Hz. Nuh da, aynı Hz. Yusuf, Hz. İbrahim, Hz. Musa peygamberler gibi, süresi belli olmayan, yani müebbet hapis cezası almış; uzun yıllar zindanda kalmıştır. Hapis, peygamberler ve samimi inananlar için Allah’ın bir sünnetidir.
Hz. Nuh halkı Allah’a iman etmeye davet ettiği için, dönemin kralı Mahvil tarafından TUTUKLANARAK ZİNDANA ATILMIŞTIR.
Kral Mahvil’in vefatının ardından yerine gelen oğlu Hz. Nuh’u tebliğ yapmaması şartıyla serbest bırakmış, ancak Hz. Nuh tebliğe devam edince TEKRAR TUTUKLAMIŞTIR.
İslam tarihi, siyer ve İslam ilimleri alanında yaptığı detaylı araştırmalarla tanınan, 31 yıl Diyanet İşleri Başkanlığı’nda çalışmış, Türk İslam âlimi, yazar ve şair Mustafa Asım Köksal (1913-1998), “Peygamberler Tarihi” isimli kitabında, Hz. Nuh’un iki kez zindana atıldığını yazmaktadır:

Hz. Nuh’un ilk hapsedilişi:
“Kral Mahvil, bunu haber alınca, Nuh Aleyhisselamı huzuruna getirtti ve ona:
‘Nedir şu senin hakkında işittiğim!? Dinime ve Babanın oğullarının üzerinde bulundukları şeye karşı davranışın?! Nedir sanemleri (putları) kürsülerinden düşüren bu güç?! Bunu sana kim öğretti?’ Dedi.
Nuh Aleyhisselam: “Onlar dediğin gibi birer ilah olsalardı, yüzlerinin üzerine düşmezlerdi. Ben Allah’ın kulu ve Resulüyüm! Sen, Yüce Allah’tan kork ve O’na hiçbir şeyi şerik koşma!’ dedi.
Kral Mahvil; … NUH ALEYHİSSELAMIN TUTUKLANMASINI … emretti.
Hz. Nuh’un ikinci kez hapsedilişi:
…Nuh Aleyhisselâma, dilleri ile her kötülüğü yaptılar, sövdüler, saydılar..
Kral Mahvil'in ölümü üzerine, yerine geçen oğlu Dermesil, Nuh Aleyhisselâmı, serbest bıraktı.
…..
Nuh Aleyhisselâm, onların yanlarına vardı. Ortalarında ayakta dikilip:
"Lâ ilahe illallah = Allâh'dan başka ilâh yoktur!" demeleri için, onlara seslendiği zaman, yine, başlarını, elbiselerinin altına soktular, parmaklarını da, kulaklarına tıkadılar!
Nuh Aleyhisselâmın vurmasıyla, putların kürsülerinden yere düşmeleri, bir oldu! Halk, yine üzerine yürüyüp Nuh Aleyhisselâmı dövdüler ve yüzünün üzerine düşürdüler. Başını da, yardılar. Kendisini, çeke çeke Kralın köşküne götürdüler, yanına soktular.
Kral, Nuh Aleyhisselâma: "İlâhlarla ilgili işlerden hiç bir şeye karışmamanı sana söylemedik mi? Seni, böyle şeylerden, men etmedim mi?!Hattâ, onları, kürsülerine, şerefli yerlerine koydurduğumda, onlara, secde de, edeceksin diye sana, emir etmedim mi? Bunu, sana kim öğretti?." diyerek çıkıştı.
Nuh Aleyhisselâm; kanlara boyanmış bir halde, Krala: "Eğer, onlar, birer ilâh olsalardı, yerlere düşmezlerdi? Ey Dermesil! Allah'tan kork! Allah'a, hiç bir şeyi şerik koşma! Çünkü O seni görüyordur!" dedi.
Dermesil: "Sen, bana, böyle hitap etmek kudretini kendinde nasıl buluyorsun?" dedi.
…HAPSEDİLMESİNİ, putlar için kurban kesilmesini ve yere düşen putların kürsülerine tekrar konulmasını emretti.
Emri, yerine getirildi.”
