HARUN YAHYA
logo
HARUN YAHYA

  • Tüm Eserler
  • Kitaplar
  • Makaleler
  • Videolar
  • Görseller
  • Sesler
  • Alıntılar
  • Diğer

Adnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
Harun YahyaAdnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
ESERLER
KitaplarMakalelerVideolarGörsellerSeslerAlıntılarDiğer
KONULAR
VatikanSosyalizmAydınlanma çağıFransız DevrimiDönmeSabetayistJakobenizmMasonik MedyaSiyasi SiyonizmJön Türkİttihat ve TerakkiAbdülhamitAnti-NaziDünya Siyonist ÖrgütüNuremberg KanunlarıMussolini1. Dünya savaşıAdolf EichmannGoyimRothschild HanedanıThink-TankCFRRockefellerSoğuk SavaşStalinEkim DevrimiSovyetler BirliğiBilderbergVietnamAIPACLobiFuarGüneydoğuYunanistanYeni Dünya DüzeniKızıldenizJeopolitikGaziVergiGümrük2023AntilopBoğaAvrasya İslam ŞuarasıNobel Barış ödülüHastaneSosyal Güvenlik KurumuAli BabacanTurgut ÖzalSuikastGaffar OkkanMuhsin YazıcıoğluRosette NebulaAstronomiGül
Harun Yahya © 2025
Harun Yahya © 2025
  1. Videolar
  2. Merak Ettikleriniz - 16

Merak Ettikleriniz - 16

Harun Yahya
27936
10 Ekim, 2014
Kuran Ahlakı ve Derin Düşünmek
Merak Ettikleriniz

MERAK ETTİKLERİNİZ 16

 

DİDEM RAHVANCI: Allah herkese hayırlı akşamlar versin inşaAllah. A9 TV'de Merak Ettikleriniz programında Didem Ürer ile birlikteyiz inşaAllah yine.

 

DİDEM ÜRER: Merhaba. Bize merak ettiğiniz soruları, merakettikleriniz@a9.com.tr adresine ulaştırabilirsiniz, inşaAllah. Şimdi başlıyoruz, inşaAllah.

 

DİDEM RAHVANCI: Bilal Gürsu diyor ki: “Allah'ın varlığının delilleri her yerde diyorsunuz hep. Bana birkaç örnek verir misiniz bu konuda?” demiş.

 

Gerçekten güzel bir soru. Bizim de anlatmaktan en zevk aldığımız konulardan bir tanesi iman hakikatleri. Çünkü insan nereye baksa Allah'ın varlığının delillerini görüyor. Gözünü nereye çevirse bir mükemmellikle yaratma sanatının Allah'ın mükemmel örnekleriyle karşılaşıyor.

Mesela ilk benim aklıma gelen savunma sistemi. Savunma sistemini şöyle anlatalım: Mesela insan sabah ilk kalktığında ne yapıyor? Kalkıyor, yüzünü yıkıyor, işine gidecek, toplu taşıma araçlarına biniyor. Mesela o donmuşun ya da otobüsün ya da taksinin ya da kendi arabasının da koluna dokunuyor ilk. Sonra işe gidiyor, oturduğu mekanlar var, oturduğu yerler var, önünde bilgisayarı var, klavyesi var. Bir restorana gidiyor, o restoranın sandalyesi var, masası var, çatalı var, bıçağı var. Şimdi bunlar her ne kadar hijyene dikkat edilen ortamlar dahi olsa mutlaka bizim görmediğimiz çok fazla bakteriyle, mikropla dolu yerler aslında bütün hepsi. Bakıldığında böyle illa çok kirli ortamlar olması gerekmiyor dediğim gibi. Çok temiz bir ortam da olabilir ama orada mutlaka bulunan bizim kendi gözümüzle göremediğimiz çok fazla mikro düzeyde canlılar var, bakteriler var, mikroplar var.

Normalde bizim savunma sistemimiz olmasa çok çok kısa bir süre içerisinde belki biriyle ilk el sıkıştığınızda belki bir otobüsün dolmuşun kapısını ilk tuttuğunuzda çok küçük bir mikroptan hemen yaşamımızın gitmesi yani ölmemiz gerekir. Savunma sistemi olmasaydı aslında dünyada canlılık diye insan olarak canlılık olmazdı. Çünkü çok küçük bir şey bizim ölümüze vesile olacak olurdu. Ama ne oluyor? Allah bedenin içinde bu yani bizim hiç göremediğimiz yani et, kan, sudan oluşan bu yapının içinde mükemmel bir savunma sistemi yaratmış.

