"Beyin mucizesi" belgeselinden
Çocuk beynindeki gelişim
Çocukluk yılları beynin en hızlı geliştiği dönemdir. Çünkü Allah'ın insanlara verdiği en büyük nimetlerden konuşma ve okuma becerisi bu dönemde gelişecek ve kullanılmaya başlanacaktır. Bu dönemde beyin, duyu organları aracılığıyla algılanan her şeyi kaydetmek ister. Bu nedenle çocuk beyninde yetişkin beynine oranla iki misli fazla sayıda nöron ağ vardır. Öğrenme nöron ağlarının birbirini tanımasıyla gerçekleşir. Ağların birbirini tanıdığı oranda da çocuk düzenli bir gelişim gösterir. Örneğin önce emekler, ardından yürür ve sonra konuşmaya başlar.
Çocuk bu dönemde arkadaş edinmek, dikkatini bir noktada yoğunlaştırmak ve olayları hatırlamak gibi sosyal ve zihinsel bir dizi beceri de kazanır. Ancak bu yıllarda yaşanan hiçbir öğrenme süreci konuşmak kadar karmaşık ve mucizevi değildir.
Çocuk nasıl konuşmaya başlar?
Beynin yönetimindeki bu fonksiyon tesadüfi bir dizi olayın sonucunda ortaya çıkmış olabilir mi?
Tüm bulgular cevabın hayır olduğunu göstermektedir. Beyin kusursuz bir yaratılışın eseridir. Allah bir ayetinde bu üstün yaratılışı biz insanlara şöyle hatırlatır:
“Allah sizi annelerinizin karnından hiçbir şey bilmezken çıkardı ve umulur ki şükredersiniz diye işitme, görme ve gönüller verdi.” (Nahl Suresi, 78)
Konuşma yeteneği, insan beyninin sol yarım küresindeki nöronlarca denetlenir. Konuşmayı mümkün kılan temel düzenek aslında doğum anından itibaren beyinde yer almaktadır. Ancak bebek, belirli bir gelişim sürecinin sonunda konuşmaya başlar. Zira, tıpkı bilgisayar ağı örneğinde olduğu gibi, beyin de konuşmak için gereken sayı ve nitelikte veriyi kayda alıp biriktirmelidir. Hafızayla konuşma becerisi arasında ayrılmaz bir bağ vardır. Hafıza olmaksızın konuşmamız mümkün değildir.
Beynin bilgiyi hafızaya geçirmesi ise iki farklı süreçte gerçekleşmektedir. Kısa ve uzun süreli hafıza kayıtları. Çocukta uzun süreli hafıza yaklaşık iki yaşında gelişmeye başlar. Konuşma becerisinin gelişimi de uzun süreli hafızanın gelişimiyle doğrudan ilişkili olduğundan çocuk iki yaşında gerçek anlamda konuşmaya başlar.
Duyulardan gelen tüm bilgiler beynin hipokampüs bölgesinde toplanır. Bir veri önceki deneyimlerle anlamlandırılamıyorsa, bu bölgede çok kısa bir süre kaldıktan sonra silinir. Örneğin, bilmediğimiz dilde yapılan konuşmaları duyarız ancak anlamlandıramayız. Bu konuşma bizim için yararsız bir bilgi olduğundan hafızamızda uzun süre kalmaz. Bazı bilgiler de geçici bir süre için gereklidir ve kullanıldığı sürece hafızada tutulur. Bu süre bazen bir dakika, bazen bir saat, bir gün ya da üç yıl olabilir. Örneğin tek bir sınav için ezberlenmiş bir matematik formülü ya da bir bilgisayar giriş şifresi bu tarz bilgilerdendir. Bu tarz tüm bilgiler kısa süreli hafızada saklanır ve gereksiz oldukları anda silinirler.
