Özellikle bal arıları gibi sosyal böceklerde, hedefe yönelik esnek çözüm üretme tekniklerini sıklıkla görmek bizim için oldukça şaşırtıcıdır.
Bal arılarının petekleri, genç işçi arıların karınlarının alt kısmında bulunan salgı bezlerinin ürettiği balmumuyla yapılır. Balmumunu çeneleriyle yoğuran arılar, bu hamurdan birbirine bitişik altıgen gözlerden oluşan, sırt sırta vermiş iki yüzeyli, dikey petekler inşa ederler. Peteğin bir yüzündeki gözlerin her birinin merkezi, diğer yüzdeki üç gözün kesiştiği noktaya gelir. Sonuçta ortaya olağanüstü sağlamlıkta bir yapı çıkar: Gözlerin duvarlarının kalınlığı bir milimetrenin onda birinden az olsa da petek kendi ağırlığının yüzlerce katı ağırlıkta bir larva, pupa, çiçektozu ve bal yükünü taşıyabilir. Petekteki gözlerin tamamı bal, polen ve larvalarla doldurulmuş olsa dahi, petekte sarkma, çarpılma ya da kopma olmaz.

 

Petekler Arasındaki Özel Ayarlanmış Mesafe

Petekler, kovanın tamamen ışıksız ortamında birbirine paralel olarak ve aralarında bir arının genişliğinin iki katı boşluk kalacak biçimde yapılır. Petek dilimleri arasındaki aralık, rastgele oluşan bir mesafe değildir. Bu mesafe, iki arının üzerinde durduğu petek diliminde sırt sırta çalışmasına imkân verir. Aralık daha geniş olsaydı, kovanın ısısı, sabit tutulması gereken hacmi artacak, bu da arıların iş yükünü ve enerji sarfiyatını artıracaktı. Ayrıca arılar, petek dilimlerinin her zaman birbirine paralel olmasına da özen gösterirler. Kesişen dilimler hem sağlamlığı bozar hem arıların kovan içindeki hareketlerini kısıtlar hem de genel düzeni bozar. Arılar, mekânın en iyi biçimde değerlendirilmesinde büyük önem taşıyan paralel yapıyı oluştururken, manyetik alanı algılama yetilerinden yararlanırlar; kovanın çevresinde güçlü bir manyetik alan oluşturulduğu zaman peteklerin rastgele yönlerde yapıldığı gözlenmiştir. Peki ama, zaten tüm bedeni pusula iğnesi kadar olan bal arısının neresine bir manyetik alan ölçer sığar? Dahası, bu nasıl işler? Bilim insanları hâlâ bu soruların cevaplarını araştırmaktadır.

 

Arıların Manyetik Algısı ve Petek Mimarisi


Bilimsel araştırmalar, bal arılarının manyetik alanları algılayabilmesinin, vücutlarında bulunan demir oksit partikülleri sayesinde mümkün olabileceğini göstermektedir (Vacha, Drstak, & Puzova, 2008). Bu partiküller, arıların çevresel manyetik alan değişikliklerini algılamalarına ve yön bulmalarına yardımcı olur. Ayrıca, peteklerin altıgen formunun matematiksel olarak en az malzeme ile en fazla depolama alanı sağlayan yapı olduğu, 18. yüzyıldan bu yana bilim insanları tarafından ispatlanmıştır (Tóth, 1964). Bu mimari, doğada mükemmel bir mühendislik örneği olarak kabul edilmektedir. Petekler arıların çözüm odaklı tekniklerinin en bilindik örneğidir. Allah’ın ilhamıyla hareket eden a rılar altıgen formu tercih ederek hem yapının sağlamlık sorununu ortadan kaldırmış hem de zaman ve maliyetlerini en aza indirmişlerdir.

