Son yıllarda, başta ülkemiz olmak üzere dünyanın dört bir yanında, Gazze’de yaşanan acıların sona ermesi için çeşitli protestolar ve yürüyüşler düzenleniyor. Binlerce insan, ellerinde pankartlarla, dövizlerle Gazze’deki zulme dikkat çekmeye çalışıyor. Elbette, bu protestolara katılanların, oradaki mazlumlara sessiz kalmak istememeleri, bu dramı gündeme taşımaya çalışmaları takdire şayandır. Ancak burada asıl düşünülmesi gereken bazı önemli noktalar vardır:

Yıllardır devam eden bu protestolar, Gazze’ye yağan bombaları durdurabildi mi? Oradaki çocukların ölümünü engelleyebildi mi? Binlerce masumun katledilmesinin önüne geçebildi mi? Hastanelerin, okulların bombalanmasını durdurabildi mi? Maalesef, HAYIR. Protestolar yapılırken, aynı anda Gazze’ye bombalar yağmaya devam etti ve hâlâ da devam ediyor.

Birçok insan, iyi niyetle, eşini ve çocuklarını alıp birkaç saatliğine protestolara katılıyor, bunu da bir çeşit “cihat” olarak görebiliyor. Protesto eyleminden çıktıktan sonra market alışverişini yapıp sıcak evine dönüyor. Ancak, bu eylemlerin Gazze’deki kardeşlerimize gerçek bir fayda sağlamadığını, önceki protestolar gibi hiçbir somut sonuç doğurmadığını, bir çözüm olmadığını pek düşünmüyor. Kendi hayatının düzeninin yerinde olmasını yeterli buluyor ve “Gazze için bir şey yaptım” diyerek vicdanını rahatlatıyor.

 

Bir de Gazze’deki zulme tamamen kayıtsız kalan insanlar var. Kimi, kendi konforunu bozmamak için, kimi de yaşananlardan ders çıkarmadığı için ihtiyaç sahiplerine yardım etmiyor, sadaka vermiyor. İkinci evini, arabasını almak için para biriktiriyor ama başkalarının çocuklarının açlığına kayıtsız kalıyor. Oysa Kuran’da Allah’ın emri olan “velayet sistemi”ne uysalar, hem kendi hayatlarına bereket gelecek hem de bu vesile ile dünyada ihtiyaç içinde kimse kalmayacak.

 

Bu zihniyet sürdükçe, ne Gazze’deki kardeşlerimiz ne de İslam âlemi gerçek bir kurtuluşa ulaşabilir. Müslümanlar kendi aralarında birlik çağrısı yapmadıkça, bu mesele çözümsüz kalacaktır. Hâlâ hiçbir protesto etkinlikleri bir fayda sağlayamamakta ve Müslümanlar birlik çağrısı yapmamaya devam etmektedirler.

 

Protestolara katılanlara, bu eylemlerin Müslümanların sesini dünyaya duyurma konusunda etkisiz olduğu söylendiğinde, genellikle “Elimden ancak bu geliyor” cevabı veriliyor. Konuya hassasiyet göstermeleri güzel olsa da, bir Müslümanın elinden başka bir şey gelmediğini söylemesi samimi bir yaklaşım değildir. Çünkü Kuran’ın emrine uyup, birlik olsalar, ayrılığı bırakıp Peygamberimizin sünnetine uygun şekilde bir araya gelip bir lider seçseler, tüm Müslümanları onun önderliği altında tüm Müslümanları kanatları altına alarak bir güç toplasalar, işte o zaman yalnızca Gazze’deki değil, tüm dünyadaki mazlumlara, hatta din, dil, ırk ayrımı gözetmeksizin bütün insanlığa barış ve kurtuluş getirmiş olurlar.

Kudüs ve Mescid-i Aksa'nın Önemi | Vuslat Derneği

Kuran’da Allah’ın birlik emri çok açıktır:

İnkar edenler birbirlerinin velileridir. Eğer siz bunu yapmazsanız (birbirinize yardım etmez ve dost olmazsanız) yeryüzünde bir fitne ve büyük bir bozgunculuk olur. (Enfal Suresi, 73)

Allah’ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın, dağılmayın. Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz, O kalplerinizi uzlaştırdı ve O’nun nimetiyle kardeş oldunuz. Siz ateş çukurunun kenarındaydınız, oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye Allah ayetlerini size böyle açıklar. (Al-i İmran Suresi, 103)

Allah’a ve Resulü’ne itaat edin, çekişip birbirinize düşmeyin; yoksa çözülür, yılgınlaşırsınız, gücünüz gider. Sabredin. Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir. (Enfal Suresi, 46)

O: “Dini dosdoğru ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin” diye dinden Nuh’a vasiyet ettiğini ve sana vahyettiğimizi, İbrahim’e, Musa’ya ve İsa’ya vasiyet ettiğimizi sizin için de şeriat kıldı. (Şura Suresi, 13)

Eğer Müslümanlar hem kendi aralarında hem de tüm dünyadaki kardeşlerine birlik çağrısı yapsalar, ittifakla bir lider seçip, barış ve kurtuluş için birleşseler, ahir zamanda olduğumuzu hadislerden delillerle anlatsalar, bu dönemin alametlerini ve çözümün ittifakta olduğunu açıklasalar, işte o zaman gerçek bir mücadele vermiş olurlar.

 

Dünyadaki bu sistemi Allah yaratmıştır ve onu düzeltecek olan da sadece Allah’tır. Allah’ın kudreti, her şeyi yoktan en mükemmel şekilde yaratmaya yeter. Gazze’deki kardeşlerimizin kurtuluşu da, tüm dünyanın kurtuluşu da Allah için çok kolaydır. Ancak Allah, kullarından emirlerine uymalarını istemektedir. Birlik olma emri Kuran’da çok net bir şekilde bildirilmiştir.

 

Bu nedenle, “Benim birlik çağrımdan ne olur ki?” diye düşünmek, gücün kendi elinde olduğunu sanmak olur, ki bu bir gaflettir. Allah, Müslümanın birlik çağrısını bir dua olarak kabul eder ve ona mutlaka icabet eder. Her işi yapan Allah’tır;

Müslümanların Allah’ın gücüne inanarak, dua ederek ve Allah’a güvenerek hareket etmeleri gerekir. Allah, Müslümanlardan sadece Kuran’ın emrini yerine getirmelerini istemektedir. Gerçek kurtuluşun yolu da budur.

İbrahimî dinler - Vikipedi