HARUN YAHYA
logo
HARUN YAHYA

  • Tüm Eserler
  • Kitaplar
  • Makaleler
  • Videolar
  • Görseller
  • Sesler
  • Alıntılar
  • Diğer

Adnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
Harun YahyaAdnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
ESERLER
KitaplarMakalelerVideolarGörsellerSeslerAlıntılarDiğer
KONULAR
VatikanSosyalizmAydınlanma çağıFransız DevrimiDönmeSabetayistJakobenizmMasonik MedyaSiyasi SiyonizmJön Türkİttihat ve TerakkiAbdülhamitAnti-NaziDünya Siyonist ÖrgütüNuremberg KanunlarıMussolini1. Dünya savaşıAdolf EichmannGoyimRothschild HanedanıThink-TankCFRRockefellerSoğuk SavaşStalinEkim DevrimiSovyetler BirliğiBilderbergVietnamAIPACLobiFuarGüneydoğuYunanistanYeni Dünya DüzeniKızıldenizJeopolitikGaziVergiGümrük2023AntilopBoğaAvrasya İslam ŞuarasıNobel Barış ödülüHastaneSosyal Güvenlik KurumuAli BabacanTurgut ÖzalSuikastGaffar OkkanMuhsin YazıcıoğluRosette NebulaAstronomiGül
Harun Yahya © 2025
Harun Yahya © 2025
  1. Videolar
  2. Teknolojinin Yapıtaşlari

Teknolojinin Yapıtaşlari

Harun Yahya
2227
26 Ekim, 2017
HD Belgeseller
İman Hakikatleri ve Yaratılış Mucizesi

Teknolojinin Yapıtaşları

 

1900'lü yılların başlarında ulaşım teknolojisinde önemli gelişmeler yaşandı. Bu gelişmeler o yıllarda büyük bir devrim olarak adlandırılıyordu. İnsanoğlu hayatını kolaylaştıran bu gelişmeleri büyük bir coşkuyla karşıladı ve kısa sürede bu yeniliklere uyum sağladı. Daha bir yüzyıl bile geçmedi ki jetler, hızlı trenler, akıllı arabalar hayatımıza yerleşti. Eskiden günlerce süren yolculuklar birkaç saatte tamamlanır oldu.

Teknolojideki gelişmeler yalnızca modern ulaşım araçlarıyla sınırlı kalmadı. Sağlık, bilgi ve iletişim başlığı olmak üzere birçok alanda teknolojinin imkanları dev boyutlara ulaştı. Hayatımızın her alanını donatan teknoloji, bizlere büyük bir kolaylık ve hız, dolayısıyla konfor ve zaman kazandırdı. Bir yüzyıl sonrasında hayatımızda nelerin değişeceğini söylemekse güç. Şimdilik o yılları ancak hayal edebiliyoruz.

İnsanların bir çoğuna göre yaşadıkları modern binalar, kullandıkları arabalar, bilgisayarlar, televizyonlar ve sayılamayacak kadar çok olan tüm teknolojik ürünler yalnızca insan yapımıdır. Oysa biraz daha derin düşünüp bilinçli bir inceleme yapıldığında görecektir ki bu gelişmelerin arkasında çok önemli bir gerçek vardır. Teknoloji de Allah'ın insanlar olan rahmetinin bir örneğidir ve tüm bunlar için Allah'a şükretmek gerekir. Şimdi bu incelemeyi birlikte yapalım ve teknolojinin neden Allah'a şükür etmemizi gerektiren bir nimet olduğunu birlikte görelim.

