Mikroskobik Motorlar 2. Bölüm
Mikroskobik Motorlar 2. Bölüm
Yaratılış delilleri
Merhaba, programımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Programımızın ilk bölümünde mitokondri zarına bağlı olan ATP sentaz motorundan bahsetmiş, biraz yapısını anlatmıştık. Şimdi bu yapının biraz daha detaylarına girip incelemeye devam edelim.
Mitokondrinin zarının üst kısmında artı elektrik yükü bulunan hidrojen atomlarından çok sayıda bulunur. Zarın alt kısmında ise bu atom parçacıklarından daha az bulunur. Üst kısmı oluşturan parçalarının yanında B2 ile gösterilen bir kanal mevcuttur. Bu kanal hayati bir öneme sahiptir. Bu kanalın bir ucu protonların yoğun olduğu bulunan tarafta bulunur. Kanalın üst ucunda yukarıdaki protonlardan biri kanalın içine alınır. Bu proton kısa bir süre sonra protonların az olduğu kısma tekrar salınır. Bu yer değişimi büyük bir elektriksel potansiyel farkı meydana getirir. ATP sentaz motorunda bu enerjiyi kaynak olarak kullanır. Molekülün zara yapışık kısmının dönmesini sağlar. Bu dönme hareketi ortadaki şaft aracılığı ile aşağıdaki işlevsel kısmı aktarılarak buranın da ayrıca dönmesi sağlanır.
Hatırlarsanız motorun alt kısmında bir daire şeklinde sıralanmış 12 tane C alt birimi vardı. Bunlardan 2 tanesi A alt birimi ile bağlantılıydı. Bir proton A'daki kanaldan girerek C biriminde bulunan aspartik asit, amino asit isimli kimyasal maddeye bağlanır. Bu tüm yapıda büyük bir değişime yol açar. 12 tane C'den oluşan halka 30 derece döner. Bu sırada da 12. birimden gelen proton o bölümdeki tüm bir turunu tamamlayıp 360 derece döner. Daha sonra da salınarak dışarı bırakılır. Kanaldan 4 proton içeri girdiğinde X birimi toplam 120 derece dönmüş olur. Bu da R birimlerinde bir şekil değişikliği yaratır. Ve bir ATP sentezlenmiş olur. 4 proton başına toplam bir ATP üretilir. Ya da bazal kısım tam bir tur attığında 3 ATP molekülü sentezlenir.
Bu filmde de göreceğiniz üzere tüm bu olaylar motorumuzun işlevsel kısmında büyük bir özenle gerçekleştirilir.
Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz. Motorun alt ve üst kısmında öyle hareketler düzenlenir ki içeri giren maddeler uygun açı ve sıralama ile bükülüp bir araya getirirler. Tıpkı bir yünün eğrilip bükülmesi ve sonuçta ondan tamamen farklı bir kazağın ortaya çıkması gibi atomlar da burada çok itinalı bir biçimde işlenirler. Bu sayede çeşitli kimyasal maddeler arasında özel bağlar sağlanır. En sonunda ADP'ye bir fosfat atomu bağlanarak ATP yani canlıların ihtiyacını duyduğu enerji paketçiyi elde edilmiş olur.
Mikroskobik alana yerleştirilmiş olan bu mekanizma nasıl oluşmuştur? Motoru oluşturan moleküller bu özellikleri nasıl kazanmışlardır? Hücre içindeki bu bağımsız motor sistemi nasıl ortaya çıkmıştır? Motor Darwinistlerin iddia ettikleri gibi bazı rastlantılar sonucu aşama aşama meydana gelebilir mi?
İsterseniz bu soruya yanıt vermeden önce motorun üst kısmında neler olup bittiği ile ilgili bilim adamlarının hazırladığı şemaya bir bakalım.