Şimdi savunma sisteminin en önemli özelliğinden birisi, bu tabii evrime de çok önemli delillerden bir tanesi bu konu. Birbiriyle tamamen bağlantı içinde, çok kompleks bir ağ içinde çalışıyorlar. Hiçbir şekilde savunma sisteminin, şimdi birazdan anlatacağım çok fazla parçası var. Bu parçaların mutlaka hepsinin aynı anda olması ve aynı şekilde çok büyük bir düzen içinde çalışmaları gerekiyor.

Şimdi bunlar nedir? Birincisi savunma sistemine başlıyoruz. Tehlikeyi hemen fark ediyorlar savunma sisteminin bazı bölümleri. Sonra bir kısmı tehlikeyi durdurmaya başlıyor. Bunlar makrofajlar. Daha sonra bir kısmı savunma hücrelerine haber veriyor. Bunlar yardımcı T hücreleri. Bak diyor, bu kişi şuraya dokundu, burası çok mikropluydu, vücuduna zarar verebilir diye bütün savunma hücrelerini gidiyor, uyarıyor. Sonra bir kısmı asıl öldürücü darbeyi vuruyorlar. Bunlar önemli bir görev isteniyor. Bunlar öldürücü T hücreleri ve doğal öldürücüler. Bir kısmı savaşı durduruyor, baskılayıcı T hücreleri. Hemen artık, yavaş yavaş biz bu tehlikeye karşı önlem aldık. Artık yavaş yavaş durabiliriz diyorlar. Şimdi bir kısımda ki bunların yaptığı iş çok çok önemli. Gelecekte bir daha böyle bir şeyle karşılaşırlarsa diye, bu hatırlatıcı olarak bir kenarda bekliyorlar. Bunlar bellek hücreleri. Yani sizin dokunduğunuz bir şeydeki mikrobu, şimdi bu savunma sistemi hücreleri artık yok etti ve öldürdü ya, bir kısmı da aklında tutuyor bunu. Bir daha sefere aynı mikropla karşılaştığınızda artık bu işlemleri yapmaya gerek olmuyor. Çünkü zaten bu işlemler yapılmış ve vücudunuz bu mikroba karşı, bu bakteriye karşı bağışıklık kazanmış oluyor. Bu gerçekten başlı başına zaten insanın çok imanını arttıran ve Allah'a olan yakınlığını arttıran, Allah'a olan sevgisini arttıran bir durum. Çünkü Allah bizi sevdiği için böyle bir sistem yaratmış. İnsanları sevdiği için, kulunu sevdiği için böyle bir sistem yaratmış. Yoksa daha bebekken yani ilk anne rahminden çıktığı anda insan zaten karşılaştığı ortamdan dolayı hayatta kalamazdı.

Şimdi bunların dışında sayısız parçanın da devreye girdiği muhteşem bir ağ var. Bunun tek parçasını çıkardığınızda dediğim gibi savunma sistemi tamamen yok oluyor. Mesela sadece yardımcı T hücrelerinin olmaması durumunda vücuttaki öldürücü hücreler bir tehlikenin varlığından haberdar olamıyorlar. Yani vücutta bir tehlike var ama yardımcı T hücreleri ona haber vermediği için hiçbir şekilde haberdar olamıyorlar ve savunma sistemi devreye girmiyor.

