İnsan, hayatının her anında Allah’ın muhteşem yaratma sanatının delilleriyle karşılaşır. Sabah gözlerini açtığında gördüğü renkler, penceresinden duyduğu kuş sesleri, soluduğu hava ve bedeninde çalışmayı sürdüren sistemler, üzerinde düşünülmesi gereken sayısız detay içerir. İnsan çoğu zaman bunlardan yararlanırken nasıl var olduklarını, hangi hassas dengeler sayesinde hayatını sürdürebildiğini düşünmez. Oysa dikkatini bu detaylara yönelttiğinde, her birinin kendisine Allah’ın ilmini, kudretini ve rahmetini tanıttığını fark eder.


Bir nimete alışmış olmak, onun yaratılışındaki harikalığı ortadan kaldırmaz. İnsan yıllardır görebildiği için görmeyi, her gün nefes aldığı için solunumu olağan karşılayabilir. Ancak bunların her biri, insanın kendisinin kurmadığı ve işleyişini anbean yönetmediği sistemler sayesinde gerçekleşir. Bu nedenle insanın kendisine, “Her gün yararlandığım bu nimetlerin ne kadar farkındayım? Bedenimdeki ve çevremdeki bu düzen bana neyi gösteriyor?” diye sorması gerekir.


Allah Kuran’da, insanın dikkatini hem yeryüzündeki hem de kendi yaratılışındaki delillere yöneltir:

“Yeryüzünde kesin bir bilgiyle inanacak olanlar için ayetler vardır. Ve kendi nefislerinizde de. Yine de görmüyor musunuz?” (Zariyat Suresi, 20-21)

İnsanı Allah’ın yaratması üzerinde düşünmeye yönelten bu deliller, iman hakikatleridir. Bir yaprağın yapısından insanın duyu organlarına kadar incelenen her detay, Allah’ın yaratma sanatını daha yakından tanımaya vesile olur. Bu bakış açısını kazanan insan için günlük hayat, Rabbimiz’i hatırlatan sayısız örnekle doludur. Öğrendiği bir bilgi, gördüğü bir canlı veya kullandığı bir imkân, üzerinde düşündüğünde imanını derinleştiren bir vesileye dönüşür.


Böyle bir tefekkür, insanın nimetlerle kurduğu bağı da derinleştirir. Görebilmenin nasıl büyük bir lütuf olduğunu düşündükçe Allah’a şükretmek için daha çok sebep bulur. Kendi bedenindeki düzeni kendisinin sağlamadığını fark ettikçe Allah’a muhtaç olduğunu daha iyi anlar. Kendisini yaşatan, ihtiyaçlarını karşılayan ve çevresini güzelliklerle donatan Rabbimiz’e duyduğu sevgi büyür. Böylece yaratılışın detaylarını öğrenmek, insanın Allah’a yönelişine ve O’nun rızasını gözeterek yaşamasına vesile olur.


Bu farkındalık için herkesin biyolog ya da mühendis olması gerekmez. Her insan, bildiklerinden ve günlük hayatta karşılaştıklarından yola çıkarak düşünebilir. Bununla birlikte, bir sistemin nasıl çalıştığını öğrenmek, daha önce dikkatinden kaçan incelikleri görmesini sağlar. Örneğin bir cihazda bilginin iletilmesi, sıcaklığın denetlenmesi veya zararlı maddelerin ayrıştırılması için ne kadar ayrıntılı bir çalışma gerektiğini bilen kişi, kendi bedeninde gerçekleşen benzer işlevlere daha dikkatle bakabilir.


Günlük hayatta kullandığımız teknolojilerle canlılardaki sistemler arasında yapacağımız karşılaştırmaların amacı da bu dikkati kazanmaktır. Bir elektrik devresini düşünmek sinirlerimizdeki haberleşmeyi, bir soğutma cihazını düşünmek bedenimizin sıcaklığının düzenlenmesini incelememize vesile olabilir. Bu karşılaştırmalarda asıl üzerinde durulması gereken, canlılardaki yapıların işleyişi, birbirleriyle uyumu ve hayatımız için taşıdıkları önemdir. Her bir ayrıntıyı Allah’ın yarattığını düşünmek, alıştığımız için üzerinde durmadığımız nimetleri yeniden fark etmemizi sağlar.


