Günümüzde insanların büyük bölümü hayatlarını dikkati kapalı olarak sürdürür. Şuur kapalılığı olarak da nitelendirilen bu durum yalnızca zihinsel bir zayıflığı ifade etmekle kalmaz; aynı zamanda imani bir eksikliği de gösterir. Çünkü Allah, kullarının açık şuurlu ve dikkatli olmasını ister. Bu yönüyle dikkat, insanın hayatındaki önemli ibadetlerden biridir.

Dikkatin Allah’a Verilmesi İmanın Temelidir
Müminin dikkatini her zaman açık tutması imanının bir gereğidir. Bundan dolayı Allah ile kesintisiz bağlantıdadır; şuuru her zaman açıktır; tüm dikkatini önce Allah’a verir. Allah'ı seven ve Allah'tan korkan bir insan, keskin bir dikkatle O'nun sınırlarını korur; Allah'ın her emrini kusursuzca yerine getirmek için büyük bir titizlik gösterir. O'nun her şeye güç yetiren ve evrenin tek hakimi olduğunu, her şeyi en güzel ve hayırlı şekliyle yarattığını bilir. Nitekim Kuran’da tüm güç ve kudretin yalnızca Allah’a ait olduğu şöyle bildirilir:
Onları siz öldürmediniz, ama onları Allah öldürdü; attığın zaman sen atmadın, ama Allah attı. Müminleri kendinden güzel bir imtihanla imtihan etmek için (yaptı.) Şüphesiz Allah, işitendir, bilendir. (Enfal Suresi, 17)
Bu önemli gerçek, müminin hayatını şekillendirir. Mümin, gece gündüz her şeyin tek hakimi olan Allah ile samimi ve kesintisiz bir bağ içindedir.
Ancak gün içinde bazı insanların pek çok sebeple dikkati dağılabilir. İradesini kullanarak dikkatini açık tutması, her an Allah’ın huzurunda olduğunu unutmaması gerekir. Dikkatini Allah’tan ayırmayan bir insan, günahlardan ve hatalardan sakınır. Kur’an’ı daha derin kavrar. Bu durum, imanının güçlenmesine vesile olur.
Dikkatin Açık Olması Şirkten Korunmanın Yoludur
“Ben yaptım, ben başardım” gibi ifadeler, farkında olmadan insanı şirke yaklaştırır. Oysa müminin en çok sakınması gereken tehlike şirktir. Çoğunlukla bu tehlike, ince bir perde arkasında sinsice kendini gizleyebilir ve fark edilmesi zor olabilir.
Hayatın her alanında -hastalıkta, başarıda, karşılaşılan imtihanlarda ya da günlük kararlarımızda- bu risk varlığını hep sürdürür. Ancak kişi dikkatini sürekli açık tutup Allah ile bağlantı halinde olursa, her hareket ve davranışında O'na yönelirse, tüm sebeplerin ve sonuçların tek hakiminin Allah olduğunu bilirse, şirk tehlikesinden uzak kalır. Bu bilinç ile de hem maneviyatında hem de yaşantısında büyük bir ferahlık ve bereket olur.
Dikkat, Nefse Karşı Uyanık Olmayı Sağlar
Rabbimiz Kuran'da, insan nefsinin iki tarafı olduğunu bildirmiştir. Buna göre insanın içinde kötülüğü emreden bir taraf ve o kötülükten sakınmayı emreden diğer bir taraf bulunmaktadır. Nefsin bu iki yönlü özelliği, dünyanın bir eğitim yeri olmasının sonucudur.
Kötülük her insanın nefsinde vardır. Ancak bunu temizleyip arındıran kurtulacaktır. Müminler nefislerindeki kötülüklere teslim olmaz, Allah'ın ilham ettiği şekilde ondan sakınırlar. Ölüm, hastalık, acizlik ve çeşitli zorluklar, insanın nefsini disipline eden ve kişinin imanını olgunlaştıran vesilelerdir.
Nefs "var gücüyle kötülüğü emreden" olduğuna göre, nefse karşı sürekli uyanık olmak gerekir. Nitekim mümin, en yüksek dikkat ile, nefsinin fücurundan (kötülüklerinden) korunur. Allah'ın rızasına uygun bir yaşam geçirmek için daima doğrulara yönelir. Her an vicdanını kullanarak davranmaya çalışır. "Onu arındırıp-temizleyen gerçekten felah bulmuştur” (Şems Suresi, 9) ayetinde bildirildiği gibi düşüncelerini, kararlarını ve davranışlarını sürekli sorgulayarak dikkatini açık tutar.