Tarihi kaynaklarda görüldüğü üzere; Hz. Nuh, dönemin kralı tarafından halkı Allah’a iman etmeye davet ettiği için TUTUKLANARAK HAPSEDİLMİŞTİR. Kralın vefatının ardından ise yerine gelen oğlu Hz. Nuh’u tebliğ yapmaması şartıyla serbest bırakmış, ancak Hz. Nuh tebliğe devam edince TEKRAR TUTUKLAMIŞTIR.
TIPKI HZ. İBRAHİM’İN ZİNDANA ATILMASI GİBİ HZ. NUH DA HAPSEDİLEREK SUSTURULMAYA ÇALIŞILMIŞTIR.
Hz. Nuh, aynı Hz. İbrahim gibi kavminin taptığı putları kırmış, büyük bir cesaret, kararlılık ve azimle, tüm baskı ve tehditlere rağmen halkına Allah’ın varlığını ve birliğini anlatmıştır.
Kur’an’da, Hz. Nuh Peygamber’in kavminin putperest olduğu, Hz. Nuh’un tebliğine karşılık vermedikleri gibi, Hz. Nuh ve yanındakileri hakaretlerle itibarsızlaştırmaya çalıştıkları, Hz. Nuh’u delilikle itham ettikleri, yanındakileri dağıtmak için uğraştıkları, şiddetli baskı kurarak zulmettikleri anlatılmaktadır.
Halkın ve dönemin yöneticilerinin Hz. Nuh’a verdiği tepkiler çok sert olmuştur. Kur’an’da bildirildiğine göre;
• Taşlamakla tehdit etmişler (Şuara Suresi, 116)
• Yalancılıkla itham etmişler (Hud Suresi, 27; Müminun 25)
• Kendisini ve çevresindekileri küçümseye çalışmışlar (Hud Suresi, 27)
• Çevresindekileri dağıtmaya çalışmışlar (Hud Suresi, 28)
• Kibirli ve üst perde tepkiler vermişler (Nuh Suresi, 7)
• Delilikle itham etmişler (Kamer Suresi, 9)
• Sapıklıkla itham etmişler (A’raf Suresi, 60)
• Alay etmişlerdir (Hud Suresi, 38)
Tüm bunların neticesinde ise, DEVRİN KRALI HZ. NUH PEYGAMBERİ ENGELLEYİP DURDURAMAMIŞ; KENDİSİ GİBİ YAŞAMADIĞI VE HALKI ALLAH’IN BİRLİĞİNE İNANMAYA DAVET ETMEYE DEVAM ETTİĞİ İÇİN TUTUKLAYARAK HAPSETMİŞTİR.
Hz. Nuh Peygamberin tutuklanmasıyla ilgili ayetler ve açıklamaları şöyledir:
Kamer Suresi, 9. Ayet
“Kendilerinden önce Nuh kavmi de yalanlamıştı; böylece kulumuz (Nuh)u yalanladılar ve: "Delidir" dediler. O baskı altına alınıp engellenmişti.”
كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ فَكَذَّبُوا عَبْدَنَا وَقَالُوا مَجْنُونٌ وَازْدُجِرَ
Kezzebet kablehum kavmu nuhın fe kezzebu abdena ve kalu mecnunun vezducira.
Hz. Nuh için kullanılan “baskı altına alınıp engellenmişti” ifadesinin karşılığı olan “vezducira” kelimesi anlamı açısından çok özeldir.
Vezducir kelimesinin kökü : “zcr” زجر şeklindedir.
Vezducir kelimesinin anlamları şöyledir:
• tutuklamak, alıkoymak,
• sert bir şekilde yasaklamak,
• zorla engellemek,
• baskı,
• sözle engelleme,
“Vezducira” ifadesinin özel olmasının sebebi; Hz. Nuh’un sadece yalanlanmaktan ve “delilik” iftirasına uğramaktan çok daha ağır bir karşılık görmüş olmasıdır.
Yani “Vezducira” kelimesi, Hz. Nuh’a yapılan muamelenin sadece bir inkâr olmadığını göstermektedir; kendisine verilen tepkide sürekli bir artış görülmektedir.
- “fe-kezzebû abdênâ” → “Kulumuzu yalanladılar.”
- “ve kâlû mecnûn” → “Deli dediler.”