İlk göze çarpan motorun kendisi bir yana motorun içinde eğilip-bükülen parçaların son derece karmaşık olması. Buradaki beyaz yuvarlaklar atomların birbirine bağlandığı açıları gösteriyor. Tıpkı zor bir trigonometri problemindeki gibi görünüyorlar değil mi? Burada her bir açının önemi çok büyüktür. Zira farklı bir konumlandırmada üretilen ATP'nin olması mümkün değildir. Çünkü her bir açı ATP molekülünde sabittir. Bu açıdaki değişiklik oluşan molekülün ATP'den farklı bir molekül olmasına neden olacaktır. Hatırlarsanız az önce motorun rastlantılar sonucu çıkıp çıkmayacağını sormuştuk. Bunu isterseniz sorumuzun cevabını vermeden önce şöyle bir senaryoyla somutlaştıralım. İçinde pek çok elektrik ve mekanik aksamın olduğu bir hırdavatçıda olduğumuzu düşünelim. Raftaki dişlilerin yuvarlanarak mile takılması, kenardaki bobin tellerin motorun içinde sarım haline gelmesi, elektrik anahtarı ve kabloların kendiliğinden motorun güç kaynağını oluşturması mümkün olabilir mi? Evet, bu senaryonun saçmalığını anlamak için elektrik ya da makine mühendisi olmak şart değil. Tıpkı ATP sentaz motorundaki hareket sisteminin tesadüfen oluşamayacağını anlamak için bir biyokimyacı olmanın şart olmadığı gibi. Allah, ATP sentaz motorunun birbirine bağlı, kusursuz biçimde işleyen bir makine şeklinde yaratmıştır.
Mekanik sistemleri tasarlamak kolay değildir. Kurulacak sistemdeki tüm elemanlar ihtiyaca uygun şekilde seçilmiş olmalıdır. En ufak bir eksiklik, olumsuz sonuçlar doğurur. Motordaki hareket sisteminin başarılı çalışmasında elemanların yapısal özellikleri son derece önemlidir. ATP sentaz motorunda tam 327 bin tane atomdan oluşan şaftı ele alalım. İki ana kısmı birbirine bağlayan şaftı oluşturan atomlar arasındaki bağlar, gerilimi kaldıramayacak kadar zayıf olsaydı motor ilk hareketinde koparak dağılmasına sebep olurdu. Ancak hiçbir zaman böyle olmaz. Şaft tam gereken özelliklerdedir. Şaftı oluşturan atomlar aralarındaki bağlarda. Şaftı oluşturan 327 bin tane atomun her biri bir amacı yönelik olarak oraya yerleştirilmiştir. Her atom yerli yerinde olması gereken sırada bulunması gerektiği miktardadır. B2 kanalı olmasaydı proton taşınamayacağı için motor çalışamayacak. Çünkü içine gerekli elektrik yükünü temin edemediğinden enerji alamayacak ve hiçbir zaman çalışamayacaktı. Kanalın bağlı olduğu stator isimli 5 parçadan oluşan ağ bölümü hiç olmasaydı veya 4 parçadan oluşsaydı kanal yine görevini yerine getiremeyecekti. Bu durumda motor yine çalışamayacak, hücrelerimiz yine enerjisiz kalacaktı.
Bunlar motorun çalışmasını sağlayan kompleks sistemdeki detaylardan sadece birkaç tanesi. Sistemdeki herhangi bir eksiklik ya da hatada motor ya yavaş çalışacak, ya hiç çalışmayacak ya da ilk seferinde dağılıp parçalanacaktı. Alt kısımda her bir protonun ne derece dönme yaratacağı bu dönmenin ne kadar ATP üreteceği hücre için hayata özelliklidir. Bu sistemde en ufak hataya yer yoktur. ATP sentaz motorunun işlevsel kısmı 3, bazal kısmı ise 5 farklı polypeptide adlı kimyasal maddeden oluşur. Her bir polypeptide ise sayısı 10 ile 100 arasında amino asidi içeren dev kimyasal zincirlerden meydana gelir. Ekranda bir amino asidin kimyasal formülünü görüyorsunuz. Ne kadar çok atom ne kadar karmaşık bir sırayla dizilmiş değil mi? Bunların yüzlercesi yan yana geldiğinde motora oluşan parçalardan bir tek ortaya çıkıyor. Bir parçanın işe yaraması ise atomların olması gereken yerde ve sayıda olması şartına bağlı. Bu durum evrimcilerin zaman içinde oluşum tezlerini geçersiz kılıyor. ATP sentezi oluşturan yapı bir anda Allah'ın yaratması ile ortaya çıkmıştır. Bir hücre, ADP'nin enerji kaynağı olarak yetersiz olduğunu, buna bir fosfat ekleyerek enerji paketi yapabileceğini nereden bilebilir? Dahası, fosfat atomunu temin etmek bir yana, fosfat atomunu görerek onu nasıl tanıyabilir? Önümüze çeşit çeşit toz metallerin konduğunu ve bunların hangi metaller olduğunu teşhis etmemizin istendiğini bir düşünelim. İsabetli bir seçim yapabilir miydik? Bu konuda eğitim görmüş bir insan olsanız bile sizden isteneni bulmanız oldukça zordur. Sizin gibi şuurlu bir insanın yapamadığı bir işlemi yüz trilyon hücre nasıl gerçekleştirmektedir? Üstelik hiçbir aksama ve zorlanma olmadan bunu her an her saniye milyarlarca defa yapmaktadırlar. Üstelik bu yeteneği yalnız sizin hücreleriniz değil, yeryüzünde şu ana kadar yaşamış olan ve şu an yaşamakta olan milyarlarca insanın her birinin trilyonlarca hücresi de sahiptir. Bedeninizdeki her bir hücre ihtiyacımız olan fosfatı gördüğünde onu seçer ve kullanmak için ADP'ye mahirce montaj eder. Aynı şekilde azotu, demiri, oksijeni ve potasyumu ve hatta diğer elementleri kolaylıkla tanıyabilir, yerli yerinde kullanabilir. Gerektiğinde de ihtiyaç fazlasını tespit edip bu ürünleri hücrenin dışına atabilir.