 

Demirdeki Sır

 

Kullandığımız teknoloji ürünlerini düşünelim. Arabalar, bilgisayarlar, televizyonlar, evlerimizdeki fırınlar, kullandığımız telefonlar. Bu ürünlerin hepsi de demir, bakır, çinko, alüminyum gibi metallerden ve petrolün bir yan ürünü olan plastikten oluşur. Yani bu ham maddeler, özellikle de metaller dünya üzerinde bulunmasaydı ya da insanoğlunun bu maddeleri kullanma imkanları olmasaydı hayatımızı bu denli kolaylaştıran teknolojiden söz etmek de mümkün olmayacaktı. Teknoloji, insanoğlunun yeryüzünde bulunan elementleri belirli bir amaca göre şekillendirmesiyle ortaya çıkmaktadır. Ve bu elementlerden sadece birkaçını incelediğimizde bile, varlığına çok alıştığımız bu cevherlerin aslında ne kadar mucizevi bir yapı taşıdıklarını görürüz. Bunların başında hem teknoloji hem de yaşam için son derece gerekli olan bir element gelir. Demir.

Demir, yeryüzünde en yaygın olarak bulunan elementlerden biridir ve yer kabuğunun yaklaşık yüzde beşini oluşturur. Bu element, üzerinde yaşadığımız dünyanın en temel fiziksel dengelerinden, nefes aldığımız havayı kullanabilmemize kadar yaşamın her aşamasında çok büyük bir rol oynar. Ünlü Avustralyalı moleküler biyolog Michael Denton, Doğanın Kaderi adlı ses getiren kitabında, evrendeki doğa kanunlarının ve elementlerin insan yaşamı için özel bir yapıya sahip olduğunu anlatır ve demirle ilgili şunları yazar:

 

“Tüm metaller arasında demir kadar yaşam için zorunlu olan biri daha yoktur. İlkel dünyada dünyanın ilk kimyasal farklılaşmasını sağlayan, ilkel atmosferi meydana çıkaran ve sonunda denizleri meydana getiren ısı, demir atomlarının yer çekimi tarafından merkeze doğru çekilmesiyle olmuştur.”

 

 Demir, bizim solunum sistemimiz için de büyük bir önem taşır. Bu madde, insan kanında bulunan hemoglobin içinde oksijenle hassas bir bileşim oluşturur. Bu sayede son derece yakıcı olan oksijen atomları kontrol altına girer. Demir çok değerli bir enerji kaynağı olan oksijeni hücrenin solunun mekanizmasına yönlendirir. Yani nefes alabilmemiz bile demir sayesinde mümkündür. Ya demir atomu hiç olmasaydı? O zaman hem yaşam mümkün olmayacak hem de üzerinde yaşadığımız gezegen yaşama uygun hale gelmeyecekti. Demir olmasa ilkel dünyanın ısınması gerçekleşmeyecek, atmosfer ve hidrosfer de oluşmayacaktı. Dünyayı gök taşlarından koruyan manyetik alan oluşmayacak, radyasyon kuşakları, ozon tabakası olmayacaktı. Ve dünya ölü bir gezegen olacaktı.

Demir, insanların kurdukları medeniyetlerin de en önemli maddi temelidir. Çünkü sanayi çelik sayesinde vardır. Çelik de demirin karbonla birleşmesinden oluşur. Bugün hayatımızı kolaylaştıran ve kalitesini artıran yüksek teknoloji ürünlerinin tümü sanayinin yansımalarıdır. Eğer demir olmasaydı dünya üzerindeki teknolojik düzeyde basit tahta araçların ötesine geçemeyecekti. Demir Kuran-ı Kerim'de anlatılan kıssalarda da yer alır. Mesela Hz. Davud (as)'a Allah tarafından demire şekil verme mucizesi lütfedilmiştir.

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım:

“Andolsun biz Davûd'a tarafımızdan bir fazl, üstünlük verdik. ‘Ey dağlar, onunla birlikte beni tesbih edip yankıyla ses verin, dedik ve kuşlara da aynısını emrettik. Ve ona demiri yumuşattık. Geniş zırhlar yap, onları düzenli bir biçime sok ve hepiniz salih ameller yapın. Gerçekten ben sizin yaptıklarınızı görenim’ diye vahyettik.” 

