"Kuantum ve atomun sırları" belgeselinden.
Cern atomun temel yapıtaşları bu merkezin dev laboratuvarında inceleniyor.
Burada yapılan şey maddenin temel yapıtaşlarını incelemek .
Cern 'de yapılan deneylere Big Bang (Büyük Patlama) deneyleri deniyor.
1 sn de 6 yüz milyon parçacık çarpıştırılıyor. Daha fazlası için mutlaka izleyin.
CERN DENEYİ VE HİGGS BOZONU
CERN yani Avrupa Nükleer Araştırma Konseyi. Atomun temel yapıtaşları bu merkezin dev laboratuvarında inceleniyor. CERN yaklaşık 55 yıl önce kurulduğunda atomun çekirdeğine kadar inceleyebiliyordu. Günümüz teknolojisi sayesinde CERN artık bir Avrupa parçacık fiziği laboratuvarı. Burada yapılan şey maddenin temel yapıtaşlarını incelemek.
CERN'de yapılan deneylere Big Bang yani büyük patlama deneyleri deniliyor. 27 km uzunluğundaki tüneli ışık hızına yakın hızlarda geçen protonlar birbirleriyle çarpıştırılıyorlar. Bir saniyede 600 milyon parçacık çarpıştırılıyor. Bu çarpışmalardan bir yılda elde edilen veriler CD'lere kaydedilip üst üste dizilse 20 kilometrelik bir dağ olurdu. Ağrı dağının 5,1 kilometre olduğu düşünülürse bunun nasıl bir veri birikimi olduğu daha net anlaşılabilir. Deneyin sonucunda ortaya koyulan bilgiler ise büyük patlamaya ve büyük patlamadan sonraki nano saniyelere açıklama getireceği için çok önemli. Özellikle de Higgs bozonu adı verilen parçacığın gözlemlenebilmesi fizikçiler açısından önem taşıyor. Çünkü Higgs bozonu büyük patlamadan sonra maddenin nasıl kütle kazandığı sorusuna cevap verilmesini sağlıyor.
Patlamadan sonra her şeyin simetrik olduğu, her parçanın antiparçacığının olduğu bir dönem vardı. İşte bu dönemde Higgs bozonu çeşitli bölgeleri oluşturarak simetriyi kırdı, her bir parçanın antiparçacığıyla çarpışarak yok olmasına engel oldu. Eğer bu simetri kırılmasaydı bugün evrende biz de olmayacaktık.
Boğaziçi Üniversitesi fizik bölümünden Doçent Doktor Erkcan Özcan, Higgs bozonunu anlaşılması daha kolay bir örnekle şöyle anlatıyor:
“Higgs alanı dediğimiz şey bütün evrenin sahip olduğu tüm alanı ifade ediyor. Bu analojide de bir odayı dolduran tüm insanlar Higgs alanı olarak tarif edilebilir. Yine analojiye göre odaya ünlü bir kişi giriyor ve odadaki insanlar bu ünlü kişinin etrafını sarıyorlar. Bu ünlü kişinin odaya girdiği andan itibaren insanların etrafını sarmasından ötürü yürümesi zorlaşıyor ve sarf ettiği enerji de artıyor. Ünlü kişinin bu odada yürüyebilmesi etrafını saran insanlarla birlikte geliştiği için ünlü kişinin çok fazla enerji harcaması gerekiyor. Fakat tam o sırada odaya giren yeni bir kişinin bu oda içerisinde yürümesi daha kolay oluyor. Fakat bazen insanlar arasında yayılan bir dedikodu bile tüm insanları küçük bir alanda toplayarak o alanın etrafında bir kümelenme oluşturabiliyor. Yani odaya ünlü biri girmese dahi buna dair yayılacak bir dedikodu, ünlü bir kişinin odada olmasıyla eşdeğer etkiyi yaratabiliyor. İşte Higgs bozonu da evrendeki bu alan içerisinde ortaya çıkan uyarılmalar sonucunda bazı parçacıkların tek bir yerde kümelenmiş halini ifade ediyor. Tıpkı bir oda içerisindeki insanlar arasında yayılan dedikodu sonucunda tüm insanların küçük bir alanda toplanması ve diğer alanların boş bir hale gelmesi gibi.”
Film süresince atomun içinde meydana gelen pek çok şaşırtıcı ve mucizevi olayı inceledik. Gördük ki atomlardan meydana gelen bir vücutla havadaki atomları soluyor, isimlerdeki atomları yiyor ve suyun atomlarını içiyoruz. Gördüklerimiz ise gözümüzdeki atomlara ait elektronların fotonlarla çarpışmasından başka bir şey değil. Özellikle kuantumda elde edilen son gelişmelerle yepyeni bilgiler de ortaya çıktı. Materyalizmin mutlak madde olarak tanımlandığı atomun içinde materyalistlerin inancının aksine madde değil aslında var olmayan enerji dalgaları vardı. Atomun içindeki bu küçük parçalar tıpkı ışık gibi, istedikleri zaman dalga gibi davranıyor, bazı durumlarda da parçacık özelliği gösteriyorlardı. Yani materyalist yoruma göre, atomun içinde mutlak şekilde var olan madde, materyalistlerin beklentilerinin aksine kimi zaman görülebilir oluyor, kimi zaman da yok oluyordu. Bu da materyalizmin yerle bir olması demektir.
Bilimin tüm dalları gibi fizikte evrenin hiçbir noktasında tesadüfe yeri olmadığını ortaya koymaktadır. Allah'ın yarattığı her şey olağanüstü mükemmelliktedir ve kusursuz bir düzen içinde eşlemektedir. Asıl şaşılması gereken konu bazı insanların kendi vücutları da dahil olmak üzere gördükleri, duydukları ve bildikleri her yerde karşılarına çıkan sonsuz sayıdaki mucizeden etkilenmemeleri ve bu olağanüstü detayların neden kendilerine gösterildiği sorusunun cevabını düşünmemekte ısrar etmeleridir. Oysa Allah'ın Kuran'da bildirdiği gibi:
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım:
“Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün ard arda gelişinde temiz akıl sahipleri için gerçekten ayetler vardır.” (Al-i İmran Suresi, 190)