Dikkat Allah Sevgisine Yönelmelidir
Gerçek sevginin kaynağı Allah’tır. Bu nedenle sevginin, asıl sahibine yani Allah’a yöneltilmesi son derece önemlidir. Müminler, Allah'ı çok severler ve tüm dikkati O’na teksif ederler. Hayatlarının her anında Allah'ın sevgisini ve rızasını kazanmak için ciddi bir çaba içinde olurlar. Bu çabalarının harcını ise keskin dikkatleri ve özenleri oluşturur.
Dikkatin Allah’a yönelmesiyle yaratılmışlara karşı güçlü ve samimi bir sevgi doğar. Allah sevgisiyle dolu bir ruhta tevazu, muhabbet, huzur, itidal, dinginlik ve sakinlik gelişir; güzel söz, iltifat, saygı, coşku ve sevinç hayatın doğal bir parçası haline gelir. Bu nedenle mümin, tüm dikkatini ve sevgisini Allah’a yönelttiğinden her zaman akılcı, dengeli ve mutmaindir. Şayet insan dikkatini Allah’tan başka şeylere kaydırırsa farkında olmadan gaflet içine düşebilir. Allah sevgisinin eksikliğinde zamanla gaddarlık, merhametsizlik ve zalimlik gelişir; kişinin hal ve hareketlerine kibir, bencillik, soğukluk, alaycılık ve katılık hâkim olur. Bu nedenle insan, açık şuur ve keskin bir dikkatle her an Allah'a yönelmeli, O'na güçlü bir sevgi ile bağlanmalıdır.
İbadetlerin Hayata Geçirilmesi İçin Dikkatin Açık Olması Şarttır
Dikkat, geliştirilebilen bir yetenektir. İnsanın dikkatini açık tutması ibadetlerin ve güzel ahlakın hayatına tam olarak yerleşebilmesi için çok önemlidir. Kur’an ahlakına uygun yaşamak, hayatın her anında hızlı, doğru ve bilinçli kararlar almayı gerektirir. Samimiyet, dürüstlük, tevazu, sabır, adalet, şefkat, merhamet, affedicilik, fedakârlık, cömertlik, sadakat ve güzel sözlü olmak gibi üstün ahlak özelliklerini gerektiği anda uygulamak, bir ibadettir.
Dikkatin açık olması bu ibadetlerin hakkıyla yerine getirileceği anların fark edilmesine ve yaşanmasına olanak sağlar. Tıpkı namazı vaktinde kılmanın ya da orucu bilinçli bir şekilde tutmanın değeri gibi, bu ibadetler de şuur ve dikkatle yerine getirildiğinde değer kazanır. Kur’an ahlakını yaşamak, Allah’ın beğendiği ahlakı hayatın her anında uygulamak demektir. İşte dikkat, bu ahlakı yaşayabilmenin ve hissedebilmenin en temel şartıdır.
Sonuç:
Mümin, hayatının her anında dikkatli olur, her davranışını ve düşüncesini Allah’ın rızasına uygun olarak şekillendirir. Helale ve harama özen göstermek, Allah’ı anmak ve kalbi sürekli O’na yöneltmek, derin imanın oluşmasına vesile olur.
Dikkat, aynı zamanda tevekkülün de temel bir parçasıdır; insan dikkatini Allah’tan uzaklaştırdığında gelecek korkusu, kaygı ve endişe ortaya çıkar, Allah’a yönelttiğinde ise büyük bir huzur ve rahata kavuşur.
İnsan tüm dikkatini Allah’a verdiğinde, O’nun varlığını ve sonsuz kudretini asla unutmaz; her şeyin bir kader üzere yaratıldığını, ölümün yakınlığını ve ahiretin varlığını hep hatırında tutar. Bir Kur’an ayetinde şöyle bildirilir:
Dikkatli olun; gerçekten onlar, Rablerine kavuşmaktan yana derin bir kuşku içindedirler. Dikkatli olun; gerçekten O, her şeyi sarıp-kuşatandır. (Fussilet Suresi, 54)
.jpg)