(Sebe Suresi, 10-11)

Tüm bunlar göstermektedir ki demir dediğimiz elementin varlığı ve dünya üzerine bol miktarda bulunması insanların Allah'a şükretmelerini gerektiren çok önemli bir rahmettir. Nitekim Allah Kuran'da bu gerçeğe dikkat çekmiştir. Kuran'ın Hadid yani Demir isimli suresinde Allah şöyle buyurur:

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım:

“Andolsun biz elçilerimizi apaçık belgelerle gönderdik ve insanlar adaleti ayakta tutsunlar diye onlarla birlikte kitabı ve mizanı indirdik. Ve kendisinde çetin bir sertlik ve insanlar için yararlar bulunan demiri de indirdik. Öyle ki Allah kendisine ve elçilerine gayb ile kimlerin yardım edeceğini bilsin. Şüphesiz Allah büyük kuvvet sahibidir, üstün olandır.” 

(Hadid Suresi, 25)

Kendisinde çetin bir sertlik ve insanlar için yararlar bulunan demir, insanoğlunun teknoloji geliştirebilmesini sağlayan önemli rahmetlerden biridir. Bu nedenle demirden ve çelikten yapılan her şey bizlere Allah'ın rahmetini bir kez daha hatırlatmaktadır.

Yeryüzündeki binalar, arabalar, uçaklar, köprüler, tren yolları, gökdelenler görünüşte insan yapımı eserlerdir. Ama aslında Allah'ın kendisinde çetin bir sertlik bulunan demiri var etmesi ve yeryüzüne yerleştirmesi sayesinde vardırlar.

 

Metalurjideki Yaratılış

 

Teknolojiyi oluşturan unsurların her birinde Allah'ın yaratma sanatının izleri vardır. Bu unsurlardan biri de metalurjidir yani metallerin eritilip işlenmesi. Metalurji, teknolojinin çıkış noktasıdır. Bunun içinde hem uygun metallerin var olması hem de insanoğlunun bu metalleri eritip şekillendirmesini sağlayacak araçlar bulunması gerekir. Bu araçların birincisi ateştir. İnsanoğlu ateş sayesinde metalleri eritir. Metaller ise elektriğin tek doğal iletgenidirler. Bu yüzden elektronik teknolojisi de aslında ateşin varlığının bir sonucudur. Michael Denton, konuyla ilgili şunları söyler:

 “Ateşi kullanabilme yeteneğimiz çok önemlidir. Çünkü sadece ateş yoluyla teknolojik ilerleme mümkün olabilmiştir. Ateşle birlikte metalurji ve metal araçlar gelişmiş ve sonunda da kimya bilgisi ortaya çıkmıştır.”

 Ateş, yanabilir cisimlerin tutuşmasıyla başlar. Bir cismin yanmasını sağlayan etken ise içeriğinde karbon bulunmasıdır. Karbon ve oksijen reaksiyona girdiklerinde yüksek miktarda ısı açığa çıkarırlar ve biz de bunu alev olarak görür ve hissederiz. Ancak ilginç bir nokta vardır. Dünyanın atmosferi %20'ye yakın oranda oksijen içerir. Karbon ise bizim kendi bedenlerimiz dahil olmak üzere her canlıda vardır. Yani ateşin malzemesi dünyanın dört bir yanında yan yana durmaktadır. Peki bunlar neden hemen reaksiyona girmezler? Neden bedenlerimiz ve tüm canlılar bir anda tutuşup yanmaz? Çünkü ateşte çok şaşırtıcı bir düzen vardır.

Oksijenin ve karbonun kimyasal özellikleri öyle ayarlanmıştır ki, bunlar sadece çok yüksek bir ısıda reaksiyona girip ateş oluştururlar. Bu nedenle ateşin oluşması için yüksek bir ısı gerekir. Kütükleri birbirine sürterek ateş yakmaya çalışan bir insanın yaptığı şey, sürtünme yoluyla ısıyı yükseltmektir. Bir kibriti yakarken de onu pürüzlü bir yüzeye sürterek ani biçimde ısıtmanız gerekir. Eğer oksijenin ve karbonun reaksiyona girme eğilimleri biraz daha fazla olsaydı, hava sıcaklığı biraz arttığında insanlar, ağaçlar, hayvanlar bir anda tutuşup yanarlardı. Ve bu neredeyse sıradan bir olay haline gelirdi.

