Allah sevgisine dayanan gerçek sevgi, insanın ruhunda geçici duygularla meydana gelen sıradan bir yakınlık değildir. Kaynağı Allah sevgisi olan bu sevgi, dış şartlara, zamanın geçmesine, alışkanlıklara veya dünyevi beklentilere bağlı olarak zayıflamaz. Aksine insan sevdiği kişide Allah’ın tecellilerini, güzel ahlakı, samimiyeti, merhameti, vefayı ve ruhundaki derin güzellikleri gördükçe sevgisi daha da güçlenir. Bu nedenle gerçek sevgi tükenen veya zamanla değerini kaybeden bir duygu değil; Allah’ın kalpte yarattığı, her geçen gün daha da derinleşen çok kıymetli bir nimettir

Allah sevgisine dayanan gerçek sevgide hiçbir zaman bıkma ve usanma olmaz. Çünkü insan sevdiği kişiyi sadece dış görünüşüyle, kendisine sağladığı menfaatlerle, alışkanlıkla ya da geçici sebeplerle sevmez. Onu Allah’ın bir tecellisi, Allah’ın yarattığı ve güzel ahlak özellikleriyle donattığı değerli bir insan olarak görür. Bu nedenle sevginin temeli geçici sebeplere değil, kişinin ruhuna, karakterine, ahlakına ve taşıdığı manevi güzelliklere dayanır. Allah sevgisine dayanan sevgide insan, sevdiği kişiye sıradan bir insan gibi bakmaz. Onun Allah’a olan sevgisini, içindeki güzellikleri, güzel ahlakını, samimiyetini, vicdanını, merhametini, şefkatini, fedakarlığını ve daha pek çok güzel özelliğini görür.

 

Sevginin temelini tüm bu manevi güzellikler oluşturduğu için, sevgi dış şartlara bağlı olarak değişmez. Çünkü insanın asıl sevdiği geçici görüntüler değil, ruhunda taşıdığı değerlerdir.

Böyle bir sevgide sevilen kişinin sevgisi de farklı bir nitelik taşır. İnsan, sevdiği kişinin güzel ahlakını ve güzel karakterini yalnızca belirli zamanlarda değil, hayatın her alanında görür. Bu güzellikler şartlara, ruh haline veya çıkarlara göre değişmez.

 

Bir gün sevgi gösterip başka bir gün ilgisiz davranmak,
bir gün değer verip başka bir gün unutmak
gibi tutarsızlıklar ortaya çıkmaz.

Çünkü sevginin kaynağı geçici duygular değil, Allah sevgisidir.

 

Allah’a duyulan sevgi ve bağlılık azalan değil, sürekli güçlenen ve derinleşen bir özellik taşıdığı için, bu sevginin yansıması olarak sevilen insana duyulan muhabbet de aynı şekilde istikrarlı ve kalıcı olur. İnsan Allah’ı sevmekten asla vazgeçmediği gibi, Allah sevgisiyle sevdiği insana olan sevgisinden de vazgeçmez. Nitekim Allah, “İman edenlerin Allah’a olan sevgileri çok daha güçlüdür.” (Bakara Suresi, 165) buyurmaktadır. Allah sevgisi güçlendikçe, Allah için insana duyulan sevgi de aynı şekilde güçlenir ve derinleşir.

 

İnsanın Allah’a olan sevgisi nasıl asla günlük olaylardan, ruh halinden veya geçici şartlardan etkilenmiyorsa, Allah sevgisiyle yaşanan sevgi de aynı şekilde sarsılmaz bir nitelik taşır. Bu nedenle sevdiği kişiye verdiği değer, gösterdiği ilgi, hissettirdiği sevgi ve yakınlık hiçbir koşulda değişmez; her zaman aynı samimiyet ve kararlılıkla devam eder. Böyle bir kişi, karşısındaki insanın mutluluğunu önemser, onu koruyup gözetir, onun iyiliğini ister. Sevgisini güzel sözlerle, ince düşüncelerle, vefasıyla, sadakatiyle ve samimi ilgisiyle gösterir.

Nitekim Kuran’da, “İman edip salih amellerde bulunanlar için Rahman bir sevgi yaratacaktır.” (Meryem Suresi, 96) buyrulmaktadır.