 

İmkânlara Göre Malzeme Kullanımı


Propolis, arıların bitkilerin tomurcuk, sap ve kabuklarından topladıkları reçinemsi bir maddedir. Arılar, bu bitkisel reçineleri kendi salgıladıkları enzimlerle karıştırarak propolisi oluştururlar. Propolisin rengi genellikle kahverengi, sarımsı veya yeşilimsi tonlarda olabilir ve oldukça yapışkan, reçinemsi bir kıvama sahiptir. Arılar, propolisi kovan içinde çok çeşitli amaçlarla kullanırlar ve bu madde, arıların yaşamı için hayati öneme sahiptir.

 

Kovanın Sterilizasyonu ve Mikrop Koruması: Propolisin en önemli işlevlerinden biri, kovanı mikroplardan, mantarlardan ve zararlı organizmalardan korumaktır. Propolis, çok güçlü antibakteriyel, antiviral ve antifungal özelliklere sahiptir (Bankova, 2005). iArılar, kovanın iç yüzeyini propolisle kaplayarak steril bir ortam oluştururlar. Böylece larvaların ve balın sağlıklı kalması sağlanır. Kovanın girişine de propolis sürülerek dışarıdan gelebilecek mikroplara karşı bir bariyer oluşturulur.

 

Kovanın Onarımı ve Yalıtımı: Bal arılarının ilk kez karşılaştıkları sorunların en azından bir bölümünü çözme konusunda dikkat çekici bir yeteneğe sahip oldukları gözlenmiştir. Propolis bu yeteneğin kullanılmasında önemli bir yer tutar. Örneğin, yuva genellikle kuytu bir oyuğun içine, ki bu çoğu zaman bir ağaç kovuğudur, yapılır. Arılar, kovanın çatlaklarını, deliklerini veya dışarıdan gelebilecek hava akımlarını propolisle kapatırlar. Böylece kovanın iç ortamı dış etkenlerden korunur, sıcaklık ve nem dengesi daha iyi sağlanır. Ayrıca, propolisin yalıtım özelliği sayesinde kovan içindeki ısı kaybı da azaltılmış olur (Burdock, 1998).


Yuvanın yapıldığı yer kayalar arasında değil de bir ağaç kovuğu ise, yuvanın iç kenarları doğal olarak pürüzlü olur. Bu durumda arıların bir bölümü çiçektozu ve balözü yerine ağaçların özsuyu ve benzeri reçineli maddeler toplar ve yuvanın iç duvarlarını, ürettikleri propolis adı verilen maddeyle kaplayarak pürüzsüz ve su geçirmez hale getirirler . Bu, arıların eldeki imkâna göre çözüm üretmelerinin güzel örneklerinden birisidir.

 

Zararlıların İzolasyonu: Kovanda ölen ve arıların dışarıya çıkaramayacağı kadar büyük olan küçük hayvanlar (örneğin fare gibi) olduğunda, arılar bu canlıları propolisle kaplar ve mumyalar. Bu sayede, bu canlıların çürümesiyle ortaya çıkacak mikropların ve kötü kokuların yayılması engellenir. Propolis burada adeta doğal bir dezenfektan ve yalıtım maddesi gibi görev yapar (Burdock, 1998).


Propolis, yuvanın girişinin hava koşullarına bağlı olarak gereken ölçüde daraltılması, kış aylarında soğuk ve rüzgâra karşı çatlakların kapatılmasında da kullanılır. Arılar oldukça temiz hayvanlardır; yuvada hijyen önceliklidir ve arılara ait olmayan bir şey bulundurulmaz. Bu davranış, propolisin güçlü antimikrobiyal ve koruyucu özelliklerinden faydalanılarak kovanın hijyeninin sağlanmasına katkı sunar (Bankova, 2005).

 

Girişlerin ve Deliklerin Düzenlenmesi: Arılar, kovanın girişini daraltmak veya istenmeyen delikleri kapatmak için de propolisi kullanırlar. Özellikle soğuk havalarda, kovanın girişini propolisle daraltarak içeriye soğuk hava girişini azaltırlar.

