Mikroskobik Motorlar 1. Bölüm
Yaratılış Delilleri
Merhaba değerli izleyicilerimiz. Bugünkü programımıza sizlere dünyanın en gelişmiş fabrikasını tanıtarak başlamak istiyorum.
Çok sayıda gelişmiş birimden oluşan bu fabrikada her bir birimde farklı teknolojik ürünler üretilir. Bu dev tesisinde üretilen ürünlerin bir kısmı kendi içyapısında kullanılır. Bir kısmı birbirine monte edilir, yeni üretim bantlarında kullanılmak üzere fabrika dışına gönderilir. Üretimde en az sarfiyat yapılıp en yüksek verim elde edilir. Yeryüzünde hiçbir fabrikanın olamayacağı kadar çevrecidir bu fabrika. Atıklarını kendisi yok edip çevreyi hemen hemen hiç kirletmez. Fabrikadaki üretim ve işletim sistemleri mükemmel olarak tasarlanmıştır. Fabrikadaki tüm personel görevlerini tam olarak yerine getiren robot ve bilgisayarlardan oluşur. Bu bilgisayar ve robotlar bilim kurgu filmlerinde rastlanılacak kadar gelişmiştir. Ve esas ilginç olan bunların hiçbirinin arasında hiçbir zaman anlaşmazlık çıkmaz, rekabet çıkmaz ve görev tam olarak yerine getirilir.
Bu fabrikadan her insanda tam 100 trilyon tane bulunur. Canlılığın temeli olarak nitelenen hücre, demin size anlattığım fabrikanın ta kendisidir. Bu fabrika aslında çok küçük. Çünkü 1 milyon tanesini bir araya getirdiğinizde ancak bir iğnenin ucu kadar yer kaplayabiliyor. Bilim dünyasının ortak kanaati bu yapının dünyanın en kompleks yapısı oldu. Gelin şimdi hücrenin içindeki ufak bir bölümde mitokondri isimli organelde neler olup bittiğini hep beraber izleyelim.
Harvard Üniversitesi'nin hazırladığı bu film hücreyi neden dünyanın en gelişmiş fabrikası olarak nitelendirdiğini anlamak için yeterli olacaktır.
Hâlen keşfedilmemiş pek çok sırrı içinde barındırmayı sürdüren hücre, evrim teorisinin de en büyük açmazlarından birini oluşturur. Nitekim, Ünlü Rus evrimci Alexander Oparin, göz ardı edilmeyen bu gerçeği şöyle ifade eder:
“Maalesef hücrenin meydana gelişi, evrim teorisinin bütününü içine alan en karanlık noktayı teşkil etmektedir.”
Bu konudaki diğer bir itiraf ise, Gutenberg Üniversitesi Biyokimya Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Klaus Dose'ye ait. Dose, canlı hücrelerin oluşumu ile ilgili “yoğun çabalara rağmen, son 30 yıldan bu yana canlı hücrelerin oluşumunu açıklayabilecek herhangi bir buluş yapılamadı” diyerek, evrimin canlılığın kökenine bir açıklama getiremediğini itiraf etmektedir.
Şimdi sizlere bu gözle görülemeyecek kadar küçük olan fabrikanın içindeki bir bölümde yer alan bir motordan, dünyanın en küçük motorundan bahsetmek istiyorum.
Evet, içimizde bir ömür boyunca hiç durmadan çalışan ve dakikada tam 10 bin devir yapan bir motor var. Mühendislik tasarımı harikası bir motor. İşlevleri birbirinden farklı, çok sayıda parçadan oluşan bu motor bizlere tek bir mesaj veriyor. Gözle görülemeyecek kadar küçük bir yapıda olan böylesine detaylı, sanat, sonsuz ilim sahibi Yüce Allah'ın benzersiz yaratılışının örneklerinden yalnızca bir tanesidir. Bu resimde gördüğünüz ilk yapılan motorlardan biri. Bu da bir elektrik motoru. Elektrik motorları elektrik enerjisini mekanik enerjiye dönüştürürler ve birçok teknik parçadan oluşurlar. Bu parçalar motor, stator, sargılar, vidalar, yataklar, miller gibi çeşit çeşittir. Her bir parçanın bir görevi vardır ve yerleşeceği yerler de bellidir. Bir an için motoru oluşturan bu ana parçalardan herhangi birinin eksik ya da biraz farklı olduğunu düşünelim. O zaman ne olurdu? Örneğin motordaki mil daha kısa olsun. Bu durumda motorun çalışması hiçbir zaman mümkün olmayacaktı. Bu motor 100 trilyon hücrenin her birinde mevcut. Bir karaciğer hücresinde tam 15.000 tane bu motordan var. Moleküler motorlar o kadar küçük, o kadar küçük ki bir tanesinin boyu milimetrenin tam 50.000'de biri kadar. Çapı ise ancak milimetrenin 125.000'de biri kadar.