Uzun süreli hafıza, hipokampüsten korteks tabakasına gönderilmiş olan bilgileri içerir. Korteks tabakasına yapılan her yeni kayıt, korteksin tamamını saran milyonlarca nöronu devreye sokar. Hipokampüs bu yolla yeni bilgilerle eskilerin uyumunu kontrol eder. Yeni bilgi, geçmişteki deneyimlerle uyumlu olduğu oranda dokunun daha alt katmanlarına kaydedilir. Kayıt işlemleri bütün halinde gerçekleşmez. Beyin hafızaya alacağı bir görüntüyü veya bilgiyi önce temel parçalara ayırır. Çünkü her bir parça korteksin ilgili bölümünde depolanacaktır.
Örneğin bir elma. Elmanın şekli, rengi, tadı ve kokusu beynin farklı bölümlerinde dosyalanır. İhtiyaç duyulduğunda ya da elma ile ilgili tek bir detayla karşılaşıldığında bir bütün olarak elma kavramı ve kavramın içinde barındırdığı detayların tümü hafızadan geri çağrılır. Biz buna hatırlamak diyoruz. Bu hatırlama işlemi genelde o kadar kısa bir sürede gerçekleşir ki biz herhangi bir şeyi hatırladığımızın bile farkına varmayız. Kimi zaman da örneğin 10 yıl önce izlediğimiz bir filmin adını geri çağırırken gün boyu bu adı düşünür ve bazen saatler sonra hatırlarız.
Bugün beyni gelişmiş görüntüleme cihazları yardımıyla çalışma esnasında görüntüleyebiliyoruz. Ve yine bu yolla korteks üzerindeki kimi bölgelerin hangi görevi üstlendiğini biliyoruz. Örneğin bu bölüm gözden gelen sinyalleri değerlendiriyor. Bu bölümde dokunma duyusunun veri sinyallerini denetliyor. Hemen yanındaki bu bölge kas hareketlerini yönlendiriyor. Konuşma ise beynin sadece sol kısmında bulunan bu iki noktada denetleniyor. Geçtiğimiz 10 yıl içinde korteks tabakasının sadece bu kısıtlı alanının faaliyetleri çözümlenebildi. Geriye kalan bu büyük alan ise hala birçok gizemi barındırıyor.
Çocukluk döneminin diğer bir kompleks olgusu da okuma becerisinin gelişim sürecidir. Okumanın gerçekleşebilmesi için beyinde birbirinden farklı birçok bölge aynı anda ve uyum içinde çalışmak zorundadır. Okuma sürecinin ilk aşamasında göz ve görme fonksiyonu devrededir. Sadece görebilmek için beynimizin 30 farklı noktasından yararlanırız. Bu bölgeler rengi, hareketi, şekli, uzaklığı ve derinliği yorumlar. Okurken bu alt sistemlerin tümünden yararlanırız. Harfleri tek tek algılar ve harf gruplarını kelime şeklinde yorumlarız. Ve tüm kelimelerin bir araya gelişiyle de cümleyi anlarız.
Beyin okunanları sıraya koyar, bir tema oluşturur ve önceki hafızada uygun bulduğu milyonlarca görüntülü ya da görüntüsüz kayıttan yaralanarak yeni bir kompozisyon oluşturur. Bu sistemlerin tümü bizim bilincimizin dışında ve aynı anda aktif hale gelir ve bu sistemlerin sadece birinin sekteye uğraması halinde ise insanın tek bir harfi bile algılaması mümkün olmaz. Kısacası insanın tek bir kelimeyi okuyabilmesi bile Allah'ın ona lütfettiği muhteşem bir sistem sayesinde mümkün olmaktadır. Bu gerçeği bilen insan, okuduğu her şeyi Allah'ın Kuran'dan öğrettiği bilinçle okumalıdır.
Yaradan Rabbin adıyla oku! O, insanı bir alaktan yarattı. Oku! Rabbin en büyük keremse sahibidir.” (Alak Suresi, 1-3)