"Doğadaki mimarlar" belgeselinden
Kunduzlar 2
Mimari, insanlığın kültür mirasının en önemli unsurlarından biridir. Farklı medeniyetler geçtiğimiz binlerce yıl içinde birbirinden çarpıcı mimari harikalar inşa etmiştir.
Piramitler, saraylar, katedraller, camiler her biri usta mimarların hesaplarıyla, binlerce insanın ortak emek ve iş gücüyle ortaya çıkmıştır. Mimari, Allah'ın insanoğluna bahşettiği sanat ve estetik kavramlarının sergi alanıdır.
Peki, doğada da insanlar kadar usta mimarlar bulunduğunu biliyor musunuz?
Kunduzlar, inşaatı büyük bir azimle devam ettirirler. Büyük ağaç kütüklerini ve küçük dal parçacıklarını ustaca dizer ve her geçen gün seti biraz daha büyütürler. Set büyüdükçe önünde oluşan su birikintisi de yükselir. Birkaç aylık çalışma sonucunda büyük bir baraj göleti oluşur. Ancak gölet büyüdükçe kunduzların da barajı sağlamlaştırmaları ve çatlaklarını onarmaları gerekir. Bu zor görevi büyük bir sabırla yerine getirirler. Birkaç aylık emeklerinin sonunda ortaya çıkan manzara tek kelimeyle muhteşemdir. İnsanların yaptıklarına benzer gerçek bir baraj meydana gelmiştir. Dikkat edilirse kunduzlar barajlarını içbükey bir kavisle yapmaktadır. Bu tesadüfen seçilmiş bir şekil değildir. Çünkü su basıncına karşı en iyi dayanan baraj şekli iç bükey olarak inşa edilen barajdır. Nitekim günümüzdeki modern hidroelektrik santrallerin barajları da iç büke olarak inşa edilir. Kısacası kunduzlar, insanoğlunun zaman içinde ulaştığı inşaat bilgisine doğdukları ilk günden beri sahiptir.
Peki, onlara kim bu bilgiyi öğretmiştir?
Kuşkusuz bir canlı tesadüfen baraj inşa etme yeteneği kazanamaz. Su basıncını en iyi karşılayacak baraj yapısını tesadüfen bulamaz. Ve bu yetenekleri sonraki nesillere aktaramaz. Kunduza, sahip olduğu yetenekleri veren, tüm canlıları yaratan ve onlara işlerini ilham eden Yüce Allah'tır.
Kunduzların tüm bu dev barajı inşa etmekteki amaçları, içine yuvalarını yapabilecekleri durgun bir göle sahibi olmaktır. Barajı inşa ederken bir yandan da kendi yuvalarını yaparlar. Yuva, göletin kenarında toprağa yakın bir yerdedir.
Üstten bakıldığında bir tahta yığını gibi duran yuva aslında çok iyi tasarlanmıştır. Yuvaya giriş sadece su altındandır. İçeri girebilmek için gizli bir tünelden geçmek gerekir. Tünel aşıldığında ise su seviyesinin üstünde kalan saklı bir oda ortaya çıkar. Kunduz ailesi bu kuru ve güvenli odada yaşamaktadır.
Bazen kunduzlar yuvalarını iki katlı yapar. Birinci kat giriş ve salon odası, ikinci katsa yemek ve yatak odasıdır. Bir kunduz yuvasının iki ayrı su altı girişi ve bir de üst tarafta yer alan havalandırma kanalı vardır. Bu harika yuvanın içinde kunduzlar hem dış tehlikelerden korunmuş hem de konforlu bir barınak elde etmiş olurlar.
Yavrular dünyaya gözlerini yuvanın içinde açar. Biraz daha büyüdüklerinde ise anne ve babalarıyla birlikte dışarı adım atmaya ve dünyayı tanımaya başlarlar. Yüzmekten yorulduklarında annelerinin sırtına binmek en sevdikleri şeydir.
Kunduzların oluşturduğu göletin yüksekliği kimi zaman 3-4 metreyi bulur. Aslında yuvalarını kurmak için bu kadar da derin bir suya ihtiyaçları yoktur.
Peki, o zaman neden bu kadar yüksek bir gölet oluşturmaktadırlar?
Bu sorunun cevabı kış mevsiminde ortaya çıkar. Kışın göletin yüzeyindeki su donar ve oldukça kalın bir buz tabakası oluşur. Eğer gölet yeterince derin olmasa donma en derine kadar ilerleyecek ve tüm gölet bir buz kalıbına dönecektir. Bu ise kunduzların hareket yeteneğini yok edecektir. Kunduzlar sanki bunu bilirmişçesine göleti alabildiğince derinleştirirler. Bu sayede kışın buzun altında kalın bir su tabakası kalır. Bu kunduzların hareket ve beslenmesi için yeterlidir.
Düşünüldüğünde, kunduzların gerçekten de olağanüstü bir iş yaptıkları anlaşılmaktadır. Bu küçük canlılar pek çok insanın iyi bir mühendislik eğitimi görmeden başaramayacağı bir işi başarmaktadır.
Peki, onlara bunu yaptıran kimdir?
Kunduzların çok da zeki varlıklar oldukları söylenemez. Peki, bu küçük canlılar özel su girişlerine, havalandırma kanallarına sahip yuvalarını nasıl tasarlamaktadır?
Dünyanın en modern hidroelektrik santralleri ile aynı dizayna sahip barajlar yapmayı nereden bilmektedirler. Bunlar bu küçük sevimli canlıların akıl ve bilgisini çok çok açan işlerdir.
Açıktır ki yaptıkları işlere onları yaptıran büyük bir kudret vardır. Tüm canlıları yaratan ve onlara davranışlarını ilham eden Yüce Allah, kunduzlara da mükemmel barajlar ve yuvalar yapmayı ilham etmektedir. Bir Kuran ayetinde Allah'ın canlılar üzerindeki hakimiyeti şöyle açıklanır:
“Göklerde ve yerde bulunanlar O'nundur. Hepsi O'na gönülden boyun eğmiş bulunuyorlar.” (Rum Suresi, 26)