Gelin, şimdi bilimsel adı ATP sentaz olan motorun ayrıntılarını ele alalım. Bunu yaparken amacımız, Allah'ın kusursuz yaratışının delillerini gözler önüne sermek ve Rabbimizin şanının yüceliğinin, ondan başka ilah olmadığının bir kere daha anlaşılmasına vesile olmaktır.
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım:
“Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Çocuk edinmemiştir. Ona mülkünde ortak yoktur. Her şeyi yaratmış, ona bir düzen vermiş, belli bir ölçüyle takdir etmiştir.” (Furkan Suresi, 2)
Vücudumuz için gerekli enerji kaynağı biliyorsunuzdur, yediğimiz besinler. Ancak ne var ki, besinlerden elde edilen enerji hücrede doğrudan doğruya kullanılamaz. Bu enerji önce ATp adı verilen özel bir moleküllerin içinde paketlenir. Sonra da hücre içinde gerçekleşen bütün birimlerde ve taşıma işlemlerinde kullanılır. Enerji kaynağı olmasının yanında ATP'nin bir rolü daha vardır. ATP'nin üretimi sırasında enerjinin yüzde 60'ı ısı şeklinde açığa çıkar. Bu ısı vücut ısısının oluşumunda rol alır. ATP'nin görevi canlı hücrelerine enerji taşımaktır. Bir insan yürürken, konuşurken, nefes alırken, bir balık yüzerken, bir bitkinin tomurcuğu açarken, bir kuş uçarken, bir maya hücresi bölünürken, bakteri hücresi çoğalırken, kullandıkları enerjinin hepsi aynı kaynaktan, yani ATP'den sağlanır. Eğer bu molekül olmasaydı, şu an burada bu programı sunuyor olmayı bırakın, gözümü kırpmak için bile enerji bulmaya gücüm yetmezdi.
Dinlenme halinde insanın bir günde 45-50 kg ATP'ye ihtiyacı vardır. Oysa herhangi bir anda vücudumuza bakacak olursanız bir gram bile ATP bulamazsınız. Acaba neden? ATP vücudumuzda depolanmaz. Anlık paketler halinde anında kullanılır. Hücredeki tüm yaşam bu paketçiklere bağlıdır. Bu yüzden ATP mümkün olduğunca hızlı oluşturulmalıdır. Her saniye 100 trilyon hücrenin her birinde tam 10 milyon ATP molekülü durmaksızın üretilir. Peki vücudun içinde bu gözle göremediğimiz küçük fabrikada bu üretim hızı nasıl ayarlanır? Hücre içinde enerjiye ihtiyaç olduğu zaman ATP bünyesindeki 3 fosfat molekülünden sonda olanı koparır. Yani enerji paketinin kapağını açar. Sonuncu fosfatın enerji hücre içindeki işlemlerde kolaylıkla kullanılır. Ve bu işlem her an şaşırtıcı bir hızla, hiçbir aksama olmadan yaşamımız boyunca sürüp devam eder. Atomlardan oluşan molekülün enerji miktarını tespit etmesi, bir üretim programı oluşturarak bunu uygulaması, seri üretim için en ideal paketleme sistemini tespit etmesi nasıl olmaktadır? Bütün bunlar tesadüf eseri olamaz. Hücrede, hücre içindeki her molekülün hareketini ve üretimini de yaratan Allah, ATP molekülünü de en mükemmel şekliyle canlıların hizmetine vermiştir.
