Kimi zaman yollarda büyük bir bulut gibi uçan, kimi zaman bir elektrik direğinde ya da bir ağaç dalında üst üste toplanmış çok sayıda arı gördüğünüzde sakın tedirgin olmayın. Bunlar yeni bir kovan oluşturmak için bir araya gelmiş arılardır.
Bal arıları, doğadaki en hayranlık uyandıran sosyal canlılardan biridir. Kovan içindeki düzen, iş bölümü ve toplu hareket kabiliyeti dikkat çekicidir. Özellikle arı kovanının bölünerek taşınması ve yeni bir koloni kurulması süreci bir mucizeyi gözler önüne serer.
Bal arısı kolonilerinde nüfus arttığında, kovanın mevcut kapasitesi yetersiz hale gelir ve verimlilik için kovanın içini rahatlatmak gerekir. Bu durumda, kolonideki işçi arıların bir kısmı yeni bir kraliçe arıyla birlikte hareket etmeye başlar ve eski kovanı terk ederek yeni koloni kurma görevi için yola koyulurlar. Bu olaya "oğul verme" denir (Seeley, 2010).
Kovanın taşınması kolay değildir, yüzlerce arının eş zamanlı ve organize bir şekilde hareket etmesini gerektirir. Oğul verme sırasında arılar, genellikle kovanın yakınında bir yerde kümelenir ve burada bir süre beklerler. Bu bekleyiş, yeni yaşam alanının bulunması ve seçilmesi için gereklidir. Burada dikkat çekici olan, arıların bu süreci son derece uyumlu ve akılcı bir şekilde yönetmeleridir. Herhangi bir lider ya da merkezi bir kontrol olmadan, tüm koloni ortak bir karara varmış gibi hareket eder ve en uygun yuvaya birlikte taşınır. Bu davranış şekli, Allah’ın bal arılarına ilham ettiği muhteşem bir sistemi bize tanıtır:
“Rabbin bal arısına vahyetti: ‘Dağlardan, ağaçlardan ve insanların kurdukları çardaklardan kendine evler edin.’” (Nahl Suresi, 68)
Kâşif Arıların Rolü ve Yeni Yuva Arayışı
Oğul veren arılar, geçici kümelenme sırasında izci ya da kâşif olarak adlandırılan arıları (scout bees) yeni yuva yeri aramak için keşfe gönderirler. Her kâşif arı, çevreyi kontrol ederek uygun bir kovuk veya yuva yapılabilecek boşluk arar. Buldukları yerleri adeta değerlendirir ve kovanın geri kalanına haber vermek için dönerler. Arıların arasındaki bu şaşırtıcı haberleşme, "arı dansı" olarak bilinen karmaşık bir hareket dizisiyle gerçekleşir (Seeley & Visscher, 2004) ki bu dans birçok araştırmanın konusudur.
Her kaşif arı, bulduğu yuva yerinin kalitesine göre dansının süresini ve şiddetini ayarlar. Yuva yeri ne kadar iyiyse, dans o kadar uzun ve etkili olur. Arı, dans ettiği yeri birkaç kez ziyaret eder ve kalitesinde bir azalma tespit ederse, dansı azaltır veya tamamen bırakır. Diğer kâşif arılar da, arkadaşlarının bulduğu yerleri ziyaret ederler. Eğer başka bir arının bulduğu yer kendi bulduğundan daha iyiyse, kendi dansını bırakıp o yer için dans etmeye başlar. Böylece, arılar arasında bir fikir birliği oluşur ve en iyi yuva yeri seçilir (Seeley, 2010).
Arıların Zihninde İdeal Yuvanın Fotoğrafı mı var?