- “ve’zducira” → “Bir de üstüne tutuklandı, sertçe susturuldu, engellendi, zorla alıkoyuldu”
Bu kelime, inkara ek olarak baskıcı, saldırgan bir muamele olduğunu göstermektedir.
Ayetin gramer yapısı incelendiğinde edilgen bir yapıda kullanılması yapılan baskının bir kişi ya da grup tarafından değil, mevcut otorite tarafından genel bir kanı olarak uygulandığını göstermektedir.
Ayette, Hz. Nuh’a önce “deli” iftirası atılarak, toplum nezdinde itibarsızlaştırılmaya çalışıldığı, böylece sonrasında yapılacak zulme, baskıya zemin hazırlandığı görülmektedir.
“Vezducira” kelimesinin anlamlarına bakıldığında ise, ardından mevcut otorite tarafından Hz. Nuh ALIKONULMA, yani TUTUKLANMAYA maruz bırakılmıştır.
Müminun Suresi, 25. Ayet:
"O, kendisinde delilik bulunan bir adamdan başkası değildir, onu belli bir süre gözetleyin." (Müminun Suresi, 25)
اِنْ هُوَ اِلَّا رَجُلٌ بِهٖ جِنَّةٌ فَتَرَبَّصُوا بِهٖ حَتّٰى حٖينٍ
İn huve illa raculun bihi cinnetun fe terabbasu bihi hatta hinin.
.jpg)
Ayette “gözetlemek” olarak çevrilen “terabbasu” kelimesinin kökü “rbs” ربص harflerinden meydana gelmektedir.
Kelimenin sözlük anlamları şöyledir:
• fırsat kollamak,
• başına kötülük gelmesini beklemek.
Cümlenin Arapça gramer yapısı incelendiğinde “terabbasu” kelimesi yani “beklemek / gözetlemek” bilinçli bir şekilde sonucu görmek için bekleme anlamında kullanılmıştır.
Bu kelime, diğer ayetlerdeki kullanımıyla birlikte değerlendirildiğinde, karşı tarafta kötü bir sonucun ortaya çıkmasını bekleme, fırsat kollama, izleyip karar verme gibi anlamlarda kullanılmaktadır. Yani Hz. Nuh zindana atıldıktan sonra, başına gelecek felaketleri, moral ve motivasyonunun çökmesini, yaşlanmasını, hastalanmasını, hatta ölmesini beklemek anlamında kullanılmaktadır. Zaten Hz. Nuh’u ve tüm diğer peygamberleri zindana atmalarının amacı budur. Hatta bu cümlede bir eminlik vardır; zindana konduğunda ve orada unutulduğunda, moralinin bozulacağına, yaşlanacağına, çökeceğine, etrafında toplanan müminlerin dağılıp onu terkedeceklerine, oradan asla çıkamayacağına, ölene kadar zindanda kalacağına ve nihayetinde öleceğine dair kesin kanaatleri bulunmaktadır. Bu şekilde Hz. Nuh’u başka kişilere de kendilerince ibret kılmak, başkalarını da, “onun başına gelenler sizin de başınıza da gelebilir” diyerek, halk üzerinde tahakküm kurmak istedikleri anlaşılmaktadır.
Bir önceki ayette, yani Müminun Suresi’nin 24. ayetinde belirtildiğine göre, “gözetleyin” emrini, kavmin önde gelenleri, yani yönetici olan kişiler vermektedir.
Mü’min Suresi, 5. ayet
“Kendilerinden önce Nuh kavmi de yalanladı ve kendilerinden sonra (sayısı çok) fırkalar da. Her ümmet, kendi elçilerini (susturmak için) YAKALAMAYA yeltendi. Hakkı, onunla yürürlükten kaldırmak için, 'batıla-dayanarak' mücadeleye giriştiler. Ben de onları yakalayıverdim. Artık Benim cezalandırmam nasılmış?”
كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَالْاَحْزَابُ مِنْ بَعْدِهِمْۖ وَهَمَّتْ كُلُّ اُمَّةٍ بِرَسُولِهِمْ لِيَأْخُذُوهُ وَجَادَلُوا بِالْبَاطِلِ لِيُدْحِضُوا بِهِ الْحَقَّ فَاَخَذْتُهُمْ۠ فَكَيْفَ كَانَ عِقَابِ
Kezzebet kablehum kavmu nuhın vel ahzabu min ba'dıhım ve hemmet kullu ummetin bi resulihim li YE'HUZUHU ve cadelu bil batılı li yudhıdu bihil hakka fe ehaztuhum, fe keyfe kane ıkab.
