Bugün dünyayı sarmış olan öfke ve nefret fırtınası, acı bir şekilde ülkemizde de emarelerini göstermektedir. Ülkemiz, gitgide sevginin unutulduğu, insanların birbirlerine tahammül edemedikleri, evliliklerin şiddet olaylarıyla sonlandığı, şiddet vakalarının arttığı, hatta insanların birbirlerini sıradan gerekçelerle katlettiği bir yere dönüşmüştür. Normal şartlarda sevginin, fedakarlığın, şefkatin, dostluğun ve kardeşliğin beşiği olan bu topraklar, gitgide kimsenin kimseye güvenemediği, kimsenin kendini güvende hissetmediği, insanların kendilerini her an tehlike altında gördüğü tehlikeli topraklar halini almıştır. Bu durum, her geçen gün artarak devam etmektedir.
Bugün çocuk katillerden konuşuyorsak, kadın cinayetleri her yıl katlanarak artıyorsa, yol verme kavgaları dahi cinayetle bitiyorsa ve bunların hiçbirine çözüm getirilemiyorsa, bunun tek sebebi, ülke halkının elindeki sevgi değerini yitiriyor olmasıdır.

Hal böyle olunca yeni nesil, tümüyle duyarsız ve sevgiden yoksun bir görünümde yetişmektedir. Ebeveynlerin yarış içinde olduğu bir dünyada, yeni neslin büyük kısmı menfaatperest yetişmekte, başkalarını önemsememekte, başkalarının sorununu kendinden uzak görmekte, umursamaz ve duyarsız şekilde büyümektedir. Geçmiş nesiller sevgiyi unuttukça, sevgi yerine rekabeti önemli gördükçe, sevgiyi tanımayan yeni nesiller var olmaktadır. Günlük hayatta ve çalışma ortamında sevgisiz insanlar sürekli artmakta, gaddarlıkları ile diğer insanlara hayatı zorlaştırmaktadırlar.

Yeni neslin büyük ölçüde manevi değerlerden uzak yetiştirilmesi de bu durumu pekiştirmekte; entrika odaklı, şiddet ve mafya içerikli dizi, film ve programlarla bu görüntü daha vahim bir hale gelmektedir.
Milli Eğitim Müfettişi Doğan Ceylan’ın yukarıdaki yazısı, konuyla ilgili yapılmış en iyi gözlemlerden biridir. Yazıda anlatılan tüm bu sorunların kaynağı, sevgiden uzak bir nesil yetiştirilmesidir.

Ülkemiz, çok ciddi bir sorun ile karşı karşıyadır.
Önemle belirtmek gerekir ki, sevgisiz medeniyetler tarih boyunca hep yıkılmışlardır. Bunun hiçbir istisnası yoktur. Sonları mutlaka aynı olmuştur.
Bu, teknik olarak toplumların birlik ve beraberlik değerlerini, toplum ruhunu unutmaları; din, aile, devlet gibi kendilerini bütünleyen tüm değerlerden soyutlanmaları, vicdanlarını kullanmamaları ve fedakarlık ruhunu unutup bencillik üzerine kurulu bir yaşam sürmelerinin doğal sonucudur.

