"Canlıların tasarımındaki mucize: İndiregenemez komplekslik" belgeselinden
İndirgenemez komplekslik – Darwinizm’ Karşı Bilimsel Darbe
Arkeoloji. Hayatın ve insanlığın tarihine ışık tutan bilim dalı. Arkeologlar uzun ve zor kazılar yaparak araç gereçler, sanat eserleri, ev eşyaları gibi canlılığın ve hayatın geçmişi hakkında bize bilgi verebilecek ipuçlarını ararlar.
Buldukları her kalıntı ise tarih adına bir keşif, canlılığın ve insanın geçmişine ışık tutabilecek kıymetli bir hazinedir. Paralar, el aletleri, mutfak malzemeleri, dekoratif eşyalar, geçmişte yaşamış insanların hayatı hakkında bizlere çok önemli ipuçları verirler.
Arkeologlar buldukları eşyaların tesadüfen toprak altında oluşmadıklarını bilirler. Kimse de aksini iddia etmez. Biz bu eşyaların yapıldığı anı görmesek bile, muhakkak bunları tasarlayan ve imal eden bilinçli kişilerin varlığından emin oluruz. Tüm bu eserlerin ve eşyaların hepsi, içerdikleri bilgiyle birer akıllı tasarımdır. Belli bir amaca yönelik olarak tasarlanmış ve imal edilmişlerdir. Kendilerini meydana getiren sanatçının el emeğini, ustalığını, zevkini ve zekasını yansıtırlar. Herhangi bir akıllı tasarımın, doğa şartlarının etkisiyle rastgele şekilde meydana geldiğini iddia etmekse akıl dışı bir önermedir.
Peki ya canlılar? Toprak altından çıkan basit bir aracın bile tasarım eseri olduğunu anlayan insanoğlu, her biri son derece kompleks tasarımlara sahip canlıların kökenini nasıl açıklamalıdır?
20. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren insanoğlu, bilim ve teknolojide büyük gelişmeler kaydetti. Bilim adamları, özellikle biyofizik, biyokimya ve genetik alanlarında yapmış oldukları keşiflerle, canlılığı oluşturan detayların zannedilenin çok ötesinde bir karmaşıklığa ve tasarıma sahip olduğunu anladılar. Ancak, basit bir kalıntıyı bile bulduklarında heyecanlanan bilim adamları, canlılığın kompleks yapısını keşfettiklerinde hiç de heyecanlanmış görünmediler.
Bu ikilem, günümüzün tanınmış bilim adamlarından biri olan Amerikalı biyokimyacı Michael Behe tarafından şu şekilde ifade edilmiştir:
“Son 40 yıl içinde modern biyokimya, hücrenin sırlarının önemli bir bölümünü ortaya çıkardı. On binlerce insan bu sırları bulmak için yaşamlarını laboratuvarlardaki uzun çalışmalara adadılar. Hücreyi araştırmak için gerçekleştirilen tüm bu çabalar çok açık bir biçimde bağıra bağıra tek bir sonucu veriyordu. Tasarım. Bu sonuç o denli belirgindi ki bilim tarihindeki en büyük buluşlardan biri olarak görülmeli, sevinç çığlıklarına ve büyük kutlamalara yol açmalıydı. Ama hiçbir kutlama yaşanmadı, hiçbir sevinç ifade edilmedi. Peki neden? Neden bilim dünyası, keşfettiği büyük gerçeğe sahip çıkmıyor? Çünkü bilinçli bir tasarımı kabul etmek, ister istemez Allah'ın varlığını kabul etmeyi çağrıştırıyor onlara.”
Hücrede ve doğadaki pek çok canlıda bulunan akıllı tasarım, bize onu var eden Yaratıcının üstün aklını, zekasını ve sanatını göstermektedir. Bu üstün yaratıcı ise alemlerin Rabbi olan Yüce Allah'tır.
“O Allah ki yaratandır. En güzel bir biçimde kusursuzca var edendir. Şekil ve suret verendir. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü O'nu tesbih etmektedir. O Aziz Hakim'dir.” (Haşr Suresi, 24)