YE'HUZUHU yani YAKALAMAYA kelimesinin kökü اخذ (I kh ze) harflerinden meydana gelmektedir.
Anlamları:
• esir almak,
• ele geçirmek,
• yakalamak
• cezalandırmak üzere tutmak
• zorla kontrol altına almak
Ragıp El Isfahani’nin, El Müfredat isimli Kur’an Kavramları Sözlüğünde, YE'HUZUHU ifadesi için “Bir şeyi tutmak, elde etmek, yakalamak, sahip olmak. ESİR DÜŞMÜŞ VE YAKALANMIŞ KİŞİYE DE DENİR.” denmektedir.
Tefsirlerde de, bu kelimenin anlamı tutuklamak, cezalandırmak için hapsetmek olarak açıklanmaktadır:
Fahruddin Er-Razi’nin Tefsir-I Kebir isimli kitabında:
“Cenab-I Hak, “Her ümmet, kendi peygamberi aleyhinde harekete geçti” buyurmuştur. Bu, “O gruplardan her biri, kendisini öldürmek, ona işkencede bulunarak HAPSETMEK için, peygamberlerini yakalamaya azmettiler…”
Imam Kurtubi, El-Camiu Li-Ahkamil-Kuran – s. 15
"Her ümmet peygamberlerini alıp yakalamak" ONU HAPSE ATMAK ve ona işkence etmek "istedi."
İsmail Hakkı Bursevi, Ruhul Beyan, s.07
“…’Yakalamaya’ esir alıp işkence yapmak üzere HAPSE KOYMAYA azmetmişti.”
Mümin Suresinin 5. Ayetinde, Hz. Nuh’un isminin zikredilerek, Hz. Nuh’tan itibaren peygamberlerin hapsedildiklerinin, alıkonulduklarının bildirilmesi, HZ. NUH’UN DA HAPSEDİLDİĞİNE işaret etmektedir.
Müminun Suresi 25. Ayet ve Mümin Süresi 5. Ayet Birlikte Değerlendirildiğinde, Hz. Nuh’un Delilikle İtham Edildiği, Tebliğ Faaliyetleri Nedeniyle Zindana Atılarak Gözetim Altında Tutulduğu Anlaşılmaktadır:
Müminun Suresi’nin 25. Ayetinde, Hz. Nuh yaşadığı toplumun inanç şeklini kabul etmediği, putperest inançlarını eleştirdiği, inançlarındaki anormallikleri, mantık dışı uygulamaları deşifre ederek, halka gerçek dini anlattığı için, delilikle itham edilmiştir. Daha sonra da o topluluğun önde gelenleri, bir süre gözetlenmesi, yani hapsedilerek, kontrol altında tutulması talimatını vermişlerdir.
.jpg)
"O, kendisinde delilik bulunan bir adamdan başkası değildir, onu belli bir süre gözetleyin." (Müminun Suresi, 25)
Mümin Suresi’nin 5. Ayetinde de Hz. Nuh ve sonraki birçok peygamberin YAKALANDIĞI yani HAPSEDİLDİĞİ bildirilmektedir.
Dolayısıyla, Hz. Nuh’u “gözetleyin” diyenler, onu dışarıda değil zindanda gözetlemişler, hakkında düzenli rapor verilmesi talimatını vermişlerdir. .
Hz. Nuh zindanda uzun yıllar kalmıştır
Hz. Nuh’un yaşadığı dönemde, modern hukuk sistemi olmadığı için, soruşturma ve yargılama gibi süreçler makul bir işleyişte ilerlemiyordu. Bu nedenle bir kişi hapse atıldığı zaman kısa bir süre sonra serbest kalması hemen hemen imkansızdı; hatta insanlar zindanlarda unutuluyorlardı. Bir kişinin zindana atılması demek orada unutulması ve ne zaman çıkacağının belli olmaması demekti; yani müebbet hapis anlamına gelmekteydi. Günümüzdeki gibi infaz süresinin dolmasıyla hapisten çıkmak mümkün değildi.