Mesela B hücreleri ve öldürücü T hücreleri olmasa yardımcı T hücrelerinin tehlikeye haber vereceği ve daha da önemlisi tehlikeyi giderebilecek bir üst birim olmayacak. Yine burada tabii ki bu çok önemli. Bu sistemde doğal öldürücüler olmasa vücuda giren dirençli düşmanların ortadan kalkması tabii ki mümkün olmayacak. İstediği kadar birilerine haber versin diğerleri. Ama öldürücü sistem yok. O etrafta dolaşıyor olacak. Tek güçlü bir bakteri bile insanın felç olmasına yani bütün bedeninin felç olmasına yeterli. Sonra bellek hücreleri biraz önce anlattığım gibi eğer olmasa vücut düzenli olarak bu organizmalarla savaş haline olacak. Belki de vücudu çok yoracak bir durum olacak bu. Onlarla başa çıkamayacak bir duruma gelecek belki bir süre sonra. Ama öyle de olmuyor. Bellek hücreleri düzenli olarak onu akıllarında tutuyorlar, hafızalarında tutuyorlar. Bu da kısa bir süre içinde savunma sisteminin güçsüz düşmesine neden olur. Ama düşmüyor işte böyle bir durumda. Bunların hepsi birbirleriyle çok düzenli, çok planlı bir koordinasyon içinde çalıştıkları için vücut zayıf düşmüyor.

Burada indirgenemez bir komplekslik görüyoruz. İndirgenemez komplekslik nedir? Kompleks bir sistem. Siz bunun hiçbir şekilde bir parçasını ayıramıyorsunuz. Bir parçasını ayırdığınız anda bütün sistem çöküyor. Olduğu gibi çöküyor. Savunma sistemi de bu kompleks indirgenemez sistemlerden bir tanesi. Bu neden önemli? Çünkü evrimi çökerttiği için önemli tabii.

 

DİDEM ÜRER: Tabii burada evrimi çökertmesinin en önemli delillerinden bir tanesi de ilk canlı yaratıldığı andan itibaren, Allah insanı ilk yarattığı andan itibaren zaten her insanda savunma sistemi tam ve mükemmel bir sistem olarak bulunmak durumunda. Çünkü savunma sisteminin burada bahsettiğimiz en ufak bir parçası en ufak bir bölümü çalışmaz vaziyette olduğunda bu insan zaten hayatını devam ettiremeyeceği için insan soyu diye bir şey zaten söz konusu olmayacaktı. O yüzden de evrim teorisinin en açmazdaolduğu konulardan bir tanesidir savunma sistemi.

 

Şimdi ben de yine başka bir soru okumak istiyorum. Şöyle söylemiş Elyasa Hızlısoy: “Hocam size bir sorum olacaktı. Canlılardaki şuurlu davranışların Allah'ın ilhamı olduğunu nasıl kanıtlayabiliriz? Cevabınızı bekliyoruz” demiş.

 

Biz de hemen cevabımızı verelim. Şimdi bu soru neden önemli? Çünkü insanlar etraflarına baktıklarında hep belli bir perdeyle aslında bakmaya alışmışlardır. Bu perde nedir? Alışkanlıktır bunun adı. Yani bir insan sokağa çıkar, etrafına bakar. Zaten etrafta ağaç olması gerekir. Gökyüzü vardır, gökyüzünde bulutlar vardır, kuşlar uçar. O kuş nasıl orada uçar onu belki hiç düşünmez bir insan. Zaten kuş uçmalıdır. Bunlara işte alışkanlık perdesi diyoruz biz. Yani bir ülfet oluşur insanlarda. Halbuki doğa üstüne yaratılmış olan bütün canlılar Allah'ın varlığını ispatlayan çok kıymetli delillerdir. Bu delillere biz detaylı olarak inceleyip baktığımızda onların detaylarına daha da girdiğimizde işte Allah'ın ayetlerinde sonrasında bildirdiği bize, şeytandan Allah'a sığınırım: “Allah’tan en çok ilim sahipleri korkup sakınır” dediği gibi Allah'ın işte bu bilim delilleriyle birlikte Allah'a olan sevgimiz, Allah'a olan korkumuz, haşyetimiz ve saygımız daha da artar.

 

Şimdi canlılardaki şuurlu davranışları nasıl anlarız Allah'ın ilhamı olduğunu? Öncelikli olarak doğa üzerindeki bütün canlılar kusursuz olarak yaratılmıştır. Ama bu kusursuzluk demek değildir ki hepsi mükemmel güzelliktedir. Allah onlarda öyle sistemler meydana getirmiştir ki bu sistemler normal üstün bir yaratıcı olmadan hiçbir şekilde meydana gelemeyecek olan, tesadüfler sonucunda oluşması imkansız olan sistemlerdir.

