"Faşizmin kanlı tarihi 2" belgeselinden
Benito Mussolini
Faşist ideolojiyle çalkalanan tek Avrupa ülkesi Almanya değildi. Hemen hemen aynı tarihlerde, İtalya'da da benzer bir vahşet felsefesi iktidara gelmişti. Partinin amblemi, balta çevresine bağlanmış sopa demetleri şeklindeki putperest figürdü. Partinin lideri ise Benito Mussolini idi.
1.Dünya Savaşı sonrası İtalya, korkunç bir sefaletle yüz yüze gelmişti. Savaş sonucunda 600 binden fazla insan ölmüş, yarım milyon kadar insan sakat kalmıştı. Ekonomik bunalım ve işsizlik had safhadaydı. Nüfusun çoğunluğunu dullar ve yetimler oluşturur hale gelmişti. Savaş, İtalyanlara büyük kayıplara mal olmuş ama sonuçta hedeflerinin çok azına ulaşabilmişlerdi. Savaştan bitkin ve yorgun çıkmış birçok halkta olduğu gibi İtalyan halkı arasında da görkemli zaferlere ve şatafatlı günlere özlem duyuluyordu.
Geçmiş çağlardaki Büyük İtalya yani Roma İmparatorluğu hasretle anılıyor ve eski Roma toprakları üzerinde hak iddia ediliyordu. Aynı Nazi Almanyası'nın geçmiş putperest kültüre özenmesi gibi İtalya da geçmişin hayalleriyle yaşar olmuştu. İtalya'daki toplumsal gerilimi ve sistem arayışını fırsat bilen Mussolini, 1. Dünya Savaşı'nın bitmesinden sonra eski askerleri, işsizleri ve bazı radikal üniversite öğrencilerini bir araya topladı.
Mussolini yandaşlarını ‘kara gömlekliler’ olarak bilinen yarı askeri bir yapı içinde örgütledi. Kara gömlekliler acımasız ve saldırgandılar. Rakip gördükleri gruplara karşı sokak saldırıları düzenlemeye başladılar. Roma usulü selam tarzlarıyla, şarkılarıyla, üniformalarıyla, slogan ve resmi geçitlerle cahil ve umutsuz halk üzerinde duygusal bir heyecan meydana getirdiler.
29 Ekim 1922'de faşistler 50 bin milisle Roma'ya girdiler. Kral, karşısındaki güce karşı koymanın mümkün olmadığını bildiği için hükümeti kurmak üzere Mussolini'yi görevlendirdi. Mussolini, bir süre sonra diğer bütün siyasi partileri kapattı. Muhalefet liderlerinin bir kısmı yurt dışına çıktı, bir kısmı da hapse atıldı. Mussolini faşistler tarafından, özel yetenekleri olan, seçilmiş ve görevlendirilmiş, sözde üstün bir insan olarak görülüyordu. Mussolini'nin resmi propaganda servisi, basına ne zaman hangi fotoğrafın basılacağını, hangi sayfada ve hangi boyutlarda yayınlanacağını bildirirdi. Bu resimlerde Duce, halkın karşısına gösterişli fotoğraflarla çıkardı. Güçlü bir kumandan, harman yerinde çalışırken, genç faşistlere seslenirken veya politika yaparken.
Tüm bu yayınlarda Mussolini her şeyin en iyisini yapan bir insan olarak tanıtılıyordu. Uçak kullanırken, kamera çekimleri yaparken, yüzerken, Alplerde kayarken çektirdiği resimler gazete sayfalarını süslüyordu. Faşist ideolojinin liderini putlaştırması tam anlamıyla yaşanıyordu.
Mussolini, faşist ideallerini gerçekleştirebilmek için fethedilmesi gerektiğini düşündüğü Etiyopya'ya 1935 yılında savaş ilanı bile yapmadan büyük bir taarruz başlattı. 2 Ekim 1935'te tam teçhizatlı İtalyan orduları Etiyopya'nın stratejik noktalarına saldırdılar. Zehirli hardal gazının sivil yerleşim birimleri üzerinde kullanılması büyük bir katliama neden oldu. Kral Haile Selassie'nin yönetimindeki barışçı Etiyopya halkı, ilkel silahlarıyla modern savaş makinelerine karşı koyamadılar. Sonuç tam bir katliamdı.
Ancak tüm askeri gücüne rağmen Mussolini, 2. Dünya Savaşı'ndan yenik çıktı. Bu yenilgi İtalyan halkında bir başkaldırıya dönüştü. Mussolini ve yöneticileri asılarak idam edildiler. Faşizmin vurduğu ülkelerden biri de İspanya oldu. Hitler ve Mussolini tarafından desteklenen Franko'nun orduları, uzun ve acımasız bir savaş sonucunda karşıtları olan komünistleri yenerek İspanya'ya hakim oldu. Ardından Francisco Franco son derece baskıcı bir rejim kurdu ve ülkeyi 1975 yılına kadar demir yumruk politikasıyla yönetti. Kendi halkından yüz binlerce insanı, üstelik yaşlı, çocuk, kadın diye ayırt etmeksizin katlettirmişti.
Franco, İspanya'yı 1936 yılında çok büyük bir iç savaşa sürükledi. Kardeşi kardeşe, babayı oğula düşürdü. Bu iç savaş boyunca günde ortalama 500 kişi öldü. Şiddet olaylarının, vahşi katliamların, toplu işkencelerin ve insanlık dışı cinayetlerin ardı arkası kesilmedi. İspanya iç savaşı, arkasında yaklaşık 600 bin ölü bıraktı.
Hitler ve Mussolini, İspanya'yı tıpkı bir laboratuvar gibi, silahları ve askerleri için bir deneme alanı olarak kullandılar. Bunun en çarpıcı örneği, Franco'nun yardımlarına karşılık olarak Hitler'e hediye ettiği kasabaydı. 5 Mayıs 1937 sabahı Guernica kasabasının halkı, Nazi teknolojisinin ürettiği dev bombardıman uçaklarıyla yerle bir edildi. Küçük kasaba, Franco tarafından Nazi uçaklarının deneyine terk edilmişti.