 

Dolayısıyla Allah’a inanan kimselerin yaşadığı bu sevgi, Allah’ın imanlarına karşılık olarak onlara verdiği bir nimet ve lütuftur. Kaynağını Allah’tan alan bir sevgi, geçici sebeplere dayanan duygular gibi kolayca zayıflayan, yön değiştiren veya ortadan kalkan bir sevgi değildir. Aksine iman güçlendikçe güçlenen, derinleştikçe derinleşen, şartlardan etkilenmeden varlığını sürdüren sağlam ve kalıcı bir sevgidir.

 

Bu nedenle Allah sevgisine dayanan sevgi, insanın bütün tavırlarına yansıyan bir güzellik meydana getirir. Böylece sevgi yalnızca hissedilen bir duygu olarak kalmaz; davranışlara, üsluba ve günlük hayatın her anına yayılan bir güzellik olarak ortaya çıkar.

 

İnsan da sevdiği kişide bu güzel ahlakı ve bu samimi sevgiyi gördükçe ondan daha fazla etkilenir. Çünkü;

güzel ahlak sevgi doğurur,
samimiyet güven oluşturur,
şefkat, merhamet, vefa, sadakat kalpleri birbirine yakınlaştırır.

 

Sevilen kişinin her güzel davranışı, her ince düşüncesi ve her fedakarlığı sevgiyi biraz daha artırır. İnsan sevdiği kişinin karakterindeki, ahlakındaki ve ruhundaki güzellikleri her geçen gün daha derin yönleriyle görür. Fark ettiği her yeni güzellik, hissettiği her yeni incelik ile birlikte hayranlığı, takdiri, sevgisi daha da artar. Bu nedenle Allah sevgisine dayanan sevgide bıkma ve usanma oluşmaz. Onun varlığından, karakterinden, ahlakından, konuşmasından, bakışından, kısacası her halinden samimi bir sevinç, heyecan ve mutluluk duyar. Bu yüzden zaman geçtikçe sevgi azalacağına daha da güçlenir.

 

“Sevgiden bıkanlar” aslında gerçek sevgiyi yaşamayıp; geçici heyecanları ve menfaat beklentilerini kaybedenlerdir

Bazı insanlar çoğu zaman gerçek sevgiyi, geçici heyecanlarla karıştırmakta; bu nedenle, ilk günlerde yaşanan heyecanın azalmasını sevginin azalması olarak değerlendirebilmektedir.

Oysa heyecanın azalması ile sevginin azalması aynı şey değildir.

 

Geçici heyecanlar çoğu zaman yeniliğe, meraka, beklentilere veya çeşitli menfaatlere dayanır. Bu sebepler ortadan kalktığında, onlara bağlı olarak oluşan zayıf ve geçici dünyevi duygular da zayıflayabilmektedir. Bu durum bazı insanların sevginin de sona erdiğini düşünmelerine neden olmaktadır.  Oysa gerçekte zayıflayan sevgi değil; sevgi zannedilen geçici heyecanlar ve beklentilerdir.

 

Gerçek sevgi heyecandan çok daha derin bir duygudur. Gerçek sevgide insan sevdiği kişinin yanında huzur bulur. Nitekim Allah, “O’nun ayetlerinden biri de, kendileriyle huzur bulmanız için size kendi cinsinizden eşler yaratması ve aranıza sevgi ve merhamet koymasıdır.” (Rum Suresi, 21) buyurmaktadır. Ayette de bildirildiği gibi, Allah sevgiyi ve merhameti insanlar arasında huzur vesilesi olarak yaratmıştır. Bu nedenle Allah sevgisine dayanan gerçek sevgi, insana yalnızca heyecan değil; derin bir güven, yakınlık, mutluluk ve huzur da verir. İnsan sevdiği kişinin sesini duymaktan, yüzünü görmekten, onunla aynı ortamda bulunmaktan mutlu olur. Aradan yıllar geçse de bu sevgi ve mutluluk yıpranmaz, azalmaz, kaybolmaz. Tam tersine kişi sevdiği insanı daha yakından tanıdıkça ona olan sevgisi, hayranlığı, bağlılığı, yakınlığı sürekli olarak daha da artar.