Şimdi Allah bu konuda bize arıyı örnek verir. Nahl Suresi’nin 68. ayetinde, şeytandan Allah'a sığınırım: “Rabbin bal arasına vahyetti. Dağlarda, ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendilerini evler edin. Sonra meyvelerin tümünden ye. Böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda yürü, uçuver. Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar. Onda insanlar için bir şifa vardır. Şüphesiz düşünen bir toplu için gerçekten bunda bir ayet vardır” diye bildirir Rabbimiz.

 

Şimdi tabii ki biz iman ettiğimiz için aranın ilhamla hareket ettiğini bu ayetin vesilesiyle biz anlıyoruz. Ama belki iman etmeyen veya bilimsel delilleri tam olarak nasıl gerçekleştiğini düşünemeyen bir kişi diyebilir ki, bir canlı nasıl ilhamla hareket edebilir? Ara bir santim boyutunda bile olmayan son derece küçük bir varlıktır. Fakat gösterdiği akıl yeryüzündeki insanların gösterdiği akıldan çok üstündür.

Bir örümceğe baktığımızda, örümceğin daha ilk yumurtadan çıktığı andan itibaren mükemmel, tam sanat eseri olan bir ağ örebilmesi, altı farklı keseden altı farklı iplik üretebilmesi ve bu ipliklerin şu anda modern teknolojiyle bile çelikten çok daha beş kat daha sağlam yapıda olması, bize bu canlıların gösterdiği aklın üstün bir yaratıcının bize eseri olduğunu ispatlayan delillerdir.

Yine aynı şekilde mesela bir sivrisineğin larvadan çıkarken, muhakkak bunun videosunu zaten bizim kanalımıza da sık sık gösteriyoruz ama internetten de izleyebilir izleyicilerimiz. O larvadan çıkış anındaki gösterdiği dikkat ve itina ve suyun içerisine en ufak fazla bir hareket yaptığında batacak olması ama daha larvadan çıkan şuursuz bir canlının mükemmel akılla, kusursuz olarak suyun üzerinde durabilme kabiliyeti onu üstün bir yaratıcının yarattığının çok açık delillerinden bir tanesidir. İnsan bedenine baktığımızda da yine 100 trilyon hücreyle karşılaşıyoruz. Burada demin Didem'in anlattığı savunma sistemi hücreleri bu 100 trilyon hücreden sadece belli bir kesimini oluşturuyor. Ve her bir hücre kendi görevini tam ve kusursuz olarak yerine getiriyor. Ve biz hücreye baktığımızda şu anda dünya üzerindeki New York, Tokyo veya Paris gibi en mükemmel şehirlere, en mükemmel altyapı ve üst yapı sistemlere sahip şehirlerden daha kompleks bir yapıyla karşı karşıya kalıyoruz. İnsanların belki onlarca yıl boyunca yapımını sürdürdüğü ve yine de aksaklıklarından kurtulamadığı bu sistemlere bakıyoruz. Hücreye bakıyoruz. Hiçbir kusur olmadan tam ve mükemmel olarak işlevine 100 trilyon hücre olarak insan bedeninde, her insanın bedeninde meydana geçiriyor. İşte burada bir akıl var. Bir akıl tecelli ediyor. Fakat bu saydığımız canlılar hepsi akılsız, şuursuz varlıklar. Bir örümcekte, arıda veya herhangi bir sivrisinekte akıldan bahsetmek, hücrede akıldan bahsetmek tabii ki makul, mantıklı bir insanın yapabileceği bir şey değildir. Bunda bir akıl tecellisi var tüm bu varlıklarda. İşte o da üstün kudret sahibi, yaratıcının yani alemlerin Rabbi olan Allah'ın tecellisi olmuş oluyor bu canlılarda. Biz de bu şekilde canlılardaki Allah'ın ilhamını görmüş oluyoruz, inşaAllah.

 

DİDEM RAHVANCI: Maşallah, elhamdülillah. Necla Hanım şöyle sormuş: “İmanlı şartları 5 diye öğrendik. Hep iyi bir Müslüman olmak için bu şartları yerine getirmek yeterli mi?”

