SOSYAL DARWİNİZM
Sosyal Darwinizm Tehlikesi
20. Yüzyılın insanlık tarihinin en karanlık, en tehlikeli, en çok kan dökülen, insanların en fazla korku ve şiddete maruz kaldığı yüzyıllardan biri olduğu herkesçe bilinmekte ve kabul edilmektedir.
20. Yüzyılda Stalin, Hitler, Pol Pot gibi diktatörler milyonlarca insanı katlederek zalimlikleriyle ün saldılar. Bu yüzyılda savaşlarda 160 milyon kişi öldürüldü. Bu tahminlere göre bu sayı, insanlık tarihinin başından beri, yani 19. Yüzyıla kadar olan savaşlarda ölen insanların toplamından kat kat fazladır. Vahşetin akıl almaz boyutu ise son derece düşündürücüdür.
Hitler kendi halkından dahi kendince işe yaramaz gördüğü binlerce insanı gaz odalarında öldürttü. İngiltere'den Almanya'ya, Amerika'dan İsveç'e kadar birçok batı ülkesinde yüz binlerce insan sadece hasta, sakat veya yaşlı olduğu için zorla kısırlaştırıldı veya ölüme terk edildi. Acımasız rekabet nedeniyle dünyanın her yanında insanların çok büyük bir kısmı ezildi ve sömürüldü.
Irkçılık kimi devletlerin ideolojisi haline geldi ve bazı insanlar sadece ırkından ötürü insan bile sayılmayarak katledildi. Doğu ile batı, komünist ile kapitalist, sağ ile sol arasındaki çatışmalar, sıcak ve soğuk savaşlar yaşandı. Bu nedenle aynı ülke halkları, hatta kardeşler bile birbirlerine düşman hale geldi.
20. Yüzyılı böylesine çalkantıların, karmaşa, savaş ve çatışmaların içine iten, insanlar arasında kin ve düşmanlığa sebep olan ideolojik temel sosyal Darwinizm’dir.
Charles Darwin, evrim teorisiyle temeli bencillik olan materyalist felsefeleri doğa bilimlerine uygulamaya çalıştı. Allah'ın doğada var ettiği dayanışma ve yardımlaşma örneklerini göz ardı ederek tüm canlıların sözde acımasız bir yaşam mücadelesi sürdüklerini öne sürdü. Hatta hiçbir bilimsel delile dayanmadan aynı acımasızlığın insan toplumları için de geçerli olduğunu iddia ediyor.
Darwin'in evrim teorisi, toplumlara uygulandığında ortaya sosyal Darwinizm çıktı. Sosyal Darwinizm’le birlikte hayatın sözde bir mücadele alanı olduğu, insanın bu mücadeleyi kazanmak ya da en azından bu vahşi ortamda ayakta kalmak için yaşaması gerektiği gibi son derece çarpık bir dünya görüşü yaygınlaştı. Bu görüş, insanlığa felaket getiren yeni yaşam biçimleri ortaya çıkardı. Böylelikle komünizm veya faşizm gibi totaliter ve kanlı ideolojilerin, sosyal adaleti göz ardı eden vahşi kapitalizmin, ırkçılığın, etnik çatışmaların, ahlaki dejenerasyonun ve daha pek çok belanın kaynağı oldu. İnsanları bir tür hayvan gibi görme yanılgısına kapılmış olan evrim teorisinin ortaya koyduğu yaşam modeli acımasızlık, sevgisizlik, bencillik, çıkarcılık üzerine kuruludur.
Sayın Adnan Oktar, sosyal Darwinizm tehlikesine şöyle dikkat çekmektedir:
ADNAN OKTAR: Hayvan gibi görürsen, hayvan olduğunu ona anlatırsan, hayvan olduğunu ona inandırırsan, ilkel bir hayvanın biraz gelişmiş şekli olduğunu söylersen, adam hayvanlık yapar. Eşeklik de yapar, hayvanlık da yapar. Adamın hayvan olmadığını, insan olduğunu öğretmek çok önemli. İnsan olduğunu anlarsa yapmaz zaten adilik. Ama hayvan olduğuna inanırsa hayvanlık yapıyor. Gece gündüz adama sen hayvansın, sen hayvansın dersen, adam da hayvan olduğuna samimi olarak inanıyor. Onun için Darwinist-materyalist eğitimin kaldırılması lazım. Darwinizm insanların hayvan olduğunu söylüyor değil mi? İnsan değil diyor. Hayvandırlar diyor. Mikroptan üredik diyor. Atamız mikrop diyor. Şimdi adam düşünüyor, ulan diyor mikropsa benim diyor. Kendisinin o zaman mikrop olduğuna inanıyor. O zaman mikropluk yapıyor. Mikrop karakterli oluyor. Onun ortadan kaldırılması gerekiyor önce, o konunun halledilmesi lazım.
