Cennetteki güzel kokular
"Resulullah'ın dilinden cennet 1" belgeselinden
CENNETTEKİ GÜZEL KOKULAR
Güzel koku, Allah'ın insanlara sunduğu çok büyük bir nimettir. Fakat dünyada en güzel kokunun bile etkisi çok kısa süre devam eder. Koku moleküllerinin havada dağılması ve burnunda bir süre sonra bu kokuya alışması bu nimetten alınan zevki sınırlı hale getirir. Dolayısıyla kokunun güzelliği kadar etkisinin kalıcılığı da önem taşır. Peygamber (sav) hadislerinde cennetteki kokuların güzelliğine ve etkisine şöyle işaret etmiştir:
“Cennetin kokusu beş yüz yıllık yerden duyulur. Cennetin bu kokusunu ahiret ameliyle dünyayı talep eden kimse duyamaz.” (Ramuz el-Ehadis-1, s. 292/3)
“Ehli cennet kadınlarından bir kadın yeryüzüne baksa mis kokusundan yeryüzü dolar ve yüzünün nuru güneş ve ayın ziyasını bastırırdı.” (Ramuz el-Ehadis-2, s. 355/5)
Peygamberimiz (sav):
“..gıdalardan kokuların en hoşu, en güzeli hasıl olur..”
hadisiyle de cennet yiyeceklerinin kokularındaki güzelliği haber verir. Yiyeceklerin lezzetini almamızda kokunun çok büyük payı vardır. Örneğin pişen bir kakaolu kekin cazip bulunmasının sebebi etrafa yayılan kakao ve vanilya kokusudur. Aynı şekilde ızgarada pişen etten, portakaldan, domatesten, kahveden ya da bir başka yiyecek ve içecekten zevk almamızdaki sebeplerden biri bu yiyecek ve içeceklerdeki kokudur. Dolayısıyla kokunun lezzete yönelik nimetlerden alınan zevki tamamlayıcı bir yönü vardır. Cennetteki kokuların güzelliğinden bahsedilen diğer bir hadise şöyledir:
“Derken şimal (kuzey) rüzgarı eser de onların yüzlerine ve elbiselerine en güzel koku nevilerini serper.” (Tezkireti’l Kurtubi, s. 325/562)
Bir hadiste de kokusuyla dikkat çekilen bitkilerden şöyle söz edilmektedir:
“Muhakkak ki, kına boyası ve kokusu, cennet kokularının reisidir. Allah Teâlâ, cenneti yarattığı zaman, onu güzel fesleğen kokusuyla kuşattı, fesleğeni de kına kokusuyla çepeçevre kuşattı.” (Tezkireti’l Kurtubi, s. 342/619)
Hadislerde bahsedilen fesleğen, güzel kokusuyla bilinen bir bitkidir. Ancak bizim bildiğimiz, tanıdığımız kokular da cennette çok daha farklı, çok hoşunuza gidecek şekilde yaratılacak olabilir.
Film boyunca sonsuz ahiret hayatını hak eden müminlere Allah'ın vaat ettiği cennet nimetlerinden söz ettik. Anlattığımız tüm bu güzellikler hepimize bir an sonrası kadar yakındır. Ölümle her an son bulabilecek olan dünya hayatı ahiretteki sonsuz hayatın başlangıcıdır. Ahirette ise yüce Allah'ın sonsuz adaletinin bir tecellisi olarak insanlar dünya hayatında yaptıklarından dolayı sorumlu tutulacaklardır. İnsanlar, dünyada geçirdikleri ortalama 60-70 yıllık çok kısa bir süre boyunca Kuran'a uymak, her düşünce ve tavırlarında Allah'ın rızasını aramak, vicdanlarını kullanmak, güzel ahlakı yaşamak ve salih amellerde bulunmakla sorumludurlar. Nitekim Yüce Allah, bir ayette insanın yaratılışındaki amacı şöyle bildirmektedir:
“O, amel bakımından hanginizin daha iyi ve güzel olacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı..” (Mülk suresi, 2)
Kuran'da bu konunun haber verildiği bir başka ayet ise şöyledir:
“Ki melekler, güzellikle canlarını aldıklarında selam size derler. Yaptıklarınıza karşılık olmak üzere cennete girin.” (Nahl Suresi, 32)
Dolayısıyla her an her saniye ahirete geçirebileceğini unutmamak, cehenneme gitme ihtimalinden korkmak ve cennetteki sonsuz nimetlere kavuşmak için hazırlık içinde olmak herkes için çok önemlidir. Ancak unutulmaması gereken çok önemli bir gerçek vardır. Cennete girecek kimselerin Allah katında görecekleri güzel karşılık takvalarının derecesine göre olacaktır. Bir Kuran ayetinde şöyle haber verilir:
“Allah katında onlar derece derecedir. Allah yaptıklarını görendir.” Al-i İmran Suresi, 163)
Bu durumdan bir hadiste ise şöyle bahsedilmektedir:
“Cenneti de amellere göre taksim ederler. (Çok ameli olan çok pay alır.)” (Tezkireti’l Kurtubi, s. 325/562)
Elbette ki bir kimse cennetin hangi derecesinde olursa olsun bundan kesinlikle razı olacaktır. Çünkü Yüce Allah cennetteki tüm kullarına hoşnutluk vaad etmiştir. Cennetin her derecesindeki kişi kendine göre zevk alacaktır. Ancak cennet ehlinden bir kişi bir üst derecedeki kişinin aldığı zevkten dolayı kendinde bir eksiklik hissetmeyecektir. Nitekim cennet ehlinin her derecesinin ne kadar fazla nimetle dolu olduğu bir hadiste şöyle tarif edilmektedir:
“Cennet ehlinin en aşağı derecesinde bulunan kişinin 80 bin hizmetçisi 72 eşi olacaktır. Ayrıca onun için inci, zebercet ve yakuttan yapılmış bir çadır dikilecek ve bunun uzunluğu Cabiye ile Sana (Şam topraklarında bir şehir adı) arası kadar olacaktır.” (Tirmizi, Büyük Hadis Külliyatı-5, s. 412/10114)
Samimi bir Müslüman daima Allah katında cennetin en üst mertebesine layık olabilmek için çalışmalıdır. Kamil iman sahibi olmak ve Allah'a yakınlıkta daima en fazlasını istemek Allah'ın rızasına uygun olanıdır.