 

 İmanın 5 şartı tabii ki namaz kılmak, zekat vermek, hacca gitmek, kelime-i şehadet getirmek, oruç tutmak. Allah'ın Kuran'da farz kıldığı ibadetler ve her Müslümanın tabii ki mutlaka gücü doğrultusunda mutlaka yerine getirmesi yani bir hastalığı, bir rahatsızlığı yoksa mutlaka yerine getirmesi gereken ibadetler. Ama yeterli mi? Tabii ki. Zaten bu ibadetleri yerine getiren bir insan vicdanlı demektir inşaAllah. Zaten diğerlerini de yapar ama eğer sadece bunları yapıyorsa bence yeterli değil. Neden? Çünkü Allah Kuran'da çok fazla ayette, çok fazla başka tavsiyeleri de var Allah'ın. Mesela şirk en büyük günahlardan biridir diyor Allah. Allah'a şirk koşmak, başka şeyleri, insanları başka zevkleri Allah'ın üstünde tutmak, bu mesela uygun bir davranıştır. Bu şirke girer, Allah korusun Allah'a ortak koşmak, Allah'tan daha çok sevmek, Allah'tan daha çok korkmak başka bir varlıktan, bu mesela önemli bir yanlıştır, günahtır, yanlıştır gerçekten. O yüzden mesela buna çok dikkat etmesi gerekiyor bir Müslümanın.

Aynı şekilde fitneden çok uzak durması gerekiyor. Nefsinin bencil arzularından uzak durması gerekiyor. “Nefis var gücüyle kötülüğü emreder” diyor Allah ayetinde. Var gücüyle kötülüğü emreden bir güç var. Bu Müslüman'a da var gücüyle kötülüğü emreder. Müslüman olmayana da, küfürden olana da, cahiliye dediğimiz o cahiliye karakterini yaşayan, Kuran'dan uzak yaşayan insanlara da. Ama Müslüman ne yapacak? Nefsiyle her zaman mücadele içerisinde olacak. Bu kötü bir şey değil. Yani Müslümanın samimiyetsiz olduğunu ya da vicdansız olduğunu göstermez. Bilakis Allah orada ona ecir alabileceği güzel bir fırsat yaratır. Onun dışında her konuda Allah'ın rızasının en fazlasını seçmek vardır. Geçen programda da bahsetmiştik. Mesela orada birisine tebliğ yapabilmek varken, Kuran okumak, insanın kendisini geliştirmesi, Allah'ın ayetlerindeki hikmetleri düşünebilmesi gibi bir vakti ve zamanı varken bir kişinin televizyon seyretmeyi tercih etmesi, belki orada Allah rızasına en uygun tavır olmayabilir. Tabii ki kişi bunun vicdanıyla belirler, vicdanıyla karar verir ama bu da çok önemli bir ibadettir. Akıllı olması, sabırlı olması, sabır Kuran'da çok çok önemli bir ibadettir. Müslümanlar sabretmeleri gereken çok fazla anla karşılaşabilirler, olayla karşılaşabilirler. Mesela Müslüman olmayanlardan, Müslüman tavrı içinde olmayanlardan çok incitici sözler işitebilirler, işte burada çok güzel bir sabırla sabredilmeleri gerekir. Hapsedilebilirler, işkence görebilirler, istedikleri bir şey olmayabilir, çok dua ettikleri bir konuyu Allah onlara nasip etmeyebilir. Onlar için güzellik olmayacaktır. Bu tarz durumlarda her zaman sabretmeleri gerekir. Sabır çok çok önemli bir ibadettir.

 

DİDEM ÜRER: Sabırla ilgili çok kısa bir şey eklemek istiyorum. Sabır gerçekten bütün Müslüman özelliklerinin aslında yaşanmasının temeli olmuş oluyor. Güzel ahlakta sabır göstermek, Müslüman alametlerine, mümin alametlerine sabır göstermek zaten bir Müslüman'ın dünya hayatı boyunca karşılaşacağı bütün imtihanlarda nasıl başarılı olabileceğini gösteren bir özellik olmuş oluyor. Bu anlamda sabır gerçekten Müslüman'ın taklit edilemeyen çok önemli özelliklerinden bir tanesi oluyor, ki bütün güzel ahlakını son nefesine kadar devam ettirebileceği bir delil oluyor, inşaAllah.