Darwinizm, insanların hayvanlar gibi yaşadığı ve davrandığı bir dünya kurma özlemindedir. Sosyal Darwinizm’in getirdiği kısır döngünün sona ermesi, insanlığın barışa, huzura ve mutluluğa, sevgi ve saygı dolu bir dünyaya yönelmesi için gereken şey, materyalist düşünce görüşünün fikren yenilgiye uğratılmasıdır. Bunun için insanların materyalizmin dayanak noktası olan Darwinizm’in bilimsel olarak çökmüş olduğunu ve Darwinizm’in uygulamaya konulması durumunda ne büyük belalara neden olacağını öğrenmeleri son derece önemlidir.
Darwinizm’in en önde gelen temsilcileri dahi evrim teorisinin toplumlar için nasıl bir tehlike oluşturduğunu ifade ederler. Evrime bağlılığıyla ünlü Richard Dawkins, “Darwinist bir toplumda yaşamak istemediğini” anlatıyor:
“Orada kullandığınız kalıp hoşuma gitti. İçinde yaşamak isteyeceğimiz bir toplumdan bahsettiniz. Size son derece özgürce şunu söyleyebilirim ki, Darwinist prensipler üzerine kurulmuş bir toplum, tam olarak benim içinde olmak isteyeceğim bir toplum, bu berbat bir toplum olurdu. Darwinist bir dünyada yaşamak istemem. Doğanın dünyası Darwinist bir dünya ve bu çok çirkin bir dünya. Bütün yönleriyle çirkin bir dünya, bizim yaşamak isteyeceğimiz bir türden bir dünya değil. İşte bu yüzden gelin dünyayı anlayalım. Öyle ki, yaşamak isteyeceğimiz türden bir toplumu inşa edelim. Ki bu Darwinist olmayan bir toplum olacaktır. Darwinist prensiplerden tamamen uzak bir toplum olacaktır. Darwinist prensiplere dayalı bir toplum zenginin fakiri ezdiği, acımasız, serbest piyasa ekonomisinin egemen olduğu bir toplum olacaktır.”
Görüldüğü gibi, teorisi gibi köhne bir teoriyi hala savunan ünlü evrimciler bile, Darwinist bir toplum sisteminin nasıl bir tehlike oluşturacağını açıkça itiraf etmektedirler. Bugün bilim dünyasında yaşanan her gelişme bu gerçeği bir kez daha pekiştirmekte, evrim teorisi tarihin tozlu sayfalarına gömülmektedir.
Sosyal Darwinizm’in getirdiği belalar ancak din ahlakının güzelliğiyle ortadan kalkar.
Güçlünün haklı sayılması, eşitsizlik, ırk ayrımcılığı, zulüm, haksız rekabet, çekişme, toplumların tarih boyunca yaşadığı kötülükler ve zorluklardandır. Allah'ın insanlara emrettiği ve Kuran'da bildirilen güzel ahlak ise toplumları her zaman için refaha, huzura ve barışa götürecek bir ahlaktır. Din ahlakı yaşandığında insanlar, hiçbir menfaatleri olmasa dahi ihtiyaç içinde olana şefkat duyar, onu sevgi ve merhamet hisleriyle koruyup-kollarlar. Gerçek insaniyette budur. Örneğin Kuran'da müminlerin kendilerinden önce yoksulları, esirleri, ihtiyaç içinde olanları düşünüp yemeklerini onlara verdikleri ve bunu yalnızca Allah'ın rızasını kazanmak için yaptıkları bildirilmektedir.
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım:
“Kendileri, ona duydukları sevgiye rağmen yemeği yoksula, yetime ve esire yedirirler. Biz size ancak Allah'ın yüzü rızası için yediriyoruz. Sizden ne bir karşılık istiyoruz, ne bir teşekkür!” (İnsan Suresi, 8-9)
A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500