Derinlerde ise aslında bu, tarihte hep Allah’ın sevgisiz toplumlara verdiği bir ceza olmuştur. Çünkü Allah, tüm kainatı sevgi üzerine yaratmıştır. Yarattıklarının görülüp takdir edilmesini ve Yaratana olan hayranlığın ve sevginin artmasını istemiştir. Dolayısıyla Allah, tüm kainatı sevgi ile ayakta duracak şekilde yaratmıştır.
Eğer sevgi yok oluyorsa, insanlar o sevgiyi istemiyorlarsa, o zaman Allah da o toplumu var etmeyi bırakır. Allah korusun.
Ülkemizin acilen bu büyük felaketten kurtulması gerekmektedir.
Sevgi Güzelliktir; Güzellik Sevgidir
Sevgi demek Allah demektir, Allah demek sevgi demektir. Allah, sevmeyi ve sevilmeyi sever. Allah, sevildiğinde o insana bereketini bahşeder. Sevgiden uzak durulduğunda ise Allah, karşılık olarak sefalet verir. Güzelliği, sanatı, huzuru, bolluğu, bereketi ve mutluluğu ortadan kaldırır.
Sevginin sağlanmasının tek yolu, Allah sevgisinin insanlara kazandırılmasıdır. Bunun dışında gerçek sevginin kazanılmasının ve kalıcı olmasının başka hiçbir yolu yoktur.
İnsanların üzerlerindeki güvensizliklerin yok edilmesinin, toplumun rekabet ve çıkarcılık cenderesinden çıkmasının, insanların öfke ve şiddet belasından kurtulmalarının tek yolu, gerçek sevginin kaynağının anlatılmasıdır.
Topluma, tüm varlıkların Allah’ın birer tecellisi olduğu, Allah’ın yaratılmış her şeyde varlığını gösterdiği, her şeyin O’nun kontrolünde ve bilgisinde olduğu, Allah’ın insana Kendi ruhundan üflediği ve onu kıymetli kıldığı anlatılmalıdır.
Allah’ın, kainattaki tüm güzellikleri Kendi yaratma sanatının tezahürü olarak, bir tecelli olarak, sevilmek için yarattığını, Allah’ın sevgi istediğini açıklamak gerekir. Bu anlaşıldığında, insanlar ve tüm varlıklar Allah’a ait ve Allah’ın kontrolünde varlıklar olarak görüldüğünde, insanların bakış açıları değişecek; sevgi, sadece ve sadece Allah’a ve dolayısıyla Yarattıklarına yöneltilecektir.
Toplumlara “birbirinizi sevin” demek, sevgiyi oluşturmanın bir çözümü değildir. Toplumlara sevginin kaynağının anlatılması gerekmektedir. Ülkenin şu an sürüklendiği bu sevgisiz ortamın görülmesi ve acilen buna karşı bir önlem alınması gerekmektedir. Allah, Kendisi sevgiyi isterken; bunu, haşa, önemli görmeyen, sevgiyi bilmeyen ve yaşamayan bir topluma rahmetini kısabilir. Böyle bir felaketten dehşetle korkmak gerekir.

Sevgi, şeytana karşı en büyük silahtır.
Sevgi oluştuğunda, şeytanın yaşam alanı kalmaz. Sevgi, dünyada güzelliklerle yaşamak ve ahirette sevginin en tecelli ettiği yer olan cenneti hak edebilmek için tek şarttır.
Dünyanın normale dönüşmesi, insanların rahat yaşaması, kıtlık, darlık ve huzursuzluk çekmemeleri için tek koşuldur.

Allah, tüm kainatı sevgi için yaratmıştır. Kelebekler, kuşlar, dağlar, ağaçlar, denizler, tüm sevimli hayvanlar ve tüm nimetler sevgi için var edilmiştir. Dolayısıyla Allah, sevginin oluştuğu yerde rahatlık verir. İşte tam da bu nedenle, sevgisizliğin asla yaşatılmaması gerekir.
Allah, yeryüzündeki varlıklarda tecelli ettirdiği estetiği, güzelliği ve sevimliliği sevgi için yaratmıştır. Sevgi yeşertildiğinde, o zaman Allah bu hayatı çok güzelleştirir. Ülkemize de milletimize de görülmemiş bereketler ve güzellikler gelir. Bugün yaşanan sıkıntılar ortadan kalkar ve Allah, sevgisini toplumun her ferdi, her bitkisi, her ekini üzerinde hakim kılar.
Bunun sağlanması kolaydır. Sevginin anlatımı, hiçbir hurafe izaha girmeden yapılmalıdır. Kuran’dan deliller gösterilmeli, Allah’ın güzelliği yarattığı muhteşem eserler yoluyla tanıtılmalı ve tüm varlıkların Allah’ın eseri ve Allah’ın tecellileri olduğu anlatılmalıdır.
Bu konuda acele edilmeli, ülkemiz daha büyük felaketlere sürüklenmeden, iş işten geçmeden harekete geçilmelidir.