Örneğin çölde yaşayan bu bitki, sıcaklık gün ortasında en yüksek dereceye çıktığı anda bir kibrit çöpü gibi bir anda alevlere boğulabilirdi. Elbette böyle bir dünyada yaşamdan söz etmek de çok zor olurdu. Eğer oksijen ve karbon reaksiyona girmek için şu an ihtiyaç duydukları ısıdan daha fazlasına ihtiyaç duysalar, o zamanda insanlar ateş yakmayı başaramayacaklardı. Ateş, sadece ormanlara isabet eden yıldırımlar sonucunda ortaya çıkan efsanevi bir enerji olacaktı. Kısacası, oksijen ve karbon özellikleri o denli hassas bir ayarla yaratılmıştır ki, kontrol edilerek kullanabilecek en uygun yapıdadır. İnsanoğlunun ateşin keşfi dediği şey aslında Allah'ın ateşi insanoğlunun emrine vermesidir. Allah Kuran'da bu gerçeğe dikkat çeker ve ateşin malzemesinin özel olarak yaratıldığını şöyle haber verir:

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım:

 “Ki O, size yeşil ağaçtan bir ateş kılandır. Siz de ondan yakıyorsunuz.'' 

(Yasin Suresi, 80)

Üzerinde yaşadığımız dünyada ateş yakabilmek için çok uygun bir ortam vardır. Ve bu özel yaratılmış ortam bugün sahip olduğumuz teknolojinin de çıkış noktasıdır. Denton, ateşin kullanımındaki çevresel faktörlere değinerek şunları söyler:

 

 “Ateşin kullanımı elbette çevresel faktörlere de bağlıdır. Ağaçların ve göreceli olarak kuru bir ortamın varlığına. Bu ilave faktörlerden herhangi birinin uygun olmaması durumunda, bizi insan yapan tüm fiziksel ve zihinsel yeteneklerimize ve dünyanın karbonbazlı bir yaşam için çok uygun bir yurt olmasına rağmen, ateş ve dolayısıyla metalurji, kimya ve herhangi bir bilimsel gelişme mümkün olmazdı.”

 

 Gerçekten insanoğlunun fiziksel yapısı yani elleri, kolları, hareket yeteneği, görme duyusu da ateşi kullanmak için ideal yapıdadır. Allah, insan bedenini, ihtiyaçlarının tümünü karşılayabilecek bir kusursuzluk da yaratmıştır. Ayrıca bu bedeni kullanabilecek bir beyni, dolayısıyla akıl ve beceriyi de insana vermiştir.

Örneğin, ellerimiz olmadan dünyaya gelebilirdik. O zaman ateş yakabilmemiz, metalleri şekillendirmemiz, dolayısıyla bir teknoloji geliştirmemiz mümkün olmazdı. Ya da zeka düzeyimiz çok daha düşük olabilir, dünyayı anlayacak ve onu düzenleyecek bir bilinçten yoksun olabilirdik. O zaman da teknoloji ihtiyacımızı tanımlayamayacaktık. Ama Allah bize düşünmemize sağlayacak bir akıl, dünyayı tanımamızı sağlayan beş harika duyu, ihtiyaçlarımızı en iyi biçimde karşılamamızı sağlayacak bir beden vermiştir. İşte bu sayede O'nun yarattığı nimetlerden yararlanabiliyor, medeniyetler kurabiliyor, teknolojiyi geliştirebiliyoruz. Tüm bunlar Allah'ın nimetleridir. Bu nimetlerin sonsuzluğu bir Kuran ayetinde bize şöyle hatırlatılır:

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım:

 “Eğer Allah'ın nimetini saymaya kalkışacak olursanız, onu bir genelleme yaparak bile sayamazsınız. Gerçekten Allah bağışlayandır, esirgeyendir.” 