 

Gerçek sevgide zaman, sevgiyi azaltan bir unsur değil; onu güçlendiren ve derinleştiren bir vesiledir. Birlikte çok vakit geçirmekten bıkılmaz, sıkılınmaz, sevgi asla azalmaz

Gerçekten Allah sevgisiyle seven bir insan için “çok fazla birlikte olmak” diye bir kavram yoktur. İnsan sevdiği biriyle saatlerce, günlerce, hatta sürekli birlikte olsa yine de ondan sıkılmaz. Çünkü sevilen kişi bir eşya ya da tüketilecek bir şey değildir. İnsan sevdiğinin yanında olmaktan sürekli çok fazla zevk alır.

 

Nasıl ki insan;

çok sevdiği bir manzaraya her baktığında yeniden hayran kalabiliyorsa,
çok sevdiği bir müziği tekrar tekrar dinlemekten rahatsız olmuyor, çok fazla zevk alabiliyorsa, sevdiği insanın yanında olmaktan da rahatsız olmaz, çok daha mutlu olur.

Çünkü sevgi, tekrar ettikçe değeri azalan değil, değeri daha da iyi anlaşılan bir nimettir.

 

Üstelik sevgi, bir manzaradan veya bir müzikten çok daha büyük ve çok daha derin bir nimettir. Çünkü manzaranın da müziğin de ruhu yoktur. Onlar insana belli yönleriyle hitap eder, belli ölçüde etki bırakırlar. Oysa insanın ruhu vardır. Allah’ın insana verdiği ruh ise derinliği, zenginliği ve sürekli yeni yönleri ortaya çıkan yapısıyla maddi varlıklardan tamamen farklıdır.

Bu nedenle Allah’ın tecellisi olarak sevilen bir insanın ruhundaki güzellikler, insanda her geçen gün daha derin bir heyecan, daha büyük bir hayranlık ve daha güçlü bir sevgi oluşturur. Bu yüzden böyle bir sevgide bıkkınlık ve usanma oluşmaz.

 

İnsan sevdiğiyle sürekli birlikte olduğunda bile ona olan özlemi hiç bitmez

Allah sevgisine dayanan gerçek sevgide insan sevdiğinin varlığına hiçbir zaman doymaz. Birlikte geçirilen zaman arttıkça sevgi azalmaz, aksine daha da güçlenir. Bu nedenle sevilen kişiyle ne kadar çok vakit geçirilirse geçirilsin, ondan uzaklaşma isteği oluşmaz. Tam tersine insan sevdiğiyle daha fazla birlikte olmak, daha fazla konuşmak, daha fazla paylaşımda bulunmak ister.

Çünkü Allah’ın tecellisi olarak yaşanan sevgide sevilen kişinin varlığı insana huzur, mutluluk ve sevinç verir. İnsan sevdiği kişiden bıkmadığı gibi, onunla geçirdiği zamanın da sona ermesini istemez. Birlikte geçirilen her an çok değerli görülür. Sevgi arttıkça beğeni artar, beğeni arttıkça yakınlık artar, yakınlık arttıkça da birlikte olma arzusu sürekli olarak daha da artar.

Bu nedenle gerçek sevgide insan sevdiği kişiyle sürekli birlikte olsa bile ona karşı duyduğu özlem sona ermez. Aksine sevgi arttıkça özlem de artar. Çünkü insan sevdiği kişiye ne kadar değer veriyorsa, onunla birlikte olmaktan da o kadar mutluluk duyar.

 

 

İnsan sevdiği kişiyi gördüğünde mutlu olur, görmediğinde ise onu arar. İnsan sevdiği kişiyle ne kadar çok birlikte olursa olsun, onu görmediği anda özlem duymaya başlar. Bir dakika önce yanında olsa bile, yanından ayrıldığı anda özler. Gerçek sevgide özlem ayrılığın değil, sevginin bir sonucudur. İnsan sevdiği kişiden uzaklaşmak istemediği için özler; onunla daha fazla birlikte olmak istediği için özler.

 

Bu nedenle Allah sevgisine dayanan sevgi arttıkça;

özlem de artar,
yakınlık da artar,
birlikte olma arzusu da artar.

Kalpte oluşan duygu bıkkınlık değil, sevdiğine daha fazla yakın olma isteğidir.