 

Propolisin Kimyasal Özellikleri ve Kullanım Alanları: Arılar, propolisi oluşturmak için bitkilerin tomurcuklarından, yapraklarından ve kabuklarından reçine toplarlar. Bu reçineleri ağızlarında taşır ve kovana getirirler. Kovana getirdikleri reçineyi, kendi salgıladıkları enzimlerle karıştırarak propolise dönüştürürler. Propolis, kovanın farklı bölgelerine işçi arılar tarafından uygulanır.


Propolisin kimyasal bileşimi, toplandığı bitkilere göre değişiklik gösterir. İçeriğinde flavonoidler, fenolik asitler, esterler ve çeşitli aromatik bileşikler bulunur. Bu maddeler, propolise güçlü antimikrobiyal, antioksidan ve antifungal özellikler kazandırır (Sforcin & Bankova, 2011). Propolisin tıbbi alanda da kullanılmaya başlanması, modern bilimin bu doğal maddenin potansiyelini keşfetmesiyle olmuştur. Özellikle yara iyileşmesi, enfeksiyonların önlenmesi ve bağışıklık sisteminin desteklenmesi gibi alanlarda propolisin etkinliği üzerine çok sayıda bilimsel çalışma yapılmıştır (Wagh, 2013).


Propolisin kimyasal yapısı ve çok yönlü koruyucu özellikleri, arıların tesadüfen öğrenebileceği bir bilgi değildir. Arıların, hangi bitkiden hangi maddeyi toplayacaklarını, bunu nasıl işleyeceklerini ve kovanın neresinde nasıl kullanacaklarını bilmeleri, Allah’ın onlara ilham ettiği bir bilgidir. Arıların bu son derece isabetli ve organize davranışları, yaratılışın ve ilahi düzenin açık bir delilidir.


Arıların propolisi kullanma şekli, onların üstün bir akılla hareket ettiklerini değil, Allah’ın ilhamıyla programlandıklarını gösterir. Kur’an’da arıların Allah’ın vahyiyle hareket ettikleri bildirilmiştir.


Propolis, arıların kovanı korumak, sterilize etmek, onarmak ve zararlıları izole etmek için kullandıkları, Allah’ın onlara ilham ettiği mucizevi bir maddedir. A rıların yaşamının her aşamasında mükemmel bir düzen ve koruma sağlayan tüm bu detaylar, yaratılışın ve ilahi hikmetin apaçık bir göstergesidir.


Her Sorun İçin Hedefe Yönelik Yeni Bir Çözüm


Sıcak volkanik arazide yaşamak durumunda kalan bal arıları, petek yapımında kullandıkları balmumuna propolis katar ve böylece balmumunun erime sıcaklığını yükseltirler. Bu, oldukça ilginç bir davranıştır; çünkü kovan ısısı yükseldiğinde arılar normalde yuvayı serinletme çabasına girişirler. Bunun için girişi büyütürler, toplayıcılar yuvaya taşıdıkları suyla petek gözlerinin üzerini örterler. Arılar kanatlarıyla yelpazeleyerek hızlandırdıkları buharlaşma sayesinde yuvayı soğutur ve larvaların zarar görmesini önlerler. Ancak petek inşasında kullanılan malzemenin ısıl dayanımını artırmak, genel strateji dışında bir çözümdür. Balmumuna propolis katma yönteminin tek bir yerde; İtalya’nın Salerno bölgesinde ve olağanüstü koşulların varlığında gözlenmiş olması, bu davranışın yeni bir soruna getirilen hedefe yönelik yeni bir çözüm olduğunu gösterir (Cane, 1983).

 

Kovandaki Nem Oranını Ayarlama Mekanizması


Arıların kovandaki nem oranını kontrol etme mekanizması, Allah’ın onlara ilham ettiği olağanüstü bir sistemdir. Arılar, kovan içindeki sıcaklık ve nem dengesini koruyabilmek için son derece organize ve kolektif bir şekilde çalışırlar.