 

DİDEM RAHVANCI: Müslümanın çok dürüst olması gerekir. Hiçbir şekilde yalan söylememesi gerekir. Bu da bir ibadettir, dürüstlük. Allah'tan, yalnızca Allah'tan korkması, Allah'ı çok sevmesi, Müslümanları çok sevmesi gerekir. Bu da bir ibadettir. Ve Bediüzzaman Hazretleri de söylüyor. İttihad-ı İslam. “İttihad-ı İslam bu zamanın en büyük farz vazifesidir” diyor Bediüzzaman. Tabii farz olarak söylüyor. İttihad-ı İslam nedir? Müslümanların birlik olmasını istemek. İslam ahlakının bütün dünyaya hakim olmasını istemek ve bu konuda çaba harcamak. Bu gerçekten bu dönemde özellikle Müslümanlar bu derece kan ağlarken, Müslümanlar bu derece acı çekerken, Müslüman ülkelerde çok büyük bir zulüm varken, Müslümanların çok çok öncelikli olarak yapmaları gereken bir ibadet.

Onun dışında mesela öfkeyi yenmek, Kuran'da çok önemli ibadetlerden bir tanesi. Allah kişinin kalbine bir imtihan olarak bir öfke verebilir. Allah korusun Müslüman kardeşine karşı bile belki verebilir. Ama ne olacak? Allah ayetinde nasıl bildiriyor? “Öfkelerini yenerler” diyor. Öfkesini yenecek. Öfke gelmez diye bir şey yok. Öfke gelebilir insanın kalbine. Ama mutlaka öfkesini yenecek. Mutlaka güzel söz söyleyecek. Güzel karşılık verecek. Allah bir bakarsın o kişiyle senin aran hemen düzelmiştir, hemen güzel olmuştur diye bildiriyor.

Senin dediğin gibi imanın beş şartı tabii ki çok çok önemli ve hepsi mutlaka namaz, oruç yerine getirmesi gereken ibadetler. Ama bu saydığım ibadetlerin de bir Müslüman ahlakında mutlaka yaşanması gerekiyor. Mutlaka Müslümanın bunlara da çok dikkat etmesi gerekiyor. Bu ibadetlerin hiçbirini göz ardı edemez. Çünkü bunların hepsi Kuran'da ayetlerde teker teker Allah tarafından tavsiye edilmiş ibadetler.

 

DİDEM ÜRER: Tabii, Göz Ardı Edilen Kuran Hükümleri. Hocamız’ın bu konuda çok önemli, kıymetli bir eseri var. Onu da izleyeceğimiz için internetten ulaşabilirler. kitap olarak da edinebilirler. Çünkü Kuran gerçekten bize açık olarak tebliğini yapıyor. Allah bize Peygamberi vasıtasıyla kendi istediklerini, bütün hayatımızı nasıl şekillendirmemiz gerektiğini ulaştırmış ve bu Müslümanlar için bir nimet. Yani hiç bilmeden sadece vicdanımızın bizi yönlendirdiği şekilde de yaşayabilirdik. Ama Allah bize Kuran'la bütün hayatımızı nasıl şekillendirebileceğimizi göstermiş. Bu anlamda aslında çok kıymetli ve önemli bir nimetle karşı karşıyayız ve kıyamete kadar da korunmuş bir kitaptır Kuran.

Kuran'ın içerisinde bazen insanlar anlamayabilirler, sadece Peygamberimiz (sav) dönemindeki hayatı tarif ettiğini zannedebilirler. Halbuki Kuran'da bir insanı şu anda bizim 2014 yılında, 21. yüzyılda yaşadığımız hayatta, nasıl yaşamamız gerektiğini tam ve kapsamlı olarak gösteren bütün ayetler mevcuttur. Allah her örnekten misaller verdiğini bize bildirir Kuran'da ve biz de bu örneklerle geçmiş hayatı dair olan geçmiş Peygamberlerden verilen örneklerle de onların olaylara gösterdikleri tepkileri öğrenerek ne yapmamız gerektiğini bütün ahlak özelliklerini Kuran'da görürüz. İşte bu göz ardı edilen Kuran hükümleri aslında bir Müslümanın bütün hayatını, 24 saatini, ilk nefesinden son nefesine kadar bütün hayatı nasıl şekillendireceğini gösteren bir yaşam şeklidir, bir reçetedir. Buna uyulduğunda işte insan bütün hayatını nasıl şekillendireceğini, bir imtihana nasıl karşılık vermesi gerektiğini tam ve kapsamlı olarak görmüş olur. Tavır mükemmelliği Allah Peygamberlerde en güzel örnek olarak gösterdiğini bize ayetlerinde bildirdiği için, “size, Allah'ın Resulü'nde güzel örnekler vardır” diye, en güzel örnekler vardır diye bildirir. İşte o örneklerle biz hayatımızı nasıl şekillendireceğimizi görürüz. Aklımızı nasıl kullanacağımızda, bir zorlukla karşılaştığımızda, bize karşı bir topluluk olduğunda bunlara nasıl cevap vermemiz gerektiğini, burada Didem'in saydığı örneklerde de olduğu gibi öfkemizi nasıl yenmemiz gerektiğini hepsini Kuran'dan örneklerle görürüz.

