddete karşı silahla değil eğitimle mücadeleye dahil olması bölgeye çok daha insancıl ve kalıcı bir çözüm getirmeye vesile olabilir. Batılı devletler de teröre karşı kesin bir çözüm getirmek istiyorlarsa aynı şekilde eğitimle fikri bir mücadele yürütmeliler. Örneğin Türkiye ile bu konuda iş birliği yapabilirler.

Geçtiğimiz 10 yıl içinde dünya çapında İHA'lara yapılan harcamanın 91 milyar dolar olduğunu göz önünde bulundurursak, eğitimle mücadele teröre karşı kesin bir çözüm olduğu kadar oldukça az maliyetli de olacaktır.

Evet, bugünkü programımızda gündemin tartışmalı konularından biri olan insansız hava araçlarını işledik. Bu ölüm makinelerinin etrafa saçtığı dehşeti gözler önüne serdik. Şu ana kadar uluslararası alanda yapılan çalışmaların yetersizliğini gördük. Bu araçların attığı cehennem füzeleriyle masum siviller hayatlarını kaybetmeye devam ederken, Türkiye'nin İncirlik Üssünü Amerika'nın İHA'larını açarak böyle bir cinayete ortak olmaması gerektiğini vurguladık.

Türkiye'nin terörle mücadelede her zaman olduğu gibi Müslümanları koruyup-kollayan şefkatli bir üslupla hareket etmesi ve fikri bir mücadele vermesi gerektiğini konuştuk. Haftaya yepyeni bir gündem konusuyla inşaAllah tekrar görüşmek üzere, hoşça kalın.


 

A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500

PAYLAŞ
logo
logo
logo
logo
logo
İNDİRMELER
mp3
mp4
youtube
Amerika
B12
Bakış açısı
Cehennem Ateşi
El Kaide
Hellfire
Hitler
Kartal Göktan
Katliam
Ortadoğu
Reagan
Reaper
Savaş
Taliban
Terörist
Terörizm
dron
insansız hava araçları
israiloğulları
İncirlik