"Evrendeki ahenk" belgeselinden.
Kuvvetlerin Dengesi
Yer çekimi kuvveti bugünkünden daha fazla olsaydı ne olurdu? Koşmak ve hatta yürümek imkansız hale gelirdi. İnsanlar ve hayvanlar tüm bu hareketleri gerçekleştirebilmek için şimdikinden çok daha fazla enerji sark ederlerdi. Bu durumda ise yeryüzündeki besin kaynakları hızla tükenecek, enerji kaynakları da hızla tükenerek yok edilecekti. Ya çekim kuvveti daha zayıf olsaydı? Hafif şeyler yeryüzünde sabit duramayacaktı. Söz gelimi en ufak bir esintide yerden kalkan toz ve kum taneleri saatlerce havada uçacaklardı. Yağmur damlalarının hızı çok yavaşlayacak yere inmeden buharlaşacaklar, akarsuların akış hızı yavaşlayacak bu nedenle akarsulardan elektrik enerjisi dahi elde edilemeyecekti.
Bu özellik Newton tarafından açıklanan kütlesel çekim kanununa dayanmaktadır. Newton'un kütlesel çekim yasası cisimler birbirinden uzaklaştıkça çekim kuvvetinin azaldığını söyler. Bu yasaya göre iki gök cismi arasındaki mesafe 3 katına çıkacak olursa çekim kuvveti 9 kat azalacaktır veya uzaklık yarıya indiğinde çekim kuvveti 4 kat artacaktır. Bu yasa dünyanın, ayın ve gezegenlerin yörüngelerinin bugünkü düzeninde olmasını açıklar. Gerçekte fizik yasaları sadece Allah'ın yaratmış olduğu düzenin insanlar tarafından yapılan bir açıklamasıdır. Eğer yasa böyle olmayıp da yıldızın çekim kuvveti uzaklık arttıkça daha da azalsaydı, gezegenlerin yörüngeleri eliptik olmazdı. Gezegenler sarmal bir yörünge çizerek güneşe doğru inişe geçerlerdi.
Tam tersine daha az olsaydı, uzak yıldızların çekim kuvveti güneşinkine baskın çıkar ve dünya güneşten sürekli uzaklaşan bir yolculuğa çıkardı. Bunun sonucunda dünya ya hızla güneşe yaklaşıp sıcaktan kavrulur ya da güneşten uzaklaşarak uzayın mutlak sonsuzluğuna savrulup donardı.
“Mevcut Big Bang teorisini şimdiye kadar yapılmış en iyi izahat olarak görüyorum. Yaratıcı süreç pekala devam etmekte. Bence Allah'ın varlığı bizi çevreleyen engin evren üzerine yaptığımız çalışmalar da açıkça ortaya çıkıyor.” (Prof. Thomas C. Emmel)