Tropikal ormanların dikkat çekici canlılarından biri, yeşil ağaç karıncasıdır.

Hindistan’dan kuzey Avustralya’ya kadar uzanan bölgelerde yaşayan bu karıncalar, son derece düzenli koloniler halinde hayat sürer.

Yaprakları birbirine yaklaştırır ve larvalarının ürettiği ipekle kendilerine yuvalar inşa ederler.

Güçlü çeneleriyle kolonilerini korurlar.

Fakat bu karıncalardaki hayret verici özellik yalnızca kendileriyle sınırlı değildir.

Onların çevresinde, yeşil ağaç karıncasını taklit eden birçok canlı da yaşar.

Bunlardan biri, genç bir fasulye böceğidir.

Bu küçük canlı, görünüşüyle karıncaya benzer.

Bu benzerlik, onu bazı avcılardan koruyabilir.

Fakat burada insanı düşündüren çok önemli bir nokta vardır:

Bu canlı, sahip olduğu bu özellikleri sonradan öğrenmez.

Dünyaya geldiğinde zaten kendisini koruyabilecek bir görünüme sahiptir.

Şimdi başka bir taklitçiye bakalım:

Tarak ayaklı örümcek.

Bu örümcek, karıncaların bulunduğu bölgenin yakınında ağını kurar ve karıncaya benzeyen görünümünden faydalanır.

Bir başka canlı olan yengeç örümceği ise daha da dikkat çekicidir.

Ön iki bacağını havaya kaldırır ve onları karıncanın antenleri gibi hareket ettirir.

Düşünün:

Karıncanın altı bacağı vardır.

Örümceğin ise sekiz.

Buna rağmen örümcek, ön iki bacağını anten gibi kullanarak karıncaya benzer bir görünüm oluşturur.

Peki bunu ona kim öğretti?

Karıncanın nasıl göründüğünü nereden biliyor?

Kendi vücudundaki uzuvları nasıl kullanacağını nasıl biliyor?

Üstelik bazı sıçrayan örümcekler, karıncaların kimyasal kokularını da taklit edebilir.

Bu sayede karınca kolonilerine yaklaşabilir ve larvalarıyla beslenebilirler.

Burada insanın öğrenmesiyle, canlıların yaratılıştan sahip oldukları özellikler arasındaki büyük farkı görüyoruz.

İnsan birçok şeyi zaman içerisinde öğrenir.

Fakat bu canlılar, ihtiyaç duydukları pek çok özelliğe daha dünyaya geldikleri anda sahiptir.

Bir böceğin kendisini koruyacak şekilde görünmesi...

Bir örümceğin bacaklarını anten gibi kullanması...

Başka bir canlının karıncaya ait kimyasal kokuları taklit edebilmesi...

Bütün bunlar, canlıların ne kadar hayret verici özelliklerle yaratıldığını gösterir.

Bu özelliklerin her biri, üstün bir ilim ve kudret sahibi olan Allah’ın yaratmasının açık bir göstergesidir.

Akıl sahibi insana düşen ise bu muhteşem yaratılış üzerinde düşünmek ve Rabbimizi övüp yüceltmektir.

Allah Kur’an’da şöyle buyurur:

“Şu halde övgü, göklerin Rabbi, yerin Rabbi ve alemlerin Rabbi Allah’ındır. Göklerde ve yerde büyüklük O’nundur. O, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.”(Casiye Suresi, 36-37