Öncelikle, arılar kovanın içindeki nem oranını ve sıcaklığı sürekli olarak algılayabilen hassas bir yapıya sahiptirler. Kovanın içindeki nem oranı, özellikle larvaların gelişimi ve balın kalitesi için kritik öneme sahiptir. Eğer nem oranı çok yükselirse, balın fermente olmasına ve bozulmasına, larvaların ise sağlıksız gelişmesine sebep olabilir. Eğer nem çok düşük olursa, yumurtalar ve larvalar kuruyabilir (Human et al., 2006).


Arılar, kovan içindeki nemi kontrol etmek için şu yöntemleri kullanırlar:

 

  1. Havalandırma (Kanat Çırpma): Arılar, kovanın içinde topluca kanat çırparak bir hava akımı oluştururlar. Bu sayede kovanın içindeki fazla nemli havayı dışarı atar, taze ve daha kuru havanın içeri girmesini sağlarlar. Özellikle bal olgunlaştırma döneminde, arılar balın içindeki fazla suyun buharlaşmasını sağlamak için bu yöntemi kullanırlar. Bu kolektif hareket, kovanın nem ve sıcaklık dengesini hassas şekilde ayarlamalarına imkân verir (Seeley, 1974).
  2. Su Taşıma: Kovanın nem oranı çok düşük olduğunda, arılar dışarıdan su taşıyarak kovanın içine bırakırlar. Bu su, arıların kanat çırpmasıyla buharlaştırılır ve kovanın nemi yükseltilir. Böylece özellikle sıcak yaz günlerinde, larvaların ve yumurtaların kuruması engellenir.
  3. Kovanın Giriş-Çıkışını Ayarlama: Arılar, kovanın girişini ve çıkışını kendi vücutlarıyla kısmen kapatarak veya açarak, hava akışını kontrol ederler. Böylece dışarıdan gelen havanın miktarını ve dolayısıyla kovan içindeki nemi ayarlayabilirler.
  4. Balmumu ve Propolis Kullanımı: Arılar, kovanın belirli bölgelerinde balmumu ve propolisle yalıtım sağlarlar. Bu yalıtım, kovanın iç ortamının dışarıdan etkilenmesini azaltır ve nem dengesinin korunmasına yardımcı olur.


Sonuç olarak, arılar kovanın nem oranını kanat çırpma ile havalandırma, su taşıma, giriş-çıkış kontrolü ve yalıtım gibi yöntemlerle hassas bir şekilde ayarlarlar. Bu davranışlar, Allah’ın onlara ilham ettiği üstün bir akıl ve organizasyonun sonucudur.

 

Arıların Çözüm Odaklı Teknikleri Allah’ın Yaratmasıdır


Bir sorunu çözebilmenin şartı, öncelikle sorunu doğru teşhis etmektir. Eğer sorunu doğru teşhis etmezseniz, ürettiğiniz çözüm ya sorunu daha da büyütecek ya da en iyi ihtimalle etkisiz kılacaktır. Sorun teşhisi için en önemli şey uygun donanıma sahip olmanızdır. Bal arıları hem sorunu doğru teşhis edebilecek hem de çözüm üretebilecek fiziki özelliklerle yaratılmışlardır.


Bal arılarının antenlerinde ve vücutlarında bulunan özel sensörler, çevresel sıcaklık ve nem değişikliklerini algılayabilmelerini sağlar. Araştırmalar, arıların bu sensörler sayesinde çevresel koşulları hızla teşhis ettiklerini ve koloni sağlığını koruyabildiklerini göstermektedir (Tautz et al., 2003).
Sorunu teşhis ettikten sonra çözüm için doğru malzeme ve teknik kullanımı önemlidir. Kaya kovuğundaki kovanda bir delikten soğuk girdiğinde, burayı kaya veya ağaç kabuğu ile kapamak bizim için makul gelebilir. Ancak bir bal arısı iseniz, bu ikisini temin edip amaca uygun yerleştirmek imkânsızdır. İşte bu noktada arıların çözüm odaklı teknik kullanma özellikleri devreye girer. Arılar Allah’ın ilhamıyla, hızla ürettikleri propolis ile deliği tıkamaya başlarlar.


