"Doğadaki mühendislik" belgeselinden
Doğadaki mühendislik bize ne anlatıyor?
Günlük hayatınızda size hemen her fırsatta verilmeye çalışılan bir telkin vardır. ‘Canlıların evrimleştikleri’ telkini. Her biri üstün bir mühendislik tasarımı olan canlıları görmek, temeli yalnızca tesadüflere dayanan evrim teorisinin geçersizliğini anlamanıza neden olacaktır.
Peki bunu anlamak size ne kazandırır?
Evrim teorisinin geçersizliğini görmeniz, yaratılışı inkar etmek için gösterilen bütün çabaların ne kadar boş ve akıl dışı olduğunu, hiçbir zamanda bir sonuca ulaşamayacağını görmenize vesile olur.
Çevrenizdeki tasarımları keşfederek elde edeceğiniz ikinci kazanç ise size sunulan güzelliklerden zevk almaya başlamanız olacaktır. Hayatınız, etrafınızda var olan şeylerin mükemmelliklerini gördükçe güzelleşecek anlam kazanacaktır. Belki de her gün görüp hiç düşünmeden geçtiğiniz detaylar, bu bakış açısını kazanmanızla birlikte sıradan olmaktan çıkacak ve sizin için büyük bir heyecan ve coşku kaynağı olacaktır. Tüm bunların ötesinde sahip olduğu tasarımları öğrendiğiniz ve üzerinde düşünüp tefekkür ettiğiniz tek bir canlının size getireceği öyle bir kazanç vardır ki bunu dünyadaki herhangi bir değerle kıyaslamak mümkün değildir.
Siz bir ağaç kakanın kafasında kusursuz bir mekanik tasarım olduğunu öğrenince aslında son derece büyük ve önemli bir gerçekle karşılaşırsınız. Bu canlının bedeninde gizli bir akıl hakimdir. İnsan zekasının bilgisi ve tecrübesiyle ulaşamayacağı bir kusursuzluk ve mükemmellik hakimdir. Her partisi o kadar kompleks yapılara ve sistemlere sahiptir ki, değil benzerini yapmak, yalnızca bunların sırlarını çözebilmek dahi insanlık tarihinin binlerce yıllık teknoloji ve bilgi birikimi sonucunda olmuştur. Dahası, canlılıkta henüz günümüz bilim ve teknolojisiyle dahi keşfedilmemiş sayısız mucizeler gizlidir.
Sonuçta siz, canlılardaki bu mükemmel yaratılış örneklerini keşfettikçe, Allah'ın şüphe götürmez varlığını, sonsuz ve üstün sıfatlarını daha yakından müşahede edeceksiniz. Fark ettiğiniz bu gerçek, bu dünyadaki yaşamınızı sonsuz olan ahiret hayatına yönelik olarak düzenlemenizi sağlayacaktır. Ahirete yöneldiğiniz ve bunun için Allah'a inanıp, O'nu razı etmeye çalıştığınız sürece size eşsiz güzellikler ve bitip tükenmeyen nimetleriyle cennet vaat edilmiştir. Orada yüz sene değil, bin sene değil, bir milyon sene değil, sonsuza kadar kalacaksınız. Size sonsuza kadar güzellikler, nimetler sunulacak, nefsinizin istediği her şey sonsuza kadar sizin olacaktır. Her şeyden önemlisi orada sizi bekleyen en büyük karşılık Rabbimizin rızasıdır.
İşte tek bir canlının üzerinde biraz düşünmemiz bile bu büyük gerçeği kavramanızı ve hayatınızı bu gerçekler doğrultusunda düzenleyip bunun sonsuz mükafatını kazanmanızı sağlayabilir. Dünyadayken bu gerçeğin farkına varmak kişiye sonsuz kazanç getirir. Farkına varamamak ya da bu büyük gerçeği görmezden gelmek ve büyüklenmekse hiçbir şekilde geri dönüşü olmayan büyük bir pişmanlığın başlangıcı olacaktır.
“Her nefis ölümü tadıcıdır. Kıyamet günü elbette ecirleriniz eksiksizce ödenecektir. Kim ateşten uzaklaştırılır ve cennete sokulursa artık o gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı aldatıcı metadan başka bir şey değildir.” (Al-i İmran Suresi, 185)