Canlıların bedenlerinde protein üretimi gibi bir takım kimyasal tepkimeler oluşur. Bu tepkimelerin başlaması için her zaman bir enerji gereklidir. Vücudumuzda 100 trilyon hücre olduğunu ve her bir hücrede saniyede tam 2000 protein oluşturulduğunu söylersek enerjiye ne kadar ihtiyacımız olduğunu rahatlıkla düşünebiliriz. İşte bu enerji ATP ismi verilen özel bir molekülden sağlanır.
Bir ATP molekülü iki organik molekül ve bunlara zincirlenmiş üç fosfat grubundan oluşur. Organik moleküllerden biri azot içeren adenin diğeri de içinde 5 karbon bulunan riboz isimli şekerdir. ATP molekülündeki enerjinin büyük bölümü fosfat grubundaki bağlarda saklıdır. Bu nedenle bilim adamları bu bağa yüksek enerjili fosfat bağı adını vermişlerdir.
Şu anda ekranda ATP'yi oluşturan atomlarının isimlerinin yuvarlaklar içine yazılarak sıralanmasıyla ortaya çıkan şekil görülmekte. Şekilde görülen sıralamadaki en ufak bir farklılık bu bağların sağlaması gereken faydaları ortada yok etmektedir. Bir masanın üzerinde, üzerinde kimyasal formüller yazılı bir kağıt gördünüz. İlk aklımıza gelecek olan bu formüllerin birisi tarafından yazıldığı olacaktır. Burada da ATP molekülünde de benzer bir formül olduğunu düşünürsek bu formülün nasıl ortaya çıktığını gelin düşünelim.
ATP molekülü de görüldüğü üzere sabit bir formüle sahiptir. Şu ana kadar yaşamış bütün insanlarda bulunan ATP hep aynı formüldedir. Bu, ATP'nin zaman içinde tesadüfen ortaya çıkamayacağını göstermek için yeterlidir. Hiçbir şuursuz tesadüf, milyarlarca insanda aynı formülde bir molekülün oluşmasını sağlayamaz. Bu iddia, akla, mantığa ve bilime aykırıdır. ATP'yi bu formülde yaratan, ne gibi özelliklere sahip olacağını belirleyen, insanın ilk ortaya çıkışıyla birlikte ATP'yi de var eden Allah'tır.
Canlıların vücudu, enzim adı verilen bir takım kimyasal maddeler bulundurur. Bunlar canlıların yaşamı için gerekli tepkimeler düzenlerler. Tepkimenin daha hızlı gerçekleşmesi için devreye girerler ve tepkime sonunda da devreden çıkarlar. İşte bunlardan biri de ATP sentaz isimli enzimdir. Her ne kadar enzim olarak adlandırsak da o çok sayıda oluşan kompleks bir motordur. Motorun içyapısını incelediğimizde günümüzde kullanılan endüstriyel motorların mikroskobik boyuttaki bir benzeri karşımıza çıkar.
Şu anda oynayan filmde motorun üç bulutlu canlandırmasını görüyorsunuz. Filmde her ana parça bir harf ile gösteriliyor. ATP sentaz üst üste duran iki ana kısımdan oluşur. Bunlardan ilki motorun alt kısmında mitokondrinin zarına gömülü bir biçimde duran şekilde F0 olarak adlandırılan bazal kısımdır. Diğeri ise üst kısımda bulunan mantar şeklinde F1 olarak isimlendirilen işlevsel kısımdır. Bu iki kısmının arasında gösterilen ise E ile burada gösteriliyor. Bölüm ayrı bir bölümdür ve bu bölüm motorun iki kısmını birbirine bir şaft gibi bağlar. Şaft ve motorda yer alan bu iki kısım tek bir parçadan oluşmaz. Şekilde görüldüğü gibi U, R, X yazılı bölümlerinin her biri özel bir tasarıma sahip parçalardır. Alttaki C bölümü de 12 ayrı parçadan oluşur. Allah, bu parçalar bir araya geldiklerinde bir yarayacak biçimde birbiriyle uyumlu şekilde yaratmıştır.
A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500