"Beyin mucizesi" belgeselinden
Bebek beynindeki mucize
Bu bebek henüz 3 haftalık. Annesinin bile onun varlığından henüz haberi olmayabilir. Ancak bebeğin tüm bedeninde müthiş bir hareketlilik ve değişim var. Hücreler bu dönemde hızla çoğalıp değişime uğrar. Omurga da yine aynı dönemde belirginleşmeye başlar. Dördüncü hafta içinde en hızlı gelişen hücreler sinir hücreleri yani nöronlardır.
Her dakika yaklaşık 500 bin nöron oluşur. Nöronlar en uzun ömürlü hücre grubudur ve bir yaşam boyu hiç yenilenmeden bizimle yaşarlar. Dördüncü haftanın sonunda nöronlar omurgayı terk ederler. İşte burada yine büyük bir mucize gerçekleşir. Nöronlar bu yolculukta nereye gideceklerini ve ne yapmaları gerektiğini çok iyi bilirler. Asla yolu şaşırmazlar. Bu oluşumda hiç hata payı yoktur.
Peki, görmek için gözleri, duymak için kulakları olmayan nöronlar nasıl olur da yönlerini hiç hata yapmadan bulurlar?
Bu kadar kusursuz bir yolculuğun tesadüfen gerçekleşme ihtimali yoktur. Akıl ve sağduyu sahibi olan her insan için cevap açıktır. İnsan vücudundaki her hücre özel bir görev için yaratılmış, görev yapması gereken yere yine özel olarak yerleştirilmiştir. İnsan bedenindeki her ayrıntı Allah'ın yaratma sanatının bir eseridir. Kuran'da da bildirildiği gibi:
“Göklerde ve yerde ne varsa tümü Allah'ındır. Allah her şeyi kuşatandır.” (Nisa Suresi, 126)
Beynin tasarımındaki birbirinden kusursuz yapılardan biri de nöronların yardımcısı glialardır. Glialar nöronların daha çabuk hareket edebilmesi için kaygan lifler oluştururlar. Bu lifleri çok şeritli bir otoyola benzetebiliriz. Nöronlar işte bu otoyolu takip ederler. Nöronlar bu yol yardımıyla doğru adrese konvoy şeklinde ilerler. Bu ilerlemede asla trafik kilitlenmez, kazalar yaşanmaz. Çünkü her bir nöron kendisine kodlanmış bilgileri en uygun zamanda ve doğru biçimde kullanarak düzenle yol alır. Nöronların bu yolculuğu adeta bir göçü andırır. Omurga dışına ulaşan nöronlar artık katmanlar halinde beyni oluşturmaya başlar.
Susan McConell:
“Beyindeki gelişimi bir tiyatro oyunu gibi düşünebilirsiniz. Bu oyunda genetik kodların yazdığı bir senaryo bulunuyor. Ancak ne bir yönetmen ne de yapımcı var. Tüm bunların yanında birbirinin dilinden anlamayan bir grupta oyuncu var. Ancak bu oyun başarıyla sahneye koyuluyor. Benim için bu tam bir mucize.”
Anne karnında 6 ayını dolduran bebeğin neredeyse tüm organları belirginleşir. Elleri, burnu, kalbi, ciğerleri ve beyni. Bu dönemde beyin gelişimi çok hızlıdır. Beyindeki nöron sayısı 100 milyara ulaşmıştır. Bu hücreler arasında trilyonlarca bağlantı kurulur. Ve bu bağlantıların sayısı bir hayat boyunca hiç durmaksızın artmaya devam eder. Bu bağlantıların nasıl kurulduğunu henüz bilim açıklayamıyor.
Nöronlar arasında oluşan elektrik akımları beyinle vücut arasındaki aralıksız iletişimi sağlar. Bebeğin dünyaya gözlerini açtığı ilk an bu. Bu andan itibaren uzun bir öğrencilik dönemi bekliyor kendisini. Bebek gözlerini, kulaklarını, ayaklarını nasıl kullanacağını öğrenecek. Aynı zamanda Allah'ın sadece insana bahşettiği konuşma ve düşünme yeteneğini geliştirecek. Bunun için anne karnında 9 ay süreyle durmadan çoğalan ve bağlantılar kuran sinir hücrelerini kullanacak.
Koku alma bebeğin ilk gelişen duyularından biridir. 2 günlük bir bebek annesini bu yolla tanır. En geç gelişecek olan duyusu ise görmedir. Yeni doğmuş bir bebeğin gözündeki dünya henüz çok net değildir. Bebek ancak altı aylık olduğunda çevreyi bir yetişkin gibi görmeye başlar. Hareketli cisimleri takip edebilir ve derinliği algılar.
“Bebeğin olgunlaşma sürecinde nöronlar sürekli bilgi depolar. 11. Aylık bir bebeğin beyni artık bulunduğu kültürü konuşulan dili ayırt edebilecek olgunluğa erişmiştir. Bu sürede bazı nöron ağları diğerlerinden daha sık kullanılır. Bu ağların bir kısmı çoğalır ve güçlenirken kullanılmayanlar yok olur.
“İnsan, bizim kendisini bir damla sudan yarattığımızı görmüyor mu? Şimdi o, apaçık bir düşman kesilmiştir. Kendi yaradılışını unutarak bize bir örnek verdi. Dedi ki: Çürümüş, bozulmuşken bu kemikleri kim diriltecekmiş? De ki: Onları ilk defa yaratıp inşa eden diriltecek. O, her yaratmayı bilir.” (Yasin Suresi, 77-79)