Hiçbir arı inşaat mühendisliği okumamıştır, malzeme biliminden de haberdar değildirler; ancak bu konularda en az insanlarınki kadar büyük bir beceriye sahiptirler. Bu olağanüstü özellik, arıların rastgele hareketleriyle değil, Allah’ın onlara ilham ettiği bir düzenle işler. Arıların bu kadar hassas becerileri kullanabilmeleri, onların bilinçli bir şekilde hareket etmelerinden değil, Allah’ın onları bu şekilde programlamasından kaynaklanır. Nitekim Kur’an’da da arıların Allah’ın vahyiyle hareket ettikleri şöyle bildirilmiştir:


“Rabbin bal arısına: ‘Dağlardan, ağaçlardan ve insanların kurdukları çardaklardan kendine evler edin. Sonra her türlü üründen ye ve Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollara koyul’ diye vahyetti...” (Nahl Suresi, 68-69)

Bu ayet, arıların tüm faaliyetlerinin, Allah’ın onlara ilham ettiği bir düzen ve sistemle gerçekleştiğini açıkça ortaya koyar. Arıların kovan içindeki nem ve sıcaklık kontrolü de bu ilahi sistemin bir parçasıdır. Bu sistem, tesadüflerle açıklanamayacak kadar mükemmel ve kompleks bir yapıya sahiptir; bu da yaratılışın açık bir delilidir.

 

 

Kaynakça
Bankova, V. (2005). Recent trends and important developments in propolis research. Evidence-Based Complementary and Alternative Medicine, 2(1), 29-32. https://doi.org/10.1093/ecam/neh059
Burdock, G. A. (1998). Review of the biological properties and toxicity of bee propolis (propolis). Food and Chemical Toxicology, 36(4), 347-363. https://doi.org/10.1016/S0278-6915(97)00145-Cane, J. H. (1983). Chemical evolution and the evolution of bees. Annual Review of Ecology and Systematics, 14, 525-554. https://doi.org/10.1146/annurev.es.14.110183.002521
Human, H., Nicolson, S. W., & Dietemann, V. (2006). Do honeybees, Apis mellifera scutellata, regulate humidity in their nest? Naturwissenschaften, 93(9), 397-401. https://doi.org/10.1007/s00114-006-0127-8
Sforcin, J. M., & Bankova, V. (2011). Propolis: Is there a potential for the development of new drugs? Journal of Ethnopharmacology, 133(2), 253-260. https://doi.org/10.1016/j.jep.2010.10.032
Seeley, T. D. (1974). Atmospheric carbon dioxide regulation in honey-bee (Apis mellifera) colonies. Journal of Insect Physiology, 20(12), 2301-2305. https://doi.org/10.1016/0022-1910(74)90181-7
Tautz, J., Maier, S., Groh, C., Rössler, W., & Brockmann, A. (2003). Behavioral performance in adult honey bees is influenced by the temperature experienced during their pupal development. Proceedings of the National Academy of Sciences, 100(12), 7343-7347. https://doi.org/10.1073/pnas.1232346100
Tóth, L. (1964). The regular figures of plane and space. Akadémiai Kiadó
Vacha, M., Drstak, P., & Puzova, T. (2008). Magnetic orientation in honeybees (Apis mellifera): Testing the effect of the geomagnetic field. Journal of Experimental Biology, 211(20), 3296-3302. https://doi.org/10.1242/jeb.02111
Wagh, V. D. (2013). Propolis: A wonder bees product and its pharmacological potentials. Advances in Pharmacological Sciences, 2013, 308249. https://doi.org/10.1155/2013/308249