Şimdi bu bakışla, bedenimizde ve çevremizde bulunan bazı sistemleri inceleyelim. Önce günlük hayattan tanıdığımız bir işlevi ele alalım; ardından bu işlevin canlılarda nasıl gerçekleştiğine bakalım. Böylece her gün yararlandığımız imkânların ardındaki detaylar üzerinde düşünerek Allah’ın muhteşem yaratma sanatının delillerini daha yakından görelim.

Elektrik Devreleri ve Sinir Sistemi

 

Bir elektronik cihazın çalışabilmesi için karmaşık devrelerin, iletkenlerin ve bağlantıların kusursuzca tasarlanmış olması gerekir. En küçük bir hata, tüm sistemi çalışmaz hale getirir. İnsan vücudunda ise trilyonlarca hücre arasında sürekli olarak elektriksel sinyaller iletilir. Beynimizden çıkan bir komut, milisaniyeler içinde sinirler aracılığıyla kaslara, organlara ulaşır. Elektrik devrelerini icat eden insan, bu sistemi doğadaki örneğinden, yani Allah’ın yarattığı sinir sisteminden ilham almıştır. Sinirlerin yalıtımı için özel bir madde olan miyelin kılıfı, tıpkı elektrik kablolarındaki plastik yalıtkan gibi, sinyalin kaybolmadan iletilmesini sağlar. Bu detay, Allah’ın ilminin ve sanatının ne kadar kusursuz olduğunu gösterir. Allah Kuran’da şöyle bildirmektedir:

“Görmüyor musunuz ki, Allah göklerde ve yerde olanları sizin hizmetinize verdi ve üzerinizde açık ve gizli nimetlerini tamamladı…” (Lokman Suresi, 20)

Soğutma Sistemleri ve Terleme Mekanizması

Günümüzde bilgisayarlar, arabalar ve fabrikalar için gelişmiş soğutma sistemleri tasarlanır. Fanlar, radyatörler, soğutucu sıvılar olmadan bu makineler kısa sürede aşırı ısınır ve sonra da bozulur. İnsan vücudunda ise çok daha gelişmiş ve otomatik bir soğutma sistemi vardır: Terleme…


Vücut sıcaklığı yükseldiğinde, ter bezleri devreye girer ve deriden buharlaşan ter sayesinde vücut ısısı dengelenir. Hiçbir insan, kendi vücudunun sıcaklığını bu kadar hassas bir şekilde ayarlayamaz. Bu sistem, Allah’ın insanı ne kadar mükemmel yarattığının açık bir delilidir. Allah Kuran’da şöyle buyurur:

“Gerçekten Biz insanı en güzel bir biçimde yarattık.” (Tin Suresi, 4)

Kamera ve Göz

 

Günümüzde en gelişmiş kameralar, netlik, derinlik, renk ve hareket algılama açısından hâlâ insan gözünün yanına bile yaklaşamaz. Göz, milyonlarca sinir hücresiyle ışığı algılar, görüntüyü ters çevirir, netleştirir ve beyne kusursuz bir şekilde iletir. Otomatik netleme, derinlik algılama, renk ayrımı, ışık ayarı gibi özellikler, insan yapımı kameraların taklit etmeye çalıştığı ancak asla tam anlamıyla ulaşamadığı bir mükemmelliktir. Gözün çalışması, Allah’ın yarattığı mucizevi bir sistemdir. Allah Kuran’da bize şöyle bildirmektedir:

“De ki: ‘O, sizi yaratan, size kulaklar, gözler ve gönüller verendir. Ne az şükrediyorsunuz!’” (Mülk Suresi, 23)

