"Doğadaki mühendislik" belgeselinden
Zürafa ve dolaşım sistemi
Zürafa 5 metreye varan boyuyla karada yaşayan en büyük hayvanlardandır. Hayvanın yaşayabilmesi için kalbinden 2 metre yukarıdaki beynine kan göndermesi şarttır. Bunun için ise olağanüstü güçlü bir kalbe ihtiyacı vardır. Nitekim zürafanın kalbi, 350 mm bir basınçla kan pompalayacak kadar güçlüdür. Normalde bir insanı öldürebilecek kadar güçlü olan bu sistem, özel bir haznenin içinde bulunur. Hazne, basıncın bu ölümcül etkisini kaldırabilmek için küçük damarlarla kuşatılmıştır. Baştan kalbe kadar giden bölümde yukarı çıkan ve aşağı inen damarların oluşturduğu bir U sistemi bulunur. Ters yönde akan kan damarları toplam basıncı sıfırlar. Böylece hayvan ani kanamalara neden olacak iç basınçtan kurtulmuş olur.
Kalpten aşağıda olan kısımdaysa bacakların ve ayağın da özel bir korumaya ihtiyacı vardır. Zürafanın bacak ve ayaklarını saran derinin son derece kalın olması onu kan basıncının kötü etkilerinden korur. Ayrıca damarların içinde şiddetli kan akışını durduracak basıncı kontrol altına alan kapakçıklar da bulunur. Asıl büyük tehlike ise hayvan su içmek için başını yere kadar indirdiğinde ortaya çıkar. Normalde beyin kanamasına sebep olacak kadar şiddetli olan kan basıncı bu durumda çok daha artar. Ancak bu tehlike karşısında da kusursuz bir önlem alınmıştır. Vücutta salgılanan bir sıvı devreye girer ve kalp hacmini küçülterek pompalanan kanı azaltır.
Öte yandan hayvanın boynunda başını aşağı eğdiğinde devreye giren özel kapakçıklar vardır. Bu kapakçıklar kanın akışını büyük ölçüde azaltır ve böylece zürafa güven içinde su içip tekrar başını yukarı kaldırabilir.
Zürafanın kat kat olan damarlarının kalınlığı da yine bu yüksek basınç tehlikesine karşı alınmış bir tedbirdir.
Boeing 737-100 tipi bir yolcu uçağıyla 4500 kilometrelik Alaska-Hawaii uçuşu yakıt ikmali yapılmadan gerçekleştirilebilir mi?
Soruya cevap vermeden önce bu uçak hakkında biraz bilgi verelim. Bu uçağın yakıt deposuna en fazla 14.2 ton yakıt koyabilirsiniz. Oysa Alaska Hawaii uçuşu için 30 ton uçak yakıtına ihtiyaç vardır. Yani bu uçakla hiç durmadan Hawaii'ye uçmaya kalkışsaydınız, yarı yolda denize düşerdiniz. Oysa bu mesafeyi kesintisiz uçarak kat etmek mümkündür. Ne var ki bunu yapan tonlarca ağırlıktaki bir uçak değil, vücut ağırlığı sadece 200 gram olan bir kuştur.
Altın yağmur kuşu her yıl Alaska'dan Hawaii'ye kadar 4 bin kilometrelik bir yolu 88 saat yani 3,5 gün boyunca hiç durmadan kanat çırparak kat eder. Bilim adamları kuşun böyle bir yolculuk için yakıt olarak kullanacağı 82 gram yağının olması gerektiğini hesaplamışlardır. Oysa altın yağmur kuşunun vücudunda sadece 70 gram yağ vardır. Buna rağmen hiçbir altın yağmur kuşu yakıtı bittiği için denize düşmez.
Peki, bu kuştaki kusursuz işleyen uçuş stratejisinin sırrı nedir?
Kuşlar gelişi güzel bir şekilde değil, sürü halinde uçar. Uçarken de hepsi belirli bir sıraya girer ve havada bir V şekli oluşturur. Bu V şekli karşılaştıkları hava direncini azaltır. Bu uçuş düzeni o kadar etkilidir ki kuşlar bu sayede yaklaşık %23'lük bir enerji tasarrufu sağlar. Bu şekilde yere indiklerinde fazladan 6-7 gram daha yağları kalmış olur. Bu artan yağ ise gereksiz değildir. Rüzgârların ters yönden esmesi durumunda kullanılacak yedek yakıttır.
Bu olağanüstü durum karşısında şu soruları sormak gerekir. Uçuş için ne kadar yağın gerektiğini kuş nereden bilir?
Bu kadar yağı tam yolculuk öncesi nasıl ayarlayabilir? Uçuş mesafesini ve tam olarak ne kadar yakıt tüketileceğini nasıl hesaplar? Kuş, Hawai’nin Alaska'dan daha iyi koşullarda olduğunu nereden bilir?
Bu hesaplardaki kusursuzluk, yön bulmadaki beceri, toplu uçuş yapabilme kabiliyeti hiç şüphesiz kuşların kendi iradeleriyle gerçekleştirdikleri başarılar olamaz. Bunların hepsi her canlıyı ihtiyacı olan sistemlerle donatan Allah'ın ilhamıyla gerçekleşir. Nitekim Kuran'da dizi dizi uçan kuşlara dikkat çekilmekte ve bu canlıların Allah'ın kudretiyle uçabildikleri haber verilmektedir:”
“Onlar, üstlerinde dizi dizi kanat açıp kapayarak uçan kuşları görmüyorlar mı? Onları, Rahman olan Allah'tan başkası boşlukta tutmuyor. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla görendir.” (Mülk Suresi, 19)