(Nahl Suresi, 18)

 Ateşin dünya ortamında yakılabilir ve kontrol edilebilir olmasının yanında, metalurjiyi destekleyen bir önemli özelliği daha vardır. Başta demir olmak üzere dünyadaki tüm metaller, ateşin ulaşabileceği bir ısı seviyesinde yumuşar ve sıvı hale gelirler. Örneğin demirin erimesi için 1530 santigrat derecelik bir ısı gerekir ve bu da ancak güçlü bir ateşle elde edilebilir. Eğer demirin erimesi için daha yüksek ısılar gerekseydi, bu ısı dünyadaki hiçbir yakıt tarafından sağlanamaz ve dolayısıyla sonuçta yine metalurji olmazdı. Ve bu durumda elbette insanlığın teknolojik düzeyi ilerleyemez, medeniyetler de gelişemezdi. Denton, insanoğlunun bilimsel gelişmesini kısaca özetledikten sonra şu yorumu yapmaktadır:

 

 “Bilimsel yolculuğumuz uzun sürmüş olsa da kanıtlar göstermektedir ki, bu yolun sonucu hiçbir zaman belirsiz olmamıştır. Belirli bir amaca göre önceden belirlenmiş bir yolu izledik ve başarımız da asla bir tesadüf olmamıştır. Ateşin keşfinden, bilimin doğuşuna ve en son olarak da doğanın düzeninde kendi merkezliğimizi keşfedişimize kadar uzanan önceden belirlenmiş bir yolu izlemiş bulunuyoruz.”

 

 Biyokimya profesörü Michael Denton'un bilimsel terimlerle anlattığı gerçek, iman eden her insanın Kuran'dan öğrendiği bir gerçektir. Allah dünyayı insanın yaşamı için yaratmış, dünyadaki varlıkları insan için emre amade kılmış ve onu türlü nimetlerle zenginleştirmiştir. Kuran ayetlerinde Allah şöyle buyurur:

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım:

 “Allah gökleri ve yeri yaratan ve gökten su indirip onunla size rızık olarak türlü ürünler çıkarandır. Ve O'nun emriyle gemileri denizde yüzmeleri için size emre amade kılandır. Irmakları da sizin için emre amade kılandır. Güneşi ve ayı hareketlerinde sürekli emrinize amade kılan, geceyi ve gündüzü de emrinize amade kılandır. Size her istediğiniz şeyi verdi. Eğer Allah'ın nimetini saymaya kalkışırsanız, onu sayıp bitirmeye güç yetiremezsiniz. Gerçek şu ki insan pek zalimdir, pek nankördür.” 

(İbrahim Suresi, 32-34)

 İşte teknoloji harikası dediğimiz her şey, aslında Allah'ın insanlar için yarattığı nimetlerdir. Çünkü bu teknolojik araçların hepsi Allah'ın özel olarak yarattığı ve insanın emrine verdiği malzemelerden yapılır. İnsanlar da Allah'ın onlara verdiği bedeni, duyuları, aklı ve icat etme yeteneğini kullanarak bu malzemeleri şekillendirirler.

 

Camdaki Yaratılış

 

Teknoloji ile birlikte kullandığımız bir madde vardır ki yaşamımızda önemli bir işleve sahiptir. Üstelik yapısı da benzersizdir. Cam. Bulunuşundan günümüze kadar çeşitleri sürekli artan cam, kullanım alanı genişleyerek vazgeçilmez bir tüketim maddesi oldu. M.Ö. 12.000 ile M.Ö. 4000 yılları arasında cam, ilk kez dekoratif küçük boncuklar olarak kullanılıyordu. Bu önemli malzeme, inşaat, otomotiv, içecek, gıda, ecza, denizcilik, elektrik, elektronik ve daha birçok sektörde kullanılıyor.