Mahkumların hapisten çıkabilmeleri genellikle baştaki kralın ölümü, kralın evlenmesi, savaş çıkması, kıtlık olması gibi olağan dışı olayların gerçekleşmesi ile oluyordu. Bu nedenle HZ. NUH PEYGAMBER DE, DÖNEMİN HUKUK SİSTEMİ SEBEBİYLE CEZAEVİNDE ÇOK UZUN YILLAR KALMIŞTIR.
Nitekim Hz. Yusuf Peygamber’in zindanda unutulması bunun örneklerinden biridir. Yusuf Suresi’nin 42. Ayetinde “…böylece daha nice yıllar (Yusuf) zindanda kaldı.” ifadesiyle Hz. Yusuf’un unutularak yıllarca zindanda kaldığı bildirilmektedir. Ayette geçen “nice yıllar” ifadesinin Arapçası özel bir anlam içerir; Hz. Yusuf’un süresi belirsiz uzun yıllar zindanda kaldığına işaret eder.
İkisinden kurtulacağını sandığı kişiye dedi ki: "Efendinin katında beni hatırla." Fakat şeytan, efendisine hatırlatmayı ona unutturdu, böylece daha nice yıllar (Yusuf) zindanda kaldı. Vekâle lilleżî zanne ennehu nâcin minhumâ-żkurnî ‘inde rabbike feensâhu-şşeytânu żikra rabbihi felebiśe fî-ssicni bid’a sinîn(e)
“bid’a sinîn(e)” ifadesinin anlamı :
• bid‘a (بِضْعَ): birkaç, birden fazla, - 7 ile 10 arası,
• sinīn (سِنِينَ): yıllar
Bu ifadenin bu ayette kullanımındaki incelik şöyledir:
• Burada amaç, sayıyı tam hesaplatmak değil; Hz. Yusuf’un zindanda bekleyişinin uzadığını hissettirmektir.
• Yani ifade hem belirsiz, hem de azımsanmayacak kadar uzun bir süreye işaret eder.
Hz. Yusuf Peygamber’in zindanda kalış süresini ifade eden bir diğer ayet ise Yusuf Suresinin 35. Ayetidir.
Sonra onlarda (Yusuf'un iffetine ilişkin) delilleri görmelerinin ardından, mutlaka onu belli bir vakte kadar zindana atmak (görüşü)ağır bastı. Śumme bedâ lehum min ba’di mâ raevû-l-âyâti leyescununnehu hattâ hîn(in)
Bu ayette geçen ve süre belirten hîn(in) ifadesinin anlamları ise şöyledir:
Genel anlam alanı şöyledir:
• vakit
• zaman
• bir süre
• bir dönem
• bir an / bir vakit dilimi
Kur’an’daki kullanıma göre bazen:
• belirsiz bir süreyi,
• bağlama göre daha uzun bir dönemi ifade etmektedir.
Aynı ifade Hz. Nuh için de kullanılmıştır. Yukarıda açıkladığımız Müminun Suresinin 25. Ayetinde “belli bir süre” ifadesi için kullanılan kelime aynıdır.
"O, kendisinde delilik bulunan bir adamdan başkası değildir, onu belli bir süre gözetleyin." (Müminun Suresi, 25)
اِنْ هُوَ اِلَّا رَجُلٌ بِهٖ جِنَّةٌ فَتَرَبَّصُوا بِهٖ حَتّٰى حٖينٍ
İn huve illa raculun bihi cinnetun fe terabbasu bihi hatta hinin.
Bu ayetlerden de anlaşıldığı üzere, Hz. Nuh peygamber, belirsiz ancak uzun bir süre gözetim altında, yani zindanda kalmıştır.
Hz. Yusuf, Hz. Yahya, Hz. İbrahim ve Hz. Nuh gibi hapis imtihanı yaşamış peygamberler; kendilerine yöneltilen asılsız suçlamaları Allah’tan gelen bir imtihan olarak görmüş, O’ndan razı olarak sabır, teslimiyet ve tevekkülle karşılamışlardır. Bu zorlu imtihanlarda Allah’a gönülden boyun eğerek en güzel ahlakı sergilemiş ve tüm Müslümanlara örnek olmuşlardır.


