"Resulullah'ın dilinden cennet 1" belgeselinden


CENNETTEKİ LEZZETLİ YİYECEKLER

 

Yüce Allah, cennette insanların nefislerinin hoşuna gidecek son derece lezzetli pek çok yiyecek olduğunu Kuran'da bildirmiştir. Ayetlerde ve hadislerde haber verildiği üzere, özellikle dünyada da makbul yiyecekler arasında olan et ve meyvenin her çeşidi cennet ehline bol bol sunulacaktır. Allah, bir Kuran ayetinde cennet ehline yapılan bu ikramların güzelliğini şöyle haber verir:

“Arzulayıp seçecekleri meyveler canlarının çektiği kuş eti.” (Vakıa Suresi, 20-21)

 Ayrıca cennetteki yiyecek ve meyveler cennet ehlinin önüne kusursuz ve zahmetsiz olarak gelirler. Allah Kuran'da bu meyvelere ulaşmanın kolay olduğunu şöyle bildirmiştir:

“Meyvelerin gölgeleri onlara pek yakın ve devşirilmeleri kolaylaştırıldıkça kolaylaştırılmış.” (İnsan Suresi, 14)

Peygamberimiz (sav) ise bir hadiste cennete girecek müminlere onu meyveleri aşağıya sarkan yüksek cennete koyun denildiğinden bahsetmektedir. Cennet nimetlerinin ayet ve hadislerde vurgulanan bir diğer özelliği de çok bereketli olmalarıdır. Allah, ahiret yurdu için orada rızkın hesapsızca olduğunu ve tükenmenin söz konusu olmadığını Sad Suresi’ndeki ayetlerde şöyle bildirmektedir:

“İşte hesap günü size vaad edilen budur. Şüphesiz bu Bizim rızkımızdır, bitip tükenmesi de yok.” (Sad Suresi, 53-54)

Bu cennetteki meyvelerle ilgili olarak bir hadisinde Peygamberimiz (sav) şöyle buyurur:

''Sidretül münteha ağacının meyvesinden her bir meyve yarılınca içinden yetmiş iki renk ve çeşit demek çıkar ki orada öbürüne benzeyen hiçbir renk ve çeşit yoktur.'' (Tezkireti’l Kurtubi, s. 312/517)

Peygamberimiz (sav) bu hadisinde cennetteki meyvelerin renklerine ve çeşitliliklerine dikkat çekmiştir. Nimetlerin bu şekilde birbirlerinden farklı olmaları insanların çok hoşlarına gidecek bir güzelliktir. Bunun yanı sıra Peygamberimiz (sav) cennette bir meyve dalından koparıldığında bu meyvenin yerinde bir eksilme olmadığını yerine yenisinin geldiğini haber vermiştir:

“Cennetin meyvesinden koparınca yerine yenisi biter.” (Ramuz el-Ehadis-1, s. 989)