Gerçek sevgide ayrılık düşüncesi hiç yoktur; sevgi sürekli olarak daha da fazlasıyla yaşanmak istenir

Allah sevgisine dayalı bir sevgide ayrılık düşüncesi de asla olamaz. İnsan sevdiği kişiden vazgeçmeyi, ondan uzaklaşmayı, onu hayatından çıkarmayı hiçbir zaman düşünmez. Güçlü ve samimi bir sevgide insanın kalbi kesintisiz şekilde sürekli sevdiğiyle birlikte olmayı ister. Onun Allah’a olan sevgisi, varlığı, sevgi derinliği, güzel ahlakı karşısındaki kişiye huzur ve mutluluk verdiği için ondan uzak kalmak değil, ona daha da yakın olma arzusu oluşur. İnsan sevdiğiyle daha çok vakit geçirmek, daha çok paylaşmak, sürekli daha da samimi olmak ister.

Bu yüzden gerçek sevgide insanların ruhundaki en yoğun istek sevgiyi daha da artırmak, daha da derin yaşayabilmektir.

“Sevgimizi nasıl daha derin hale getirebiliriz?”,
“Nasıl daha da güçlendirebiliriz?”
“Birbirimize sevgimizi nasıl daha güzel gösterebiliriz?”

gibi düşünceler ön plana çıkar. Çünkü sevgi durağan değildir. Sürekli daha da artar ve derinleşir.

 

Sevgi varsa engeller büyümez; küçük meseleler sevginin önüne geçmez

Allah sevgisine dayalı bir sevgide karşılaşılan engeller de hiçbir zaman sorun olmaz. Çünkü seven insanlar için sevgi çok kıymetlidir. İnsan nasıl ki kıymetli bir eşyasına dahi çok değer verir, onu kaybetmemek için her türlü tedbiri alır, ona çok iyi bakarsa; Allah’ın tecellisi olarak sevilen bir insan, dünyadaki her türlü maddi değerden ve dünya metaından daha değerlidir. Bu nedenle sevgiye değer veren bir insan, herhangi bir sorun veya engel söz konusu olduğunda, engelin sevgisine zarar vermesine izin vermez; onun yerine çözümlere odaklanır. Sorunları sevgiyi bitirecek bir gerekçe haline değil, sevgiyi daha da güçlendirecek vesileler olarak görür.

 

Sevginin değerini bilen insanlar, geçici engellerin sonsuza kadar kalacak bir güzelliğin önüne geçmesine izin vermezler. Bu nedenle küçük meselelerde takılıp kalmaz; gurur, inat, kapris veya gereksiz alınganlıklar, kırgınlıklar ve büyütülen problemlerin sevgiye engel olmaması için her türlü yapıcı tavrı gösterirler.

 

Gerçek sevgide bıkmak değil; dünyada da ahirette de sonsuza kadar birlikte olma isteği vardır

Allah sevgisine dayanan sevgide insanın bu konudaki en büyük isteği sevdikleriyle hem dünyada hem ahirette sonsuza kadar birlikte olabilmektir.

Çünkü sevilen kişinin varlığı insan için büyük bir nimettir. İnsan nasıl güzel bir nimetin hiç bitmemesini isterse, sevdiği insanla olan beraberliğin de hiç son bulmamasını; sonsuza kadar devam etmesini ister.

 

Sonuç

Sonuç olarak Allah sevgisine dayanan gerçek sevgi, insanın kendi kendine meydana getirdiği geçici bir duygu değildir. Kaynağı Allah sevgisi olan, Allah’ın bir nimet ve lütuf olarak kalplerde yarattığı özel bir bağdır. Bu nedenle böyle bir sevgide tükenmek, sıradanlaşmak, bıkkınlığa dönüşmek veya zamanla yok olmak değil; güçlenmek, derinleşmek ve kalıcı hale gelmek vardır. Sevginin kaynağı Allah olduğu için, sevginin yönü de daima güzelliğe, yakınlığa, bağlılığa ve sürekliliğe doğrudur.

Bu sevgi anlayışı, yalnızca teorik olarak savunulan bir düşünce değil; insanlara yaklaşıma, olayları değerlendiriş biçimine ve ortaya konulan yaşam anlayışına yön veren temel bir bakış açısıdır. Bu nedenle sevgi, şefkat, merhamet, bağlılık, hoşgörü ve insanlara değer verme esasına dayanan inanç ve düşünce sistemi dikkate alındığında, gerçek sevginin insan ruhunda meydana getirdiği derinlik ve güzellik çok açık bir şekilde görülmektedir.