Cam, maddenin katıyla sıvı arasındaki özgün bir halidir. Silis, yani kum atomları, araya giren kalsiyum, potasyum, magnezyum ve sodyum atomları ile birlikte düzensiz bir şekilde birleşir. Cam, bu düzensizlik sonucunda ortaya çıkar. Camın pek çok alanda kullanılmasının nedeni, yapısındaki üstün yaratılıştır. Paslanmaz, su geçirmez ve saydamdır. Cam, kendisine temas eden gaz, sıvı ve katı haldeki maddelerin etkilerine karşı büyük direnç gösterir. Bu direnç kimyasal dayanıklılıktır. Üstelik camın kimyasal dayanıklılığı ayarlanabilir bir özelliktir de. Camdaki alkali oranının yüksekliği camın kimyasal dayanıklılığını zayıflatırken boroksit, alüminyum oksit, çinko oksit ve zirkonyum oksit ise camın kimyasal dayanıklılığının artmasını sağlar. İşte bu özellik sayesinde de çözücü, parlayıcı birçok kimyasal cam kaplarda saklanabilir.

Camın mekanik özellikleri de mucizevi niteliktedir. Bazı özel yöntemlerle camın dayanıklılığı yüksek oranlarda artırılabilir. Sertleştirilmiş camlar oldukça dayanıklıdır. Tekme ile ya da çekiç darbeleri ile bile dağılmaz. Bunun yanında iki cam tabakasının arasına başka bir kimyasal ekleyerek cam daha da dayanıklı bir hale getirilebilir. İlginç olansa bu yöntemin tam da en ihtiyaç duyulan zamanda yani otomobil çağının başladığı yıllarda keşfedilmiş olmasıdır. 1903 yılında Fransız kimyager Edward Benedictus iki cam tabakasının arasına selüloz nitrat yerleştirerek üç katlı camı oluşturdu. Buluşu 1920'lerde arabaların ön camlarında kullanılmaya ve otomotiv endüstrisinde ciddi şekilde taklit edilmeye başlandı.

Camın bir başka önemli özelliği daha vardır ki onu hayatımızda bu dönemde önemli kılar. Ham maddesi boldur ve kolaylıkla bulunabilir. Eğer Allah dileseydi camın ham maddesi de altın ya da elmas gibi az rastlanan bir madde olabilirdi. Ve o zaman da ondan bugünkü kadar yararlanmak mümkün olmazdı. Allah tıpkı demir ve ateş gibi camı da insanlar için yaratmış ve insanların kullanımına vermiştir.

Bugün teknoloji ürünleri hayatımızın büyük bir alanını kaplıyor, işlerimizi kolaylaştırıyor, yaşam alanımızı genişletiyor. Artık çok daha fazla işi çok daha kısa zamanda tamamlayabiliyoruz. Uzun yolları kısa zamanda aşabiliyoruz. Günümüz teknolojisi elbette insan bilgi ve becerisinin ulaştığı seviyenin bir ürünüdür. Ancak asla unutulmaması gereken bir gerçek vardır. Teknolojiyi oluşturmak için gerekli olan maddeleri, en önemlisi de insana bu maddeyi işleyebilecek akıl ve beceriyi veren alemlerin Rabbi olan Allah'tır. Bu gerçeğin bilincinde olan her Müslüman, teknoloji ürünlerinin tümünün aslında Allah'ın nimetleri olduğunu bilmelidir. En önemlisi de bunları Allah'ın rızasına uygun şekilde kullanarak O'na şükretmelidir. Allah Kuran ayetlerinde yeryüzünün ve tüm evrenin insan için özel olarak ayarlandığını şöyle haber vermektedir:

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım:

 “Allah kendi emriyle gemiler akıp gitsin ve onun fazlından ararsınız diye sizin için denize boyun eğdirdi. Umulur ki şükredersiniz.” 

(Casiye Suresi, 12)

 “Kendinden bir nimet olarak göklerde ve yerde olanların tümüne sizin için boyun eğdirdi. Şüphesiz bunda düşünebilen bir kavim için gerçekten ayetler vardır.” 

(Casiye Suresi, 13)

A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500

PAYLAŞ
logo
logo
logo
logo
logo
İNDİRMELER
mp3
mp4
mp4
zip
zip
youtube
Allah'ın yaratması
Cami
Demir
Kimyasal
Metal
Plastik
Teknoloji
Çelik