"Kuantum ve atomun sırları" belgeselinden.
SİCİM TEORİSİ
Sicim teorisi, evrenin temel yapısına gerçek bir tanımlama getirmek isteyen bilim insanları tarafından her şeyin teorisi olarak da adlandırılır. Genelde elektron, özel bir içyapısı olmayan nokta gibi düşünülür ve sürekli hareket halindedir. Ancak sicim teorisinin varsaydığına göre elektronun sadece bir nokta olmadığı aslında küçük bir sicim halkası olduğu görülür. Sicim teorisinin ardındaki temel fikir 1990'larda popülerleşse de kökleri 1919'da Alman bir matematikçi olan Theodor Kaluza tarafından ortaya atılmış. Ona göre Einstein'ın teorisinde eksik bir yan olabilirdi. Bu yanı fark etmek için de bizim beş duyumuz ve algılarımız yeterli olmayabilir. Yani biz bu dünyayı üç boyutlu algılıyoruz. Bir de içinde bulunduğumuz zaman var. Eğer bir boyut daha varsa ve biz bunu göremiyorsak demek ki başka göremediğimiz boyutlar olabilir.
Sicim teorisinin ve genel olarak parçacık fiziğinin ortaya koyduğu bulgular, içinde yaşadığımız üç boyut devrinin ötesinde başka boyutların da olduğunu varsaymaktadır. Kuran'da Allah'ın alemlerin Rabbi olduğunun bildirilmesi de farklı boyutların varlığını işaret eden bilgilerden biridir.
Kuran'da varlıkları bildirilen cinler ve merekler de bizden farklı boyutlarda yaşarlar. Onların zaman ve mekan kavramları bizden farklıdır. Diğer boyutlarda zaman algısının bizim boyutumuzdan farklı olduğunu bildiren ayetlerden bazıları şu şekildedir:
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım:
“Melekler ve ruh Cebrail, ona süresi elli bin yıl olan bir günde çıkabilmektedir.” (Mearic Suresi, 4)
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım:
“Gökten yere her işi o evirip düzene koyar. Sonra işler, sizin saymakta olduğunuz bin yıl süreli bir günde yine ona yükselir.” (Secde Suresi, 5)
Zamanın izafiyeti, aynı zamanda kader gerçeğini de daha iyi anlamaya sebep olan bir gerçektir. Bizim için milyarlarca yıl süren bir zaman dilimi, Allah katında tek bir andır. Bizim için gelecekte oluşacak bir şey, Allah katında olup bitmiştir. Biz, geleceği, algıladığımız zaman kavramı dahilinde seyrederiz. Oysa bizim görmek için beklememiz gereken bir olay, Allah katında zaten vardır. İleride gerçekleşecek dediğimiz olayların tümü zamansızlık boyutunda zaten olup bitmiştir. İnsanların bir kısmının kader gerçeğini gereği gibi kavrayamamalarının en önemli nedeni bu durumun farkında olmamalarıdır. Oysa yaşanmamış olaylar yalnızca bizim algı dünyamız için de yaşanmamışlardır. Allah ise zamana ve mekana bağlı değildir. Zamanı ve mekanı yoktan yaratan kendisidir. Allah, bir olayın sonucunu görmek için beklemeye ihtiyaç duymaz. Olayın başı da sonu da onun katında tek bir an olarak yaşanır. Geçmiş ve gelecek, hazır olarak Allah'ın daima karşısındadır ve onun belirlediği şekilde gelişir.
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım:
“Yeryüzünde olan ve sizin nefislerinizde meydana gelen herhangi bir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce bir kitapta yazılı olmasın. Şüphesiz bu Allah'a göre pek kolaydır.” (Hadid Suresi, 22)