Bilgisayar İşlemcileri ve Beyin

Bir bilgisayarın işlemcisi, saniyede milyarlarca işlem yapabilir. Ancak bu işlemciler, insan beyninin yanında son derece ilkel kalır. Beyin, bir yandan düşünür, bir yandan vücudu yönetir, duyguları işler, hafızayı depolar ve kararlar alır. Üstelik bunu, çok düşük bir enerjiyle ve hiçbir ısınma olmadan yapar. İnsanlar, bilgisayar işlemcilerini tasarlarken, Allah’ın yarattığı beynin çalışma prensiplerinden ilham alır. Beynin bu olağanüstü kapasitesi, Allah’ın yaratmasındaki mükemmelliğin bir göstergesidir. Allah Kuran’da şöyle bildirmektedir:

“Allah, her şeyi yaratandır ve O, her şeyi hakkıyla bilendir.” (Zümer Suresi, 62)

Su Arıtma Sistemleri ve Böbrek

 

Modern şehirlerde sürdürülebilirlik son derece önemli bir konudur. Kısıtlı doğal kaynakların en iyi şekilde kullanılması gerekir ki bu özellikle su için de geçerlidir. Arıtma tesisleri sayesinde kirli su temizlenir ve içilebilir hale getirilir. Ancak bu tesisler, devasa boyutlardadır ve karmaşık sistemler gerektirir, enerji sarfiyatları da büyüktür. İnsan vücudunda ise, sadece 150 gram ağırlığındaki böbrekler, kanı sürekli olarak filtreler, zararlı maddeleri ve fazla suyu ayırır, vücudun dengesini korur. Hiçbir insan, kendi böbreklerinin yaptığı bu arıtma işlemini dışarıdan kontrol edemez. Bu sistem, Allah’ın insanı ne kadar mükemmel özelliklerde yarattığının bir başka delilidir. Allah Kuran’da şöyle buyurur:

“Biz insanı bir damla sudan yarattık…” (İnsan Suresi, 2)

Otomatik Kapılar ve Hücre Zarları

Alışveriş merkezlerinde veya modern binalarda otomatik kapılar, yaklaşan birini algılayıp açılır. Bu sistemler, sensörler ve motorlarla çalışır. Fakat insan vücudundaki her hücre, dışarıdan gelen maddeleri, tıpkı bir güvenlik kapısı gibi seçerek içeri alır veya dışarı atar. Hücre zarındaki proteinler, hangi molekülün geçip geçemeyeceğini belirler. Milyarlarca hücrede bu işlem, her an kusursuzca gerçekleşir. Bu detay, Allah’ın yaratışındaki ilmin ve kudretin bir yansımasıdır. Allah Kuran’da bize şöyle bildirmektedir:
“O, yarattığı her şeyi güzel yapan ve insanı yaratmaya bir çamurdan başlayandır.” (Secde Suresi, 7)

Navigasyon Sistemleri ve Göçmen Kuşlar

Günümüzde GPS sistemleriyle araçlar, gemiler ve uçaklar gidecekleri yeri kolaylıkla bulabiliyor. Ancak bu sistemlerin çalışması, uydu sistemleri ve karmaşık yazılımlar gerektirir. Oysa göçmen kuşlar, binlerce kilometre yol alırken, pusulasız, haritasız ve GPS’siz olarak, hiç şaşırmadan hedeflerine ulaşırlar. Allah, bu canlılara manyetik alanı algılayacak özel duyular vermiştir. Bu, Allah’ın yaratışındaki hikmetin ve ilmin bir başka örneğidir. Allah Kuran’da şöyle bildirmektedir:

“Görmediler mi, üzerlerinde kanat çırparak uçan kuşları? Onları havada tutan Allah’tan başkası değildir…” (Mülk Suresi, 19)