Ama Allah her insanın içerisinde vicdan yaratmıştır. İşte o vicdan ve Allah korkusu doğruyu yanlıştan ayırabilecek bir akıl verir Müslümana. Bu anlamda dünyadaki en akıllı varlıklar Müslümanlardır. Çünkü Allah korkusu insanın en doğru tavrı yapmasını sağlayabilecek çok önemli bir ölçüdür. Allah korkusuyla her insana en güzel sözü söyleyebilirsiniz. Allah korkusuyla her insana en güzel tavrı gösterebilirsiniz. Bir kalabalık ortamda orada en seçilen en güzel, en kaliteli, en klas tavırları gösterebilirsiniz. Bunlar hep Allah korkusunun insana getirdiği özellikler ve üstünlüklerdir.

Bazı kişiler Allah korkusunun nasıl olduğunu belki o kadar iyi takdir edemeyebilirler. Allah korkusu haşyet dolu, yani saygı dolu. Bir Müslüman'ın Allah'ın gücünü takdir edebilmekten kaynaklanan Allah'a duyduğu boyun eğicilik ve zevktir. Sevgisinden kaynaklanan, Allah'a olan aşkından ve tutkusundan kaynaklanan boyun eğiciliktir ve Müslüman bunu zevkle yapar. O yüzden işte, gerçek anlamda Allah korkusu, Allah sevgisine sahip olan insanlar Kuran'daki bu göz ardı edilen bütün hükümleri tam ve kapsamlı olarak yerine getirmeye çalışırlar. Ama zaten vicdan yol gösterdiği için bu zor bir şey değildir. Yani tek tek ezberlenmesi gereken şeyler değildir bunlar. Olağan hayatın içerisinde karşılaşacağımız güzelliklerdir her biri.

 

DİDEM RAHVANCI: Tabii samimi Müslümanlar Allah'ı her şeyin üzerine tutarlar. Hiçbir şey onları Allah'ı anmaktan alıkoymaz. Allah ayetinde de söylüyor. “Öyle adamlar ki ne ticaret ne alışveriş onları Allah'ı anmaktan alıkoymaz” diyor. Bütün ibadetlerin yanında mutlaka insanın kalbinin sürekli Allah'la olması, sürekli Allah'ı her şeyin üzerine tutması, bütün yaşamını uyandığı andan uyuduğu ana o şuurunun tekrar alındığı ana kadar Müslümanın, sadece Allah’ın rızasını gözeterek yaşaması gerekir. Bir kişi namaz kılar ama ondan sonra hayatına Allah’ı belki hiç hatırlamadan devam eder. Bu, gerçekten gaflet dolu bir yaşamdır.

Bu gecelik de programımızın sonuna geldik, inşaAllah. Gelecek hafta tekrar birlikte olacağız, inşaAllah. Hoşça kalın.

 

 

 


 

A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500

PAYLAŞ
logo
logo
logo
logo
logo
İNDİRMELER
flv
mp3
mp4
mp4
youtube
Allah'ın Detay Sanatı
Allah'ın Güzelliklerinden Bir Demet 1
Allah'ın yaratması
Antikor
Aylin Kocaman
Bilim
Derin düşünme
Didem Rahvancı
Didem Ürer
Kuran Ahlakı
Kuran Bilime Yol Gösterir
Kuran Darwinizmi Yalanlıyor
Kuran-ı Kerim
Merak ettikleriniz
Savunma
Savunma Sistemi
insan bedeni
İman
İmanın Güzellikleri
İnsan Vücudu
İnsanın yaratılışı