Yuva yerinin saptanmasında arıların karar alma aşaması son derece önemlidir. Arıların stratejisinin hedefe yöneliktir ve seçenekler arasında yapılan seçim basit bir davranıştan çok insanların ev bakarken izledikleri karmaşık bir stratejiyi andırmaktadır. Kâşif arıların zihinlerinde adeta ideal yuvanın yerine ilişkin genel bilgiler varmış gibi davranmaktadırlar. Diğer yandan bu olağanüstü davranışın altında yatan bilişsel etkinliğin düzeyini tam olarak saptayacak türdeki deneyler henüz yapılmamıştır. Bu konuda akla gelen ilk sorular şunlardır:
Kâşif arılar denetledikleri karanlık kovuklar konusunda gerçekte nasıl bir bilgiye sahiptirler? Örneğin ideal bir kovan için gerekli olan iç hacim, uzaklık, yükseklik, suya dayanıklılık ve benzeri diğer özellikleri içeren doğuştan gelme bir tür listeleri mi vardır? Eğer öyleyse listelerinde bulunmayan ciddi bir kusuru olan bir yeri beğenip tavsiye edebilirler mi? Ya da uzun süren bu araştırmalar sonucunda her izcinin zihninde ayrıntılı bir resim ya da harita oluşmakta ve bunların karşılaştırılmalarıyla mı en uygun kararı almaktadırlar? (Gould ve Gould, 2005).
İşleyişi nasıl olursa olsun bal arılarının biz insanların ev arama aşamalarından bile karmaşık bir stratejiyi izlemeleri ve bunu son derece demokratik bir şekilde hayata geçirmeleri başlı başına bir mucizedir.

Yuva Seçiminde Kriterler ve Ölçüm Bilinmezi
Arıların yeni yuva seçerken dikkate almaları gereken kriterler son derece hassastır: Kovuğun büyüklüğü, uzaklığı, nem oranı, güneş ışığı alma miktarı, girişin uygunluğu gibi birçok parametreyi değerlendirmeleri gerekir. Bu değerlendirmenin zorluğunun farkında olan bilim insanları, bu kriterlerin hassas ölçümler gerektirdiğini ifade etmekte fakat arıların bu ölçümleri nasıl yaptığını tam olarak açıklayamadıklarını belirtmektedirler (Seeley & Visscher, 2004).
Burada akla gelen soru, arıların insan benzeri bilinçli bir mekanizma mı kullandığı, yoksa daha basit bir biyolojik kurgunun mu olduğu sorusudur. Ancak, arıların bu kadar karmaşık ve hassas bir seçimi, hiçbir hata yapmadan ve topluca gerçekleştirmeleri, tesadüflerle veya kör mekanizmalarla açıklanamayacak kadar mükemmeldir. Kur’an’da, “Sizin Rabbiniz, bal arısına vahyetti…” (Nahl Suresi, 68) ayetinde da belirtildiği gibi arıların bu şaşırtıcı davranışları, Allah’ın onlara ilham ettiği özel bir sistemin varlığını açıkça göstermektedir.
Allah'ın Muhteşem Yaratma Sanatının Delillerinden : Bal Arısı
Bal arılarının oğul verme sürecinde sergiledikleri koordinasyon, Allah’ın yaratmasındaki kusursuzluğun ve benzeri olmayan yaratma sanatının tecellisidir. Her biri birkaç miligram ağırlığındaki bu canlıların, kovanı taşırken gösterdikleri iş birliği, fedakârlık ve karar verme yeteneği, tesadüflerle açıklanamayacak kadar etkileyicidir.
Kur’an’da Allah, “O, her şeyi yaratmış ve ona bir ölçü, bir düzen vermiştir.” (Furkan Suresi, 2) buyurur. Bal arılarının hayatındaki bu düzen ve ölçü, Allah’ın varlığının ve kudretinin açık delillerindendir. Bal arılarındaki bu eşsiz özellikleri düşünmek, Allah’ın sonsuz ilmine ve kudretine bir kez daha şahit olmak, Allah’a olan hayranlığımızı ve teslimiyetimizi artıracaktır.