Otomatik Temizlik Sistemleri ve Bağışıklık Sistemi

Modern binalarda temizlik oldukça detaylı bir organizasyondur. Kimilerinde bulunan geniş cam cepheler, yüksek katlara erişim zorunluluğu, mekân büyüklüğü gibi sorunlar kesinlikle profesyonel bir planlama gerektirir. Bu nedenle çoğu yerde otomatik temizlik robotları ve sistemleri kullanılır. Ancak insan vücudunda, çok daha gelişmiş bir temizlik sistemi vardır: Bağışıklık sistemi. Vücuda giren mikroplar ve zararlı maddeler, anında tespit edilir ve yok edilir. Bu sistem, milyonlarca hücrenin organize bir şekilde çalışmasıyla gerçekleşir üstelik mikro düzeyde… Hiçbir insan, kendi bağışıklık sistemini dışarıdan yönetemez. Bu da Allah’ın yaratışındaki mükemmelliğin bir göstergesidir.

 

Allah Kuran’da şöyle buyurur:

“Allah, sizi annelerinizin karınlarından hiçbir şey bilmez halde çıkardı ve size kulaklar, gözler ve kalpler verdi ki şükredesiniz.” (Nahl Suresi, 78)

Günlük Hayattaki Detayların Gayesi

Bu örneklerin her biri, teknolojik sistemlerin ve günlük hayatımızdaki detayların aslında Allah’ın yaratışındaki sanatın bir yansıması olduğunu bize gösterir. Gerçekte bir insanın evrenin ve kendisinin yaratılmış olduğunu kavrayabilmesi için bu türden bilgilere bile ihtiyacı yoktur. Küçük bir çocuk da eğitimli bir mühendis de kendi vicdanı ve aklı ölçüsünde yaratıldığını kavrayabilir. Aklı ve vicdanı olan, 'zulüm ve büyüklenme sebebiyle inkâr etmeyen' her insan, kâinatın yaratılmış olduğunu; üstelik de çok büyük bir düzen ve uyum ile yaratılmış olduğunu kavrayabilecek bir anlayışa sahiptir.


Allah’ın yaratışındaki mükemmelliği anlamayı şimdiye kadar çok önemli görmemiş, hatta hiç düşünmemiş olabilirsiniz. Ancak, emin olun, sizi yaratmış olan Allah'ı tanımak, başka her şeyden çok önemli ve aciliyetlidir.


Sabah kalktığınızda nefes alabiliyorsanız, kalbiniz atıyorsa, görebiliyorsanız bu Allah’ın şefkatinin bir tecellisidir. Bir meyvenin kokusu, lezzeti, denizdeki canlıların çeşitliliği, gökyüzündeki dengeler ve bunlar gibi daha birçok ayrıntı bize Allah’ın sanatını tanıtır. Birçok insan bunu bilmez ve nimetleri sıradanmış gibi algılama yanılgısına kapılır. Hayatımızdaki detayların hepsinin sevgi için yaratıldığını bildiğimizde, mucizelerin farkına vardıkça Allah’a olan sevgimiz de büyür ve güçlenir.

 


O'nun size verdiklerini tekrar düşünün; Hayatınızı sürdürebilmeniz için özel yaratılmış, tüm detaylarıyla ince ince düzenlenmiş bir dünyada yaşıyorsunuz. Dünyaya gelmek için ve bu düzeni sağlamak için hiçbir şey yapmadınız; sizin bu konuda hiçbir katkınız olmadı. Sadece bir gün gözünüzü açtınız ve kendinizi sayısız nimet içerisinde hazır buldunuz. Görebiliyorsunuz, duyabiliyorsunuz, hissedebiliyorsunuz, düşünebiliyorsunuz...


Allah'ın tüm bunları yaratırken tek amacı var. Allah, Kendisi'ni hayranlıkla ve çok derin sevmemizi, sevgiyi yaşamamızı ve başka insanlara da anlatmamızı istiyor.

Allah, sizi annelerinizin karnından hiçbir şey bilmezken çıkardı ve umulur ki şükredersiniz diye işitme, görme (duyularını) ve gönüller verdi. (Nahl Suresi, 78)