Burada bir durup düşünelim. Hücre dediğimiz varlık moleküller, atomlar gibi yapılardan oluşur. Ve milimetrenin binde biri kadardır. Bu varlığın gözü, elleri ve kulakları, beyni yoktur. Bu varlığın sizin gibi şuuru da yok. O halde bu seçimi nasıl yapıyor? Bu seçimi hücrelerimizin her birine Allah ilham ediyor. Kör ve şuursuz atomlara keskin bir görüş ve şuur gerektiren seçim yeteneği veren sonsuz ilim ve kudret sahibi olan Allah'tır.
Bitkiler insan hayatında çok önemlidir. 500.000'den fazla çeşidi bulunan bitkiler Allah'ın insana sunduğu sonsuz bir hazinedir. Çarpıcı güzellikte manzaralar, etkileyici hoş kokular, göz alıcı renkler hep bitkiler sayesinde mümkün olmaktadır. Ancak bunların ötesinde soğuduğumuz tertemiz havanın, hayatta kalmak için ihtiyacımız olan besinlerin, kullandığımız enerjinin de kaynağı bitkilerdir. Bitkiler bu enerjiyi fotosentez işlemi sayesinde gerçekleştirirler. Eğer bitkiler olmasaydı, yeryüzünde yaşam olmazdı. Bu önemli özellikte, kloroplast organelinin zarında bulunan ATP sentaz motoru baş roldedir. Kloroplastlardaki motorun konumu mitokondridekinin tam tersidir. Çünkü kloroplast zarının üst kısmında proton yoğunluğu az iken, iç kısmında fazladır. Eğer bu konumlandırma mitokondrideki gibi olsaydı ATP sentaz motoru protonların yoğunluğundan enerji elde edemeyecek ve asla fotosentez işlemi gerçekleştirilemeyecekti.
Bugün yeryüzünde yaşam varsa bu ATP sentazın Allah'ın sonsuz ilminin bir tecellisi olarak ters konumlanması sayesinde olmaktadır. Bu resimde ışığın enerjiye dönüşümde görev alan üniteleri görüyorsunuz. Bu program boyunca anlattığımız ATP sentaz ise en sonda duruyor. Fotosentez işlemi ise diğer bütün sistemlerin bir arada olmasıyla gerçekleşiyor. Burada bahsettiğimiz ATP sentaz işlemleri, burada gerçekleştiren işlemler kocaman bir fotosentez işleminin içindeki sadece bir basamak. Bu basamağın bu programda anlatıldığını düşünürseniz fotosentez işleminin ne kadar hayati ve karmaşık olduğunu varın siz bir düşünün. Programımızda ele aldığımız bu mikroskobik motorun her bir detayı ayrı bir mühendislik ürünüdür ve moleküler motorları yaratanın varlığını kanıtlar. Aklını ve ilmini bize tanıtır. Hücrelerimizde tecelli eden bu üstün ve benzersiz akıl yüce Allah'a aittir. Allah her varlığı mükemmel ve benzersiz olarak yaratmıştır. Bunlar üzerinde düşünmek insanın Allah'ın yüceliğini kavramasında önemli bir vesile olacaktır. Bir ayette şöyle buyurulmaktadır:
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım:
“De ki: O her şeyin Rabbi iken ben Allah'tan başka bir Rab mi arayayım? Hiçbir nefis, kendisinden başkasının aleyhine günah kazanmaz. Günahkar olan, bir başkasının günah yükünü taşımaz. Sonunda dönüşünüz Rabbinizedir. O, size hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyleri haber verecektir.” (En’am suresi, 164)
A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500
